Sinema dünyasının en saygın eleştirmenlerinden Slavoj Žižek, birçok eleştirmenin Roma’yı yanlış nedenlerden dolayı övdüğünü düşünüyor.

Alfonso Cuarón‘un çocukluk yıllarına ait anılarından yola çıkarak çektiği son filmi Roma, hem sinemaseverlerden hem de eleştirmenlerden büyük beğeni kazandı. Bu yıl ödül sezonunda adından sıkça söz ettiren ve bu hafta dağıtılan Eleştirmenlerin Seçimi Ödülleri’nde de En İyi Film seçilen Roma, bu yılki Oscar Ödülleri’nde En İyi Film ödülü için favori gösterilen filmler arasında yer alıyor.

Yani Cuarón’un son harikasının hak ettiği övgüyü aldığını söylemek yanlış olmaz. Ancak sinema dünyasının en saygın eleştirmenlerinden Slavoj Žižek‘e göre Roma aslında yanlış nedenlerden övülüyor. Eleştirmenlerin Roma’yı yeni bir klasik olarak nitelendirmekte haklı olduklarını söyleyen Žižek, bununla birlikte bu övgülerin altında yatan sebepler konusunda diğer eleştirmenlerden farklı düşünüyor.

Slavoj Žižek: “Roma Zannedildiği Gibi Cleo’nun İyiliğini Övmüyor, Bunu Karakterindeki Önemli Bir Kusur Olarak Gösteriyor.”

Birçok eleştirmen filmi Cleo’ya ve onun iyi kalpliliğine bir övgü olarak görürken, Žižek, filmde Cleo’nun iyiliğinin kendisini sürekli ezildiği bir evde hapseden bir kusur olarak gösterildiği görüşünde. Usta eleştirmen bu görüşünü filmden çeşitli sahneleri analiz ederek açıklıyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü Roma ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Cleo’nun sadece şımarık bir orta-üst sınıf ailenin sevgi objesine indirgenemeyeceğini söyleyen Žižek, hizmetçisi olduğu aile tarafından hem fiziksel hem de duygusal olarak sömürülmeye razı olan karakterin iyiliğinin aslında kendisini hapseden bir kapan olduğunun film boyu ince ayrıntılarla izleyicilere aktarıldığını belirtiyor.

Žižek’e göre bu sahnelerden ilki; Sofia’nın sarhoş bir şekilde eve döndükten sonra ailenin Ford Galaxie’sini sağa sola vura vura garaja soktuğu sahne. Žižek, bu sahnenin Sofia’nın hizmetçilere karşı acımasızlığını ve kayıtsızlığını ortaya koyduğu görüşünde. Üst sınıftan olan Sofia eşi kendisini terk ettiği için istediği şekilde tepki gösterebiliyor ama Cleo çok daha travmatik bir olay yaşamasına rağmen tepki göstermeye, duygularını dışarı vurmaya fırsat bulamıyor. Çünkü yapılması gereken işler var.

Cleo’nun hizmet ettiği ailenin ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymasına neden olan iyiliğinin kendisini en net şekilde gösterdiği anlardan biri de, filmin en etkileyici sahnelerinden biri olan doğum sahnesi. Filmin son bölümünde yanında çalıştığı ailenin çocuklarını kurtarmak için hayatını riske atan Cleo, kendi çocuğunun ölü doğmasına belki de mutlu oluyor. Çünkü filmin son bölümünde öğrendiğimiz gibi Cleo aslında bu çocuğun doğmasını istemiyor.

Žižek’e göre Cleo’nun çocukları boğulmaktan kurtarmak için okyanusa girdiği sahnedeki kamera hareketleri ve Cuarón’un sahneyi çekme şekli de filmin Cleo’yu aslında nasıl yansıtmak istediğine dair önemli ipuçları barındırıyor. Cleo’nun çocukları kurtardığı sahne, yana doğru giden kameranın Cleo’dan hiç ayrılmadığı uzun bir plan sekansta izleyicilere aktarılıyor. Bu sahnede çekim şekli ile içerik arasında net bir uyumsuzluk olduğu görülüyor. İçerikte Cleo’nun kendi çocuğunu kaybettikten kısa süre sonra başka birinin çocuklarını kurtarmak için hayatını riske atması son derece dramatik bir sahne yaratırken, çekim şeklinde sahnenin bu dramatik yapısını tam anlamıyla görmezden geliyor. Bu sahnede ne Cleo ile çocuklar arasında gidip gelen çekimler, ne de Cleo’nun çocukları kurtarmak için aldığı riski göstermek için karakterin bakış açısından gösterilen kareler var. Kameranın eylemsizliği, bu dramanın içine çekilmeyi reddetmesi, Cleo’nun kendini feda etmeye hazır sadık hizmetkâr rolüne filmin bakışını açıkça gösteriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi