37. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Belgesel Yarışması bölümünde gösterilen Onun Filmi’nin yönetmenleri Su Baloğlu ve Merve Bozcu ile filmin Türkiye sineması içindeki önemini, belgeselin konusu ve biçimi hakkındaki tercihlerini ve çekim sürecindeki deneyimleri hakkında konuştuk.

Türkiye sinemasında film üretiminde bulunan kadınların hikâyeleri, görüşleri ve üretim sürecinde yaşadıkları deneyimleri izleyiciye aktaran filmin anlatısında, Onun Filmi’ni çekerkenki süreç üzerinden yönetmenler Su Baloğlu ve Merve Bozcu da yer alıyor. Belgesel bu şekilde, konvansiyonel “konuşan kafalar” belgeseli çizgisinden ayrılarak kendini aynalayan bir strateji ile Türkiye sinemasında önemli bir yer ediniyor.

Güvenç Atsüren: Kariyerlerinin başında iki genç yönetmen olarak Onun Filmi gibi bir projeye sizi çeken etmenler nelerdi, böyle bir belgesel yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

Merve Bozcu: Su’yla Kadir Has Üniversitesi’nde yüksek lisans yaparken tanıştık ve kariyerlerimize akademi alanında devam etme niyetindeydik. 2014 yılında benim tez sürecim yeni bitmişti ve Su’yla her zamanki gelecek konuşmalarımızdan birini yapıyorduk. Set korkusu olan insanlar olarak akademi mi saha mı konuşmasını hep yapardık ve akademide olmanın bizim için iyi olduğuna karar verirdik. Böyle bir konuşma sırasında Su’ya kadın yönetmenlerin set deneyimlerini okuyabileceğimiz bir kaynak olmadığını, yönetmenlerle röportaj yapıp bunu kitaplaştırmayı önerdim. Su da doğal olarak neden film yapmıyoruz dedi ve yolculuğumuz başladı. Bu fikirdeki merak tamamen kişiseldi. Kendi korkularımız ve haklı tedirginliklerimiz vardı daha önce edindiğimiz deneyimlerden ve bizden daha deneyimli kadınlara merak ettiğimiz soruları sormak ve süreci belgelemek istedik.

Güvenç Atsüren: Belgeselde farklı kuşaklardan çok önemli sinemacıları görüyoruz. Böylesine büyük isimlere projenizden bahsederken -olumlu ya da olumsuz- ne tür beklentiler içerisindeydiniz? Çekimlere başlamadan önce filmde yer alan sinemacıların projeye nasıl baktıklarından söz edebilir misiniz?

Merve Bozcu: Olumlu beklentimiz kabul etmeleri olumsuz kabul etmemeleriydi.  Şaka bir yana tabii ki projeyi anlatırken ya da tartışırken yönetmenlerden gelecek olumlu ya da olumsuz her türlü yorumu çok merak ediyorduk. Bizim göremediğimiz neler vardı acaba? Proje daha iyi hâle nasıl gelebilirdi? Bu tür şeyler bizim için çok önemliydi. Filmin içinde yer almayı kabul etmeseler bile filmi tartışmak, buna zaman ayırmaları bizim için çok değerliydi.

Su Baloğlu: Açıkçası henüz kimseye söz etmemişken bile ben bu işe olumsuz bakılmayacağını tahmin ediyordum. Çünkü şöyle bir şey var: bu uzun zamandır eksikliği hissedilen bir film aslında. Görüşmeye gittiğimiz sinemacılardan sıklıkla şunu duyduğumu hatırlıyorum: “Çok güzel bir iş yapıyorsunuz. Nihayet birileri bu konuyu işlemeye soyundu.” Gerçekten de daha görünür olmaya ve kendi süreçlerinden bahsetmeye hevesli olacaklarını düşünüyordum, öyle de oldu gerçekten. Biraz da nasihat duyacağımızı düşünüyordum aslında, ve onu da yaşadık zaman zaman.

“Cinsiyet eşitliği konusunda henüz sınavını verememiş bir ülkeyiz ve ancak bu konular devamlı olarak konuşulup tartışıldığı sürece ileriye gideceğiz.”

Güvenç Atsüren: Belgesel de özellikle tartışılan konulardan “kadın yönetmen” ya da sadece “yönetmen” olarak anılmak konusunda sizin düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Merve Bozcu: Aslında Zeynep Dadak filmin içerisinde bunu çok güzel bir yerden açıklıyor: Tabii ki bir yönetmen öncelikle yönetmendir ve cinsiyet kalıplarının içine sıkıştırılmak istemez. Ama bunu politik bir duruş olarak görüp, bunun mücadelesini vermek isteyen kadınlar da olacaktır. Bu nasıl bir yönetmen olduğunuz sorusuyla aynı gibi sanki. Kimisi bağırıp çağırmayı tercih edecektir kimisi sakin kalmayı ama ortak nokta olarak derdimizi sinemayla anlatıyor olacağız.

Su Baloğlu: Tamamen bağlamla ilgili bir konu bu. Bir yönetmenin ortaya çıkardığı işle ilgili konuşuluyorsa ve cinsiyetinin zikredilmesi gerekiyorsa, konuyla da alakası varsa “kadın yönetmen” denilebilir. Sonuçta cinsiyet eşitliği konusunda henüz sınavını verememiş bir ülkeyiz ve ancak bu konular devamlı olarak konuşulup tartışıldığı sürece ileriye gideceğiz. Fakat konuyla hiçbir ilgisi yokken bir yönetmenin cinsiyetini belirtmek yersiz, ve adı üzerinde cinsiyetçi. Yönetmen yönetmendir.

Güvenç Atsüren: Film, içeriği sebebiyle tarihe bırakılmış bir not gibi aslında. Ama sizin de kariyeriniz başında yönetmenler olarak, durumunuz seyirciden biraz daha farklı. Tecrübeli sinemacılardan, filmin yapımı aşamasında öğrendiğiniz şeyler oldu mu? Türkiye’de sinema yapmak isteyen bir kadın olarak, filmin öncesindekilerle, filmi tamamladıktan sonraki his ve düşünceleriniz arasında farklılıklar var mı?

Merve Bozcu: Yönetmenlerin deneyimlerini duymak çok önemliydi öncelikle. Her birinin yolculuğu çok farklıydı, karakteri çok farklıydı. Spesifik olarak şunu öğrendim diyemem ama her duyduğum bana bir şey kattı. Kimisine katılmadım, kimisi farklı bir bakış açısı sundu bana.

Filmin öncesi ve sonrası arasındaki farklılık olarak ise şunu söyleyebilirim. Özgüven olarak başlangıçta ve sonrasında farklı bir yerdeydim. Önceden bir şeyi yapabilirken çekinmeme rağmen, şu an daha sağlıklı bir düşünme süzgecinden geçirerek karar veriyorum ve bu benim kararım cümlesini kendime karşı daha rahat kurabiliyorum. Hata yapmaktan çok korkup geri çekilirken, şu an hatalarla da olsa istediğim şeyleri yapmak için çalışacağımı biliyorum.

“Sadece röportajlardan oluşan bir filmi yapmak zaten oldukça kolay, filmden de farklı bir şey ortaya çıkıyor aslında o zaman. Bu sebepten filmin merkezine kendi serüvenimizi yerleştirmek istedik.”

Güvenç Atsüren: Onun Filmi yapısı gereği bir “konuşan kafalar” belgeseline dönüşebilecekken; sizin de bu filmi yapma sürecinizin de anlatıya dâhil olmasıyla, diğer sinemacılardan dinlediklerimiz ile sizin deneyimleriniz arasında bir bütünlük oluşuyor; böylelikle filmin seyir zevki de başka bir seviyeye evriliyor. Projeyi en başından beri böyle mi planlamıştınız, yoksa bu tercih süreç içinde mi gelişti; böyle bir yol izlemeye nasıl karar verdiniz?

Su Baloğlu: Bu tercih hep vardı. Başından beri bizim bu filmi yapma sürecimizi de röportajlara paralel olarak filmin içinde vermek istiyorduk. Sadece röportajlardan oluşan bir filmi yapmak zaten oldukça kolay, filmden de farklı bir şey ortaya çıkıyor aslında o zaman. Bu sebepten filmin merkezine kendi serüvenimizi yerleştirmek istedik.

Güvenç Atsüren: Türkiye’de belgesel sinema, festivallerde dahi, oldukça kısıtlı bir biçimde seyirciyle buluşabiliyor. Böyle bir ortamda filmin festival gösterimlerinin ardından ticari gösterime girebilmesi ve genel itibarıyla Türkiye’deki belgesel sinema hakkında neler söylemek istersiniz?

Su Baloğlu: Enteresan bir biçimde belgesel Türkiye’de hala sinema olarak algılanmıyor. Bu filmi yaparken bir çok kez “ne zaman sinema filmi yapacaksınız” sorusuyla karşılaştık. Hem de çoğunlukla sinemacılardan. Bu gerçekten üzücü çünkü gerçekten dünyada en ilginç işler belgesel sinemada yapılıyor olabilir. İnanılmayacak kadar zengin bir dünyası var. Ama belgesel sinemanın akıllarda hala doğa belgeselleri çağrışımı yaptığı bir ülkede, yaptığımız belgesellerin gereken değeri görmesini, haftalarca, aylarca vizyonda kalmasını, festivallerde ek gösterimler yapılmasını bekleyemiyoruz. Dolayısıyla biz filmimizi şanslı görüyoruz diyebilirim. Çünkü gerçekten ne festival yolculuğu olabileceğinden ne de vizyona girebileceğinden hiç emin olarak başlamadık bu filme.

Güvenç Atsüren: Onun Filmi’nin ardından hâlihazırda üzerinde çalıştığınız, birlikte ya da tekil olarak gerçekleştirmek istediğiniz; belgesel ya da kurmaca projeleriniz var mı?

Merve Bozcu: Su şu anda yapımcılık yapıyor. Bense yönetmen olarak yine bir uzun metraj belgesel projesi geliştiriyorum. Konusu annelikle ilgili ve yine bir kişisel belgesel olacak. Bir de uzun metraj kurmaca film projesi var yolda.

Su Baloğlu: Hâlihazırda beraber yapacağımız bir proje yok ufukta ama olmayacağı anlamına da gelmiyor bu. Merve yönetmenlikten ben yapımcılıktan ilerlediğimiz için bu kombinasyonla beraber üretmeye de devam edebiliriz. Her halükârda tüm işlerde her zaman birbirimize destek atıyor olacağız.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi