Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa


Ödül sezonunun resmen başlamasıyla birlikte yılın merakla beklenen filmleri çeşitli festivallerde boy göstermeye başladı. Bu yıl pek çok önemli yönetmenin yeni filmlerinin bizlerle buluşacak olması nabzımızın her geçen gün daha fazla yükselmesine neden oluyor.

Öte yandan bazılarını yılın başından bu yana, bazılarını ise yıllardır beklediğimiz filmler sonbaharın da gelişiyle birlikte vizyondaki yerini almaya hazırlanıyor. Yaz aylarının oldukça durgun geçmesinin ardından önümüzdeki üç aylık dönem, bizlerin yeniden sinema salonlarını arşınlamasını sağlayacak muhakkak ki. Keza 20 filmden oluşması planlanarak başlanan bu listenin -bazılarının elenerek- 30 filme çıkması da bunun bir göstergesi.

Sonbahar vizyon takviminde Transit, Western, Dokunma Bana ve Climax gibi yıl içerisinde bolca konuşulup tartışılmış bağımsız filmler de var; Predator, Venom: Zehirli Öfke, Cadılar Bayramı, Bohemian Rhapsody ve Örümcek Ağındaki Kız gibi merakla beklenen stüdyo filmleri de. Karanlıkla Karşı Karşıya, Ay’da İlk İnsan, Bir Yıldız Doğuyor ve de Suspiria gibi yıl içerisindeki festivallere konuk olmuş ya da olacak yüksek profilli filmler ise bunlar arasında en merakla beklediklerimiz kuşkusuz.

Sözü fazla uzatmayalım ve sizleri sonbahar aylarında vizyona girecek filmlerden seçtiğimiz 30 filmlik listeyle baş başa bırakalım.

Sonbahar Aylarında Vizyona Girmesini Merakla Beklediğimiz 30 Film

Transit

7 Eylül

İkinci Dünya Savaşı döneminde, Paris’te yaşayan Alman Georg, Nazi birliklerinin şehre yaklaşmasıyla kendini Marsilya’ya atar. Ölü bir yazardan kendisine kalan belgeleri kullanarak Meksika’ya kaçmayı amaçlar. Ancak Marsilya’da tanışacağı Marie, Georg için her şeyi değiştirecektir. Anna Seghers’in 1942 yılında yazdığı aynı adlı romanından uyarlanan Transit, aynı zamanda 2018 Berlin Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’ne adaydı.

Predator

14 Eylül

Senaryosunu Shane Black ile Fred Dekker‘ın yazdığı, yönetmenliğini Black’in yaptığı The Predator’ün oyuncu kadrosunda ise Boyd Holbrook, Yvonne Strahovski, Olivia Munn, Sterling K. Brown, Jacob Tremblay, Keegan-Michael Key, Thomas Jane, Alfie Allen ve Edward James Olmos gibi isimler yer alıyor. Film, kendi DNA’larını başka canlıların DNA’larıyla birleştirmeleri sayesinde daha önce hiç olmadığı kadar güçlü, akıllı ve ölümcül hâle gelen avcıların, küçük bir çocuğun onları yanlışlıkla dünyaya geri döndürmesi sonucu yaşananları konu ediniyor.

Küçük Bir Rica – A Simple Favor

14 Eylül

Stephanie (Anna Kendrick), hayatını YouTube’da paylaştığı videolardan kazanan vlogger bir annedir. Bir gün, en yakın arkadaşı Emily (Blake Lively) aniden ortadan kaybolur. Stephanie tüm enerjisini Emily’ye ne olduğunu öğrenmeye harcarken, Emily’nin kocası Sean (Henry Golding) da şaşırtmacalar, ihanetler, sırlar ve bu sırların açığa çıkmasıyla, aşk, sadakat, cinayet ve intikamla dolu bu hikâyede ona yardım edecektir.

Canavar – Beast

14 Eylül

Küçük bir adada yerleşik küçük bir toplulukta yaşayan genç bir kadın, adaya dışarıdan gelen bir yabancıya âşık olur. Baskıcı ailesinden uzaklaşabilmesi için kadına güç ve destek veren adamın seri cinayetler işleyen bir katil olduğu iddia edildiğinde kadın, her şeye ve herkese rağmen adamı savunacaktır. Michael Pearce’ın muhteşem manzaralar ve boğucu toplum baskısı eşliğinde gerilim dozu git gide artan ilk filmi Canavar, dünya prömiyerini geçtiğimiz yılki Toronto Film Festivali’nde yaptı.

Western

14 Eylül

Alman işçilerden oluşan bir grup, Bulgaristan kırsalında, zorlu bir şantiyeye çalışmaya gider. Uzak ve yabancı topraklarda çalışma fikri, işçilerin içindeki macera duygusunu kabartır ancak her şey sandıkları kadar eğlenceli geçmeyecektir. Grup bir yandan da dil engelinden ve kültürel farklılıklardan oluşan önyargılarını ve güvensizliklerini aşmalıdır. İşçiler, köylülerin sevgisini kazanıp kabullenilmek için birbirleriyle yarışmaya geçince şantiye bir arenaya dönüşecektir. Türkiye prömiyerini yaptığı 37. İstanbul Film Festivali’nden ödülle dönen Western, bu sene yurt içinde çokça konuştuğumuz filmlerden bir tanesiydi.

Eski Evdeki Büyülü Saat – The House with a Clock in its Walls

21 Eylül

John Bellairs‘in 1973 yılında yayımlanan aynı isimli romanından beyazperdeye uyarlanan The House with a Clock in Its Walls, Supernatural’ın senaristi olarak tanıdığımız Eric Kripke‘nin senaryosuyla beyazperdeye taşınıyor. Yönetmenliğini Eli Roth’un yaptığı, başrollerde ise Cate Blanchett ve Jack Black‘in yer aldığı film, 10 yaşındaki Lewis’in amcasının evine gitmesiyle bambaşka bir dünyanın kapılarını aralamasının öyküsünü anlatıyor.

Karanlıkla Karşı Karşıya – BlacKkKlansman

28 Eylül

Vizyoner yönetmen Spike Lee, Amerikalı bir kahramanın şaşırtıcı gerçek hikâyesiyle geri dönüyor. 1970’lerin ilk yılları ırkçılıkla ilgili sivil haklar konusunda büyük karmaşaların yaşandığı dönemlerdir. Ron Stallworth (John David Washington), Colorado Springs Polis Merkezi’nde çalışan ilk Afroamerikan olur. Bu görev merkezde şüpheyle karşılanır ve ekip içerisinde karşıtlık yaratır. Korkusuz Stallworth ise, toplulukta bir fark yaratmaya ve kendini kabul ettirmeye karar verir. Cesur bir şekilde çok tehlikeli bir göreve soyunur: Ku Klux Klan’ın içine sızarak onlarla yüzleşmek. Lee’nin filmi, prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nden ödülle dönmüştü.

Halef

28 Eylül

Portakal hasadı için Adana’ya, annesinin yanına gelen Mahir, karşısında beklemediği bir misafir bulur: Yıllar önce bir kaza sonucu ölen abisinin reenkarnasyonu olduğunu iddia eden Halef. Uzak durmaya çalışsa da, farklı vesilelerle bir araya gelmek zorunda kaldığı Halef’in çocukluk yıllarına dair anlattıkları, Mahir’in kafasını karıştıracaktır. Hayvanların bile yeniden dünyaya gelmiş̧ insanlar olduğuna inanılan, tavaf edilen dergâhlar, şifalı taşlar ve muskalarla örülü bu mistik dünyada, hayata rasyonel bakan Mahir’in mistisizme, mistik bakan Halef’inse şüpheciliğe kaymasıyla yalpalayan ve kerterizlerini yitiren iki kardeşin öyküsü, her şeyin başladığı yerde bitecektir.

Dokunma Bana – Touch Me Not

28 Eylül

Yakınlık ihtiyacı, cinsel fetişler ve estetik güzelliğin farklı tanımları, Berlin’de Altın Ayı’ya layık görülen bu ilginç Romen filminin ana temaları. Kurmaca film, psikoterapi seansı, rol oyunları ile belgesel arasında tanımsız bir noktada duran Dokunma Bana, filmin yönetmeninin de dahil olduğu ilginç karakterlerini; felsefe tartışması, beden egzersizi ve ruhsal sağaltım seansları arasında gözlemliyor. Romen yönetmen Adina Pintilie’nin ilk uzun metrajlı bu filmi, beden algılarını sonuna kadar zorlarken önyargıların ne kadar yıkıcı olduğunu gözlemleyen deneysel bir dram.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi