Kanalizasyon ve Musallat gibi filmleriyle tanıdığımız Alper Mestçi’nin son filmi Siccin, her hafta vizyona giren Türk korku filmleri için yazmaktan artık dilimizde tüy biten olumsuz yönde ne varsa hepsini istisnasız uygulayan, maalesef yine yeni yeniden korku türünde vasat bir film.

Teyzesinin oğlu Kudret’le evlenmek isteyen Öznur bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini öğrenmek için bir hocadan bozma büyücüye gider ve büyücü onu Kudret’ten uzak durması konusunda uyarır ama Öznur dinlemez ve ondan hamile kalır. Fakat Kudret evlidir ve gözleri görmeyen bir çocuğu vardır. Sonunda tahmin edileceği gibi bir tartışma esasında Öznur bu anı bekliyormuşçasına bebeğini düşürür ve biraz dizginleyemediği tutkusu biraz da kiniyle Kudret’in eşine büyü yaptırarak ondan kurtulmaya çalışır.

Aslında söylenecek çok da bir şey yok. Çünkü film zaten aynı konuda çekilmiş binlercesi gibi binlerce kez tekrarlanmış hatalara düşüyor. Mesela Siccin’i tek cümleyle özetlemek gerekirse; yarım saatlik anlamsız sessizlikler, yarım saatlik anlamsız bağrışmalar kalan zamanda, bolca iç organ ve yanmış deri gösterilmesi tüm bunlar olurken de arkadan yine sebebini anlama şerefine nail olamadığımız bol efektli Arapça ilahiler.

Belli ki Mestçi; cin musallat etme, cin çarpma, cin çıkarma gibi konuları şimdiye kadar girilmemiş engin bir dünya olarak görüyor. Yoksa en ufak bir farklılık ya da yaratıcılık göstermeden böyle bir film çekmesinin çok da mantıklı bir açıklaması yok. Finalde ters köşe yapma girişimi de açıkçası hiçbir şeyi kurtarmaya yetmiyor. Filmi izlerken attığımız her kahkaha sinema salonuna sinmiş o tarihi dokudan yansıyarak bizlere, Türk korku sinemasının gözyaşlarını ve hıçkırıklarını fısıldıyor, bu gerçekten üzücü bir şey. Ama daha da üzücü olan, filmde aslında elle tutulur bir tane de olsa bir unsurunun olması. Oyunculuklar!

Siccin oyunculuk anlamında belli bir kalitede performans gösteriyor. Bu elbette iyi bir özellik olarak bizleri mutlu etse de geri kalan her şey öylesine başarısız ki böylesine yoğun emek ve gösterilen başarılı performanslar için insan vicdan azabı duyuyor.

Sinema dendiğinde hepimizin aklına gelen şeyler; hikaye, görsel, kurgu, film dili gibi örneklerdir. Haliyle bir filmi izlerken de bunları bekliyor insan. Ama tüm atmosfer yaratma anlayışı yüksek kontrastlı görsel kullanmak olan bir anlayışa karşı ne diyebiliriz ki ya da olmayan hikayeye ve film dili mi o da ne seviyesinde bir yaklaşıma…

Evet Siccin başarılı oyunculuk performansı gösterilmiş bir yapım, onun dışında hiçbir tutunacak dalı olmayan neden çekildiğini anlamak için farklı bir seviyede düşünme becerisine sahip olmayı gerektiren maalesef ve maalesef fazlasıyla kötü bir film. Yine de eğer sinema namına beklediğiniz bir şey yoksa ve cin teması daha hala ilginizi çekmeye devam ediyorsa Siccin, sıfır beklentiyle sizleri sinema salonlarında mutlu etme ihtimali olabilecek bir film.

Kanalizasyon ve Musallat gibi filmleriyle tanıdığımız Alper Mestçi’nin son filmi Siccin, her hafta vizyona giren Türk korku filmleri için yazmaktan artık dilimizde tüy biten olumsuz yönde ne varsa hepsini istisnasız uygulayan, maalesef yine yeni yeniden korku türünde vasat bir film. Teyzesinin oğlu Kudret’le evlenmek isteyen Öznur bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini öğrenmek için bir hocadan bozma büyücüye gider ve büyücü onu Kudret’ten uzak durması konusunda uyarır ama Öznur dinlemez ve ondan hamile kalır. Fakat Kudret evlidir ve gözleri görmeyen bir çocuğu vardır. Sonunda tahmin edileceği gibi bir tartışma esasında Öznur bu anı bekliyormuşçasına bebeğini düşürür ve biraz dizginleyemediği tutkusu biraz da kiniyle Kudret’in eşine büyü yaptırarak ondan kurtulmaya çalışır. Aslında söylenecek çok da bir şey yok. Çünkü film zaten aynı konuda çekilmiş binlercesi gibi binlerce kez tekrarlanmış hatalara düşüyor. Mesela Siccin’i tek cümleyle özetlemek gerekirse; yarım saatlik anlamsız sessizlikler, yarım saatlik anlamsız bağrışmalar kalan zamanda, bolca iç organ ve yanmış deri gösterilmesi tüm bunlar olurken de arkadan yine sebebini anlama şerefine nail olamadığımız bol efektli Arapça ilahiler. Belli ki Mestçi; cin musallat etme, cin çarpma, cin çıkarma gibi konuları şimdiye kadar girilmemiş engin bir dünya olarak görüyor. Yoksa en ufak bir farklılık ya da yaratıcılık göstermeden böyle bir film çekmesinin çok da mantıklı bir açıklaması yok. Finalde ters köşe yapma girişimi de açıkçası hiçbir şeyi kurtarmaya yetmiyor. Filmi izlerken attığımız her kahkaha sinema salonuna sinmiş o tarihi dokudan yansıyarak bizlere, Türk korku sinemasının gözyaşlarını ve hıçkırıklarını fısıldıyor, bu gerçekten üzücü bir şey. Ama daha da üzücü olan, filmde aslında elle tutulur bir tane de olsa bir unsurunun olması. Oyunculuklar! Siccin oyunculuk anlamında belli bir kalitede performans gösteriyor. Bu elbette iyi bir özellik olarak bizleri mutlu etse de geri kalan her şey öylesine başarısız ki böylesine yoğun emek ve gösterilen başarılı performanslar için insan vicdan azabı duyuyor. Sinema dendiğinde hepimizin aklına gelen şeyler; hikaye, görsel, kurgu, film dili gibi örneklerdir. Haliyle bir filmi izlerken de bunları bekliyor insan. Ama tüm atmosfer yaratma anlayışı yüksek kontrastlı görsel kullanmak olan bir anlayışa karşı ne diyebiliriz ki ya da olmayan hikayeye ve film dili mi o da ne seviyesinde bir yaklaşıma… Evet Siccin başarılı oyunculuk performansı gösterilmiş bir yapım, onun dışında hiçbir tutunacak dalı olmayan neden çekildiğini anlamak için farklı bir seviyede düşünme becerisine sahip olmayı gerektiren maalesef ve maalesef fazlasıyla kötü bir film. Yine de eğer sinema namına beklediğiniz bir şey yoksa ve cin teması daha hala ilginizi çekmeye devam ediyorsa Siccin, sıfır beklentiyle sizleri sinema salonlarında mutlu etme ihtimali olabilecek bir film.
Puan - 36 / 100

3.6

Siccin neden çekildiğini anlamak için farklı bir seviyede düşünme becerisine sahip olmayı gerektiren maalesef ve maalesef fazlasıyla kötü bir film.

Kullanıcı Puanları: 2.23 ( 5 votes)
4
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi