Kültürden kültüre farklılık gösterse de ilk olarak 19. yüzyılın ortalarında ortaya çıkan folk müzik, tıpkı caz, blues, country gibi en popüler müzik türlerinden biri olarak tarihte kendisini konumlandırdı. Woody Guthrie ve Pete Seeger gibi türe öncülük eden sanatçılar, politik içeriklerin folk müzik içerisine entegre edilmesine de vesile olurken; bu iki sanatçının ellerinde büyüyen bu tür, zaman içerisinde rock, metal, punk, indie gibi müzik türleriyle iç içe geçti.

Özellikle 60’lı yıllardan itibaren Amerika’da folk müziğin canlanışı, geleneksel tarzın yanında yeni kompozisyonların kullanıldığı önemli bir akım hâline geldi. Bob Dylan ve Joan Baez bu akımın sanatçıları olarak ön plana çıktı. Bob Dylan yaptığı şarkılarla folk müziği başka müzik türleriyle aynı potada eritti ve özgünlük kavramını adeta bu türün içerisine yerleştirerek bu türü yeni bir seviyeye taşıdı; kendisinden sonra gelen birçok folk müzik sanatçısına ve grubuna da ilhâm kaynağı oldu. Türün yükselişe geçtiği bir diğer ülke olan İngiltere’de ise Donovan ve Fairport Convention gibi isimler folk müzikteki değişim ateşini yakalayarak zamanın ruhuna ayak uydurmayı başardı. İskoçya, İrlanda ve Galler gibi ülkelere özgü folk müzik grupları, şarkılarıyla türün dinleyicisini cezbederken; 2010’li yıllarda Laura Marling,  Johhny Flynn, Mumford & Sons gibi sanatçılar da yaptığı parçalarla folk müziği yeni jenerasyona başarılı bir şekilde tanıttı ve tanıtmaya devam ediyor.

Folk müziğin kitleleri peşinden sürüklemesi, kaçınılmaz olarak sinemada da etkisini gösterdi. Bu türü icra sanatçıların hayatlarını anlatan filmler olduğu gibi soundtrack albümlerinde folk müziklere yeren filmler de sinemada varlık gösterdi. Bunlar içerisinden bazıları kalplerimizi çaldı, bazıları da hayal kırıklığı olarak aklımızın bir köşesine yerleşti.

Sinemada Folk Müzik Esintisi

Folk müziğin sinemadaki yerine baktığımızda Coen Kardeşler’in yönettiği Sen Şarkılarını Söyle – Inside Llewyn Davis ve Nerdesin Be Birader? – O Brother, Where Art Thou? filmlerini anmamak olmaz. Bir folk şarkıcısının yaşamını bir hafta boyunca takip eden Inside Llewyn Davis, izleyicinin beğenisine sunduğu şarkılarla ve birbirinden muhteşem performanslarıyla gönlümüzü fethediyor. O Brother, Where Art Thou? filminde yer alan I am a Man of Constant Sorrow şarkısı ise bir kez dinleyenin unutamayacağı tınılara sahip. Film boyunca varyasyonlarla karşımıza çıkması, bu şarkının akılda kalıcı olmasına önayak oluyor.

Bob Dylan’ın hayatının farklı dönemlerini ve kariyerinin dönüm noktalarını ele alan Beni Orada Arama – I’m Not There, sanatçının hayranları için adeta biçilmiş kaftan. Malik Bendjelloul imzalı Bir Şarkının Peşinde – Searching for Sugar Man belgeseli sayesinde varlığından haberdar olduğumuz, 70’li yıllarda Güney Afrika’daki ırkçılık karşıtı mücadele sırasında beklenmedik bir üne kavuşan, müzik dünyasının saklı kalmış cevherlerinden Sixto Rodriguez, sinema sayesinde sonunda hak ettiği üne kavuşuyor. Günümüzün en önemli genç müzisyenlerinden Laura Marling’in What He Wrote şarkısı Beden ve Ruh – On Body and Soul filminde izleyiciyi derinden etkiliyor. Filmin duygusunu tavan yaptıran trajik sahnesi, bu şarkının etkisiyle izleyicinin bütün film boyunca yaşadığı duygu değişimini doruk noktasına çıkartıyor.

Biz de bu vesileyle bu haftaki Spotify listemizde, folk müzikleriyle aklımızı başımızdan alan filmlerdeki unutulmaz şarkıları bir araya getirdik. Neşenizi yerine getirecek, aynı zaman içinizde bir parça hüzün, küçük bir burukluk bırakacak bir listesi sizleri bekliyor. Keyifli dinlemeler!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information