Bilmediğimiz yerlerde, bilmediğimiz bir biçimde konuşan, bildiğimiz insanların hikâyesi Sibel. İletişim biçimi kuş dili (ıslık dili) de olsa aynı baskıların, aynı mücadelelerin, kendin olarak hayatta kalabilmenin konuşulduğu bir anlatı sunuyor izleyicisine. Damla Sönmez'in canlandırdığı Sibel karakteri, Karadeniz'de Kuş Köy adında bir yerde hayatını sürdüren, dilsiz bir genç kadın. Ancak yaşadığı köyün en önemli özelliği, yıllar içerisinde insanların birbiriyle uzak mesafeleri ortadan kaldırabilecek biçimde ıslıkla haberleşmesi. Bu dil, Sibel'in de kendisini ifade etmesine yarayan en önemli nosyonlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Karakter, güçlü ve başına buyruk yapısıyla köyün kadınları arasında dışarıda kalan, babasının da üzerinde ekstra bir baskı kurmaya çalışmadığı bir hayata sahip. İnsanlardan kaçıp ormanın derinliklerinde korkusuzca dolaşan Sibel'in motivasyonu ise ormanda olduğu söylenen kurdu bulup kendisini herkese kanıtlamak. Böylesi bir evrende, kendi mücadelesini veren Sibel karakterinin en önemli özelliği içinde bulunduğu şartları dönüştürmesi hem de yalnızca kendisi için değil. Sibel: Kendini Gerçekleştirmek 25. Uluslararası Adana Film Festivali'nde En İyi Film ve En İyi Kadın Oyuncu da dahil olmak üzere üç ödülle dönen Sibel, hikâyesinin yanı sıra Damla Sönmez'in muhteşem oyunculuğuyla da ön plana çıkıyor. Adana'nın ardından bu yıl ilk kez düzenlenen Ayvalık Film Festivali'nin güçlü seçkisinde de yer alan Sibel, tartışmasız bu yılın önemli filmlerinden biri. Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti'nin yönetmenliğinde izleyiciyle buluşan film, yerel görünen ancak evrensel ve nispeten zamansız bir anlatı sunuyor. Aktüel kamera kullanımının yanında sıklıkla takip sahnelerinden oluşan Sibel'in görselliği ile ilgili yapılan bu teknik tercih hem karakterin keskin ve güçlü yanını vurguluyor hem de izleyici olarak Sibel'in yanında ormanın derinliklerinde dolaşmamızı sağlıyor, bizi de Sibel'leştiriyor. Ormanda bir kurt arayan ve bu esnada Ali karakteriyle karşılaşan Sibel, kendiyle ve toplumla ilgili önemli bir sorgunun kapısını aralıyor. Filmin birçok konudaki başarısının yanında, Ali karakteri ile kurdun özdeşleştirilme çabası, hem Erkan Kolçak Köstendil'in oyunculuğunun bu sahnelerde abartıya kaçmasıyla hem de bu vurgunun gerek oyuncu yönetimi gerekse görsel olarak birkaç kez tekrarlanmasıyla kıymetli bir metaforun altının fazla çizilmesine ve anlamsızlaşmasına sebep oluyor. Filmin, o bölgeye dışarıdan bir bakışla yaklaştığı hissedilmekle birlikte hikâyenin evrenselleşebilme gücü o bölgedeki insanların tavırları, şiveleri, ilişkileri ile ilgili getirilebilecek eleştirileri nispeten törpülüyor. Baba karakterinin stereotipleştirilmemesi de filmin artılarından biri olarak sayılabilir ancak bu elbette bir eril düzen olumlamasına evrilmiyor. Yalnızca o bölgede karşılaşılan bir muhtardan esinlenilerek yazılan bu karakter, hikâyeye daha fazla hizmet etmesi umursanmadan klişeleri yıkacak bir biçimde kurulmuş ancak aynı durum kadın karakterler için de geçerli olabilseydi o zaman anlatı muhtemelen daha tutarlı bir noktada seyrini sürdürecekti. Ali karakteri ile ilgili bir diğer problem ise filmin kendi karakterini tanımlamakta zorlanması ve bu zorlanmanın asker kaçağı, gerilla ya da terörist demek arasında yaşanan politik bir kaygıdan ileri geliyor gibi görünmesi. Karakterin muğlaklığı noktasında yapılan bir tercihten ziyade gösterilen ile dile getirilenin aynı paydada buluşmaması da filmin eksilerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bir kadın hikâyesi olması, kadınların kadınlara uyguladığı eril baskının başkalaşmış bir formu, bununla mücadele etmek, içinde sıkışılan bir topluluğu dönüştürebilme gücü gibi başlıklar filmde görünür olan en önemli meseleler olsa da tüm bunlar katman katman soyulduğunda Sibel'in bir kendini gerçekleştirme, anlatma ve anlaşılmanın hikâyesi olduğunu söyleyebiliriz. Konuşamayan bir karakterin kendini anlatması aslında. Sibel,…

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Sibel; ele aldığı meselelerle, bu meselelerin arka planına yerleştirdiği kuş diliyle konuşamadan kendini anlatabilen bir karakterin sahip olduğu dönüştürücü gücü etkileyici bir biçimde perdeye yansıtıyor. 

Kullanıcı Puanları: 3.88 ( 17 votes)
65

Bilmediğimiz yerlerde, bilmediğimiz bir biçimde konuşan, bildiğimiz insanların hikâyesi Sibel. İletişim biçimi kuş dili (ıslık dili) de olsa aynı baskıların, aynı mücadelelerin, kendin olarak hayatta kalabilmenin konuşulduğu bir anlatı sunuyor izleyicisine. Damla Sönmez’in canlandırdığı Sibel karakteri, Karadeniz’de Kuş Köy adında bir yerde hayatını sürdüren, dilsiz bir genç kadın. Ancak yaşadığı köyün en önemli özelliği, yıllar içerisinde insanların birbiriyle uzak mesafeleri ortadan kaldırabilecek biçimde ıslıkla haberleşmesi. Bu dil, Sibel’in de kendisini ifade etmesine yarayan en önemli nosyonlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Karakter, güçlü ve başına buyruk yapısıyla köyün kadınları arasında dışarıda kalan, babasının da üzerinde ekstra bir baskı kurmaya çalışmadığı bir hayata sahip. İnsanlardan kaçıp ormanın derinliklerinde korkusuzca dolaşan Sibel’in motivasyonu ise ormanda olduğu söylenen kurdu bulup kendisini herkese kanıtlamak. Böylesi bir evrende, kendi mücadelesini veren Sibel karakterinin en önemli özelliği içinde bulunduğu şartları dönüştürmesi hem de yalnızca kendisi için değil.

Sibel: Kendini Gerçekleştirmek

25. Uluslararası Adana Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Kadın Oyuncu da dahil olmak üzere üç ödülle dönen Sibel, hikâyesinin yanı sıra Damla Sönmez’in muhteşem oyunculuğuyla da ön plana çıkıyor. Adana’nın ardından bu yıl ilk kez düzenlenen Ayvalık Film Festivali’nin güçlü seçkisinde de yer alan Sibel, tartışmasız bu yılın önemli filmlerinden biri. Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti’nin yönetmenliğinde izleyiciyle buluşan film, yerel görünen ancak evrensel ve nispeten zamansız bir anlatı sunuyor.

Aktüel kamera kullanımının yanında sıklıkla takip sahnelerinden oluşan Sibel’in görselliği ile ilgili yapılan bu teknik tercih hem karakterin keskin ve güçlü yanını vurguluyor hem de izleyici olarak Sibel’in yanında ormanın derinliklerinde dolaşmamızı sağlıyor, bizi de Sibel’leştiriyor. Ormanda bir kurt arayan ve bu esnada Ali karakteriyle karşılaşan Sibel, kendiyle ve toplumla ilgili önemli bir sorgunun kapısını aralıyor. Filmin birçok konudaki başarısının yanında, Ali karakteri ile kurdun özdeşleştirilme çabası, hem Erkan Kolçak Köstendil’in oyunculuğunun bu sahnelerde abartıya kaçmasıyla hem de bu vurgunun gerek oyuncu yönetimi gerekse görsel olarak birkaç kez tekrarlanmasıyla kıymetli bir metaforun altının fazla çizilmesine ve anlamsızlaşmasına sebep oluyor. Filmin, o bölgeye dışarıdan bir bakışla yaklaştığı hissedilmekle birlikte hikâyenin evrenselleşebilme gücü o bölgedeki insanların tavırları, şiveleri, ilişkileri ile ilgili getirilebilecek eleştirileri nispeten törpülüyor. Baba karakterinin stereotipleştirilmemesi de filmin artılarından biri olarak sayılabilir ancak bu elbette bir eril düzen olumlamasına evrilmiyor. Yalnızca o bölgede karşılaşılan bir muhtardan esinlenilerek yazılan bu karakter, hikâyeye daha fazla hizmet etmesi umursanmadan klişeleri yıkacak bir biçimde kurulmuş ancak aynı durum kadın karakterler için de geçerli olabilseydi o zaman anlatı muhtemelen daha tutarlı bir noktada seyrini sürdürecekti. Ali karakteri ile ilgili bir diğer problem ise filmin kendi karakterini tanımlamakta zorlanması ve bu zorlanmanın asker kaçağı, gerilla ya da terörist demek arasında yaşanan politik bir kaygıdan ileri geliyor gibi görünmesi. Karakterin muğlaklığı noktasında yapılan bir tercihten ziyade gösterilen ile dile getirilenin aynı paydada buluşmaması da filmin eksilerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Bir kadın hikâyesi olması, kadınların kadınlara uyguladığı eril baskının başkalaşmış bir formu, bununla mücadele etmek, içinde sıkışılan bir topluluğu dönüştürebilme gücü gibi başlıklar filmde görünür olan en önemli meseleler olsa da tüm bunlar katman katman soyulduğunda Sibel’in bir kendini gerçekleştirme, anlatma ve anlaşılmanın hikâyesi olduğunu söyleyebiliriz. Konuşamayan bir karakterin kendini anlatması aslında. Sibel, konuşamadan kendini anlatabilen bir karakterken filmin kendini anlatabilmek adına yer yer çokça konuşmaya ihtiyaç duyması karakterle filmin bütününün ayrıştığı noktalardan biri.

Sonuç olarak film; ele aldığı meselelerle, bu meselelerin arka planına yerleştirdiği kuş dili ile konuşamadan kendini anlatabilen bir karakterin sahip olduğu dönüştürücü etkileyici bir biçimde perdeye yansıtıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi