Šílení – Lunacy (2005)

lunacy-filmloverss

Lunacy, isminin de anlattığı gibi delilik üzerine bir film ve her zamanki gibi Švankmajer’in bir temayı en absürt haliyle sunup topluma, politikaya ve medeniyet kavramına dair eleştirel söylemlerde bulunduğu bir yapım. Anlaşılamamak gibi bir kaygı gütmese de yaptığı işi yine kendi mizahı ile açıklıyor film başlamadan Švankmajer. Filmin, motiflerinin esinlenildiği Edgar Allen Poe’ya ve yıkıcılığı ile değerlere küfür eden yanının da Marquis de Sade’a borçlu olduğunu belirtip onlara övgü niteliğinde olduğunu açıklıyor izleyiciye. Onların temalarından yararlanması Švankmajer için çok samimi bir duruş, çünkü o da onlarla aynı şekilde –belki Sade kadar ileri değil ama– özgürlükçü bir tutum içinde karanlık olarak tasvir edilen konuları irdelemekten hoşlanıyor, didaktiklik ise takındığı bir tavır değil kesinlikle. Bunu da Buñuel gibi sürrealizmin derinliğiyle irdeleyip yine hem görsel anlamda hem de metinsel açıdan estetik bir film ortaya çıkarıyor. Ama Švankmajer’in filmi korku filmi olarak nitelendirmesi beklentileri değiştirmemeli, zira kendisi korku türünün dejenerasyonunu kullandığını belirtir ama film fiziksel korkudan ziyade enetelektüel ayrıntılarıyla çok daha derinden bir ürperti yaratır.

Delilik, diğer olmanın en koyu tanımlamalarından biri olarak ortaya çıkmıştır. Normal ve hasta ayrımı, ‘delilerin’ tedavisi ya da tedaviden öte ayrı tutulup hayatın içinden alınmaları, toplum tarafından güzelce rasyonalize edilmiş olsa da medeniyetin en ayrımcı tutumların biridir. Normal olarak tanımlanan eylemlere, normlara uymayanların toplumdan dışarı atılmaları ve normalize edilmek için uygulanan insanlık dışı tedaviler sonrasında akıl hastaneleri ve psikoterapi kavramları sürekli olarak irdelendi durdu medya aracılığıyla. Bunun nasıl yapıldığı ise konuya olan bakışın konumu açısından en önemli nokta. Švankmajer her zamanki gibi insanın kendi yarattığı kültürle önce doğaya sonra da kendine zarar verişinin karşısında yer alıyor. Yaşadığımız; onun da görüşüyle, öyle bir toplum ki birer et parçasından farksız konumlandırılıyoruz aslında. Švankmajer; Lunacy’de ise stop motion tekniğini hikaye dışı (non-diegetic) bir yöntemle kullanıyor ve hikayenin arasında, bir soluk durağı gibi duran ama aslında soluk kesici bir şekilde hareket kattığı et parçalarıyla durumun derinliğine atıveriyor izleyiciyi.

Dönem filmi olarak kurgulanan hikayede annesinin akıl hastanesinde ölmesinden sonra ruh sağlığını bozan rüyalar görmeye başlayan Jean, varlıklı bir adam olan ve ona yardım etmek isteyen Marquis ile tanışır. Dilsiz bir de uşağı olan bu adam ise yardımdan çok Jean’in akli dengesine daha çok zarar verir. Kendi korkusunu (ölmeden gömülmek) yenmek için bunun üstüne giden Marquis, Jean’a da bunun için akıl hastanesinde kalmasını önerir. İstediği zaman çıkabileceğini düşünen Jean, özgürlükçü bir tavır takınan hastanenin aslında göründüğü gibi olmadığını öğrenir. Švankmajer’in tüm filmleri zaten kendini alenen belli etmese de politik bir temele dayanır ama bunların arasında Lunacy ayrı bir dişli kabul edilebilir. Çünkü Marquis’in din karşıtı, cinsellik ve kanla bürülü ayinlerle dışa vurduğu karnal tutumları ile Jean’in inançlı yaklaşımı büyük bir çatışmadır ve Švankmajer burada bir taraf tutmaktansa iki kişinin diyalogundan çatışmanın kendisini sunmayı tercih eder. Öte yandan akıl hastanesi sözde özgürlükçü tutumu ile hastalara tam irade özgürlüğü sunduğunu belirtirken, film burada kapitalizmden sanatın geldiği noktaya kadar dil uzatır. Kaldı ki hastanenin asıl baskıcı yöneticileri de katran ve tüye bulanmış halde hapis tutulmaktadır ve kaçtıklarında baskı rejimini tüm şiddetiyle geri getirirler. Švankmajer daha en başında filmin konusunun bir akıl hastanesinin nasıl yönetilmesi ile ilgili ideolojik bir tartışmanın olduğunu belirtmişken bize de filmi hem sürükleyici öyküsüne, hem sanatsal duruşuna – ki Švankmajer’in bunu şiddetle reddedetmesine karşın – hem de çok sembolik ama bir yandan da en gerçekçi haliyle sunulan alt metnine – mutlak özgürlük mü yoksa kontrol ve ceza mı sorusuna – kapılarak izlemek düşer.

1 2 3 4 5 6 7
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi