Bugün 6 Nisan 2020. Biliyorum, seni uzun süre boşladım. Muhtemelen haberin yoktur, bütün Dünya’da bir virüsün neden olduğu pandemi yaşanıyor. Virüsün bulaşıcılığı ve yayılma hızı öyle yüksek ki tek çare evlere çekilmek ve çoğu ülkede öyle de oldu. Türkiye mi? Gönüllü karantinada biz bize destek oluyoruz. Nasıl oluyor hiç sorma, ben de bilmiyorum. Hoş bilen var mı, o da şüpheli.

Her neyse; okuma, izleme, yemek yapma ve uyku arasında sürüp giden birkaç haftadır evde olmanın verdiği güce dayanarak yavaş yavaş gün algılarımı kaybetmeye başladım. Sana geri dönmemin nedeni de biraz bu aslında. Burada hem biraz seninle sohbet etmek hem de izlediklerim hakkında bir şeyler karalamak niyetindeyim. Umuyorum ki beni anlarsın ve bunca seneden sonra yeniden kucak açarsın.

Sevgili Günlük #1: Easy

Bugün Easy’den bahsetmek istiyorum. Bilirsin, Joe Swanberg’i epey severim. Pek bilinmeyen Mumblecore akımına ilgi duyduğum dönemin bana kazandırdıkları arasındadır. Richard Linklater sinemasında keşfettiğim gerçekçilik ve doğal diyalogları merkezine koyan akımın başı sonu hiç belli değilse de beni hep derinden etkilemiş ve sinema zevkimde her zaman yeri olagelmiştir. Mumblecore’a ilham olan filmler arasında Linklater’ın Slackler’ı ve Gün Doğmadan Önce – Before Sunrise’ının olması da akımla aramda organik bir bağ olmasını sağlıyor zaten. Easy, işte o akımın içerisinde sayılan pek çok film çekmiş olan Swanberg’in bir eseri ve kimilerine göre Girls, Togetherness ve Looking gibi dizileri de içine alan Mumbleshows’un bir üyesi. Joe Swanberg’in yazıp yönetmekle kalmayıp bir de kurgusunu yaptığı dizi, Chicago’da birbirinden bağımsız bir grup insanın hayatını anlatan bir antoloji. Ama bütün hayatlar da bir şekilde birbiriyle iç içe geçiyor aslında, bir şehrin içerisinde ne kadar kesişebilirse o kadar. Böylece bir küs bir barışık iki kardeşten, değişen dünya karşısında yerinde sayıyor gibi görünen bir yazara dek nice insanın yaşamına konuk oluyoruz adeta. Bunlar arasında belki de en etkileyicisi, Swanberg’in kendi yaşadıklarından etkilenerek yazdığını düşündüğüm ve bir evliliğin portresini çizdiği öykü. Hele ki hikâyenin sona bağlandığı 20 dakikalık tamamı diyaloglardan oluşan bir sahne var ki, olağanüstü. Hatta bazı yönleriyle, tarzı itibarıyla Mumblecore’dan çok da uzak olmayan Noah Baumbach’ın son filmi Marriage Story’yi de andırdığını söyleyebilirim. İzlediğim çoğu şeyi, özellikle de dizileri zaman içerisinde unutmaya yatkınımdır fakat eminim ki Easy yıllar sonra da dimağımda aynı yeri kaplayacak.

Yarın görüşmek üzere. Sevgiyle kal.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information