Otesánek –  Little Otik (2000)

little-otik-filmloverss

Švankmajer yine bilinen bir hikayeyi kendi keskin görsel stili ve politik duruşuyla uyarlayıp insanların ‘açlıklarına’ dikkat çekiyor dördüncü uzun metrajlı filmiyle. Little Otik, görünürde basit ve belki konusu gereği yüzeysel algılanacak bir film olmasının ötesinde hem alt metniyle hem de kurulan dünyadaki küçük ayrıntılar ile derin sorunlara, yine etkileyici bir biçimde değiniyor. Yine bir çocuk filmi gibi görünen ama bu temayı kullanarak yetişkinleri sarsan bir film izliyoruz Švankmajer sayesinde.

Bebek sahibi olamayan bir çift, bunu hayatlarının tek eksiği olarak görür ve adamın bebeğe benzer bir odun parçası bulması, kadının da onu histerik bir biçimde bebeği olarak beslemesi ile başlar hikaye. Kadının bebeğe gittikçe bağlanması ve çevrelerindekilere hamile taklidi yapması adamın ‘komşulara ne diyeceğiz’ tepkisine yol açar ama odun bebeğin gerçekten hayat bulması ile hikayenin yönü değişir. Çiftin komşularıyla ilişkileri ve küçük kızlarının apartmanda başka bir arkadaşı olacağı heyecanıyla hayatlarına dahil olmaları ile küçük Otik’in doğası gereği açlığına karşı gelemeyişi -en başta da ‘gerçek insan bebek’ olmayışı- çeşitli çatışmalara yol açar. Little Otik efsanesi ise bilmeyenler için küçük kızın ağzından anlatılır yine bir Švankmajer göstergesi olarak. Hikayede açlığını bir türlü gideremeyen Otik, önüne çıkar her şeyi yemeye başlar ve sonu hikayedeki gibi bitirilse de Švankmajer son noktayı kendisi koymamayı tercih eder. Küçük kız apartmanda olan olayları gizlice takip eder ve bir zaman sonra ailesi tarafından reddedilmek zorunda kalınan küçük Otik ile bir bağ kurmaya başlayıp hikayenin gidişatını değiştirmek için uğraşır.

Karakterlerin bir toplum temsili yaratması sayesinde, buradaki açlık teması da toplumdaki karşılığıyla incelenmiş oluyor. Hem kısa filmlerinde hem de uzun metrajlarında yemeği ve yemek yemeyi kendine konu edinen Švankmajer, toplumun buna verdiği önem ile medeniyetin bulunduğu noktayı kurcalıyor her zamanki gibi.  Her şeyin tüketim maddesi haline gelmesi üzerine önemli bir eleştiri olarak duran Little Otik, başta çocuk sahibi olma arzusunun dahi kendi gerçekliğinden çok bir tüketim maddesi olarak var olmasına dikkat çekiyor. Hem toplumun kendi içinde bireylere yönelttiği bu zorundalıkları hem de medyanın yarattığı etkiyi, gerek öykünün genel çatışmasında gerek küçük ayrıntılarda gösteriyor. Otik’in açlığı, bebek dürtüselliğinin çok ötesinde tüm çevresini tüketmesine neden oluyor. Belki de insanoğlunun doğayı sömürmesine bir tepki olarak Otik de insana ait her şeyi silip süpürüyor.

Filmde medyanın ve modanın bireyler üzerindeki etkisi de çok güçlü resmediliyor. Komşu adam, izlediği reklamlardaki ürünleri artık halüsinasyonlarla görmeye başlar. Diğer yandan çocuk sahibi olmak da bir modanın parçası haline gelmiş gibidir. Toplum baskısı da hem bu açıdan hem de ailelerin çocukları üzerindeki baskıdan hissedilebilir. Apartmanda yaşlı bir pedofili de yaşamaktadır ve cinsellik üzerine konuşması dahi babası tarafından baskılanan küçük kız, bu tehdidi de kendi içinde halletmek durumunda kalır. Švankmajer her ne kadar didaktik olmaktan kaçınsa da altını çizdikleriyle her ayrıntıda belli bir farkındalık uyandırır. Burada ise karakterlerin içlerinde yer aldıkları hikayenin farkındalığına rağmen bildiklerini okumaları, seyircide yaratılan farkındalığı da daha güçlü kılıyor.

1 2 3 4 5 6 7
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi