Kötülük ve iyilik, kendini olduğun gibi kabul etmenin huzuru ya da bu olma hâlinden devşirilen intikam arzusu, bireyin varoluş biçimini hangi motivasyonlar üzerinden tanımladığı ve bu motivasyonların kesişim noktaları… Sınır, insan olmaya yüklenen özerk anlamları kendi tekilliklerinden çıkararak bambaşka bir anlatının temellerini atıyor. Cannes Film Festivali’nden Belirli Bir Bakış Ödülü’yle dönen ve Ali Abbasi’nin ikinci uzun metraj filmi olan Sınır, Göran Lundström ve Pamela Goldammer’ın En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı dalında kazandıkları Oscar adaylığıyla da bu yıl ön plana çıkan yapımlardan biri oldu. Gir Kanıma adlı filmin de senaristi olan John Ajvide Lindqvist’in Gräns adlı öyküsünden uyarlanan Sınır’ın senarist künyesinde Ali Abbasi, Isabella Eklöf ve yine Lindqvist’i görüyoruz. Sınır: Kalıpların Ötesinde Bir güvenlik görevlisi olarak çalışan Tina, belirgin bir biçimde diğer insanlardan farklı görünmesinin yanında farklı deneyimler de yaşayan bir karakter. Kuyruk sokumunda büyük bir yara olan ve bir yıldırım çarpması sonucu yüzünde de izler bulunan Tina’nın işinde de başarılı olmasını sağlayan en önemli özelliklerinden biri korku ve utanç gibi duyguların kokusunu alabilmesi. Bu sayede bir güvenlik görevlisi olarak çalıştığı yerde, önünden geçen insanların yalnızca kokusundan o anda bir suç işleyip işlemediklerine karar verebiliyor. Kaçak içkilerin, belki de uyuşturucuların yakalanmasıyla ilerleyen ve Tina için sıradan geçen günler, şık giyimli bir erkeğin telefonunun içine sakladığı bir hafıza kartında pedofil görüntüler içeren pornoların ortaya çıkmasıyla birlikte büyük bir kırılmanın eşeğine gelir. Bu noktada belirtmek gerekiyor ki anlatının örgüsünü şekillendiren bu olaylar, aslında Lindqvist’in öyküsünde yer almadığı hâlde filme eklenen ve anlatıyı da güçlendirmeyi başaran bir yan hikâye. Çocuk pornoları çeken ve skandal suçlar işleyen bir çetenin varlığından Tina sayesinde haberdar olan güvenlik güçleri, Tina’nın yeteneklerinden faydalanabilmek adına onu olayın iyice merkezine çekiyorlar. Bir yandan da Tina, memnun olmadığı ve uzun yıllar kendisini “uyumsuz”, “bozuk” ve “çirkin” hissettiği dış görünüşüne tıpatıp benzeyen Vore ile tanışıyor. Vore’nin anlatıya dâhil olduğu andan itibaren, insanların içerisinde “farklı” görünen Tina’nın aslında İskandinav mitolojisine sıklıkla konu olan bir trol olduğunu ve insanlar tarafından yetiştirildiğini anlıyoruz. Bu noktada Vore, gizemli ve tahmin edilemez yanını anlatı boyunca hep korusa da bir yandan da Tina’nın kendi köklerine yolculuğunun kapısını aralıyor ve ana karakterimizin kendisini daha önce hiç olmadığı kadar kabullenmesini sağlıyor. Eva Melander (Tina) ve Eoro Milonoff (Vore)’un başarılı performanslarının da katkısıyla etkileyici bir seyir vadeden Sınır, çocuk pornoları çeken çeteyi, Tina’nın kim olduğuna dair sorgusunu ve Vore’nin öngörülemez yapısını birbirine düğümleyerek cevapları değişkenlik gösterebilen geniş bir sorgunun ilk adımlarını atıyor. İnsanlar tarafından zarar görmüş bir ırkın var olma mücadelesinin içinde konum almak, mütemadiyen bir öteki olma hissiyle boğuşmanın ardından kimlik bulabilmenin verdiği iç huzur, kişinin -trol veya insan- karşısındaki topluluğu tümden kötü kabul etmesinin yol açacağı durumlar ve tümden bir reddedişin ya da kabul edişin imkânsızlığı gibi sorgulamaların ışığında Sınır, ulaşmak istediği noktayı izleyicisine başarıyla aktarabilen bir film.

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

İnsanlar tarafından zarar görmüş bir ırkın var olma mücadelesinin içinde konum almak, mütemadiyen bir öteki olma hissiyle boğuşmanın ardından kimlik bulabilmenin verdiği iç huzur, kişinin -trol veya insan- karşısındaki topluluğu tümden kötü kabul etmesinin yol açacağı durumlar ve tümden bir reddedişin ya da kabul edişin imkânsızlığı gibi sorgulamaların ışığında Sınır, ulaşmak istediği noktayı izleyicisine başarıyla aktarabilen bir film.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
70

Kötülük ve iyilik, kendini olduğun gibi kabul etmenin huzuru ya da bu olma hâlinden devşirilen intikam arzusu, bireyin varoluş biçimini hangi motivasyonlar üzerinden tanımladığı ve bu motivasyonların kesişim noktaları… Sınır, insan olmaya yüklenen özerk anlamları kendi tekilliklerinden çıkararak bambaşka bir anlatının temellerini atıyor.

Cannes Film Festivali’nden Belirli Bir Bakış Ödülü’yle dönen ve Ali Abbasi’nin ikinci uzun metraj filmi olan Sınır, Göran Lundström ve Pamela Goldammer’ın En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı dalında kazandıkları Oscar adaylığıyla da bu yıl ön plana çıkan yapımlardan biri oldu. Gir Kanıma adlı filmin de senaristi olan John Ajvide Lindqvist’in Gräns adlı öyküsünden uyarlanan Sınır’ın senarist künyesinde Ali Abbasi, Isabella Eklöf ve yine Lindqvist’i görüyoruz.

Sınır: Kalıpların Ötesinde

Bir güvenlik görevlisi olarak çalışan Tina, belirgin bir biçimde diğer insanlardan farklı görünmesinin yanında farklı deneyimler de yaşayan bir karakter. Kuyruk sokumunda büyük bir yara olan ve bir yıldırım çarpması sonucu yüzünde de izler bulunan Tina’nın işinde de başarılı olmasını sağlayan en önemli özelliklerinden biri korku ve utanç gibi duyguların kokusunu alabilmesi. Bu sayede bir güvenlik görevlisi olarak çalıştığı yerde, önünden geçen insanların yalnızca kokusundan o anda bir suç işleyip işlemediklerine karar verebiliyor. Kaçak içkilerin, belki de uyuşturucuların yakalanmasıyla ilerleyen ve Tina için sıradan geçen günler, şık giyimli bir erkeğin telefonunun içine sakladığı bir hafıza kartında pedofil görüntüler içeren pornoların ortaya çıkmasıyla birlikte büyük bir kırılmanın eşeğine gelir. Bu noktada belirtmek gerekiyor ki anlatının örgüsünü şekillendiren bu olaylar, aslında Lindqvist’in öyküsünde yer almadığı hâlde filme eklenen ve anlatıyı da güçlendirmeyi başaran bir yan hikâye. Çocuk pornoları çeken ve skandal suçlar işleyen bir çetenin varlığından Tina sayesinde haberdar olan güvenlik güçleri, Tina’nın yeteneklerinden faydalanabilmek adına onu olayın iyice merkezine çekiyorlar. Bir yandan da Tina, memnun olmadığı ve uzun yıllar kendisini “uyumsuz”, “bozuk” ve “çirkin” hissettiği dış görünüşüne tıpatıp benzeyen Vore ile tanışıyor.

Vore’nin anlatıya dâhil olduğu andan itibaren, insanların içerisinde “farklı” görünen Tina’nın aslında İskandinav mitolojisine sıklıkla konu olan bir trol olduğunu ve insanlar tarafından yetiştirildiğini anlıyoruz. Bu noktada Vore, gizemli ve tahmin edilemez yanını anlatı boyunca hep korusa da bir yandan da Tina’nın kendi köklerine yolculuğunun kapısını aralıyor ve ana karakterimizin kendisini daha önce hiç olmadığı kadar kabullenmesini sağlıyor.

Eva Melander (Tina) ve Eoro Milonoff (Vore)’un başarılı performanslarının da katkısıyla etkileyici bir seyir vadeden Sınır, çocuk pornoları çeken çeteyi, Tina’nın kim olduğuna dair sorgusunu ve Vore’nin öngörülemez yapısını birbirine düğümleyerek cevapları değişkenlik gösterebilen geniş bir sorgunun ilk adımlarını atıyor. İnsanlar tarafından zarar görmüş bir ırkın var olma mücadelesinin içinde konum almak, mütemadiyen bir öteki olma hissiyle boğuşmanın ardından kimlik bulabilmenin verdiği iç huzur, kişinin -trol veya insan- karşısındaki topluluğu tümden kötü kabul etmesinin yol açacağı durumlar ve tümden bir reddedişin ya da kabul edişin imkânsızlığı gibi sorgulamaların ışığında Sınır, ulaşmak istediği noktayı izleyicisine başarıyla aktarabilen bir film.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi