2000'li yılların sonlarından itibaren İsveç'ten ardı ardına gelmeye başlayan başarılı ilk film örnekleriyle karşılaşmaya devam ediyoruz. Birbirlerine çok da uzak olmayan sularda yüzen bu genç yönetmenlerin kesiştikleri birçok nokta sayabilmek mümkünken en dikkate değer benzerliklerinin, hikâyelerini İsveç’in steril şehirlerinin eteklerine itilmiş mahallelerine konumlandırmaları olduğunu söylemek mümkün. Rojda Sekersöz de ilk uzun metrajlı filmi Rüyaların Ötesinde'de bizi şehrin kirli eteklerindeki bir büyüme hikâyesine götürüyor. Henüz yirmili yaşlarının başındaki Mirja’ya, hayatının geri kalanını nasıl geçireceğine dair mühim tercihler yapması gereken bir döneminde rastlıyoruz. Tüm büyüme hikâyelerinde olduğu gibi Mirja’nın da bu dönemi ve içinde bulunduğu durum hepimize kişisel deneyimlerimizi hatırlatıyor olsa da film, bu stres bulutlarının altında gümbür gümbür vuran genç ruhu atmosferinde yaşatmayı başarıyor. Cezaevi çıkışında Mirja’yı coşkuyla karşılayan küçük kız kardeşi Isa ve bir araya geldiklerinde bir tür ‘kız çetesi’ne dönüşen –ve aslında sürekli bir arada olan– en yakın arkadaşları Sarah, Nina ve Emmy ile tanışıyoruz filmin henüz başında. Bu tanışma tek tek her biri hakkında bir fikir sahibi olmamızdan çok Mirja’yı daha yakından tanımamıza yardımcı oluyor. Mahallerindeki günlük yaşam rutinlerini gördükçe çok geçmeden Mirja’nın kodese girmesi için büyük bir suç işlemesine gerek olmadığını anlayabiliyoruz. Gelgelelim bu gördüğümüz sokaklar, bu kızlara ait ve bu kızların hayali bu kirli sokaklardan çok çok uzaklara kaçmak! Rüyaların Ötesinde: Tatlı Rüyalar, Kirli Eller Rüyaların Ötesinde’nin iskeleti, Mirja’nın kendisini aralarında bir tercih yapmak zorunda hissettiği iki ayrı yolun üzerine kurulu. Bu yollardan ilki, arkadaşlarıyla birlikte ortak hayalleri olan, yaşadıkları mahallelerinden kaçıp kendilerini Güney Amerika’ya, Montevideo’nun sıcak kumsallarına vurmak. İkincisi ise kendine dermanı olmayan hasta annesi ve kardeşi Isa’dan oluşan küçük ailesinin sorumluluğunu sırtlanmak. Bu ikinci yol, annesinin sağlık durumunun iyiden iyiye ciddileşmesi ve Mirja’nın kendini ortasında asılı bulduğu boşluktan kurtarma çabasıyla birlikte ağır basan taraf oluyor. Her ne kadar iyi geçinemeseler bile Mirja, ilk kez annesinin sözüne uyuyor ve iş aramaya koyuluyor. Oyunu kurallarıyla oynamanın ilk adımı olarak görebileceğimiz iş başvuru aşamasında dahi Mirja, içine girmekte olduğu bu ‘beyaz’ düzenin her bir çarkının aslında kendisi için dönmediği gerçeğiyle yüzleşiyor. Tam olarak bu noktada karakterinin kendine has tüm özelliklerini ortaya koymasıyla aslında Mirja’nın ehlîleşmesi zor ve cesur yüzünü görüyoruz. Basit bir başvuru işleminden bile imtina etmesine sebep olan, içinde tutamadığı asi ruhu için bir nevi bir uyanış niteliği taşıyor aldığı bu karar. Kendi yöntemleriyle bir otelde iş bulan Mirja, bu andan itibaren gözünü tamamen karartıp tüm vaktini işini en iyi şekilde yapmaya ayırıyor. Bedeninde bulduğu gençlik enerjisini tamamen yeni işini öğrenmeye, bu işte en iyi olmaya ve bu hayata tutunmak için ne gerekiyorsa en iyisini yaparak buna hak kazanmaya harcıyor. Genellikle ilk filmlerde iyi bir örneğine rastlamakta güçlük çektiğimiz metin-ritim uyumunu yakalamayı başaran Rojda Sekersöz, tüm filmi ayakta tutan bu taze dinamizmi sayesinde özveriyi tadarak kendini bulan genç bir kadının hayata attığı ilk adımları hissettirebiliyor. Bir büyüme/hayata tutunma hikâyesi olarak Rüyaların Ötesinde, ruhunun ehlîleştirilmesine izin vermeden hak ettiği yeri elde edebilecek emek gücünü ve ne kadar kirli bir düzenle karşılaşırsa karşılaşsın pes etmeyecek genç bir dünyayı işaret etmesiyle akranı filmlerin arasından sıyrılıyor.

Yazar Puanı

Puan - 70%

70%

Genellikle ilk filmlerde iyi bir örneğine rastlamakta güçlük çektiğimiz metin-ritim uyumunu yakalamayı başaran Rojda Sekersöz, tüm filmi ayakta tutan bu taze dinamizmi sayesinde özveriyi tadarak kendini bulan genç bir kadının hayata attığı ilk adımları hissettirebiliyor.

Kullanıcı Puanları: 4.5 ( 1 votes)
70

2000’li yılların sonlarından itibaren İsveç’ten ardı ardına gelmeye başlayan başarılı ilk film örnekleriyle karşılaşmaya devam ediyoruz. Birbirlerine çok da uzak olmayan sularda yüzen bu genç yönetmenlerin kesiştikleri birçok nokta sayabilmek mümkünken en dikkate değer benzerliklerinin, hikâyelerini İsveç’in steril şehirlerinin eteklerine itilmiş mahallelerine konumlandırmaları olduğunu söylemek mümkün. Rojda Sekersöz de ilk uzun metrajlı filmi Rüyaların Ötesinde’de bizi şehrin kirli eteklerindeki bir büyüme hikâyesine götürüyor.

Henüz yirmili yaşlarının başındaki Mirja’ya, hayatının geri kalanını nasıl geçireceğine dair mühim tercihler yapması gereken bir döneminde rastlıyoruz. Tüm büyüme hikâyelerinde olduğu gibi Mirja’nın da bu dönemi ve içinde bulunduğu durum hepimize kişisel deneyimlerimizi hatırlatıyor olsa da film, bu stres bulutlarının altında gümbür gümbür vuran genç ruhu atmosferinde yaşatmayı başarıyor. Cezaevi çıkışında Mirja’yı coşkuyla karşılayan küçük kız kardeşi Isa ve bir araya geldiklerinde bir tür ‘kız çetesi’ne dönüşen –ve aslında sürekli bir arada olan– en yakın arkadaşları Sarah, Nina ve Emmy ile tanışıyoruz filmin henüz başında. Bu tanışma tek tek her biri hakkında bir fikir sahibi olmamızdan çok Mirja’yı daha yakından tanımamıza yardımcı oluyor. Mahallerindeki günlük yaşam rutinlerini gördükçe çok geçmeden Mirja’nın kodese girmesi için büyük bir suç işlemesine gerek olmadığını anlayabiliyoruz. Gelgelelim bu gördüğümüz sokaklar, bu kızlara ait ve bu kızların hayali bu kirli sokaklardan çok çok uzaklara kaçmak!

Rüyaların Ötesinde: Tatlı Rüyalar, Kirli Eller

Rüyaların Ötesinde’nin iskeleti, Mirja’nın kendisini aralarında bir tercih yapmak zorunda hissettiği iki ayrı yolun üzerine kurulu. Bu yollardan ilki, arkadaşlarıyla birlikte ortak hayalleri olan, yaşadıkları mahallelerinden kaçıp kendilerini Güney Amerika’ya, Montevideo’nun sıcak kumsallarına vurmak. İkincisi ise kendine dermanı olmayan hasta annesi ve kardeşi Isa’dan oluşan küçük ailesinin sorumluluğunu sırtlanmak. Bu ikinci yol, annesinin sağlık durumunun iyiden iyiye ciddileşmesi ve Mirja’nın kendini ortasında asılı bulduğu boşluktan kurtarma çabasıyla birlikte ağır basan taraf oluyor. Her ne kadar iyi geçinemeseler bile Mirja, ilk kez annesinin sözüne uyuyor ve iş aramaya koyuluyor. Oyunu kurallarıyla oynamanın ilk adımı olarak görebileceğimiz iş başvuru aşamasında dahi Mirja, içine girmekte olduğu bu ‘beyaz’ düzenin her bir çarkının aslında kendisi için dönmediği gerçeğiyle yüzleşiyor. Tam olarak bu noktada karakterinin kendine has tüm özelliklerini ortaya koymasıyla aslında Mirja’nın ehlîleşmesi zor ve cesur yüzünü görüyoruz. Basit bir başvuru işleminden bile imtina etmesine sebep olan, içinde tutamadığı asi ruhu için bir nevi bir uyanış niteliği taşıyor aldığı bu karar. Kendi yöntemleriyle bir otelde iş bulan Mirja, bu andan itibaren gözünü tamamen karartıp tüm vaktini işini en iyi şekilde yapmaya ayırıyor. Bedeninde bulduğu gençlik enerjisini tamamen yeni işini öğrenmeye, bu işte en iyi olmaya ve bu hayata tutunmak için ne gerekiyorsa en iyisini yaparak buna hak kazanmaya harcıyor.

Genellikle ilk filmlerde iyi bir örneğine rastlamakta güçlük çektiğimiz metin-ritim uyumunu yakalamayı başaran Rojda Sekersöz, tüm filmi ayakta tutan bu taze dinamizmi sayesinde özveriyi tadarak kendini bulan genç bir kadının hayata attığı ilk adımları hissettirebiliyor. Bir büyüme/hayata tutunma hikâyesi olarak Rüyaların Ötesinde, ruhunun ehlîleştirilmesine izin vermeden hak ettiği yeri elde edebilecek emek gücünü ve ne kadar kirli bir düzenle karşılaşırsa karşılaşsın pes etmeyecek genç bir dünyayı işaret etmesiyle akranı filmlerin arasından sıyrılıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi