Son günlerde Scarlett Johansson ve Sam Rockwell’li yeni projesi Jojo Rabbit ile gündeme gelen Taika Waititi’den kendi kariyerinin adeta bir özeti olduğunu söyleyebileceğimiz üç önemli kural!

Avustralyalı oyuncu, senarist ve yönetmen Taika Waititi, kuşkusuz sinema dünyasının en nev-i şahsına münhasır karakterlerinden bir tanesi. Karakterini bir kenara bırakırsak Taika Waititi’nin bir yönetmen olarak her geçen gün auteur olma yolunda ilerlediğini söyleyebiliriz. İsmini geniş çevrelere duyurmasını sağlayan 2014 yapımı What We Do in the Shadows’tan sonra Hunt for the Wilderpeople’la kimilerine göre 2016’nın en iyi filmlerinden birine imza atmış olan yönetmen, son olarak kendine has mizah tarzını yansıttığı Marvel filmi Thor: Ragnarok ile karşımıza çıkmıştı. Eğer ki yönetmeni Twitter üzerinden takip etmiyorsanız ivedilikle takip etmenizi öneririm, keza Waititi’nin kişisel hesabının da en az karakteri kadar renkli olduğunu belirtmek gerek. Thor: Ragnarok sonrası sessizliğe gömülen Taika Waititi, bildiğiniz üzere nihayet beyazperdeye geri dönüyor. Scarlett Johansson ve Roman Griffin‘in kamera karşısına geçtiği Jojo Rabbit, genç bir çocukla hayali arkadaşının hikâyesini anlatıyor. Ancak bu çocuk Hitler Gençliğinin bir parçası olmak istiyor. Söz konusu hayali arkadaş da, Adolf Hitler’in kendisi! Taika Waititi’nin son dönemde gündeme gelen yeni projesini bir kenara bırakıp yönetmenin filmografisinden çıkarabileceğimiz üç önemli kurala dönelim.

Taika Waititi’den Yönetmen Adayları İçin Altın Değerinde 3 Kural

Tutunamayan, kaybeden bir karakter yaratın

Taika Waititi, bir vampir hikâyesi anlatsa bile bu karakterin adeta bir loser olduğu gerçeğini yadsıyamayız. Esasında Waititi sinemasının bütün karakterleri bu şekilde kuruluyor çünkü Taika Waititi, kendi hayatı da dahil buradan besleniyor. Hayatında kaybeden karakterlerin izleyici için daha kolay bağ kurulabilen karakterler olduğunu da unutmamak gerek.

Küçük başlayın

Taika Waititi tıpkı Damien Chazelle’in Whiplash’te yaptığı gibi filmlerini önce kısa metraj olarak çekiyor. Two Cars One Night, What We Do in the Shadows yönetmenin anlatısını öncelikle kısa film formatında denediği uzun metrajları. Bu durum yönetmenin hem fikrinin işleyen ve işlemeyen yönleri üzerinden kolaylıkla geçebilmesini sağlıyor hem de küçük bir kurulumla başladığı ancak aklından atamadığı bir projeyi geriye dönüp uzun metraja dönüştürmesine olanak tanıyor.

Akıntıya karşı yüzün

En iyi olduğu konuda belirli bir başarı yakalayan herhangi bir yönetmen, o güne dek yaptığı şeyleri tekrar ederek aynı başarısını garantiye almaya çalışabilir ancak Taika Waititi bunun tam tersini söylüyor. Bir yönetmenin kendisini tekrar etmekten kaçınmasının gerekliliğini vurgularken Thor: Ragnarok’un bu bağlamda kariyerini sona erdirebilecek bir risk olduğunu da belirtiyor.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi