Bilindiği üzere Türkiye Sineması’nın son 10 yıl içerisindeki yükselişi hem ülkemiz hem de sinema sanatı adına oldukça sevindirici bir gelişme. Her yıl çekilen yüzlerce film arasından ilk film olma özelliği taşıyarak uluslararası festivallerde büyük yankılar uyandıran yapımların sayısı ise her geçen yıl artmaya devam ediyor. Sinemasal anlatısı ile derdini birleştirerek ortaya başarılı filmler koymayı başaran yönetmenlerin kurduğu film dilleri ve estetik tercihler ise Yeni Türkiye Sineması olarak nitelendirdiğimiz dönemin öne çıkan detaylarına dönüşüyor. Politik alegorilerden yoğun metaforlarla bezenmiş türlü anlatılara ev sahipliği yapan yeni dönem Türkiye Sineması uluslararası arenada da adından övgüyle bahsettirirken bu filmleri çeken yönetmenlerin elde ettiği başarılar pek tabii bizleri de mutlu ediyor. Biz de bu listemizde henüz ilk uzun metrajıyla büyük beğeniler kazanan yönetmenlerin filmlerini bir araya getirdik.  Sonbahar’dan Babamın Kanatları’na son 10 yılda çekilmiş Türkiye Sineması’nın en başarılı 10 ilk filmi listemizi sizler için derledik!

Son 10 Yılda Çekilmiş Türkiye Sineması’nın En Başarılı 10 İlk Filmi

Sonbahar (2008)

Yönetmen: Özcan Alper

Özcan Alper’in bu ilk uzun metrajı, bir üniversite öğrencisi olarak girdiği cezaevinde ölüm orucuna başlayan ve 10 yıl sonra özgürlüğüne kavuşan Yusuf’un çocukluk ve ilk gençlik yıllarının izini sürerek geçirdiği son iki ayının öyküsünü ekrana taşır. Cezaevi ve ölüm orucu gerçeğini oldukça insancıl bir açıdan resmetmeye çalışan Özcan Alper, Sonbahar filmi ile Hayata Dönüş Operasyonları gibi toplumsal travmaya sebep olan bir meseleye dikkat çekerek, toplumsal hafıza ve hatırlama mefhumu özelinde, ortaya oldukça cesur bir politik anlatı koymuştur. Hemşince ve Lazca gibi kaybolmaya yüz tutmuş dillerin de sıklıkla kullanıldığı Sonbahar, politik sinema içerisinde nevi şahsına münhasır anlatısıyla gözlerden kaçmaması gereken bir yapım olarak dikkat çeker.

Tatil Kitabı (2008)

Yönetmen: Seyfi Teoman

2012 yılında geçirdiği trafik kazası sonucunda hayata gözlerini çok erken yaşta yuman Seyfi Teoman, 35 yıllık yaşamına bir kısa iki adet de uzun metrajlı film sığdırabildi. 2004 yapımı Apartman kısa filmiyle başlayan kariyerini 2008 yılındaki Tatil Kitabı ve Barış Bıçakçı’nın aynı adlı romanından uyarlanan 2011 yapımı Bizim Büyük Çaresizliğimiz’le sürdüren Teoman, geride yalnızca üç film bırakmış olsa da sinemasını konumlandırdığı eşsiz bir yer armağan etti bizlere. İlk uzun metrajı olan Tatil Kitabı, 10 yaşındaki ilkokul öğrencisi Ali’nin yaz tatilinde yaşadıklarına odaklanır. Senaryoyu yine Teoman’ın kendisinin kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda ise Taner Birsel, Tayfun Günay, Harun Özüağ, Ayten Tokun gibi isimler yer alır. Bir yaz tatilinde Silifke’de yaşayan ilkokul öğrencisi Ali ve ailesi etrafında gelişen hikâye, ilk bakışta bir büyüme hikâyesi gibi dursa da ele aldıklarıyla aslında bunun çok ötesindedir.

Başka Dilde Aşk (2009)

Yönetmen: İlksen Başarır

İlksen Başarır’ın ilk uzun metrajı olan ve oyuncu kadrosunda Mert Fırat, Saadet Işıl Aksoy ve Lale Mansur gibi isimlerin yer aldığı Başka Dilde Aşk; işi sesiyle iletişim kurmak olan bir kadın ile işitme engelli bir gencin engelleri yıkarak, seslerini duyuramayanların sesi olduğu ve bunu yaparken kendilerine olan güvenlerini tazelediği bir aşk hikâyesi. Onur ve Zeynep, birbirlerini beklemedikleri bir anda bulup beklemedikleri bir anda hayatlarının aşklarına kavuştuklarında her şey onlar için güzel başlar, ancak Zeynep’in çevresi onun “sıra dışı” bir ilişki yaşamasını kabullenemez. Onur’u tanımadan hakkında fikir sahibi olmuşlardır. O, Zeynep’i hak etmiyordur. Çünkü Zeynep’in çevresindekilere göre eksik bir insandır. Onu dışlamak, onu sevmekten daha kolaydır. Başka Dilde Aşk, başkalaştırılan öznelerin, aşkı çoğunlukla bizden daha iyi yaşayabildiklerini beyazperdede görmemizi sağlayan samimi ve cesur bir film.

11’e 10 Kala (2009)

Yönetmen: Pelin Esmer

Pelin Esmer’in ilk uzun metrajı olan ve kendisine önemli bir başarı kazandıran 11’e 10 Kala filmi tutkulu bir koleksiyoncu olan Mithat Bey ile kapıcılık yapan Ali’nin hikâyesini ekrana taşır. Mithat Bey için İstanbul kenti, kendi koleksiyonu kadar sınırsızken; Ali için ise kapıcısı olduğu Emniyet Apartmanı ve yakın çevresiyle sınırlıdır. Apartmanın diğer sakinleri deprem endişesi ve daha değerli bir eve sahip olma tercihiyle binayı yıkıp yeniden inşa etmek isteyince, Mithat Bey’in koleksiyonları uğruna verdiği savaşların en zorlusu başlar. Artık apartman, yalnız yaşayan bu iki adamın ortak kaderi hâline gelir. Koleksiyonun devamlılığı için başlayan ilişkileri, Mithat Bey’in Ali’ye İstanbul’u devretmesiyle farklı bir boyuta geçer ve birbirlerinin kaderlerini fark etmeden değiştirdikleri bir noktada biter. Hafıza, kent ve mekân üçgeninde ayrıksı bir anlatı kurmayı başaran Esmer; henüz ilk filmiyle yönetmenlik kariyeri için büyük bir çıkış yapar.

Çoğunluk (2010)

Yönetmen: Seren Yüce

Günlerini babasının inşaatlarında getir götür işlerine bakarak ve arkadaşlarıyla alışveriş merkezlerinde dolaşarak geçiren Mertkan, bir gün Gül ile tanışır. İçindeki ve yaşamındaki boşluğu ve basitliği ilk defa farklı bir şekilde değerlendirme şansıyla karşılaşan Mertkan’ın babası ise Gül’ün etnik kökeni konusunda şüphecidir. Ayrımcılıkla karşılaştığı ilk anda ona teslim olmayı seçen Mertkan ise çoğunluğa uyar, babasının kendisi için çizdiği yolda bir anlam bulur. Seren Yüce’nin ilk uzun metrajı olma niteliği taşıyan filmin oyuncu kadrosunda Bartu Küçükçağlayan, Settar Tanrıöğen, Esme Madra ile Nihal Koldaş yer alıyor. Çoğunluk, en ufak ayrıntısına kadar Türkiye orta sınıfını ve toplumsal aile yapısını gözlemleme fırsatını bizlere sunmasıyla son dönem Türkiye Sineması’nın en etkileyici filmlerinden biri. Prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan film, festivalden ülkemizde ‘Geleceğin Aslanı’ olarak bilinen Luigi De Laurentiis ödülüyle dönmüştü.

Tepenin Ardı (2012)

Yönetmen: Emin Alper

2012 yılında başta Berlin Film Festivali, Karlovy Vary Film Festivali, Saraybosna Film Festivali ve İstanbul Film Festivali olmak üzere birçok festivalden ödüllerle dönen ve en son Asya Pasifik Film Ödülleri’nde En İyi Film seçilen Tepenin Ardı; Emin Alper’in ilk uzun metrajı olarak dikkatleri çeken bir yapım. Alper, Tepenin Ardı filminde anlattığı ‘düşman’ ve ‘öteki’ yaratma olgusuyla özellikle Kürt meselesi üzerinden Türkiye’nin siyasi konjonktürel yapısına denk düşecek biçimde politik bir alegori olarak sunarken; film özellikle son sahnesiyle bizi koltuklarımıza mıhlayarak hem özeleştiri yapma imkânları hem de ayrıştırıcı politikaları nasıl terk edebileceğimize dair diyalog geliştirme fikirleri üzerine düşünmemiz gerektiğini de vurguluyordu. Tepenin Ardı, kişisel hayatlarımızda yarattığımız ayrıştırmaları, ötekileştirmeleri, dışlamaları sorgulamamız açısından da oldukça değerli bir film olarak son dönem Türkiye Sineması’nın en iyilerinden!

Zerre (2012)

Yönetmen: Erdem Tepegöz

Yönetmenliğini Erdem Tepegöz’ün yaptığını ve Tepegöz’ün ilk uzun metrajı olarak dikkatleri çeken Zerre, başrolünde yer alan Jale Arıkan’ın muhteşem performansıyla da büyük ses getirmiş bir yapım. Büyük bir şehirde küçük kızı ve annesiyle birlikte ayakları üzerinde durmaya çalışarak yaşam savaşı veren Zeynep bir yandan işsizlikle mücadele ederken bir yandan da kurda kuşa yem olmamak için direnmemektedir. Koskoca metropolde ve bu ikiyüzlü patriyarkal toplumda kadın olmanın tüm zorlukları üzerine çullanmışken, hayatını kazanmak için bulaşıkçılıktan konfeksiyon atölyelerindeki çalışmalara farklı farklı işlere savrulan Zeynep’in hikâyesi ilham verici olduğu kadar, özellikle sinemasal anlatım dili ile alt sınıfların yaşantılarını gözlemlemleyebilmemiz açısından da büyük önem taşıyor.

Küf (2012)

Yönetmen: Ali Aydın

Basri, demiryollarında yol bekçisi olarak çalışmaktadır ve yalnızdır. Tek oğlu olan Seyfi tam 18 yıl önce, okuduğu üniversitede öğrenciyken gözaltına alınmış ve o günden sonra hiç kimse Seyfi’den haber alamamıştır. Basri’nin oğlu kaybolduktan altı yıl sonra karısı da ölmüştür. Anadolu’nun bereketli toprakları ve onu sarıp sarmalayan uçsuz bucaksız tren yolları, umut ve vicdan… Ali Aydın’ın ilk ve tek uzun metrajı olan Küf’ün oyuncu kadrosunda Ercan Kesal, Muhammet Uzuner ve Tansu Biçer gibi bağımsız sinemanın önemli isimler yer alıyor. Prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan film, festivalden tıpkı Çoğunluk gibi ‘En İyi İlk Film Ödülü’ olarak da nitelendirilen Luigi De Laurentiis ödülüyle dönmüştü.

Sivas (2014)

Yönetmen: Kaan Müjdeci

Kaan Müjdeci’nin ilk uzun metrajı olan Sivas, 11 yaşındaki Aslan ile Sivas isimli bir dövüş köpeğinin bozkırda geçen dokunaklı hikâyesini konu ediniyor. Kadrosunda yer alan oyuncuların büyük çoğunluğunun Yozgat Yerköy’ün yerel halkından seçilmiş olmasıyla dikkat çeken film, 2014 yılına damga vuran yerli filmlerden biri olarak Türkiye’nin Oscar aday adayı da olmuştu. Doğan İzci, Ozan Çelik, Muttalip Müjdeci, Hasan Özdemir, Ezgi Ergin, Furkan Uyar, Banu Fotocan ile Hasan Yazılıtaş’ın oyuncu kadrosunda yer aldığı film, prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışmış ve festivalden Jüri Özel Ödülü ile Doğan İzci’nin En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle dönmüştü.

Babamın Kanatları (2016)

Yönetmen: Kıvanç Sezer

Dünya prömiyerini 51. Karlovy Vary Film Festivali’nde ana yarışmaya seçilerek gerçekleştiren Babamın Kanatları; 23. Adana Film Festivali’nden yedi, 53. Antalya Film Festivali’nden de altı ödül kazanarak büyük ses getirmişti. Kıvanç Sezer’in ilk uzun metrajı olan Babamın Kanatları; Sezer’in bir gazete haberinden yola çıkarak çekmeye karar verdiği bir film olarak işçi sınıfının, emeğin ve insan onurunun yanında dururken taşeron sistemin yarattığı işçi ölümlerine dikkat çeken yapısıyla politik sinema içinde de özel bir konuma erişti. İnşaat işçilerinin gündelik hayatlarını konu alan ve son zamanlarda artan işçi ölümlerine dikkat çeken Babamın Kanatları, zorlu ve ölümcül şartlarda var olma mücadelesi veren işçi sınıfına bir başka perspektiften bakmamızı sağlıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi