Dört yıl önce Bomba Gibi isimli yapım ile festivale konuk olan Yunanistanlı yönetmen Syllas Tzoumerkas’ın, bu sene Berlin’de gösterilen yeni filmi Sargasso Denizi Mucizesi festivalin Mayınlı Bölge kısmında gösteriliyor. Tıpkı Bomba Gibi isimli filmde olduğu gibi başrolünde Ege’nin öteki yakasının en yetenekli oyuncularından, sinemaseverlerin özellikle Yorgos Lanthimos filmlerinden tanıyacağı Angeliki Papoulia yer alıyor. Film, Yunanistan’ın yılan balıkları ile ünlü Mesolongi kasabasında geçiyor. Bu kasaba ayrıca romantik idealleriyle Yunanistan’a gelen Lord Byron’ın öldüğü ve bağımsızlık savaşında Osmanlılar ile Yunanlılar arasında çetin mücadelelerin geçtiği bir yer. Bu kasaba yılan balıkları ile ünlü fakat bu balıklar üremek için ta Atlas Okyanusu’nun öteki yakasındaki Sargasso Denizi’ne gitmeye mecburlar. İşte film böyle ilginç bir biyolojik ve tarihsel arka planı olan bir kasabada geçiyor. Papoulia’nın canlandırdığı Elisabeth Atina’daki parlak kariyerinden uzaklaşmak zorunda kalmıştır ve on yıldır Mesolongi’de polis şefi olarak çalışmaktadır. Kariyerist ve parlak bir  genç kadından, kaybedecek pek şeyi kalmamış, taşranın manevi, güneş ve rüzgarın maddi etkisi ile sertleşmiş, kendini umursamayan ama oğlu için hayatını sürdüren orta yaşlı bir kadına dönüşmüştür. Kasabanın küçük eğitimli sınıfı ile farklı şekillerde ilişkilenir. Yerel hastanede doktor olan Vassilis ile karısından gizledikleri bir ilişkisi vardır. Savcıya ona Atina’da bir pozisyon bulması için yalvarmıştır. Ama en nihayetinde kendi içine ve işine dönmüştür. Diğer polislere terör estirir ama “ortağı” gibi görünen aslında şoförü olan genç polise mentorluk da yapar. İşte böyle süregiden ve çıkışsız gözüken on yıllık kariyerin ardından kasabanın meşhur olmaya ramak kalmışken bunu başaramamış yerel şarkıcısı, yine Köpek Dişi’nden tanıyabileceğimiz Hristos Passalis’in canlandırdığı Manolis, plajda kendini asmış şekilde bulunur ama intihar ettiğinden şüphelenilir. Öte yandan, Elisabeth’in oğlu oldukça sosyopat görünen bir adam olan Michalis ile garip bir ilişkiye sürüklenmektedir. Manolis’in bir de yılan balığı tesislerinde çalışan ve içine kapanık gözüken Rita isimli bir kız kardeşi vardır. Amerika’ya göçmeyi düşünen Rita’nın hayalleri Manolis’in bunu keşfetmesi ile suya düşer ama artık Manolis ölmüştür. Taşranın midesinde sakladığı safra dışarı çıkınca herkes karşı karşıya gelecektir. Sargasso Denizi Mucizesi: Yolunu Kaybetmiş Bir Taşra Polisiyesi Tzoumerkas’ın filmi, ilk sahnesi ile bizi bambaşka bir anlatıya davet ediyor. Sıradan bir gerilim/polisiye filmi izlemeye hazırlıyoruz kendimizi. Ancak beş dakika sonra karşılaştığımızda yaşadıklarımız bizi şaşırtıyor. Muhtemelen bu kontrast bilinçli yapılmış. Bu noktada kendimizi yine hazırlıyoruz. Gözden düşmüş bir polis taşraya atanır ve buradaki sıkıcı hayatın içerisinde çözülmesi zor bir vaka önüne düşer. Fakat filmin hiç de böyle bir taşra polisiyesi olmak gibi bir derdi de yok. Zaten ilk bir saat “polisiye” bir şeyle karşılaşmıyoruz. Bunun yerine yılan balıklarına, İncil’den anlatılara, rüya seanslarına ve bazı -yan?- hikâyelere boğuluyoruz. Filmin sonlarına doğru kolayca açık ettiği sırrını önemsemiyor gibi gözüküyor yönetmen. Sırf orijinal kadın karakterleri ile bile klişeden bir nebze uzaklaşmış sert bir taşra polisiyesi yapabilmek şansı varken bunu ıskalıyor, onun yerine “büyük” düşünerek rüyalarda gezen, anlatmak istediğine tam karar verememiş bir dil tutturuyor. Ne gerilimi ne kadın dayanışmasını ön plana çıkarıyor. Sargasso Denizi Mucizesi metaforların peşinden gidiyor ama bu da bize sarkan, eğreti bir film deneyimi sunuyor.

Yazar Puanı

Puan - 65%

65%

Orijinal kadın karakterleri ile bile klişeden bir nebze uzaklaşmış sert bir taşra polisiyesi yapabilmek şansı varken bunu ıskalıyor, onun yerine “büyük” düşünerek rüyalarda gezen, anlatmak istediğine tam karar verememiş bir dil tutturuyor. Sargasso Denizi Mucizesi metaforların peşinden gidiyor ama bu da bize sarkan, eğreti bir film deneyimi sunuyor.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
65

Dört yıl önce Bomba Gibi isimli yapım ile festivale konuk olan Yunanistanlı yönetmen Syllas Tzoumerkas’ın, bu sene Berlin’de gösterilen yeni filmi Sargasso Denizi Mucizesi festivalin Mayınlı Bölge kısmında gösteriliyor. Tıpkı Bomba Gibi isimli filmde olduğu gibi başrolünde Ege’nin öteki yakasının en yetenekli oyuncularından, sinemaseverlerin özellikle Yorgos Lanthimos filmlerinden tanıyacağı Angeliki Papoulia yer alıyor. Film, Yunanistan’ın yılan balıkları ile ünlü Mesolongi kasabasında geçiyor. Bu kasaba ayrıca romantik idealleriyle Yunanistan’a gelen Lord Byron’ın öldüğü ve bağımsızlık savaşında Osmanlılar ile Yunanlılar arasında çetin mücadelelerin geçtiği bir yer. Bu kasaba yılan balıkları ile ünlü fakat bu balıklar üremek için ta Atlas Okyanusu’nun öteki yakasındaki Sargasso Denizi’ne gitmeye mecburlar. İşte film böyle ilginç bir biyolojik ve tarihsel arka planı olan bir kasabada geçiyor. Papoulia’nın canlandırdığı Elisabeth Atina’daki parlak kariyerinden uzaklaşmak zorunda kalmıştır ve on yıldır Mesolongi’de polis şefi olarak çalışmaktadır. Kariyerist ve parlak bir  genç kadından, kaybedecek pek şeyi kalmamış, taşranın manevi, güneş ve rüzgarın maddi etkisi ile sertleşmiş, kendini umursamayan ama oğlu için hayatını sürdüren orta yaşlı bir kadına dönüşmüştür. Kasabanın küçük eğitimli sınıfı ile farklı şekillerde ilişkilenir. Yerel hastanede doktor olan Vassilis ile karısından gizledikleri bir ilişkisi vardır. Savcıya ona Atina’da bir pozisyon bulması için yalvarmıştır. Ama en nihayetinde kendi içine ve işine dönmüştür. Diğer polislere terör estirir ama “ortağı” gibi görünen aslında şoförü olan genç polise mentorluk da yapar. İşte böyle süregiden ve çıkışsız gözüken on yıllık kariyerin ardından kasabanın meşhur olmaya ramak kalmışken bunu başaramamış yerel şarkıcısı, yine Köpek Dişi’nden tanıyabileceğimiz Hristos Passalis’in canlandırdığı Manolis, plajda kendini asmış şekilde bulunur ama intihar ettiğinden şüphelenilir. Öte yandan, Elisabeth’in oğlu oldukça sosyopat görünen bir adam olan Michalis ile garip bir ilişkiye sürüklenmektedir. Manolis’in bir de yılan balığı tesislerinde çalışan ve içine kapanık gözüken Rita isimli bir kız kardeşi vardır. Amerika’ya göçmeyi düşünen Rita’nın hayalleri Manolis’in bunu keşfetmesi ile suya düşer ama artık Manolis ölmüştür. Taşranın midesinde sakladığı safra dışarı çıkınca herkes karşı karşıya gelecektir.

Sargasso Denizi Mucizesi: Yolunu Kaybetmiş Bir Taşra Polisiyesi

Tzoumerkas’ın filmi, ilk sahnesi ile bizi bambaşka bir anlatıya davet ediyor. Sıradan bir gerilim/polisiye filmi izlemeye hazırlıyoruz kendimizi. Ancak beş dakika sonra karşılaştığımızda yaşadıklarımız bizi şaşırtıyor. Muhtemelen bu kontrast bilinçli yapılmış. Bu noktada kendimizi yine hazırlıyoruz. Gözden düşmüş bir polis taşraya atanır ve buradaki sıkıcı hayatın içerisinde çözülmesi zor bir vaka önüne düşer. Fakat filmin hiç de böyle bir taşra polisiyesi olmak gibi bir derdi de yok. Zaten ilk bir saat “polisiye” bir şeyle karşılaşmıyoruz. Bunun yerine yılan balıklarına, İncil’den anlatılara, rüya seanslarına ve bazı -yan?- hikâyelere boğuluyoruz. Filmin sonlarına doğru kolayca açık ettiği sırrını önemsemiyor gibi gözüküyor yönetmen. Sırf orijinal kadın karakterleri ile bile klişeden bir nebze uzaklaşmış sert bir taşra polisiyesi yapabilmek şansı varken bunu ıskalıyor, onun yerine “büyük” düşünerek rüyalarda gezen, anlatmak istediğine tam karar verememiş bir dil tutturuyor. Ne gerilimi ne kadın dayanışmasını ön plana çıkarıyor. Sargasso Denizi Mucizesi metaforların peşinden gidiyor ama bu da bize sarkan, eğreti bir film deneyimi sunuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi