3euNFd7-TCg


Film yapımının temel unsurlarından olan mizansen kavramının film dilinin yaratımındaki rolünü inceleyen bir video essay yayınlandı.

Film yapım aşamasında ve özellikle setlerde, yönetmenlerin kafalarındaki anı çerçevenin içerisine istedikleri gibi aktarabilmeleri çok uzun bir çalışmanın son adımıdır. Yani sahneyi kameraya çekmek artık son aşamadır. Bundan önce ise uzun bir hazırlık aşaması gerçekleştirilir. Set tasarımı, dekor, kostüm, ışık… Hepsi mizansen denen bir bulmacanın parçalarıdır. Peki film yapımının en önemli parçalarından biri olan bu kavram nedir ve nasıl çalışır?

Studio Binder’ın yayınladığı video essay, mizansen kullanımını, üniversitelerdeki film analizine giriş dersi tadında kısa ve öz olarak inceliyor. Fransızca mise-en-scéne teriminden diğer dillere geçen mizansen, sahneye koymak anlamına geliyor. Tiyatro alanında kullanımı ile de bilinen mizansenin sinemadaki karşılığını izlenen sahne içerisinde yer alan her şey olarak düşünebiliriz. Oyuncuların yerleşiminden kameranın koyulduğu yer, set tasarımından ışık tasarımına ve oyunculuğa kadar sahnedeki anlamı etkileyen her şey mizansenin bir parçasıdır.

Film Yapımında Mizansen Yaklaşımı

Fransız film eleştirmeni André Bazin, film yapımına iki önemli yaklaşım sunmuştur: montaj ve mizansen. Montaj klasik anlamıyla farklı görüntülerin arka arkaya ve bir araya getirilerek film dilinin ve anlamının oluşturulmasına denir. Mizansen yaklaşımı ise çerçeve yani frame içerisindeki elementlerden anlamın yaratılmasına odaklanır. Kameranın odak derinliğinden yerleşimine kadar o karakterler arasındaki güç ilişkisine ve performansına çıkarım yapılması mizansenin nasıl kurulduğu ile alakalıdır. 

Klasik anlamının ötesinde sadece frame içerisindeki görseller dışında ses tasarımı ve müzik de mizansenin önemli bir parçasıdır. Yani mizansen ögesini oluşturan dinamikler dekor, set tasarımı, kostüm, makyaj, renk, ışık tasarımı, yerleşim, çerçeveleme, kamera lensleri, çerçeve oranı, ses tasarımı ve müzik olarak sıralanabilir. Her birinin filmin dili ve yönetmenin tercihi uyarınca bir araya gelerek istenen anlamı yaratır. Bir filmi açıp izlerken o an kadrajda gördüğümüz her şey bilinçli olarak yerleştirilmiştir. Herhangi bir elementin tesadüfi olarak orada bulunmadığını söylemek yanlış olmaz. O yüzden her şey mizansenin bir parçasıdır diyebiliriz.

Mizansen kullanımındaki skalanın iki ucunda yer alan doğal (naturalistic) ve teatral (theatrical) terimleri ne ifade ediyor? Doğal mizansen ifadesi izlenen filmin uygun bir biçimde izleyiciye gerçekçi ve tanıdık gelmesidir. Teatral mizansen ise izleyicinin kendi dünyasından beklediğinin dışında daha çok filmin kendi doğasına uygun bir biçimde ayarlanmasıdır. Harry Potter, The Lord of the Rings gibi fantastik dünyaların filmleri buna güzel bir örnek olabilir. Abartılı set tasarımı, tuhaflığı, biricik oluşları izleyicilerin dikkatini daha çok filmin kendisine çekmek için planlanmıştır. Ancak oldukça sade bir dili olduğu gözüken bir drama filmi ise daha az önemsenmiş anlamına mı geliyor? Basit bir şekilde bu soruya hayır cevabı verilebilir.

Video essay bu noktada Stanley Kubrick’in 1980 yapımı The Shining filminden sahneler ile bir mizansen analizi sunuyor. Başarılı bir set tasarımının sahne içlerinde mizansen ile olan ilişkisi, filmin senaryosu ile beraber ele alınıyor. Danny’nin oyuncukları ile oynadığı sahnenin analizi yapılıyor. Set tasarımı, dekor ve aksesuarlar, görüntü yönetimi ve ışık tasarımının tek bir sahne özelinde nasıl anlam yarattığı ortaya konuyor. Bu noktadan analizi yapıldığında hangi film olduğunu bilmeden, öncesinde ve sonrasında hangi sahne geleceğini düşünmeden tek bir sahnenin hikâye anlatımına katkısı görülebiliyor. 

Mizansen kavramına dair teorik bilginin filmler üzerinden pratik çalışmasının yapıldığı video essay’i buradan izleyebilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information