David Fincher imzalı Utopia’dan Patti Smith uyarlaması Just Kids’e, Game of Thrones spin-off‘u The Long Night’tan Trent Reznor imzalı Year Zero’ya, son 10 yılda duyurulan ancak hayata geçirilmeyen en heyecan verici 50 dizi!

Özellikle Netflix ve Amazon gibi dijital platformların yükselişiyle birlikte hayata geçirilen dikkat çekici dizilerin sayısı kayda değer ölçüde artmış olsa da, yapım sürecinde takılıp kalan, bir türlü hayata geçirilemeyen de pek çok yapım oluyor. Son yıllarda da, bazen henüz senaryo aşamasında, bazense birkaç bölümü çekilmiş olmasına rağmen iptal edilen pek çok dizi projesi oldu. Bu projelerin büyük bölümü unutulup giderken; Year Zero, Just Kids, Hobgoblin, The Corrections gibi bazı projeler, daha duyuruldukları an yarattıkları heyecanla akıllarda yer etmeyi ve belki bir gün hayata geçirilir umudunu yaşatmayı başardı.

Dijital platformların sayısındaki artışa paralel olarak hayata geçirilen dizilerin sayısının da hızla arttığı; Mindhunter, Halo, The Boys gibi uzun süre hazırlık aşamasında takılıp kalmış dizilerin de yıllar sonra hayata geçirildiği bu dönemde, duyuruldukları günlerde büyük heyecan yaratan fakat hayata geçirilmeyen, bir gün ekranlarda görmeyi umduğumuz 50 diziyi derledik.

Son 10 Yılda Duyurulan Ancak Hayata Geçirilmeyen En Heyecan Verici 50 Dizi

Year Zero

Nine Inch Nails grubunun vokalisti olan, aynı zamanda The Social Network ve Gone Girl gibi filmler için bestelediği müziklerle sinema dünyasında da adından övgüyle söz ettiren Trent Reznor, Nine Inch Nails’ın Year Zero albümünden uyarlanacak bir bilimkurgu dizisi için 2010 yılında HBO ile anlaştı. Aşırı dinci bir hükûmetin Amerika’yı adeta diktatörlükle yönettiği distopik bir 2022 resmederek o dönemin Amerikan politikalarına taşlamada bulunan albüm, konsepti itibarıyla dizi uyarlamasına oldukça uygun olduğu için proje duyurulduğu dönemde heyecanla karşılandı. Dizinin senaryosunu ise Carnivàle ile harikalar yaratan Daniel Knauf‘un kaleme alacağı açıklandı. Knauf’un hazırladığı bu versiyon hayata geçirilemese de HBO ve Reznor projeden vazgeçmedi ve albümü bir mini diziye uyarlaması için Fight Club’ın senaristi Jim Uhls ile anlaşıldı. Ancak projenin bu versiyonu da yıllarca hazırlık aşamasında kalmasına rağmen bir türlü gerçeğe dönüşmedi.

Hobgoblin

Pulitzer ödüllü The Amazing Adventures of Kavalier & Clay romanının yazarı Michael Chabon‘un eşi Ayelet Waldman ile birlikte yazdığı Hobgoblin, gerek yazarları gerekse konusuyla daha ilk günden heyecan verici bir projeydi. Ancak bir de HBO‘da hazırlanan diziyi yönetmesi için Darren Aronofsky ile anlaşılınca Hobgoblin bir anda hazırlık aşamasındaki en heyecan verici yapımlardan birine dönüştü.

Chabon ve Waldman’ın kaleme aldığı senaryo, aldatma konusundaki üstün yeteneklerini kullanarak II. Dünya Savaşı sırasında Hitler’i ve Nazileri alt etmek için güçlerini birleştiren bir grup büyücü ve düzenbaza odaklanıyordu. Proje neredeyse iki yıl aktif hazırlık sürecinde kalmış olsa da, 2013 yılında HBO diziye onay vermeyeceğini açıkladı. Başka bir kanalın diziyi devralması gündeme gelmiş olsa da, böyle bir durum da gerçekleşmedi.

The Corrections

Jonathan Franzen‘ın Düzeltmeler adıyla Türkçeleştirilen muhteşem romanından uyarlanan ve HBO’dan pilot bölüm siparişi alarak aslında gerçeğe dönüşmeye bir hayli yaklaşan The Corrections, 2012 yılında çekildiğinde o güne kadar televizyon dünyasında görülen en heyecan verici oyuncu kadrolarından birini bir araya getirmişti. Sinema oyuncularının henüz yeni yeni dizilerde rol almaya başladığı o dönemde, dizide rol almaları için Ewan McGregor, Maggie Gyllenhaal, Chris Cooper, Dianne Wiest, Greta Gerwig ve Rhys Ifans gibi önemli isimlerle anlaşılmıştı. Bu da yetmezmiş gibi romanı diziye uyarlayan isim de Noah Baumbach‘tan başkası değildi. Dizinin senaryosunu kaleme alan Baumbach, hiçbir zaman yayınlanmayan pilot bölümünü de yönetti.

Jonathan Franzen’ın sevilen romanı, Amerika’nın ortabatısında yaşayan bir çift ve yetişkin çocuklarının 20. yüzyılın ortalarında başlayıp, yeni milenyumun arifesinde son kez bir araya geldikleri noel yemeğine uzanan hikâyesini anlatıyor. HBO, Baumbach ve oyuncu ekibinin pilot bölümünde ortaya koyduğu işi beğenmiş olsa da, uzun yıllara yayılan bu hikâyeyi ekranlara taşımak çok büyük bir bütçe gerektireceği ve bu tarz daha niş bir kitleye hitap eden bir dizide izleyici sayısı bu bütçeyi karşılayamayacağı için projeyi sürdürmeme kararı aldı.

Utopia

Kült İngiliz dizisi Utopia‘nın uzun süredir gündemde olan Amerika yapımı yeniden çevrimi, aslında bugün Amazon tarafından hayata geçiriliyor. Ancak projenin bu yeni versiyonunda yapım ekibinin neredeyse tamamen değişmiş olması, Utopia’nın David Fincher öncülüğünde hazırlanan bu versiyonunun da listemizde yer almasına neden oluyor.

David Fincher’ın Gone Girl kitabının yazarı olan Gillian Flynn ile birlikte hazırladığı Utopia yeniden çevrimi, HBO çatısı altında hazırlanıyordu. Flynn ve Fincher ilk sezonun senaryolarını tamamlamış, çekimlere başlamaya hazırlanıyordu. Hatta dizinin oyuncu kadrosu da belirlenmişti. Hikâyenin merkezinde yer alan Jessica Hyde’a Rooney Mara hayat verirken, oyuncu kadrosunda ona Colm Feore, Eric McCormack, Dallas Roberts, Jason Ritter, Brandon Scott ve Agyness Deyn eşlik edecekti. Ancak Fincher bir yol hikâyesi olarak değerlendirdiği hikâyeyi kronolojik olarak çekmek isteyince bütçe ilk başta planlanandan daha yüksek rakamlara ulaştı. Fincher dizi için ortaya koyduğu vizyondan geri adım atmayınca HBO projeyi iptal etmeye karar verdi. Fincher yıllar sonra verdiği bir röportajda fikir ayrılığının 9 milyon dolarlık farktan kaynaklandığını söyleyerek bizleri daha da üzecekti.

Videosyncrazy

Utopia’nın bütçesi konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle HBO ile David Fincher arasında bağlar kopunca, bu ayrılık o sıralar yapım aşamasında olan Videosyncrazy‘yi de etkiledi. Aslında Videosyncrazy -ya da ilk duyurulduğu adıyla Living on Video– HBO’dan ilk sezon için resmi onayı almış ve ilk dört bölümü çekilmişti. Ancak Utopia’nın iptalinden dolayı ortaya çıkan gerilim, bu projedeki fikir ayrılıklarının da çok daha büyük bir boyut kazanmasına neden oldu ve sonunda proje iptal edildi.

Fincher’ın hayatından izler taşıyan bir komedi dizisi olan Videosyncrazy, 1983 yılında büyük bir bilimkurgu filmi çekme hayaliyle üniversiteyi bırakan, ancak bunun yerine kendisini müzik videoları çekerken bulan genç bir sinemacıya odaklanıyordu. Fincher’ın ilk sezondaki tüm bölümleri yönetmeyi planladığı dizinin oyuncu kadrosunda Charlie Rowe, Sam Page, Jason Flemyng, Kerry Condon, Elizabeth Lail, Corbin Bernsen ve Paz Vega gibi isimler yer alıyordu.

Just Kids

Rock müziğin efsanevi isimleri arasında yer alan, aynı zamanda yazar, şair, fotoğrafçı olarak da unutulmaz işlere imza atan yaşayan efsane Patti Smith, Çoluk Çocuk adıyla Türkçeleştirilen Just Kids romanıyla, hayalleri peşinde koşan iki hayalperestin sanat dünyasındaki yolculuklarını takip eden muhteşem bir eser ortaya koymuştu. Bu yüzden The Aviator, Skyfall, Penny Dreadful gibi yapımlarla tanınan Oscar adayı senarist John Logan‘ın bu romanı bir mini diziye uyarlayacağı duyurulduğunda bu haber heyecanla karşılanmıştı. Üstelik Showtime kanalında hazırlanan bu dizide Patti Smith de yapımcı olarak yer alacaktı. Ne var ki aradan yıllar geçmesine rağmen bu projeyle ilgili somut bir adım atılmadı. Aradan geçen beş yılın ardından, üzülerek de olsa bu projeyi de hayata geçirilmeyen en heyecan verici diziler listesine almamız gerekiyor.

MaddAddam

The Handmaid’s Tale’ın yakaladığı başarı uyarlandığı romanın yazarı olan Margaret Atwood‘un adını daha geniş bir kitleye duyurmasını sağlarken, buradan hareketle Atwood’un diğer romanlarını diziye uyarlamak için de hazırlıklara başlandı. Ancak bu Atwood’un farklı bir romanını televizyona uyarlamak için ilk girişim değildi. Zira Darren Aronofsky, 2015 yılında Margaret Atwood’un MaddAddam üçlemesini televizyona uyarlamak için HBO ile anlaşmıştı. Heyecan yaratan proje neredeyse iki yıl ön hazırlık sürecinde kalmış olsa da bir türlü gerçeğe dönüşmedi ve sonunda HBO projeden çekildi.

MaddAddam üçlemesi, ölümcül bir salgının insanlığı yok olmanın eşiğine getirdiği distopik bir gelecekte geçiyor ve salgından sonra hayatta kalan bir grup insanın yeni bir hayat kurma mücadelesine odaklanıyor. Büyük şirketlerin dünyayı yok olmanın eşiğine getirdiği gelecek tasviriyle dikkate alınması gereken bir uyarı olarak karşımıza çıkan üçleme, salgın öncesi dünya ile karanlık bir gelecek arasında gidip gelerek karmaşık bir hikâyeyi okuyuculara sunuyor.

Her ne kadar Darren Aronofsky’nin MaddAddam uyarlaması bir türlü hayata geçirilememiş olsa da Atwood’un üçlemesinin televizyon ekranlarına gelmesi için hâlâ umut var. Zira pek çok başarılı işe imza atan yapım şirketi Anonymous Content, 2018 yılında dizi uyarlaması için romanın haklarını satın aldı.

The Warriors

Walter Hill‘in Sol Yurick‘in aynı adlı romanından uyarladığı 1979 yapımı The Warriors, kült film denince akla gelen ilk filmler arasında yer alıyor. Sinemaseverleri unutulmaz bir yolculuğa çıkaran film, yıllar içinde kült statüsüne erişirken, çeşitli çizgiroman ve video oyunlarına da kaynaklık etti. 2016 yılında ise Hulu bu unutulmaz filmi diziye uyarlamak için hazırlıklara başladı. Diziyi hazırlamaları için Russo Kardeşler ile anlaşıldı. Ancak aradan yıllar geçmesine rağmen projede somut bir adım atılmadı. Geçtiğimiz yıl projenin yeniden Hulu’nun gündeminde olduğuna dair söylentiler ortaya çıksa da bu söylentiler şu ana kadar güvenilir bir kaynak tarafından doğrulanmadı.

New York’un her köşesinin farklı bir sokak çetesi tarafından kontrol ettiği bir gelecekte geçen The Warriors, tüm çeteleri bir araya getirmek isteyen karizmatik bir liderin öldürülmesinin ardından bu suç üstlerine yıkılan çete üyesi bir grup gencin, kendi mekânlarına dönmek için çıktığı zorlu yolculuğu anlatıyor.

The Long Night

Televizyon tarihinin en başarılı dizilerinden Game of Thrones, 8. sezonunun ardından ekranlara veda ederken, George R.R. Martin‘in yarattığı bu etkileyici evreni ekranlarda tutmak isteyen HBO dört spin-off projesi için hazırlıklara başladı. Bu spin-off dizileri arasında pilot bölüm için onay alan ilk proje ise The Long Night oldu.

X-Men: First Class, Kick-Ass ve Kingsman: The Secret Service filmlerinin senaryosunu yazan Jane Goldman‘ın George R.R. Martin‘in birlikte hazırladığı The Long Night, izleyicileri Game of Thrones’ta anlatılan olayların binlerce yıl öncesine götürecek ve Kahramanlar Çağı’nda altın dönemini yaşayan dünyanın yavaş yavaş karanlığa gömülmesini anlatacaktı. Dizide Ormanın Çocukları ile insanlar arasındaki savaştan, Ak Yürüyenler’in yaratılışına kadar birçok ilgi çekici hikâyenin işlenmesi bekleniyordu. Dizinin oyuncu kadrosunda ise Naomi Watts, Josh Whitehouse, Naomi Ackie, Denise Gough, Jamie Campbell Bower, Georgie Henley, Toby RegboMiranda Richardson, John Simm gibi isimler yer alıyordu.

Ne var ki pilot bölümün çekimleri sırasında ortaya çıkan sorunlar HBO’nun geri adım atmasına neden oldu ve büyük umutlarla hazırlanan proje pilot bölümünden öteye gidemedi. Kanal bunun yerine bir diğer Game of Thrones spin-off‘u olan House of the Dragon‘a doğrudan ilk sezon onayı verdi.

The Kingkiller Chronicle

Game of Thrones’un yakaladığı başarının ardından televizyona uyarlanması gündeme gelen bir diğer fantastik roman serisi de The Kingkiller Chronicle oldu. Patrick Rothfuss’un Türkçeye Kral Katili Güncesi adıyla çevrilen fantastik roman serisi, George R.R. Martin’in A Song of Ice and Fire serisine alternatif olabilecek en iyi kitap serilerinden biri olarak görülüyordu.

2015 yılında, şarkıların ve müziğin oldukça önemli bir yere sahip olduğu bu seriyi diziye uyarlamak için, son yılların en başarılı müzikallerinden Hamilton’ın yaratıcısı olan Lin-Manuel Miranda ile anlaşıldı. 2017 yılında Showtime kanalı projeye dâhil olunca The Kingkiller Chronicle dizisi gerçeğe dönüşmeye bir adım daha yaklaştı. Ne var ki proje bir türlü ilerlemedi ve sonunda geçtiğimiz yıl Showtime’ın projeden çekildiği duyuruldu. Serinin haklarını elinde bulunduran Lionsgate, seriyi hem sinemaya hem de televizyona uyarlamak istiyor, ancak şu ana kadar bu yolda somut bir adım atılmış değil.

Sihirli yaratıkların ve büyünün yaşamın bir parçası olduğu fantastik bir evrende geçen The Kingiller Chronicle, yetenekli bir ozan olan Kvothe’nin hikâyesini anlatıyor. Kvothe’nin bir büyücü olarak yetiştirildiği çocukluk yıllarından, Edema Ruh adını taşıyan tiyatrocularla yolculuk ettiği ve isimsiz bir ozan olarak diyar diyar dolaştığı yetişkinlik yıllarına uzanan hayat hikâyesini anlatan kitap serisi, okuyucuları eşsiz bir masalın içine çekiyor.

Roadside Picnic

Andrei Tarkovsky’nin şaheseri Stalker‘a kaynaklık eden Roadside Picnic – Piknik na obochine‘in televizyona uyarlanacağı duyurulduğunda bu haber heyecanla karşılanmıştı. O dönemde orijinal içerik alanına yeni giren ve bu alanda iddialı olmayı amaçlayan WGN America kanalı tarafından hazırlanan dizi, Stalker’ın aksine Arkady ve Boris Strugatsky’nin unutulmaz romanının daha doğrudan bir uyarlaması olacaktı.

Jack Paglen (Transcendece)’ın senaryosunu kaleme aldığı dizinin pilot bölümünü Alan Taylor (Game of Thrones, Thor: The Dark World) yönetti. Preacher ve The Boys gibi başarılı dizilerin yapımcısı olan Neal H. Moritz‘in yapımcılığını üstlendiği dizinin başrolünde ise Matthew Goode yer alıyordu.

Pilot bölümünden öteye gidemeyen dizi, uzaylı bir ırkın dünyayı ziyaret edip terk ettiği bir gelecekte geçiyordu. Uzaylıların bu ziyareti geriye, dünyada gizemler ve mucizelerle dolu bir alanın ortaya çıkmasına neden olurken, insanlar üzerinde de derin etkiler yaratıyor. Dizinin merkezinde ise bu yasak bölgeye girip uzaylılar tarafından bırakılmış objeleri toplama konusunda uzmanlaşmış bir iz sürücü olan Red yer alıyordu.

The One Percent

Amores Perros, Birdman, The Revenant gibi filmlerle sinema dünyasında harikalar yaratan Alejandro González Iñárritu, The One Percent dizisiyle televizyon dünyasında da varlık göstermeyi planlıyordu. Kendi yazıp yöneteceği, görüntü yönetmenliğini ise pek çok filminde olduğu gibi Emmanuel Lubezki‘ye emanet edeceği The One Percent dizisi, 2014 yılında Starz kanalından ilk sezon onayı almasıyla gerçeğe dönüşmeye oldukça yaklaşmıştı. Ancak Iñárritu diziyi kronolojik olarak çekme konusunda ısrarcı olunca bütçe ilk başta planlananın çok üstüne çıktı ve Starz projeden çekildi. Sonraki yıllarda başka bir kanal veya dijital platformun projeyi devralma ihtimali gündeme gelmiş olsa da şu ana kadar bu konuda bir adım atılmadı.

Greg Kinnear, Hilary Swank ve Ed Harris‘in başrollerinde yer alması beklenen dizi, Amerika’nın ortabatısında yaşayan ve çiftliklerini zar zor ayakta tutan bir ailenin tuhaf olaylar sonrası değişen hayatlarına odaklanacaktı.

Star Wars: Underworld

The Mandalorian’dan önce çekilmesi planlanan ilk live-action Star Wars dizisi aslında Star Wars: Underworld‘dü. 2005 yılından beri hazırlık aşamasında olan ve George Lucas‘ın doğrudan dâhil olduğu bu proje, 2012 yılında Star Wars: Underworld duyurulduğunda gerçekleşmeye bir hayli yakındı. Dizi için kapsamlı bir hazırlık süreci yürütülmüş; konsept tasarımları, kostümler, dekorlar hazırlanmıştı. Yaklaşık 100 bölümden oluşması planlanan dizi için 50 bölümün senaryosu kaleme alınmıştı. Nitekim bu bölümlerden biri daha sonra Rogue One filminin senaryosuna dönüşecekti. George Lucas’ın yanı sıra Battlestar Galactica yeniden çevriminin yaratıcısı olan Ronald D. Moore‘un da senaristleri arasında yer aldığı dizinin, prequel üçleme ile orijinal üçleme arasında geçmesi ve İmparatorluk’un galaksiyi ele geçirmeye başladığı bu dönemde galaksinin suç dünyasında yaşananlara odaklanması planlanıyordu. Bölümler ilerledikçe hikâyenin genişlemesi ve Han Solo, Chewbacca, Lando Calrissian, Boba Fett gibi sevilen karakterlerin de dizide boy göstermesi bekleniyordu. Ne var ki bu proje bir türlü hayata geçirilemedi ve Disney’in Lucasfilm’i satın almasının ardından farklı projelerin ortaya çıkmasıyla rafa kaldırıldı. Dizinin test çekimlerinden görüntülerin yer aldığı videoyu yukarıda bulabilirsiniz.

The Dark Tower

Stephen King‘in Amerikan edebiyatının en önemli fantastik serileri arasında gösterilen Kara Kule – The Dark Tower serisi, 2017 yılında ilk film uyarlaması ile izleyici karşısına çıktığında ortaya çıkan sonuç tam bir hayal kırıklığıydı. Oysa yıllar içinde bu serinin farklı isimler tarafından hazırlanacak çok daha heyecan verici uyarlamaları gündeme gelmişti. 2005 yılında, o dönemde Lost’ta birlikte çalışan J.J. Abrams, Damon Lindelof ve Carlton Cuse bir film uyarlaması için girişimde bulunurken, bir türlü gerçeğe dönüşmeyen 2010 yılında Ron Howard devraldı ve bu kez serinin aynı anda hem sinemaya hem televizyona uyarlanmasına karar verildi. Akiva Goldsman‘ın senaryosunu yazacağı, Ron Howard‘ın yöneteceği bu proje bir süre hazırlık aşamasında kaldı, hatta bu dönemde dizi için HBO ile görüşmelere başlanırken, film uyarlamasının başrolünde yer alması için de Javier Bardem ile anlaşıldı. Ancak bu proje de bir türlü hayata geçmedi. Bu noktada devreye Sony girdi ve ortaya Nikolaj Arcel’in yönettiği, hayal kırıklığı yaratan film çıktı.

Geçtiğimiz yıl da Amazon yeni bir The Dark Tower dizisi için girişimde bulundu, ancak Glen Mazzara (The Walking Dead)’in yazdığı, Stephen Hopkins (Lost in Space)’in yönettiği bu versiyon da pilot bölümün ötesine geçemedi.

Battlestar Galactica: Blood & Chrome

Ronald D. Moore’un yaratıcısı olduğu yeni Battlestar Galactica dizisi bittikten sonra bu evreni ekranlarda tutmak isteyen SyFy kanalı, Battlestar Galactica: Blood & Chrome adını taşıyan bir spin-off dizisi için hazırlıklara başladı. Battlestar Galactica’da anlatılan olayların yıllarca öncesinde geçen Blood & Chrome, insanlar ile Cylonlar’ın savaşı sırasında insanlığın hayatta kalması için mücadele veren genç William Adama’ya odaklanıyordu.

David Eick ve Michael Taylor‘ın yaratıcısı olduğu bu spin-off dizisi için bir pilot bölüm çekilse de SyFy kanalında ilk sezon onayını alamadı. Ancak çekilen bu pilot bölüm daha sonra bir web dizisine dönüştürüldü ve yaklaşık onar dakikalık kısa bölümler hâlinde yayınlandı.

Barbarella

Jane Fonda’nın 41. yüzyılda şeytani bir silah tüccarını bulup yok etmekle görevlendirilen bir androidi canlandırdığı kült film Barbarella, 2014 yılında dizi uyarlaması ile gündeme geldi.  Pusher, Driver, Only God Forgives gibi filmlerle tanınan Nicolas Winding Refn‘in yöneteceği bu dizi uyarlamasının haklarını Amazon satın aldı. Hem 1968 yapımı filmden, hem de Jean-Claude Forest’ın ona kaynaklık eden çizgiromanından uyarlanan dizinin senaryosunu ise birlikte Casino Royale, Skyfall, Spectre gibi James Bond filmlerinin senaryosunu kaleme alan Neal Purvis ve Robert Wade ikilisi kaleme alıyordu. Ne var ki kamera arkasındaki bu başarılı isimler projenin hayata geçirilmesi için yeterli olmadı.

Napoleon

Usta yönetmen Stanley Kubrick‘in üzerinde çalıştığı, ancak ölümünden önce hayata geçiremediği projelerinden biri olan Napoleon‘u mini diziye dönüştürmek için harekete geçen HBO, dizinin tüm bölümlerini yönetmesi için, o dönemde True Detective’in ilk sezonunda ortaya koyduğu muhteşem işle adından övgüyle söz ettiren Cary Fukunaga (Jane Eyre, No Time to Die) ile anlaştı. David Leland (Band of Brothers, Mona Lisa)’ın senaryosunu kaleme aldığı dizinin yapımcıları arasında projeyle ismi yıllardır anılan Steven Spielberg de yer alıyordu. Gerek Kubrick’in elinden çıkan bir senaryodan uyarlanacak olması, gerek kamera arkasında bir araya gelen isimler Napoleon’u son yılların en heyecan verici projelerinden biri yapsa da, aradan geçen yıllara rağmen bu proje bir türlü hayata geçirilmedi.

19. yüzyılda tüm Avrupa’yı kontrolü altına almaya çalışan Fransa İmparatoru Napoleon Bonaparte’a odaklanan Napoleon, Kubrick’in yıllarca üzerinde çalıştığı ve senaryosunu büyük ölçüde tamamladığı bir projeydi. Hatta usta yönetmen bu proje için o dönemin eserlerini ve tablolarını derlediği 17 bin fotoğraftan oluşan bir arşiv de oluşturmuştu. 1960 yıllarda bu film için kapsamlı araştırmalar yapan usta yönetmen, filmi Fransa, Birleşik Krallık ve Romanya’da çekmeyi ve devasa savaş sahneleri için o dönem komünizmle yönetilen Romanya’nın ordusundan 30 bini askeri kullanmayı planlıyordu.

Purity

Noah Baumbach tarafından diziye uyarlanmaya çalışılan The Corrections’ın yazarı Jonathan Franzen‘ın bir diğer romanı olan Purity de televizyona uyarlanmanın eşiğinden döndü. 2016 yılında Showtime kanalı, Purity dizisi için dev bir anlaşmaya imza attı ve projeye doğrudan 20 bölümlük onay verdi. Dizinin başrolünde ise başarılı oyuncu Daniel Craig‘in yer alacağı açıklandı. Franzen’ın senaryosunu Oscar adayı senarist David Hare (The Hours, The Reader) ile birlikte kaleme aldığı dizinin tüm bölümlerini Oscar adayı yönetmen Todd Field (In the Bedroom, Little Children)’ın yönetmesi planlanıyordu. Ancak Craig’in Bond filmleri nedeniyle oldukça yoğun olan takvimi projenin hayata geçmesini engelledi.

Franzen’ın romanı, gerçeği ortaya çıkarmak için mücadele veren karakterlerle gerçeği gizlemeye çalışan karakterlerin yan yan geldiği bir kara komedi. Hikâyenin merkezinde ise kim olduğunu bilmeyen genç Amerikalı bir kadın ile karizmatik bir Alman provakatör -Craig’in canlandıracağı karakter- yer alıyor. Uzun yıllara yayılan hikâye, okuyucuları Doğu Berlin’den Bolivya ormanlarına, Harlem sokaklarından Oaklandlı anarşistlerin karargahına uzanan karmaşık, ancak bir o kadar da eğlenceli bir maceraya ortak ediyor.

The Vampire Chronicles

Brad Pitt ve Tom Cruise’ün başrollerini üstlendiği Vampirle Görüşme – Interview with the Vampire filmine kaynaklık eden The Vampire Chronicles serisinin yazarı Anna Rice, 2018’de sevilen roman serisinin dizi uyarlaması için Hulu ile anlaştı. Dizi projesinin Anna Rice’ın oğlu olan başarılı yazar Christopher Rice öncülüğünde hazırlanacağı duyuruldu. Rice’ın senaryosunu yazacağı dizinin yapımcılığını birlikte pek çok başarılı yapıma imza atan Anonymous Content ve Paramount Television üstleniyordu. Ne var ki proje bir türlü hayata geçirilmedi ve geçtiğimiz yıl Hulu projeden çekildi. AMC kısa süre önce Anne Rice’ın eserlerinin haklarını satın aldı. Ancak şu an için The Vampire Chronicles dizisi için somut bir adım atılmadı.

The Vampire Chronicles serisi, karizmatik bir vampir olan Lestat de Lioncourt’un uzun yıllara yayılan hikâyesini anlatıyor.

The Barbary Coast

Martin Scorsese’nin Gangs of New York filmine kaynaklık eden romanın yazarı olan Herbert Asbury‘nin San Francisco’nun kuruluşuna odaklanan The Barbary Coast’un dizi uyarlaması, hem konusu hem de bir araya getirdiği isimlerle heyecan yaratmıştı. Kurt Russell ve Kate Hudson‘ın başrollerini üstlendiği diziyi Mel Gibson yazıp yönetecekti. Gibson’ın ayrıca dizide yan karakterlerden birine hayat vermesi bekleniyordu.

1849 yılındaki altına hücum hareketiyle başlayan dizi; altın avcılarından kumarbazlara, hırsızlardan politikacılara büyük hayallerle San Francisco’ya akın eden karakterlerin kesişen hayatlarına odaklanıyor.

V for Vendetta

Alan Moore‘un 2005 yılında başarıyla sinemaya uyarlanan efsanevi çizgiromanı V for Vendetta’nın dizi uyarlaması için 2017 yılında hazırlıklara başlandı. Detayları paylaşılmayan bu dizi projesi; Black Mirror, Utopia, The End of the F**king World gibi başarılı dizilere imza atan İngiliz televizyon kanalı Channel 4 tarafından hazırlanıyordu. Guy Fawkes maskeli bir anarşistin faşist bir yönetimi al aşağı etmek için isyanın fitilini ateşleyecek bir eylem hazırladığı çizgiroman serisini ekrana uyarlamak için uzun soluklu bir dizi filmden daha elverişli olabileceği için bu proje heyecanla karşılandı. Ancak aradan yıllar geçmesine rağmen somut bir adım atılmamış olması, projenin hazırlık sürecinin ilk daha aşamalarında rafa kaldırıldığını düşündürüyor.

Galaxy Quest

Yıllar önce popüler bir uzay dizisinde rol alan oyuncuların, dizinin sinyallerini yakalayan uzaylı bir ırk tarafından kurtarıcı olarak görülerek uzayın derinliklerinde bir maceraya çekildikleri Galaxy Quest filmi, yıllar sonra bir diziyle ekranlara dönmeye çok yaklaşmıştı. Hatta dizide rol almaları için, filmin başrollerinde yer alan Tim Allen, Sigourney Weaver, Alan Rickman, Tony Shalhoub, Sam Rockwell gibi isimlerle de büyük ölçüde anlaşılmıştı. Uzun yıllardır gündemde olan Galaxy Quest dizisi Amazon çatısı altında nihayet hayata geçecek gibi görünüyordu. Ne var ki usta oyuncu Alan Rickman’ın zamansız ölümü, bu projenin rafa kaldırılmasına neden oldu.

Aradan geçen yıllarda dizi projesi zaman zaman yeniden gündeme gelmiş olsa da, orijinal ekip Rickman olmadan bu projeyi hayata geçirmeye pek sıcak bakmıyor gibi görünüyor. Bu da en azından orijinal ekiple bir Galaxy Quest dizisi izlememizin mümkün olmayacağını gösteriyor. Amazon’un farklı bir ekiple yeni bir dizi hazırlayıp hazırlamayacağı ise şimdilik belirsizliğini koruyor.

Cortes

HBO yapımı Vinyl ile televizyon dünyasına da adım atan usta yönetmen Martin Scorsese, aslında HBO yapımı bir diğer dizide daha yönetmen koltuğuna oturmaya hazırlanıyordu. Cortes adını taşıyan bu dizi, Aztec İmparatorluğu’nu yıkan ve acımasız metotlarıyla tanınan İspanyol konkestador Hernán Cortés‘e odaklanıyordu. Hernán Cortés’i başarılı oyuncu Benicio Del Toro‘nun canlandıracağı dizinin senaryosunu ise Mississippi Burning ile tanınan Chris Gerolmo kaleme alıyordu. Hernán Cortés’in önce arkadaşlık kurup sonra tahtından indirip zincire vurduğu Aztec İmparatoru Monzetuma ile ilişkisine ve bunu başarmasını sağlayan Mayalı bir kadın olan Malinche’ye odaklanacak olan dizi, bir araya getirdiği ekiple büyük heyecan yaratmış olsa da bir türlü hayata geçirilemedi.

Hernán Cortés ile Monzetuma arasındaki ilişkiye odaklanan Cortes, yıllar sonra Amazon tarafından hazırlanan biri mini diziyle hayata geçiriliyor. Oscar ödüllü senarist Steven Zaillian‘ın senaryosunu kaleme aldığı bu mini dizide Cortés’e Javier Bardem hayat veriyor. Dalton Trumbo’nun yıllar önce kaleme aldığı senaryodan uyarlanan bu dizinin yapımcıları arasında Gael García Bernal ve Diego Luna da yer alıyor. Ciro Guerra da dizinin yönetmenleri arasında yer alıyor. Amazon tarafından hazırlanan bu proje de oldukça heyecan verici olsa da Scorsese-Del Toro-Gerolmo üçlüsünün ortaya nasıl bir iş koyacağını hiçbir zaman göremeyeceğiz.

Raven

Breaking Bad‘den sonra Better Call Saul ile de harikalar yaratan Vince Gilligan, şu sıralar odağını Better Call Saul’a çevirmiş olsa da, aslında 2016 yılında heyecan verici bir dizi için HBO ile anlaşmıştı. Raven adını taşıyan dizi, Halkın Tapınağı (People’s Temple) olarak bilinen kült hareketinin lideri olan Jim Jones‘a odaklanıyor. 1978 yılında Guyana’nın Jonestown şehrinde 918 takipçisini toplu intihar eylemine sürükleyerek dünyayı şok eden Jones’un aynı zamanda pek çok cinayetin de sorumlusu olduğu ortaya çıkmıştır. Gilligan’ın yaratıcısı olduğu Raven, Halkın Tapınağı hareketinin 1950’lerdeki idealist başlangıcından çarpık bir külte dönüşmesini takip edecekti. Başarılı oyuncu Octavia Spencer‘ın da yapımcıları arasında yer aldığı dizinin ilk bölümünü Michelle MacLaren (Breaking Bad, Game of Thrones)’in yönetmesi planlanıyordu.

Pharaoh

Gerek yapımcısı olduğu yapımlarla, gerek yönettiği Prometheus’la tanrılar, şeytanlar, uzaylılar ve okült ile yoğrulmuş alternatif bir tarih anlatısına oldukça ilgili olduğunu gösteren usta yönetmen Ridley Scott, HBO yapımı Pharaoh ile Mısır piramitlerinin yapımında uzaylıların parmağı olduğu teorisinden yola çıkan bir diziye imza atmaya hazırlanıyordu. Antik Mısır’da geçen ve bu efsanevi medeniyetin yükselişine farklı bir yorum getiren diziyi Do No Harm ve New Amsterdam gibi dizilerle tanınan David Schulner kaleme alıyordu. Ridley Scott’ın ise yapımcısı olduğu dizinin ilk bölümünü yönetmesi bekleniyordu.

David O. Russell’ın Dizi Projesi

The Fighter, Silver Linings Playbook, American Hustle ile 2011-2014 yılları arasında 5 Oscar adaylığı kazanan David O. Russell, büyük başarı yakaladığı bu dönemin hemen ardından, toplam bütçesi 160 milyon doları bulacak dev bir dizi projesi için Amazon ile anlaştı. 1990’larda geçecek bir suç dizisi olacağı söylenen projenin başrollerinde yer alması için Robert De Niro, Julianne Moore ve Michael Shannon ile anlaşıldı. Önemli isimleri bir araya getiren bu yapım heyecanla karşılanmış olsa da, Harvey Weinstein skandalı patlak verince The Weinstein Company‘nin yapımcısı olan bu proje de rafa kaldırıldı.

Lewis and Clark

Stephen E. Ambrose’un Undaunted Courage adlı romanından uyarlanan mini Lewis and Clark, HBO’da yıllarca hazırlık aşamasında kaldıktan sonra 2015 yılında prodüksiyon aşamasına geçmişti. Senaryosunu başarılı oyuncu Edward Norton‘ın John Curran (The Painted Veil, Tracks) ve Michelle Ashford (Masters of Sex) ile birlikte kaleme aldığı mini dizinin yapımcıları arasında Brad Pitt ve Tom Hanks de yer alıyordu.

Başkan Thomas Jefferson’ın emri üzerine Amerika’nın batısına, henüz haritalarda yer almayan bölgeye zorlu bir yolculuğa çıkarak birleşmiş Amerika mesajını bu bölgeye taşıyan ve Pasifik’e uzanan yolu açan Meriwether Lewis ve William Clark’ın hikâyesini anlatan mini dizinin HBO’nun o güne kadarki en epik yapımlarından biri olması bekleniyordu. Lewis ve Clark’ı canlandırmaları için Casey Affleck ve Matthias Schoenaerts ile anlaşılınca proje daha da heyecan verici bir hâl almıştı. Ne var ki çekimler başladıktan bir süre sonra prodüksiyonda ciddi sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Zorlu koşullar altında çekilmesiyle akıllara The Revenant’ı akıllara getiren dizinin prodüksiyonu yönetmen koltuğunda oturan John Curran ile HBO arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle durduruldu. Curran kısa süre sonra projeden ayrıldı. Bu noktaya kadar en az birkaç bölüm çekilmiş olsa da HBO projeyi rafa kaldırdı. O dönemde Michelle Ashford’ın yazacağı yeni senaryoyla dizinin yeniden hayata geçirilebileceği açıklansa da proje bir daha geri dönmedi.

Ashecliffe

Martin Scorsese‘nin hiçbir zaman hayata geçirilmeyen bir diğer dizi projesi de 2010 yapımı Zindan Adası – Shutter Island filminden uyarlanan Ashecliffe’ti. Dizinin izleyicileri Shutter Island’da yaşananların öncesine götürmesi ve filmde gördüğümüz Ashecliffe Akıl Hastanesi’nin geçmişine odaklanması planlanıyordu. Dizide bir yandan 20. yüzyılın başında bu akıl hastanesini kuran ve akıl hastaları üzerinde denenen tedavi yöntemlerini geliştiren doktorların sırları ve işledikleri suçlar mercek altına alınacaktı. Shutter Island’ın uyarlandığı romanın yazarı olan, aynı zamanda Mystic River ve Gone Baby Gone gibi romanlarla da tanınan usta yazar Dennis Lehane‘in senaryosunu kaleme alacağı dizinin pilot bölümünü Scorsese’nin yönetmesi planlanıyordu. Ayrıca Leonardo DiCaprio da projenin yapımcıları arasında yer alıyordu.

Shakedown

David Fincher, Utopia’da yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle HBO ile bağlarını koparmadan önce kanalda geliştirdiği projelerden biri de Shakedown’dı. Fincher’ın L.A. Confidential ve The Black Dahlia gibi suç romanlarının yazarı olan James Ellroy ile birlikte hazırladığı proje, 1950’lerin Los Angeles’ının tabloid gazeteciliği dünyasında geçen ve bir özel dedektife odaklanan bir suç dizisi olacaktı. 1950’lerde Hollywood’da dedektiflik yapan ve Chinatown’da Jack Nicholson’ın canlandırdığı karakterin esin kaynağı olan Fred Otash‘ın hayatından uyarlanacak dizinin senaryosunu Ellroy yazacak, ilk bölümünü ise Fincher yönetecekti.

3001: The Final Odyssey

Stanley Kubrick’in unutulmaz filmi 2001: A Space Odyssey’e kaynaklık eden Arthur C. Clarke imzalı roman serisinin son kitabı olan 3001: The Final Odyssey‘in dizi uyarlaması için 2014 yılında hazırlıklara başlanmıştı. SyFy kanalı tarafından dizi uyarlamasının yapımcılığını Ridley Scott ve yapım şirketi Scott Free üstleniyordu. Dizinin senaryosunu ise Stuart Beattie (Pirates Of The Caribbean, Collateral) kaleme alıyordu. Ne var ki 3001: The Final Odssey, SyFy kanalı büyük bütçeli yapımlara imza atmayı bırakınca rafa kaldırılan çok sayıda projeden biri oldu.

Frank Poole’un donmuş bedeninin bulunmasıyla başlayan kitap, 2001: A Space Odssey ile başlayan hikâyeyi noktalarken, insanlığın nihai kaderiyle ilgili çıkarımlarda bulunuyor.

Hyperion

SyFy kanalı büyük bütçeli projelere yatırım yapmayı bıraktığında rafa kaldırılan en dikkat çekici projelerden biri de Dan Simmons‘ın Hugo ödüllü bilimkurgu romanından uyarlanan Hyperion’du. Joker ile Oscar adaylığı kazanan Todd Phillips ve The Hangover serisinde birlikte çalıştığı Bradley Cooper‘ın yapımcılığını üstlendiği Hyperion dizisinin senaryosunu Itamar Moses (Boardwalk Empire) kaleme alıyordu.

29. yüzyılda insanların uzayın dört bir yanına yayıldığı bir gelecekte geçen roman serisi, savaş nedeniyle yıkımın yakın olduğu bu gelecekte Hyperion gezegeninde geçiyor. Zamanın tersine aktığı Time Tombs adlı yapılara ev sahipliği yapan bu gezegen büyük bir yıkımı beraberinde getirecek istilaya hazırlanırken, yedi kişi Time Tombs’lara doğru son bir haç yolculuğuna çıkıyor. Her biri neden bu yolculuk için seçildiğini anlatırken, her biri ayrı umut ve korkularla yola çıkan bu yedi hacıdan birinin insanlığın kaderini elinde tuttuğu ortaya çıkıyor.

Metropolis

Yaratıcısı olduğu Mr. Robot ile adından övgüyle söz ettirdikten sonra Homecoming ile bir kez daha övgü toplayan bir işe imza atan Sam Esmail, 2016 yılında bilimkurgu klasiği Metropolis’ten uyarlanacak bir mini dizi için hazırlıklara başladı. Fritz Lang’in 1927 yapımı klasiğinde uyarlanacak dizinin haklarını Universal Cable Prodcutions satın aldı. Ancak aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen bu proje için somut bir adım atılmadı veya  herhangi bir kanalla anlaşılmadı.

Fritz Lang’in klasik filminde olduğu gibi mini dizi de zengin sanayicilerin toplumu yüksek gökdelenlerden yönetirken, alt kademelerde işçilerin şehrin güç kaynağı olan makineleri ayakta tutmak için durmadan çalıştığı bir gelecekte geçecekti. Mini dizinin farklı sınıflardan gelen iki aşığın bu sistemi yok etmek için verdiği mücadeleye odaklanması planlanıyordu.

Ascencion

Gravity ve Roma ile iki kez En İyi Yönetmen Oscarı’nın sahibi olan Alfonso Cuarón, Roma vizyona girmeden kısa bir süre önce yeni bir dizi projesi için hazırlıklara başlamıştı. Ascension adını taşıyan bu dizi hakkında bilinenler oldukça kısıtlı olsa da, bir kültün doğuşuna odaklanan bir korku dizisi olacağı konuşuluyordu. Dizinin başrolünde ise Casey Affleck yer alacaktı. Cuarón’un yazıp yönetmeyi planladığı bu dizi pek çok kanalın ve dijital platformun ilgisini çekmiş olsa da, aradan üç yıl geçmiş olmasına rağmen bu proje konusunda somut bir adım atılmadı.

Consider Phlebas

Amazon, 2018 yılında Iain M. Banks‘in 10 kitaplık Culture serisinin ilk kitabı olan Consider Phlebas’ın haklarını satın aldı. Sevilen bilimkurgu kitabını diziye uyarlamak için hazırlıklara başlayan Amazon, dizinin senaryosunu kaleme alması içinse kült dizi Utopia’nın yaratıcısı olan Dennis Kelly ile anlaştı. Brad Pitt’in yapım şirketi olan Plan B‘nin yapımcılığını üstlendiği dizi için Amazon ile senaryodan-diziye anlaşması imzalandı. Yani gelen senaryoların beğenilmesi hâlinde pilot bölüm çekilmeden doğrudan ilk sezon için onay verilecekti. Aksi takdirde Amazon’un kayda değer bir meblağ ödemesi gerekecekti. Bu taahhüt dizinin gerçeğe dönüşeceğini düşündürmüş olsa da aradan neredeyse iki buçuk yıl geçmesine rağmen Consider Phlebas’ı televizyona uyarlamak için herhangi bir adım atılmadı. Bu noktada dizinin rafa kaldırıldığını farz edebiliriz.

Culture serisi, farklı güneş sistemlerine yayılan ütopik bir medeniyet olan Culture ile son derece dindar, savaş düşkünü bir medeniyet olan Idirans arasında galaksinin hakimiyeti için patlak veren savaşa odaklanıyor.

The Wicked + the Divine

Pop müzik kültüründen ve mitolojilerden aldığı ilhamla okuyuculara renkli bir dünyanın kapılarını aralayan çizgiroman serisi The Wicked + the Divine’ın dizi uyarlaması için 2015 yılında hazırlıklara başlanmış olsa da, bu proje hazırlık sürecinin ilk aşamalarından öteye gidemedi. Ölüm, şöhret, güç, reenkarnasyon gibi temalara değinen çizgiroman serisinin sinopsisi şöyle: Her 90 yılda bir 12 tanrı insan suretinde dünyaya gelir. Sevilirler. Nefret edilirler. Ve iki yıl içinde ölürler. Pop ikonları olan bu tanrılar ölümsüz olsa da, bu durum sonsuza dek yaşayacakları anlamına gelmiyor.

Tong Wars

Chungking Express, In the Mood for Love, 2046 gibi unutulmaz filmleri sinema dünyasına kazandıran, Hong Kong İkinci Yeni Dalgası’nın en önemli isimlerinden Wong Kar-wai, salgın nedeniyle prodüksiyonu durdurulmadan önce Blossoms romanından uyarlanacak dizinin çekimlerine başlamaya hazırlanıyordu. Ancak Blossoms aslında Kar-wai’nin ilk dizi projesi değil. Aslında Wong Kar-wai’nin Amazon’da izleyici ile buluşacak Tong Wars dizininin tüm bölümlerini yönetmesi bekleniyordu. Ne var ki proje Amazon’dan resmi onay almasına rağmen bir türlü hayata geçirilmedi ve kısa süre önce de iptal edildiği açıklandı.

Quiz Show ve Donnie Brasco ile iki kez Oscar adaylığı kazanan Paul Attanasio’nun senaryosunu yazdığı Tong Wars, 19. yüzyıl San Francisco’sunda geçiyor o dönemde Chinatown’da yaşayanlar ile yeni gelen Çinli göçmenler arasında yaşanan mücadeleye odaklanıyor. “Tong” adı verilen suç ailelerinin uyuşturucu, fuhuş ve kumar dünyasında hakimiyet kurabilmek için verdiği bu mücadele, San Francisco’da yıllar sürecek kanlı bir çatışmayı beraberinde getiriyor.

Scar Tissue

Amerikan punk rock grubu Red Hot Chili Peppers‘ın kurucusu ve vokalisti Anthony Kiedis‘in otobiyografik kitabı Scar Tissue, önce HBO, daha sonra ise FX tarafından diziye uyarlanmaya çalışılmış olsa da bir türlü televizyon ekranına taşınamadı. FX tarafından hazırlanan versiyon Entourage’ın yapımcıları tarafından hazırlanıyordu. Ancak Entourage’ın aksine Scar Tissue’nün drama türünde olması planlanıyordu.

Anthony Kiedis’in Larry Sloman ile birlikte kaleme aldığı roman, Kiedis’in ünlü isimlere uyuşturucu satan babasının yanında büyüdüğü gençlik yıllarına odaklanıyor ve Kiedis’in uyuşturucu bağımlılığıyla uzun yıllar verdiği mücadeleye odaklanıyor.

Garbo/Dietrich

1930’larda, Hollywood’un Altın Çağı’nda sinema dünyasının zirvesinde yer alan iki oyuncu, Greta Garbo ve Marlene Dietrich. O yıllarda sinema basını tarafından “rakipler” olarak lanse edilip birbirleri ile kıyaslanan, gerçekte ise çok daha karmaşık bir ilişkiye sahip bu iki oyuncunun hayatının ve Cary Grant, John Wayne, John Gilbert gibi o dönemin önemli figürleri ile yaşadıklarını bir dizi ile ekranlara taşınması planlanıyordu. The L Word ve Hung gibi yapımlarda birlikte çalışan Angela Robinson ve Alex Kondracke ikilisinin senaryosunu yazacağı dizinin yapımcılığını Annapurna Pictures üstleniyordu.

O yıllarda The Master, Spring Breakers, Her gibi dikkat çekici filmlerle adından söz ettiren Annapurna Pictures’ın ilk dizisi olması beklenen Garbo/Dietrich, ilk duyurulduğunda heyecanla karşılanmıştı. Ne var ki proje senaryo aşamasının ötesine bir türlü geçemedi.

How and Why

Being John Malkovich, Adaptation., Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi unutulmaz filmlerin senaristi olan, Anomalisa ve Synecdoche, New York ile yönetmenlik konusunda da hünerlerini sergileyen Charlie Kaufman, 2014 yılında How and Why ile ilk çıkışını yaptığı televizyon dünyasına geri dönmeye hazırlanıyordu. Kaufman’ın yaratıcısı olduğu dizi, FX kanalından pilot bölüm için onay almış; John Hawkes, Michael Cera, Sally Hawkins, Catherine Keener gibi isimlerin rol aldığı pilot bölümü Kaufman yönetiminde çekilmişti. Önemli isimleri bir araya getiren bu dizinin FX’ten ilk sezon onayı almasına kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak kanal sürpriz bir karara imza attı ve diziye ilk sezon onayı vermedi.

Komedi ve dram türlerini harmanlayan dizi, çocuklara yönelik bilim programı iptal edildikten sonra daha küçük bir televizyon kanalında çalışmaya başlayan Goodman Hesselman’a odaklanıyordu. Yeni hayatına ilk adımı atarken aynı zamanda paranormal dünyaya açılan bir kapıdan da geçen Hesselman, bir nükleer reaktörün nasıl ve niçin çalıştığını açıklayabilir olsa da, hayatın nasıl işlediği hakkında en ufak fikri yoktur.

Minors

İntihar riski olan çocukların ve gençlerin kaldığı bir merkezde çalışan genç bir kadının hikâyesini anlatan Short Term 12 ile 2013’ün en iyi filmlerinden birine imza atan Destin Daniel Cretton, beğeniyle karşılanan bu filmden sonra yine benzer bir konuya ışık tutan Minors dizisi için hazırlıklara başladı. Yetiştirme kurumlarında ve benzer devlet kuruluşlarında büyüyen çocuklara odaklanan dizi, bir yıllık bir süreci merkez altına alarak sistemin bu çocuklar üzerindeki etkilerine ışık tutacaktı.

Destin Daniel Cretton’ın yıllarca fakir semtlerde çocuklara yardım etmek için eğitmen olarak görev alan Chinaka Hodge ile birlikte hazırladığı dizide Fruitvale Station, Creed, Black Panther filmleriyle tanınan Ryan Coogler‘ın da yönetmen olarak yer alması planlanıyordu.

Minors, gerek kamera arkasında bir araya getirdiği isimler, gerek ele aldığı konuyla son derece heyecan verici bir proje olsa da, dizi ön hazırlık sürecinin ötesine gidemedi.

Hue 1968

Şu sıralar HBO Max dizisi Tokyo Vice ile meşgul olan usta yönetmen Michael Mann, aslında Tokyo Vice’tan önce Hue 1968 ile televizyon dünyasına dönmeye hazırlanıyordu. 2017 yılında duyurulan Hue 1968, Vietnam Savaşı’nın kaderini değiştiren Tet Harekatı’na odaklanan 8-10 bölümlük bir mini dizi olacaktı. Black Hawk Down’ın uyarlandığı kitabın da yazarı olan Mark Bowden‘ın beş yıllık kapsamlı çalışma sonrası kaleme aldığı aynı adlı kitabından uyarlanacak dizide, Mann hem yapımcı olarak yer alacak hem de birkaç bölümü yönetecekti.

Mann, “başyapıt” olarak tanımladığı kitabı diziye uyarlamak için oldukça heyecanlı görünse de bu proje bir türlü hayata geçirilemedi. Ancak Mark Bowden’ın geçtiğimiz yıl verdiği bir röportajda senaryoların hazır olduğunu ve Mann’in diziyi Filipinler’de çekmeyi planladığını söylemesi, bu projenin geç de olsa bir gün hayata geçirilmesinin mümkün olduğunu düşündürüyor.

The Sparrow

Breaking Bad, Mad Men, The Walking Dead gibi dizilere imza atan AMC kanalı, 2013 yılında, Mary Doria Russell‘ın ödüllü bilimkurgu romanı The Sparrow‘un haklarını satın aldı. Yıllar içinde Antonio Banderas ve Brad Pitt gibi isimlere sinemaya uyarlanmaya çalışılan ancak bir türlü hayata geçirilemeyen The Sparrow, sonunda dizi olarak izleyici karşısına çıkacak gibi görünüyordu. Ancak aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen dizi projesi için de somut bir adım atılmadı.

Türkçe’ye Serçe adıyla çevrilen The Sparrow’un sinopsisi şöyle:

“Her şey uzaydan gelen düzensiz sinyalleri tarayan Arechibo radyo vericisindeki görevlinin şarkıyı fark etmesiyle başladı. Şarkı Rakhat adı verilen bir gezegenden geliyordu ve tek kelimeyle olağanüstüydü. Aralarında üç cizvitin bulunduğu sekiz kişilik mürettebattan oluşan Rakhat misyonunun yola koyulması fazla zaman almadı.

Cizvit bilim adamları dinleri yaymaya değil, öğrenmeye gidiyorlardı. Tanrının başka çocuklarını tanımak ve sevmek için gidiyorlardı. Cizvitleri keşfedilen yerlerin en uzak sınırlarına götüren hep o aynı nedenle hareket etmişlerdi: AD majorem Dei gloriam, Tanrının şanını yükseltmek için…”

The Devil You Know

Weeds ve Orange Is the New Black gibi beğeni kazanan dizilerin yaratıcısı olan Jenji Kohan, Orange Is the New Black’ten önce HBO için The Devil You Know adını taşıyan farklı bir dizi hazırlıyordu. Hatta dizinin pilot bölümü çekilmiş, bölümü usta yönetmen Gus Van Sant yönetmişti. Dizinin başrollerinde ise Eddie Izzard, Ewen Bremner ve Karen Gillan gibi isimler yer alıyordu. The Devil You Know, ya da ilk duyurulduğu dönemdeki adıyla New World bir araya getirdiği isimlerle heyecan yaratmış olsa da, HBO’dan ilk sezon için onay alamadı.

Provokatif bir dönem dizisi olarak tanımlanan The Devil You Know, izleyicileri 17. yüzyıl Amerika’sına, Salem Cadı Mahkemelerinin kurulduğu New England’a götürüyordu.

The Caesars

Rome

The Tudors ve Vikings gibi geniş kitlelere ulaşan tarihi dizilerin yaratıcısı olan Michael Hirst, The Caesars ile ilgi çekici bir tarihi diziye daha imza atmaya hazırlanıyordu. Üstelik bu kez yeni projesini usta yönetmen Martin Scorsese ile birlikte hayata geçirecekti. Roma İmparatorluğu’nun ilk dönem liderlerine ve genç Julius Caesar’a odaklanan dizinin yapımcıları arasında yer alan Scorsese’nin dizinin ilk bölümünü yönetmesi bekleniyordu. Martin Scorsese ve Michael Hirst’ü bir araya getiren The Caesars, iki yıl önce duyurulduğunda büyük heyecanla karşılanmış olsa da önn hazırlık aşamasının ötesine geçemedi. Scorsese, şu sıralar yeni filmi Killers of the Flower Moon’un çekimlerine başlamaya hazırlandığı ve sonrası için de şimdiden birkaç proje hazırladığı için The Caesars’ın yakın gelecekte hayata geçirilmesi de pek mümkün görünmüyor.

A Visit from the Goon Squad

HBO, 2011 yılında Jennifer Egan‘ın Pulitzer ödüllü romanı A Visit from the Goon Squad’ın haklarını satın almış, büyük yankı uyandıran bu romanı diziye uyarlamak için hazırlıklara başlamıştı. Ancak hikâyesini 13 farklı karakterin bakış açısından anlatan, farklı şehirleri dolaşan, zamanda bir ileri bir geri giden A Visit from the Goon Squad ekrana uyarlanması mümkün olmayan kitaplar arasında gösterildiği için pek çok kişi bu projeye şüpheyle yaklaştı. Nitekim öyle oldu ve Jennifer Egan’ın romanı, bir türlü televizyona uyarlanamadı.

Türkçe’ye İt Kopuk Takımı adıyla çevrilen A Visit from the Goon Squad’ın Pegasus Yayınları tarafından paylaşılan sinopsisi şöyle:

“Afrika’dan Napoli’ye, New York’tan San Francisco’ya, müzik yapımcılarından soykırımcı generallere, Jennifer Egan karakterlerinin hayatlarını hiç sakınmadan ve şevkle anlatıyor. 1970’lerden 2020’lere uzanan bu romanda, yaşlanan müzik yapımcısı Bennie Salazar ve asistanı Sasha’nın çocukluklarını, kariyerlerini ve aşklarını takip ediyoruz.

İt Kopuk Takımı, Bennie ve Sasha’nın inişli çıkışlı hayatlarının başkalarıyla kesiştiği anları yakalıyor. Jennifer Egan zarif üslubu ve yürek burkan sadelikteki anlatımıyla çılgın gençliklerinde yenilenlerin, delirenlerin, hapse düşenlerin ve intihar edenlerin hikâyelerini yazıyor.”

God Fearing Man

Usta yönetmen Stanley Kubrick‘in üzerinde çalıştığı, ancak ölümünden önce hayata geçiremediği bir diğer proje de God Fearing Man idi. Kubrick’in kaleme aldığı senaryonun haklarını satın alan Entertainment One, 2014 yılında bu senaryodan uyarlanacak bir mini dizi için hazırlıklara başladı. Usta yönetmenle pek çok projede çalışan Philip Hobbs’un yapımcılığını üstlenen dizinin başrolünde Six Feet Under ve Dexter gibi yapımlarla tanınan Michael C. Hall yer alacaktı. Ancak işler Entartainment One’ın umduğu gibi gitmemiş olsa gerek ki aradan altı yıl geçmesine rağmen projede herhangi bir ilerleme kaydedilmedi.

Kubrick’in kaleme aldığı God Fearing Man, Kanadalı bir vaiz olan Herbert Emerson Wilson‘ın gerçek hayat hikâyesini ve Amerika’nın en “başarılı” banka soyguncularından birine dönüşmesini anlatıyor.

The Money

Succession ile son yılların en beğenilen dizilerinden birine imza atan HBO, aslında 2014 yılında da oldukça benzer bir proje üzerinde çalışıyordu. The Money adını taşıyan bu dizi, gücünü ve servetini artırmak için sahibi olduğu medya imparatorluğunu kullanan Amerikalı bir iş adamına odaklanıyordu.

NYPD Blue ve Deadwood gibi başarılı dizilere imza atan David Milch‘in yaratıcısı olduğu dizi HBO’dan pilot bölümü için onay almış, Justin Chadwick (The Other Boleyn Girl, Tulip Fecer)’in yönettiği pilot bölümünde Brendan Gleeson, Nathan Lane, Andrea Riseborough, Dominique McElligott, Billy Magnussen, Mamie Gummer, Ray Liotta, David Harewood, Ruth Negga, John Carroll Lynch gibi isimler rol almıştı.

David Milch imzası taşıması ve bir araya getirdiği oyuncu kadrosu The Money’yi 2014’ün en heyecan verici dizi projelerinden biri yapsa da HBO sürpriz bir karara imza attı ve diziye ilk sezon onayı vermemeyi tercih etti.

The Night of the Gun

Şu sıralar Better Call Saul dizisinde Saul Goodman rolünde harikalar yaratan Bob Odenkirk, 2016 yılında, AMC bünyesinde hazırlanan bir diğer dizi olan The Night of the Gun‘da da rol almaya hazırlanıyordu. Odenkirk’ün yapımcısı olduğu, aynı zamanda başrolünde yer alacağı The Night of the Gun’ın yaratıcısı ise The Shield ve Timeless gibi dizilerle tanınan Shawn Ryan‘dı. The Night of the Gun, New York Times köşe yazarı David Carr‘ın anı kitabından uyarlanacaktı.

David Carr, 2008 tarihli kitabında, Amerika’daki en saygın gazetecilerden biri hâline gelmeden önce bir kokain ve alkol bağımlısı olduğu yılları; çarpıcı, eğlenceli ve ancak gerçek bir gazetecinin sahip olabileceği dürüstlükte bir dille anlatıyor.

Virtuoso

Amadeus

Six Feet Under ile televizyon tarihinin en iyi dizilerinden birine imza atan, aynı zamanda True Blood’ın da yaratıcısı olan Alan Ball, 2015 yılında HBO çatısı altında bir dizi daha hazırladı. Virtuoso adını taşıyan bu dizi için bir pilot bölüm de çekildi. Ancak günün sonunda HBO bu diziye ilk sezon onayı vermeme kararı aldı.

Ball’un yaratıcısı olduğu Virtuoso, izleyicileri 18. yüzyıl Viyana’sına götürüyor ve prestijli Academy of Musical Excellence’da eğitim almak için Avrupa’nın dört bir yanından gelen genç müzisyenlere odaklanıyor. Dizide Peter Macdissi, Antonio Salieri‘ye hayat veriyordu. Dizinin yapımcıları arasında Elton John da yer alıyordu.

Cat’s Cradle

Fargo ve Legion gibi beğeniyle karşılanan dizilerin yaratıcısı olan Noah Hawley, 2015 yılında, Kurt Vonnegut‘un klasik romanın Cat’s Cradle‘ı diziye uyarlamak için hazırlıklara başlamış, bu heyecan verici proje için FX kanalıyla anlaşmıştı. Bilim, teknoloji ve din gibi konulara değinen 1963 tarihli romanın bir mini diziye uyarlanması planlanıyordu. Hawley kısa süre önce verdiği bir demeçte bu dizinin hâlâ hazırlık aşamasında olduğunu söylemiş olsa da, ilk duyurulduğu günden bu yana beş yıl geçmiş olmasına rağmen proje konusunda somut bir adım atılmadı.

Kurt Vonnegut’un unutulmaz romanı tanıtım bülteninde şöyle tarif ediliyor: “Modern insana, deliliklerine dair bir başyapıt. Gezegenin sonuna dair apokaliptik bir öykü. Kara mizahla örülü bir gelecek tasavvuru“.

Kayda Değer Diğer Projeler

Alan Moore ve Eddie Campbell’ın daha önce sinemaya da uyarlanan aynı adlı çizgiromanından uyarlanan, Karındeşen Jack’in hikâyesini katilin bakış açısından anlatan FX dizisi From Hell, George R.R. Martin’in süper kahramanlarla dolu bir dünyada geçen kitap serisinden uyarlanan Hulu dizisi Wild Cards, Steve McQueen’in yazıp yönettiği HBO dizisi Codes of Conduct, Frederik Pohl’un klasik bilimkurgu romanından uyarlanan SyFy dizisi Gateway, The X-Files’ın yaratıcısı Chris Carter’ın Amerika’daki gizemli 51. Bölge’ye odaklanan dizisi Area 51, Layer Cake’in devam romanından uyarlanan, Jason Statham’lı Viva la Madness, Francis Lawrence öncülüğünde hazırlanan Neil Gaiman uyarlaması Neverwhere, Meryl Streep’in muhafazakâr bir valiye taş attıktan sonra meşhur olan eski bir hippiyi canlandıracağı J.J. Abrams imzalı The Nix, başka bir gezegende kurulan koloninin ilk yıllarından feodal savaşların başladığı geleceğine uzanan 25 kitaplık bilimkurgu serisinden uyarlanan Amazon yapımı Darkover, Kenneth Calhoun’un bir uykusuzluk salgınına odaklanan Black Moon adlı romanından uyarlanan, Mike Cahill imzalı Hulu dizisi Sleepless, David S. Goyer’in sevilen çizgiroman serisinden uyarladığı Showtime yapımı 100 Bullets, Enemy’nin senaristi Javier Gullón’un yazdığı, J.J. Abrams’ın yapımcılığını üstlendiği HBO yapımı bilimkurgu dizisi Glare, II. Dünya Savaşı sırasında Afrika’nın derinliklerine doğru tarihin akışını değiştirebilecek bir sefer başlatan kontrolden çıkmış bir Amerikan generaline odaklanan, Evan Wright (Generation Kill)’ın yazdığı, Ridley Scott’ın yapımcısı olduğu AMC dizisi Raiders, Alan Ball’un yönettiği, Ben Whishaw ve Mahershala Ali’nin başrollerinde yer aldığı HBO dizisi All Signs of Death, Martin Scorsese’ye sonunda Oscar ödülünü getiren The Departed‘ın Amazon tarafından hazırlanan dizi uyarlaması, Diane Keaton’ın başarılı bir Hollywood blogger‘ına hayat verdiği Bill Condon imzalı HBO dizisi Tilda, Robert A. Heinlein’in Mars’ta doğan ve Marslılar tarafından büyütülen bir insanın yıllar sonra Dünya’ya geldiğinde yaşadıklarına odaklanan bilimkurgu klasiğinden uyarlanan SyFy dizisi Stranger in a Strange Land, Martin Scorsese’nin aynı adlı klasiğinden uyarlanan, filmin senaristlerinden Nicholas Pileggi’nin de yapımcıları arasında yer aldığı AMC yapımı Goodfellas, Vahşi Batı’nın en ünlü silahşorlarından Doc Holliday’e odaklanan, Ron Howard’ın yöneteceği HBO dizisi Doc, III. Dünya Savaşı’nın eşiğinde olan bir dünyadan geçmişe, Roma İmparatorluğu’na giderek tarihin akışını değiştirmeye çalışan bir grup askerin ve geçmişteki bu savaşın ne şekilde yürütülmesi gerektiği konusunda fikir ayrılığına düşen liderlerinin hikâyesini anlatan aynı adlı çizgiromandan uyarlanan SyFy dizisi Pax Romana, günümüzde ayrılmış bölgelerinde yaşayan Amerikan yerlilerinin suç ve uyuşturucu ile iç içe geçmiş hayatlarına odaklanan çizgiromandan uyarlanan WGN America yapımı Scalped, Bob Dylan şarkılarından uyarlanan Amazon dizisi Time Out of Mind, Marvel’ın ikinci Amerikan devrimini başlatan asi bir kadına odaklanan aynı adlı çizgiroman serisinden uyarlanan Cinemax yapımı Scarlet, Kim Stanley Robinson’ın marsın kolonileştirilmesine odaklanan çok satan romanlarından uyarlanan Red Mars, Frank Miller’ın efendisi şeytani bir güç tarafından öldürüldükten sonra gözünü futuristik bir New York’ta açan ve asırlar sonra bu şeytanla yeniden karşı karşıya gelen bir samuraya odaklanan çizgiromanından uyarlanan SyFy dizisi Ronin, Karen Russell’ın Türkçeye Timsah Park adıyla çevrilen sevilen romanından uyarlanan Swamplandia, idam mahkumlarının avukatlığını yapan David R. Dow’un The Autobiography of a Execution adlı kitabından uyarlanan, Sean Durkin (Martha Marcy May Marlene)’in yöneteceği AMC dizisi Goliath, Robert Charles Wilson’ın Hugo ödüllü romanından uyarlanan, Jim Uhls (Fight Club)’un senaryosunu yazdığı SyFy mini dizisi Spin, Greta Gerwig’in imzasını taşımasıyla merak uyandıran How I Met Your Mother spin-off‘u How I Met Your Father ve Susan Sarandon, Lee Pace, Eddie Redmayne, Frank Langella, Hope Davis, Patti LuPone gibi isimleri bir araya getiren oyuncu kadrosuna rağmen pilot bölümünden öteye gidemeyen HBO dizisi The Miraculous Year.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information