Advertisement

1985 yapımı Brazil  ve bu filmden on yıl sonra çektiği 12 Maymun (Twelve Monkeys) ile bilimkurgu hayranlarının vazgeçilmez yönetmenlerinden biri olarak anılan Terry Gilliam’ın 2000’ler sonrası çektiği filmlerin, yönetmenin ilk yıllarını arattığı kuşku götürmez bir gerçek. Bu sebeple yönetmenin türe yeniden dönüş yaptığı Sıfır Teorisi (The Zero Theorem) merakla bekleniyordu lakin film ne yazık ki Gilliam ekolünün artık 90’larda kaldığını bir kez daha kanıtlıyor.

İnsanlarla iletişim kurmayı sevmeyen ve tek gayesi hayatın anlamını çözmek olan Qohen’in hikayesi Terry Gilliam’ın ellerinde bir kapitalizm ve din eleştirisine dönüşmüş. ‘Yönetim’ tarafından amacı her şeyin aslında hiçbir şeye eşit olduğunu ispatlamak olarak belirlenen bilgisayar uzmanı Qohen’in bu sıra dışı hikayesi; bir yandan içinde bulunduğumuz koşulların durumunu gerçekçi bir dille yansıtırken bir yandan da yakın gelecekte dünyamızın nasıl bir yer olacağına dair eleştirel bir bakış sunar.

Distopik filmleriyle kendine has bir filmografi inşa eden Gilliam, bu kez yarattığı dünyanın  merkezine kapitalizmi koyarak açılış sekansından itibaren dünyanın içerisinde bulunduğu ekonomik duruma eleştirel bir bakış açısı getiriyor. Filmin ilk bölümünde ne istediğini bilen ve bunu seyirciye aktarırken kapitalizm eleştirisi getiren Gilliam, bu ilk bölümün ardından omuzlarına aldığı yükün ağırlığında kayboluyor ve kendi anlatısı içerisinde kayboluyor. Kapitalizm eleştirisinin yanı sıra inanç sistemlerini de filmde kullanılan neredeyse tek mekan olan kilise üzerinden sorgulayan Sıfır Teorisi, bu noktada da tatmin etmeyi başaramıyor. Aslında ilk bakışta oldukça ilgi çekici bir konuya sahip olan film aynı çekiciliği senaryonun peliküle aktarılmasında sağlayamıyor. İlk senaryo deneyimini Sıfır Teorisi ile yaşayan Pat Rushin’in de çıkan sonuçtan memnun olduğunu düşünmüyorum. 

Son 5 yıla iki Oscar sığdıran Christoph Waltz’ın performansıyla ayakta duran filmde başarılı oyuncuya Matt Damon, Melanie Thierry ve Tilda Swinton eşlik ediyor. Maalesef, Sıfır Teorisi için beklentinin yüksek olduğunun farkındayım ancak filmin bu beklentiyi karşılayamadığını belirtmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Umuyorum ki Terry Gilliam, bizlere bir kez daha Brazil gibi bir başyapıt armağan eder; yoksa kendisini hep 2000’ler öncesi çektiği filmlerle hatırlamaya devam edeceğiz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information