Önceki Sayfa1 / 11Sonraki Sayfa

Bu yıl sinemamızın 100. yaşını kutlarken, uluslararası arenada kendimizi göstermenin, en tepeye oynayıp, ödüllerle dönebilmenin haklı gururunu da yaşıyoruz. Olumlu-olumsuz pek çok gelişmenin birlikte yaşandığı son dönemde ürettiğimiz filmlere bakarak “Türk Sineması”nın önüne “Yeni” sıfatını eklememiz gerektiğini düşünüyorum. Peki, bu günlere nasıl geldik ve yeni derken ne kast ediyoruz? Seks filmleri furyası ve Yeşilçam döneminin sona ermesiyle yapımcısından yönetmenine ve hatta oyuncusuna kadar ülkemizde korkuyla yaklaşılan bir sektör haline gelen sinema; her batışın bir çıkışı olması misali çağını yakından takip eden, tabu yıkan, algılarla oynayan, çevresine geniş açıyla bakan bir sinemaya evrilerek küllerinde doğdu diyebiliriz bir yerde. 90’lı yıllarda Yavuz Turgul ve Ömer Kavur gibi eski tüfeklerin özentiden uzak özgün eserlerinin yanında yeni bir kuşağın (Zeki Demirkubuz, Mustafa Altıoklar, Derviş Zaim, Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem Ferzan Özpetek, Serdar Akar…) sinemaya adım atması ve yeni kuşak yönetmenlerimizin kendi hikayelerinin peşine düşmeleri değişimin en önemli ayağıydı. Şüphesiz ki, “Yeni Türk Sineması”nın öncü olarak adlandırabileceğimiz isimleri 90’lar gençliğini derinden etkiledi ve 2000’li yıllarda bir şekilde kendi filmlerini çekmeye başladıklarında birebir yaşadıkları dönemin sinemasını örnek aldılar.

90’lı yıllarda seyircinin güveninin geri kazanılması, 2000’li yıllarla birlikte ticari sinemanın şahlanmasına, ona paralel olarak da her telden filmin üretildiği bir döneme giriş anlamı taşıyordu. Yakın dönem siyası olaylarıyla yüzleşmek, Kurtuluş Savaşına, Osmanlı tarihine bakabilmek, zamansız ve mekansız hikayeler anlatabilmek, kendi kültürümüzden korku filmleri üretebilmek, gişe kaygısı gütmeden bireyin iç dünyasına dalabilmek, bıçak sırtı konulardan cesur filmler çekebilmek mantalitenin değiştiğinin açık bir göstergesi. Her ne kadar sansür ve yasaklarla sinemamızın önünü tıkansa da “Yeni Türk Sineması”nın yolu açık…

Ümit Ünal, Semih Kaplanoğlu, Fatih Akın, Yılmaz Erdoğan, Çağan Irmak, Taylan Kardeşler, Ezel Akay, Tolga Örnek, Özcan Alper, Seyfi Teoman, Yüksel Aksu, Onur Ünlü, Tayfun Pirselimoğlu, Pelin Esmer, Emin Alper ve adını zikredemediğim birbirinden başarılı sinemacı, 90’lı yılların öncü kuşağına katılarak, fason film üretiminin çığrından çkmaya da başladığı son dönemde söyleyecek bir sözü, bir derdi, kimliği olan bir sinemanın peşine düştüler.

Son 10 Yılın En İyi 10 Filmi listeme geçmeden belirtmek istediğin noktalar var. Son 10 yıla damgasını vurduğunu düşündüğüm Reha Erdem ve Nuri Bilge Ceylan listemde öne çıktılar. Yönetmen bazında çeşitlilik yakalama adına bir yönetmenden ikiden fazla film almamaya dikkat ettim. 2000’li yıllara İtiraf ve Yazgı gibi çok önemsediğim iki filmle giren Zeki Demirkubuz, son 10 yılda Kader ve Yeraltı ile yine takdir ettiğim işler ortaya koysa da bu seçkiye girmeyi başaramadı. Semih Kaplanoğlu ve Yumurta, Süt, Bal üçlemesinin de kaderi aynı oldu.

2005 – 2014 yılları arasında üretilen filmleri esas alarak oluşturduğum Son 10 Yılın En İyi 10 Türk Filmi:

Önceki Sayfa1 / 11Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi