Geçtiğimiz hafta, !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kurucularından olan ve 17 yıldır festivalin direktörlüğünü yapan Serra Ciliv ile Pelin Turgut’un, CGV Mars Entertainment Group’un aldığı kararla görevden alındıkları açıklandı. Festivalin kurucularının, hiçbir açıklama yapılmadan görevlerinden alınması hepimizi hem şaşırttı hem de üzdü.

Biz de soru işaretlerini giderebilmek adına Serra Ciliv’le buluştuk ve festivale nasıl başladıklarından, isim hakkını ne zaman devrettiklerine; görevlerinden alınmalarıyla ilgili gündem yaratan açıklamalardan bundan sonrası için neler planladıklarına merak edilenleri konuştuk.

Röportajı okumadan önce, gündemdeki konuyla ilgili yaşananlar hakkında, geçtiğimiz hafta hazırladığımız haberimizi aşağıdan seyredebilirsiniz.

Röportaj: Utku Ögetürk & Ecem Şen
Deşifre: Hande Yıldız
Fotoğraflar: Edze Ali

Utku Ögetürk: !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin ortaya çıkış sürecini anlatabilir misiniz?

Serra Ciliv: Ben tarih master’ı yapıyordum, Pelin (Turgut) Reuters’de gazetecilik yapıyordu, İlke (Durmay) ise sahne tasarımı okumuştu. Yenilikçi sanatı ve genç insanları bir araya getirecek bir şeyler yapmak istedik. Orientnation adını verdiğimiz partiler düzenlemeye başladık. Sanayide kullanılmayan bir fabrika, bir tekne, boş bir pavyon gibi mekânlar buluyorduk kendimize. Temamızı da internet üzerinden gönderdiğimiz davetiyelerle paylaşıyorduk. 100 kişinin katılımıyla başlayan partiler 1.500 kişinin katıldığı partilere ulaşmıştı. Partiler büyüdükçe, güvenlik ve polis de dâhil olmaya başlıyordu. 20’li yaşlarının başlarında üç kadın için bunu devam ettirmek oldukça zordu. Beşinci veya altıncı partimizin sonunda bitirme kararı aldık. Tam o sırada arkadaşımız Mehmet Eryılmaz “AFM Sinemaları’nın yeni yönetimi bir festival düzenlemek istiyor, acaba siz mi yapsanız?” dedi. Ardından görüştük, anlaştık. Köken Ergun, Pelin, İlke ve ben üzerinde çalışmaya başladık. Köken daha önce İKSV’nin konuk ağırlama departmanında çalışmış, onun yine biraz tecrübesi var ama bizim festivallerde t-shirt satmak dışında böyle bir deneyimimiz yoktu. Böyle bir iş yürütmeyi henüz bilmiyorduk. Kendi aramızda İKSV’yi çok beğeniyor ama dilini gençleştirebilir diye fikir paylaşımında bulunuyorduk. Festivalin düzenlendiği ilk yıl, festivalin ismine karar verdik, tematik bölümlerden oluşması, Gökkuşağı filmlerinin gösterilmesi gibi çizgi ve tavrına dair kararları verdik. Sponsorluk görüşmelerine de gittik. AFM gerekirse finansal riski üstlenecek olsa da zarar etmek istemiyordu; festivalin gerçekleşmesi ve uzun soluklu olabilmesi için sponsor bulunması gerekiyordu. Festivalin yapısı en baştan bu şekilde kuruldu; gelirini kendi yaratması gerekiyordu.

!f İstanbul’un isim hakkını hemen ilk yıl aldık.

Utku Ögetürk: Festivalin isim hakkını almış mıydınız?

Serra Ciliv: Şöyle, ilk senenin başarılı olmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi daha önce düzenlediğimiz orientnation partileri ve o sürede çok insanla tanışmamızdı. İkinci seneyi de düzenlemek için çalışmalara başladık. !f İstanbul’un isim hakkını hemen o yıl aldık. Ancak, AFM ikinci yılda festivalin isim hakkını almak için başvuru yapınca festivalin isim hakkının alındığını fark etti. Finansal riski üstlendikleri ve onların ev sahipliğinde düzenlendiği için isim hakkının onlara ait olması gerektiğini düşünüyorlardı. Her ne kadar ısrar etsek de, “Ya ismi bize devredersiniz ya da festivali yapmayız” dediler. Festivali yapmak bizim için çok önemliydi ve başka bir çözüm yolu oluşturabilecek pazarlık gücümüzün olduğunu hissetmediğimizden, biz de kabul ettik.

Hatta, geçtiğimiz aylarda Bomonti’de konuklarla yemek yapıyorduk. Filmlerden birinin yapımcısı olan Mehmet Altıoklar da vardı. O zamanki CEO ve isim hakkını teslim ettiğimiz insan. Dünyanın en güzel insanlarından biri. Gözleri yaşlı gelip “İnanamıyorum, 17 yıl oldu! Siz hâlâ buradasınız. Devam edeceksiniz değil mi?” dedi. Ben de “Mehmet’cim devam edemeyebiliriz. Mars Güney Korelilere satıldı. Biliyorsun isim hakkı da onlarda.” dedim. “İsim hakkı onlarda mı? Niye? Almış mıydık sizden?” dedi. O kadar güzel ve içten söyledi ki.

“!f’i biz yapıyoruz, bunu herkes biliyor, festivali bizden ayırmazlar” diye düşünüyorduk.

Utku Ögetürk: Ardından, AFM de Mars’a satıldı.

Serra Ciliv: Evet, AFM’nin 2011’de Mars’a satılmasıyla !f markası da devredilmiş oldu ve biz Muzaffer Yıldırım ve Menderes Utku’yla tanışmış olduk. Onlar bu satışın !f’i de kapsamasından çok memnundu. 9. veya 10. yılında olan !f ne olduğunu belli etmişti o zamana kadar. Gençti, dinamikti, marka değeri yüksekti. Bizi çok güzel karşıladılar, çok saygı gösterdiler. İş Bankası gibi büyümemize destek olabilecek güçlü bir iş ortağını !f’e kazandırdılar.

İsim hakkını almayı arada denedik ama isim hakkını alamayacağımız hep belliydi.

Ecem Şen: AFM’nin Mars’a satıldığı yıllarda isim hakkını almakla ilgili bir düşünceniz ya da girişiminiz oldu mu?

Serra Ciliv: Arada denedik ama isim hakkını alamayacağımız hep belliydi. !f marka olarak değerlendikçe, sinema grubunun satışına da değer katan bir varlık olmuştu. “!f’i biz yapıyoruz, bunu herkes biliyor, festivali bizden ayırmazlar” diye düşünüyorduk.

Utku Ögetürk: Satışı yapılalı 2 yıl oluyor. Görevden alınacağınızı hissetmiş miydiniz?

Serra Ciliv: Hayır. Mars’ı, Güney Koreli CJ CGV ve diğer ortaklar satın aldıktan sonra kendileriyle görüştük. İlk başta festivali yapamayacaklarını söylediler ancak tekrar görüştüğümüzde öğrendik ki, onlar kendilerini festivalin sponsoru sanıyorlarmış. Festivalin, kendilerinin olduğunu yaptığımız görüşmeler sonrasında öğrendiler. Tüm bu satın alma işlemi sırasında böyle bir festivalleri olduğunu fark etmemişler dahi. İlk sene onlar çok fazla dahil olmadan düzenlendi aslında. Festivalin ardından biz raporumuzu sunduk.

Yeni bir CEO göreve geldi. Kendisiyle festivali anlattığımız bir toplantı yaptık. Toplantıdan çıkarken Pelin ve beni beğenmediğini hissettik, fakat anlamlandıramadık.

Utku Ögetürk: Peki, ya sonrasında ne yaşandı da görevden alındınız?

Serra Ciliv: Yeni bir CEO göreve geldi. Kendisiyle festivali anlattığımız bir toplantı yaptık. Toplantıdan çıkarken Pelin ve beni beğenmediğini hissettik, fakat anlamlandıramadık. Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz festivalden sonra ise bizimle çalışmak istemediğine dair şirket içinde birtakım konuşmalar geçtiğini duyduk. Türk filmleri festivali yapılmak isteniyormuş. Ardından çeşitli toplantı taleplerine ve !f’in durumunu anlatan maillerimize maalesef yanıt alamadık.

Utku Ögetürk: Size bu konuyla ilgili hiçbir cevap dahi verilmeden ihtarname mi gönderildi yani?

Serra Ciliv: Evet. İhtarnamede şirketimiz Net Film’le 17 yıldır her yıl yenilenen sözleşmenin yenilenmeyeceği bildiriliyordu. “Bu andan itibaren tüm mecralarımızın ve markalarımızın kullanımını bırakmanızı, !f hazırlıklarıyla ilgili belgeleri ofiste bırakmanızı ve 3 gün içinde ofisi boşaltmanızı istiyoruz.” deniyordu. Avukatımız marka hukuken onlara ait olduğundan, bunun yapılabileceğini belirtti.

Utku Ögetürk: !f’i kısaca tanımlamanızı istesek, nasıl tanımlarsınız?

Serra Ciliv: Kolektif yaşadığımız bir ev gibi geliyor bana hâlâ. Kapıları pencereleri açık, isteyen girebiliyor. Dışarının kuralları yok ama dışarıdan da dayak yemeyecek kadar yolumuzu biliyoruz. Renk var, ışık var. Herkes kendini güvende hissettiği için kendi fikirlerini paylaşma konusunda sıkıntı duymuyor ve güzel şeyler üretiliyor içeride. Herkesle bağlı. Bizim tek derdimiz sinema değildi tabii. Derdimiz bir arada olmak ve çoğalmaktı. Sinema bunun için bir araçtı.

“Bir kanguruyu öldürebilirsin ama onun rüyasını yok edemezsin.”

Utku Ögetürk: Festivali takip eden sinemaseverler, sinemacılar, yayıncılar, sektörden birçok isim !f’in sizsiz olamayacağı konusunda hemfikir. Bu konuda bir açık mektup da yazıldı. İsim hakkıyla ilgili bir talebiniz olacak mı?

Serra Ciliv: Yazılan açık mektubu seviyorum. Hakların devri konusunda, !f 17 yılda bir rüya yarattıysa bu her zaman çok gerçekçi bir rüya olmadı; filmlerimiz ve yaşadığımız dünya her zaman çok da dünyevi olmadı. Bazı şeyleri uzaydan bildiriyor gibiydik, sanki o mektuptaki 3. madde de uzaydan-yani !f’ten bildiriyor.

The Shaman’s Body diye bir kitap okuyorum şu sıralar. Orada çok sevdiğim bir söz var: “Bir kanguruyu öldürebilirsin ama onun rüyasını yok edemezsin.” !f’in rüyasının talebi olarak görüyorum bu mektubu. Olur da isim hakkı verilirse !f şu an olduğu gibi de devam edemez. Çok daha fazla ortaklı, bizim yöneticiliğimizde değil kurucu desteğimizde bir festival olur. Aynı zamanda bir güvenli alan yaratan ama sadece izleyiciler ve sinemacıların film izlediği bir yer değil Yeni Film Fonu’yla yaptığımız, Sundance’le yaptığımız; kabul edelim şu anda Türkiye’de en ihtiyacımız olan şey kapanıp çalışabileceğimiz ve birbirimizi görüp hissedebileceğimiz yerler.

Bu kendi aramızda uzun zamandır konuştuğumuz bir şeydi. 17 yıl önce başlarken gerçekten bir film festivali hayal ettik ve bu festivalin etrafında çoğalabileceğimizi düşündük. 2010’a kadar hep bir çoğalma vardı. Politik olarak da Türkiye’nin gittiği yere bakarsanız izleyiciler ve ortaklar çoğalıyordu. Kültür-sanat merkezleri, STK’lar ortaklarımız oluyordu. 2010’a kadar hep çoğaldık. Ancak ondan sonra o kadar çoğalamaz olduk ve son birkaç yıldır alanımız git gide daralıyor. Eğer yepyeni bir şey hayal edilecekse bu bir festival midir yoksa online bir platform mudur, aynı zamanda sanatçıların bir araya geldiği bir alan mıdır, birlikte prodüksiyonların yapıldığı bir şey midir? Benim önemsediğim, mektubun “Burası sadece sizin değil bizim de dünyamız” diyen bir mektup olması. İkincisi de bu hakların vakıf ve benzeri bir yapıya devredilmesi cümlesinin içinde aslında bir sürü hayali barındırması. Bence Pelin ve ben, onu yapacak olanlar değiliz. Destek verip dostlarımızı, yurt içindeki ve yurt dışındaki sinemacıları harekete geçirecek olanlarız. Bizden sonra başkalarının yapıyor olması gerekiyor artık. Dernek ve vakıf kurup !f’in nereye gidebileceği konusunda düşünmek çok güzel.

Umarım !f’i geri alabiliriz ama alamasak da bu kesintinin işimize yaramayacağına inanmıyorum. Sıfırdan başlayabiliriz.

Serra Ciliv: Ayrıca konuyla ilgili hayırlı bir şey de söylemek istiyorum. Bir taraftan üzülüyoruz ama şöyle bir soru çıkıyor ortaya: “Peki !f giderse ne yaparız?”. Bu konuda ekipçe Skype üzerinden toplantılar yapıyoruz. “Yeni yollarınız güzel olacak” yazan kimsenin yüzünü umarım kara çıkarmayız. Ama yenilik iyi bir şey. Mustafa da daha ufak daha curated daha başka disiplinlerle konuşan bir seçki mi programlamak istiyor? Tüm bunları kendimize sorabileceğimiz bir zaman da oldu bu. Uluslararası ortaklarımız da çok yazıyor. Onların gözünden baktığımızda da Türkiye’nin çok önemli bir özgürlük alanı daha kayboldu. Sadece Pelin ve ben değil büyük bir aile vardı ortada. Beraber bir şey yapmaya başlamanın zamanı aslında. Bence bu yeni yaptığımız şeyler de Türkiye’yle sınırlı kalmamalı. Bir festival hayal edecek olsanız sadece festival mi olur? Sanatçı ve sinemacıları bir araya getirdiğiniz yepyeni şeyler düşündüğünüz bir yer olur. Çok güçlü bir markaydı !f. Destekçileri de çok memnundu. Onu değiştirmek aslında çok zordu. Şimdi bir kesinti geldi hayatımıza. Umarım !f’i geri alabiliriz ama alamasak da bu kesintinin işimize yaramayacağına inanmıyorum. Aslında omuzlarımız hafifledi. Sıfırdan başlayabiliriz. Sıfırdan başladığımızda da bunu ben değil 25’indeki biri yönetmeli. Onu artık başkasına devretmem gerektiği bilinciyle ilerleyeceğim ve bu beni daha da hayalperest olmaya itecek.

Örneğin, anarşist ve aktivist bir arkadaşım var. “İşte uluslararası sermayenin yapacağı iş budur.” dedi. Bunu uluslararası sermayenin ve kapitalizmin yaptığı bir şey olarak görebilirsin. Ama ben, hikâyeme uluslararası sermaye ve kapitalizm diye baksaydım, iş buraya kadar gelmezdi. O kadar güzel insanlar tanıdım ki. Birbirimize çok şey anlattık, birlikte uzun bir yola çıktık. Bunlar benim için çok kıymetli. İnsanlara güvenmeye devam etmek istiyorum. 17 yıl sonunda geldiğim noktaya bir sürü güzel insanla geldim. Biz yaşamaya devam etmek, hayata devam demek istiyoruz.

Ecem Şen: Bu sene için çalışmalara başlamış mıydınız?

Serra Ciliv: Mustafa film listesini açmıştı sadece.

Ecem Şen: Tüm ekip mi işten çıkarıldı?

Serra Ciliv: !f’in orada kalan ekibi sadece Onur ve Mustafa. Onları tutuyorlar hâlâ. Ama ne yapacaklar onlar da bilmiyor muhtemelen.

Ecem Şen: Teşekkür ederiz.

Serra Ciliv: Ben teşekkür ederim.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi