Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa


Sonbahar aylarında seyirciyle buluşacak filmlerden kaçırılmaması gereken 22’sini derledik.

Hem film kalitesi hem de seyirci sayısı bakımından oldukça kurak geçen yaz mevsiminin ardından, ödül sezonunun da yaklaşmasıyla birlikte önümüzdeki ayların takvimi bizleri oldukça heyecanlandırıyor.

Hâlihazırda pek çok eleştirmenden olumlu eleştiriler almış ve Oscar yolunda yarışmasını beklediğimiz Yıldızlara Doğru, Joker, Acı ve Zafer, Parazit ve Asfaltın Kralları gibi filmler, sonbahar aylarında seyirciyle buluşacak. Bu filmlerin yanında özellikle Berlin ve Cannes film festivallerinde çok konuşulmuş Eş Anlamlılar, System Crasher ve And Then We Danced gibi bağımsızlar da yine merakla beklediğimiz yapımlar arasında yerini alıyor.

Ödüllü yapımların yanında O Bölüm 2, Saka Kuşu, Zombieland 2 ve Doktor Uyku gibi stüdyo filmi olmasına karşın beklentilerimizin oldukça yüksek olduğu işler de yine önümüzdeki aylarda sinema salonlarındaki yerini alacak.

Yanı sıra Emin Alper’in yönetmen koltuğunda oturduğu, yılın en iyi yerli filmlerinden Kız Kardeşler ile birlikte Cem Yılmaz’lı Karakomik Filmler ve Ali Atay’ın yönettiği Cinayet Süsü de dikkatimizi çeken Türkiye yapımı filmler arasında.

Sözü fazla uzatmayalım ve sizleri sonbahar aylarında vizyona girecek filmlerden derlediğimiz önerilerimizle baş başa bırakalım.

Sonbahar Aylarında Vizyona Girecek Filmlerden 22 Öneri

O Bölüm 2 – It: Chapter Two (6 Eylül)

İlk filmiyle dünya çapında büyük bir etki yaratan O – It, merakla beklenen devam filmiyle geri dönüyor. 27 yıllık aranın ardından yeniden bir araya gelen Losers’ Club üyelerinin Pennywise ile son bir kez daha karşı karşıya gelmesini ele alan filmin yönetmen koltuğunda yine Andy Muschietti oturuyor. Grubun üyelerinin yetişkin hâllerine ise Jessica Chastain, James McAvoy, Bill Hader, Isaiah Mustafa, Jay Ryan, James Ransone ve Andy Bean hayat veriyor.

Kız Kardeşler (13 Eylül)

Farklı yaşlardaki üç kız kardeş, Reyhan, Nurhan ve Havva, küçük yaşta kasabaya besleme olarak gönderilmiştir. Ne var ki, yanlarına verildikleri ailelerde tutunamazlar ve birbiri ardına baba ocağına geri gönderilirler. Dağ köyündeki evlerinde, birbirlerinden güç alarak ayakta kalmaya çalışan üç kız kardeş, bir yandan da tekrar kasabaya gidebilmek için gizli bir rekabet içine girerler.

Tepenin Ardı ve Abluka ile tanıdığımız Emin Alper’in yazıp yönettiği Kız Kardeşler, prömiyerini Berlinale’de yapmasının ardından İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale de dahil olmak üzere beş ödül birden kazanmıştı. Alper, son olarak Saraybosna Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nün de sahibi oldu.

Eş Anlamlılar – Synonymes (13 Eylül)

İsrail’den Paris’e göç eden ve kimliğini tamamen reddeden bir adamı merkezine alan Eşanlamlılar’ın senaryosu, yönetmeni Nadav Lapid’in hayatından izler taşıyor. Filmin başkarakteri Yoav, hiç hazzetmediği ülkesi İsrail’den, sonuna kadar benimsemeye karar verdiği Paris’e taşınır. Kökenlerini silmek, Fransız olmak, Père Lachaise mezarlığına gömülmek ister ama özü, bedenindedir, çifte kimliği onu hiç bırakmaz. Yönetmen Lapid, kazandığı Altın Ayı’yı filmin kurgusunda da çalışan, “en yakın sanatsal ortağım” dediği, hayatını yakın zamanda kaybeden annesi Ara Lapid’e ithaf etti. Nadav Lapid’i 2018’de Filmekimi’nde izlediğimiz Anaokulu Öğretmeni filminin özgün versiyonunun yönetmeni olarak tanıyoruz.

Yıldızlara Doğru – Ad Astra (20 Eylül)

Gecenin İki Yüzü – We Own the Night ve Kayıp Şehir Z – The Lost City of Z gibi filmlerle tanınan James Gray’in yazıp yönettiği Yıldızlara Doğru, Roy McBride’ın 20 yıl önce uzayda hayat aramak için çıktığı görevde kaybolan babasını galakside aramaya başlamasının ardından yaşananlara odaklanıyor. Başrolde Brad Pitt’in yer aldığı film, dünya prömiyerini henüz yaptığı Venedik Film Festivali’nden oldukça olumlu geri dönüşler aldı. Aynı zamanda filmde Pitt’in performansının başarılı olduğu da söyleniyor.

Elektrik Savaşları – The Current War (20 Eylül)

Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla… Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

Ben, Earl ve Ölen Kız – Me and Earl and the Dying Girl’le tanınan Alfonso Gomez-Rejon‘un yönettiği film, dünya prömiyerini 2017’de Toronto Film Festivali’nde yapmış ancak daha sonra yapımcısı Harvey Weinstein hakkındaki skandallar nedeniyle vizyona girmemişti. Aradan geçen zamanın ardından filmin haklarını Timur Bekmambetov ve Martin Scorsese’nin yardımlarıyla geri alan yönetmen, içine hiç sinmeyen ilk kurguyu baştan aşağı değiştirerek yeni sahnelerin de eklenmesiyle bambaşka bir versiyonunu ortaya çıkardığını ve nihayet aklındaki yapımı ortaya koyduğunu söylüyor. Dolayısıyla karşımızda bir director’s cut bulunuyor. Filmin başrollerinde Benedict Cumberbatch, Michael Shannon, Nicholas Hoult gibi isimler yer alıyor.

Saka Kuşu – The Goldfinch (27 Eylül)

Donna Tartt’ın Pulitzer ödüllü romandan esinlenilen Saka Kuşu, annesinin Metropolitan Sanat Müzesi’ne yapılan bombalı saldırıda öldürülmesinin ardından 13 yaşındaki Theodore “Theo” Decker’ın hayatının gidişatının tamamen değişmesine odaklanıyor. Decker, Karmakarışık duygular içerisinde mücadele ederken bu kötü günü atlatabilmek için küçücük bir umuda tutunur: Bir Saka Kuşu tablosuna.

Brooklyn ile çok konuşulan John Crowley’nin yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Ansel Elgort, Nicole Kidman, Sarah Paulson, Luke Wilson, Finn Wolfhard ve Jeffrey Wright gibi pek çok ünlü isim yer alıyor.

System Crasher – Systemsprenger (27 Eylül)

Benni, geçirdiği travmalar nedeniyle öfke kontrolü sorunları yaşayan ve tek isteği koparıldığı annesine geri dönmek olan 9 yaşında bir kız çocuğu. Sosyal hizmet görevlileri içinse sürekliliği sağlanması gereken bir sistemde, altından kalkamadıkları bir “vaka”, daha doğrusu sistemde bir arıza…

Prömiyerini yaptığı Berlin Film Festivali’nde Alfred Bauer Ödülü’nü kazanan Nora Fingscheidt’in yazıp yönettiği film, özellikle senaryosu ve başroldeki genç oyuncu Helena Zengel’in başarılı performanslarıyla ön plana çıkıyor.

Vox Lux (27 Eylül)

“Bir 21. yüzyıl portresi” niteliğindeki film, bir genç kızın sarsıcı bir ulusal trajedinin küllerinden doğup ikonik bir “popstar”a dönüşme hikayesini konu alıyor. Celeste, 1999’da Amerika’da bir lisede silahlı bir saldırganın rehin aldığı sınıftadır ve ülkenin canlı yayında izlediği katliamdan sağ kurtulan tek öğrenci olur. Anma töreninde söylediği şarkıyla bir fenomene dönüşen Celeste, şöhret basamaklarını tırmanarak, dünyaca ünlü bir yıldıza dönüşecektir. Başrollerde Natalie Portman, Jude Law, ve Stacy Martin ve Raffey Cassidy’nin yer aldığı filmin anlatıcı kısımlarını Willem Dafoe seslendirirken, yönetmen koltuğunda ise Bir Liderin Çocukluğu – The Childhood of a Leader ile dikkat çeken Brady Corbet oturuyor.

Natalie Portman’ın Sia tarafından Vox Lux için özel olarak yazılan özgün şarkıları seslendirdiği karakter; Madonna, Lady Gaga ve Ariana Grande’nin bir karışımı şeklinde niteleniyor. Dünya prömiyerini Altın Aslan için yarıştığı Venedik’te yapan film, ardından Toronto, Londra ve Rotterdam dahil çok sayıda önemli festivalin programında yer aldı.

Önceki Sayfa1 / 3Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi