Önceki Sayfa2 / 2Sonraki Sayfa

A Bug’s Life: Ciddi Bir Politik Duruş Barındıran İyi Bir Animasyon Filmi

a-bugs-life-filmloverss

Pixar’ın 2000’lerde animasyon sinemasında kuracağı hanedanlığa giden yolda önemli bir kilometre taşı olan, bir karınca kolonisinin, çekirgelerle olan mücadelesini ele alan  A Bug’s Life; mucit bir karınca olan Flik, her yıl topladığı ürünleri çekirgelere vermek zorunda olan kolonisinin tüm birikimini kazara yok eder. Bunun sonucunda çekirgeler her zamanki ürün miktarının iki katını isterler ve karıncaların onlarla mücadele etmek dışında başka bir çareleri kalmaz. Bu konudan hareketle filmin ciddi bir politik anlatısının olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle sömürgecilik üzerinde. Sömürü ve sınıf ayrımı kavramlarını, çekirgeler ve karıncalar üzerinden anlatıyor film. Çekirgelerin daha üstün konumda olduğunu gösteren film, bu duruma dur demek isteyen karıncaların mücadelesini de gözler önüne seriyor.

Finding Nemo: Nemo Gerçekten Var mı?

finding-nemo-1-filmloverss

Bir fan teorisine göre Nemo, Marlin’in hayal gücünün bir ürünüdür. Filmin başında iskarmoz balığı, Marlin’in tüm ailesine saldırıyor ve geriye sadece tek bir yumurta kalıyor:‘Nemo’, yani Latince anlamıyla ‘hiç kimse’ demek. Teoride bu anlamdan yola çıkarak, Nemo’nun aslında hiç var olmadığını, Marlin üzerinden Elisabeth Kübler-Ross’un yarattığı ‘Üzüntünün 5 Aşaması’  kavramıyla açıklıyor: kızgınlık, pazarlık, depresyon ve kabullenme. Marlin’in oğlunun okula gitmesine izin vermemesi, çünkü güvenli olduğunu düşünmemesi ‘inkar’;  Marlin’in Nemo’nun kontrolü altından çıkıp onu azarlaması da ‘öfke’ aşaması. Marlin’in oğlunu bulmak için Dory ile anlaşması ‘pazarlık’ aşamasını oluşturuyor. Nemo’nun tuvalete atıldığını gören Marlin’in yaşadığı bu durum 4. aşamadaki ‘umutsuzluk’ iken; Filmin sonunda Marlin’in okula giderken Nemo’ya veda etmesi, nihayet onun her şeyi akışına bıraktığını ve bir şeyleri olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini öne süren ‘kabul’ aşamasını oluşturuyor.Teorinin açıklanış biçiminin mantıklı olup olmadığı bilinmez ama, bu teoriye göre film boyunca hikayesini izlediğimiz Nemo’nun, gerçekten hiç yaşamadığını düşünmenin sizce de çok korkutucu değil mi?

Up:  İçindeki Kötülüğü Dışarı Çıkaran Charles F. Muntz

up-charles-muntz-filmloverss

Filmde Cennet Şelalesi’ne gitmeye çalışan Carl ve Russell, yolculuk sırasında Russell’ın Kevin olarak anmaya başladığı garip ve bir o kadar da komik bri kuş ekibe dahil olur. Bu noktada hikaye hiç beklenmedik bir şekilde en başa, küçük Carl’ın hayranı olduğu Charles F. Muntz devreye girer. Kaşifin meğerse halen orada olduğu ve peşinde olduğu kuşun Kevin’in türü olduğu ortaya çıkar. Bu durumu öğrenen Charles, içindeki kötülüğü dışarıya kusarak gerçek yüzünü herkese gösterir. Kuşu yakalamak için her şeyini ortaya koyar. Küçüklüğündeki kahramanının aslında nelerin peşinde olduğunu öğrenen Carl için bu durum tam bir hüsrandır. Hayatta örnek aldığınız bir insanın sizi hayal kırıklığına uğratması kadar kötü bir durum yoktur. Bu açıdan baktığımızda Carl için üzüldüğümüzü, hatta gözyaşlarımızın sel olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında Charles Muntz sayesinde film, bir şeye sapkın olma durumunun, hayatınızı tüketmesine izin vermenin tehlikelerini vurguluyor.

Toy Story 2:  Sahibi Tarafından Terk Edilen Oyuncak Kovboy Jessie

toy-story-2-jessie-filmloverss

En az ilk film kadar sevilen Toy Story 2, bizi bir oyuncak kovboy olan Jessie ile tanıştırır. Hikayeye yeni katılan karakterlerden biri olan Jessie, sahibi tarafından terk edilmiştir. Bir zamanlar sahibinin en yakın arkadaşı olan Jessie, şimdi ise onun unuttuğu sıradan bir oyuncağa bürünmüştür. Jessie, bu durumdan büyük bir üzüntü duyar ve bizler de onun bu üzüntüsüne ortak oluruz. Jessie üzerinden film; insanların bir zamanlar kendileri için önemli olan şeyleri nasıl kolayca unuttuğunu gözler önüne seriyor. Bu durum, öngörülemeyen ve büyümenin acı bir parçası olan şeylerden biridir.

Cars: Bütün İnsanlar Nerede!

cars-filmloverss

Pixar’ın filmlerinden bazıları insan olmayan karakterlere odaklansa da, yine de filmlerin içinde insanları azıcık da olsa görüyoruz. Cars (Arabalar) evreni hariç! Peki bütün insanlar nerede? Düşünmek oldukça dehşet verici ama hepsi öldü mü? Görünüşe göre yapımcı Jay Ward, merak edilen soruyu şu şekilde cevaplıyor: ‘ Yakın gelecekte, otomobiller daha akıllı ve daha akıllı olmaya devam ederken, bir gün sonra gideceklerini düşünüyorsanız, artık neden insanlara ihtiyacımız var? Sadece bizi yavaşlatıyorlar. Sadece fazladan kilo, onlardan kurtulalım. Ancak araba, onu süren son kişinin kişiliğini alıyor.’ Bu açıklamanın oldukça ilginç olduğunu söyleyebiliriz. Bu açıklamaya göre, belki de insanların öldüğünü düşünmek birazcık abartı olur, bunun yerine insanların karanlık bir hale getirildikleri için Dünya’yı terk etmeleri daha mantıklı bir gerekçe. Arabalar ise insanların geride bıraktıkları şeyleri ayakta tutabilir ve kendi dünyalarını yaratmaları için her şeyi yeni baştan yaratabilir.

The Good Dinosaur: Çocukları Korkutan Kötü Bir Yolculuk

the-good-dinosaur-filmloverss

2015 yapımı The Good Dinosaur; Apatosaurus olan Arlo ismindeki dinozorun, bir insanla arkadaş olmasını konu alıyor. Dinozorları yok eden ünlü meteorun Dünya’yı ıskaladığı alternatif bir gerçeklikte geçen film, olabildiğince Arlo’nun içindeki korkuyu absorbe edip yetişkinliğe ilk adımlarını atmasına odaklanıyor.  Bu süreçte film, özellikle çocuklar için aşırı şok edici sahneler barındırıyor. Mesela canlı canlı hayvan yendiği ya da kafa kopmasının gerçekleştiği sahneler gibi. Bu filmi izleyen yetişkinler ise bu sahnelerden dolayı  filmi oldukça itici, şiddeti normalleştirdiği gerekçesiyle şok edici, çocuklar içinde bir o kadar korkutucu buldu. Anne ve babalar tarafından yerden yere vurulan film, Pixar’ın bir kez daha kalıplarının dışında bir proje yaptığını ortaya çıkarıyor.

Borrowed Time: Yetişkinlere Hitap Eden Etkili Bir Animasyon Filmi

borrowed-time-filmloverss

Pixar tarafından bağımsız olarak üretilen kısa film Borrowed Time; Vahşi Batı’da yaşayan bir şerifin hayatından hüzünlü bir kesiti paylaşıyor, aynı zamanda çok uzun zaman önce yaşanan bir kazaya ve bir insanın kendini affetme sürecini odaklanıyor. Affetmenin ve yaşamaya bir şekilde devam etmenin önemini vurgulayan film, animasyonun sadece çocuklar için olmadığını göstermek istiyor. Kısa filmin yönetmenleri Andrew Coats ve Lou Hamou-Lhadj, bu konu hakkındaki düşüncelerini şu şekilde dile getiriyor: ‘Bizim için amaç, animasyon kavramının bir tür olmasını sağlamak. Tematik seçimler konusunda biraz daha yetişkin olan bir şeyler yapmak istedik ve bu animasyonun her tür hikayeyi anlatan bir araç olabileceğini gösterdik.’ Bu sözlerden anlaşıldığı üzere film, yetişkinlere hitap ediyor ve filmin çocuklar üzerinde kötü bir etki yaratabileceğinin altını çiziyor.

Sanjay’s Super Team: Dinsel Gelenekler ve Modern Dünya Çatışması Üzerine Bir Kısa Film

sanjay-s-super-team-filmloverss

The Good Dinosaur’un öncesinde sinemalarda gösterilen bu kısa film, süper kahramanlara takıntılı küçük bir çocuk olan Sanjay’ın hikayesini anlatıyor. Bunun yanında göçmen bir ailenin çocuğunun hem kendi kültürünü hem de Amerika’nın süper kahraman kültürünü benimsemesini işliyor. Film; bir yandan Hint kültüründeki dinsel geleneklere fazlasıyla yer verirken , diğer bir yandan da Sanjay üzerinden modern ve geleneksel dünya çatışmasını odak noktasına taşıyor. Mesela Sanjay’ın babasının Hindu tarzında meditasyon yapması ya da Sanjay’ın televizyondaki çizgi filmleri izlemesi gibi. Sanjay’s Super Team, sade ve karmaşık olmayan çocuk izleyiciler için anlaşılması zor bir film olabilir, fakat ele aldığı konuyla da izlenmesi gereken bir yapım. Pixar’ın uzun süreli çizerlerinden Sanjay Patel’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan bu film, aynı zamanda yönetmenin küçüklüğünden de izler taşıyor.

Finding Dory: Dory’nin Kaybı

finding-dory-filmoverss

2003 yılında gösterime giren Finding Nemo’nun devam filmi Finding Dory, kısa süreli hafıza kaybı yaşayan mavi tang balığı Dory’nin ailesini bulmak için atıldığı maceraları konu alıyordu. Daha önceden Dory’nin hafıza kaybına yaşadığını Finding Nemo filminden öğrenmiştik.  Finding Dory ise bu durum üzerinden hikayesini devam ettiriyor ve aslında oldukça karanlık bir temayı da hikayenin odak noktasına yerleştiriyor. Özellikle de çocuklar için! Filmde Dory’nin ailesi kaybolması, hikayenin karanlık gerçeği olarak varlık gösteriyor. Bu filmi izleyen çocuklar; ailesinin kaybeden Dory’i gördükleri zaman, sevgi dolu bir çocuğun ailesini kaybetme korkusu gerçeğini farkına varabilirler.Hiçbir şey sevilen birini kaybetme konusunda bir insanı hazırlayamaz ve Dory filmde ebeveynlerini iki kez kaybeder. Film ise böyle bir deneyimin ne kadar acı verici olduğuna vurgu yapar.

Toy Story 3: Unutulmayan Çöp Fırını Sahnesi

toy-story-3-incinerator-scene-filmloverss

Toy Story serisinin sonuncu filmi, animasyon sinemasının en akılda kalıcı sahnelerinden birini barındırıyor: Unutulmayan çöp fırını sahnesini! Woody ve arkadaşlarının çöp fırınına yaklaştığı sahnede verdikleri tepki, filmin en etkileyici sahnelerinden birini ortaya koyuyor. Bir seyirci olarak filmi izlerken; ateşe doğru sürüklendikleri ve ölümü kabul ettikleri anda, siz de tüm oyuncakların çaresizliği derinden hissediyorsunuz. Bu sahne insanı ağlatacak, bir o kadar da karanlığın içine sürükleyecek cinsten bir etkiye sahip. Çocuklar açısından oldukça karamsar görünebilecek bu sahne, aynı zamanda bir yetişkin filminde görülmeyen bir derinlik barındırıyor. Haliyle böyle bir sahnenin, böyle bir animasyon filminde yer alması izleyenleri elbette şaşırtıyor. Bu durum, bize animasyon sinemasının önümüze her şeyi sunabileceğini gösteriyor.

 

 

Kaynak: Screen Rant

Önceki Sayfa2 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi