Kendilerine taktıkları isimlerle Poto ve Cabengo, yasal olarak kullanılan isimleriyle ise Virginia ve Grace… Jean-Pierre Gorin’in imzasını taşıyan belgesel, 8 yaşına kadar kendileri dışında kimsenin anlamadığı bir dilde iletişim kuran Poto ve Cabengo’nun dünyasını inceliyor.

Poto ve Cabengo, İngilizce ve Almancanın konuşulduğu bir evde büyüdüler. Thomas ve Christine Kennedy çifti, kızlarının engelli olduğuna inandıktan sonra onların dış dünyayla iletişimini minimuma indirdi. Bu sebeple yalnızca birbirleriyle iletişim kurmaya başlayan ve bir an dahi ayrılmayan ikizler, İngilizce ve Almanca anlasalar da konuştuklarında kimsenin çözemediği bir dilde kendilerini ifade ediyorlardı. Belgeselde yer alan görüntülere bakıldığında birbirlerini çok iyi anladıkları, birbirlerine soru sordukları, cevap verdikleri ve hatta “var olmayan” bir dilde “var olmayan” bir şarkı söyledikleri rahatlıkla görülebiliyor. Jean-Pierre Gorin’in belgeselinin temel sorusu da “bu gerçekten ikizlerin yarattıkları bir dil mi yoksa duyduklarımız anlamsızca çıkarılan seslerden mi ibaret?” olarak şekilleniyor.

Bu noktada Jean-Pierre Gorin imzalı Poto and Cabengo belgeselinin nispeten kısırlaşabildiğini söylemek mümkün. Ancak belgeselde kendisinin de bahsettiği gibi Poto ve Cabengo yani Virginia ve Grace hızla büyüyor, terapiye, okula gidiyor, eskiye nazaran daha fazla sosyalleşiyor ve İngilizceyi aktif bir biçimde konuşmaya başladıkça kendi dilleri kayboluyordu. Jean-Pierre Gorin’in, ikizlerin gündelik hayatını kayıt altına alabilmek adına yola çıktığı 1978 yılında artık Gorin’in araştırmayı hedeflediği bu dilin ikizler arasındaki kullanımı da minimuma inmişti. Ancak, yönetmenin gazete haberleri aracılığıyla varlıklarından haberdar olduğu ikizlerin yaşantısını ne olursa olsun kayıt altına almış ve bir belgesele dönüştürmüş olması, dille ilgili herhangi bir araştırma yapıldığında dahi araştırmacıların ikizlerin deneyimiyle tanışmasını sağlıyor.

Poto and Cabengo: Gizli Bir Dil ya da Anlamsız Mırıldanmalar

Jean-Pierre Gorin’in ikizlerle yola çıkarak hayvanat bahçesine, deniz kenarına gitmesi ve kendilerine özel bir an ve alan yaratması her ne kadar belgesel için faydalı olabilecek materyaller ortaya çıkarsa da -çıkarma ihtimali taşısa da- ikizlerin tam olarak ne istediğini anlamakta, değişken cümlelerini yakalamakta ve hareketli yapılarını takip edebilmekte zorlandığını görüyoruz. O yıllarda elbette 6-7 yaşlarındaki iki çocuğun gizli bir dilde konuşuyor olması düşüncesi basını oldukça heyecanlandırıyor ve o dönem Poto ve Cabengo’yu sıklıkla gazetelerde görmek mümkün hâle geliyor. Yanı sıra terapiye devam eden ikizler çoğunlukla İngilizce konuşarak cümle aralarında bir iki kelime kendi dillerinden esinlenmelerde bulunuyorlar. Konuşma terapistlerinin konuyla ilgili yorumu ise Poto ve Cabengo’da dil tembelliği olabileceği ve evde Almanca-İngilizce olmak üzere farklı dillerden duydukları kelimeleri yuvarlayarak ya da fonetiğini değiştirerek kullandıkları yönünde. Zira, dikkatli dinlendiğinde bir kelime eş zamanlı yapılan bir konuşmada çokça tekrar edilebilse de ikizler, farklı zamanlarda o kelimenin çok çeşitli varyasyonlarını da üretebiliyorlar, elbette bu durum birbirlerini anlayabilme becerilerini değiştirmiyor.

Konu, dil ve insanların iletişim kurabilmek için ürettiği diller olduğunda Türkiye’den bir örneği de anmak gerekir. Taylan Mintaş’ın yönetmenliğini yaptığı Sessizliğin Kardeşleri filminde de bir köyde işitme engelli Toso ve Çao’nun kendilerine has bir işaret dili geliştirmiş olması konu edilir. Toso ve Çao’nun işaret dilini yıllarca onlarla vakit geçiren köylü de öğrenmiş ve onların zaman içerisinde oluşturduğu dil aracılığıyla işaret dilini kullanır olmuş. Elbette Toso ve Çao’nun ürettiği bu dilde, uzun yıllar kullanmanın ve istikrarlı bir biçimde aynı kelimelere aynı işaretlerin kullanılıyor olması dilin öğrenilmesi noktasında da önem taşıyor ancak Poto ve Cabengo belki de, o yıllarda henüz çocuk olmanın getirdiği heyecan ve hareketli yapıyla birlikte genellikle bir veya iki kelime sarf edip belki de bir cümle dahi kurmadan hemen sonuca ulaşan bir iletişim yöntemi geliştirmiş olabilirler.

Belgeseli izledikten sonra akıllara takılan bir soru da elbette Poto ve Cabengo’nun kullandıkları dille birlikte yavaş yavaş kaybolmasından sonra artık Virginia ve Grace olarak hitap edebileceğimiz ikizlerin bugün ne yaptıkları ve o döneme dair neler hatırladıkları. İkizler ile ilgili şuan ayrıntılı bir bilgi bulunmasa da Jean-Pierre Gorin yıllar sonra verdiği bir röportajda, Virginia ve Grace’in hâlâ konuşma zorluğu çektiklerini, kız kardeşinden mental olarak daha iyi durumda olan Grace’in McDonalds’ta çalıştığını bildiğini aktarmıştı.

Belgeselde yer alan Poto ve Cabengo’nun bir diyaloğu;

Virginia: Nis?

Grace: me buhdah

V: now buhdah. ee buhdah

G: Buhdah, doabin. Alexa Ann nay gowum

V: Ann Ann nee dah Alexa

G: wuhs dis now? pinit, putahtraletungay.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi