Matteo Garrone’nin, katıldığı yıl Cannes Film Festivali’nden Jüri Büyük Ödülü ile dönen filmi Gomorra’nın adı, konu aldığı, İtalya’nın Napoli’i bölgesine özgü mafyatik suç yapılanmasından geliyordu. Roberto Saviano’nun kitabından uyarlanan film, daha sonra bir televizyon dizisine evrildi. Bu dizinin de yönetmenlerinden biri olan Claudio Giovannesi’nin kamerası, bu yılki Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü kazanan yeni filmi Piranhalar’da yine Napoli’de, yine suç dünyasının göbeğinde. Piranhalar, Napoli kentinin bir meydanındaki yılbaşı ağacının görüntüsüyle açılıyor. Sonrasında ilk gençliklerini yaşayan erkeklerden oluşan iki çetenin bu ağacın hâkimiyeti için tutuştukları bir kavgayı izliyoruz. Film de tüm olay örgüsü boyunca aşağı yukarı bu tema etrafında dolanıyor: Erkek topluluklarının sahip olunabilecek her şeyin uğruna olan mücadelesi. Napoli’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana süren sosyo-ekonomik yapısını düşündüğümüzde bu çok anlaşılır bir durum. Zira Napoli, savaştan en çok zarar gören şehirlerin başında geliyor. Her ne kadar istatiksel olarak güçlü bir ekonomiye sahip olsa da sosyal çalkantıların eksik olmadığı bir şehir burası. Bu şartlar da suç yapılanmaları için uygun bir alan sunuyor. Fakat Piranhalar, şehrin bu gerçeklerine dair derinlikli doneler sunmuyor, seyirciden anlattığı suç dünyasının kökenlerine dair asgari düzeyde bir bilgi talep ediyor. Bu hâliyle Piranhalar, gerçeklik duygusundan asla taviz vermese de kanıksanmış suç anlatılarından fazlası olma noktasında bir miktar zorlanıyor. Yine de film, şehirdeki suç sarmalının başka bir yüzüne, bu çember içindeki çocuklara çeviriyor yüzünü, böylelikle benzerlerinden farklılaşıyor. Film boyunca açılışta izlediğimiz kavganın kazananlarının peşine düşüyor yönetmen Giovannesi. Başını 15 yaşındaki Nicola’nın çektiği bu grup, aslında filme adını da veren piranhalar olarak temsil ediliyorlar. Elde edebilecekleri her şeye gözlerini kırpmadan saldırıyorlar, karşılarına çıkan her fırsatı değerlendirmeye çalışıyorlar. Piranhalar: Sokağın Sertliği Tamamı ekonomik anlamda güçsüz ailelerden gelen bu gençler, hem ilgiye hem de maddi güce açlar. Film de tüm temelini bu gerçek üzerine kuruyor. Anlatının bu temelinin oluşturulduğu, bu olguların seyirciye sunulduğu bu sahnelerin, incelikten yoksunluğu, lafının fazla doğrudan oluşu ve aceleciliği -yönetmenin bunları bir an evvel söyleyip karakterlerini suç dünyasının içine çekmek konusunda bir arzusu yer yer yoğun bir şekilde hissediliyor- Piranhalar’ın sahip olduğu potansiyelin açığa çıkamamasının en büyük, belki de tek nedeni. Çünkü sıra, bu gençlerin suç dünyasının çarkı olmasıyla başlayan sürece geldiği zaman film, güçlü bir seyirliğe evriliyor. Claudio Giovannesi, Napoli’nin fazlasıyla hâkim olduğu suç dinamiklerini, gerçek olaylardan esinle yaratılan bu kurmaca anlatının içine başarıyla yediriyor. Böylelikle gerçeklik duygusundan bir an olsun taviz vermiyor. Zaten öncelikli gayesi, çocukluktan gençliğe geçiş yapan erkek grubunun, daha fazlasına sahip olmak için içine girdikleri suç sarmalının sertliğini seyircinin yüzüne vurmak olan Piranhalar’ın bu bağlamda güçlü bir film olduğunu söyleyebiliriz. Ekonomik ve sosyal sorunların hüküm sürdüğü bir kent olan Napoli’nin sokakların suça yatkın yapısına daha önce izlediğimiz yapımlardan az ya da çok aşinayız. Piranhalar da bu dünyayı başarıyla ve amatör oyunculardan aldığı performansla aşkın ve yoğun bir şekilde aktarmayı başarıyor. Ama bu yapısının oluşumunda ve bu gençleri bu alana çeken güncel sorunları aktarma konusunda elini biraz korkak alıştırıyor. Bu durum da Piranhalar’ın sadece kalburüstü bir suç anlatısı olarak kalmasına neden oluyor.

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Piranhalar, suç dünyasını başarıyla ve amatör oyunculardan aldığı performansla aşkın ve yoğun bir şekilde aktarmayı başarıyor. Ama bu yapısının oluşumunda ve bu gençleri bu alana çeken güncel sorunları aktarma konusunda elini biraz korkak alıştırıyor. Bu durum da Piranhalar’ın sadece kalburüstü bir suç anlatısı olarak kalmasına neden oluyor.

Kullanıcı Puanları: 3.03 ( 2 votes)
60

Matteo Garrone’nin, katıldığı yıl Cannes Film Festivali’nden Jüri Büyük Ödülü ile dönen filmi Gomorra’nın adı, konu aldığı, İtalya’nın Napoli’i bölgesine özgü mafyatik suç yapılanmasından geliyordu. Roberto Saviano’nun kitabından uyarlanan film, daha sonra bir televizyon dizisine evrildi. Bu dizinin de yönetmenlerinden biri olan Claudio Giovannesi’nin kamerası, bu yılki Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü kazanan yeni filmi Piranhalar’da yine Napoli’de, yine suç dünyasının göbeğinde.

Piranhalar, Napoli kentinin bir meydanındaki yılbaşı ağacının görüntüsüyle açılıyor. Sonrasında ilk gençliklerini yaşayan erkeklerden oluşan iki çetenin bu ağacın hâkimiyeti için tutuştukları bir kavgayı izliyoruz. Film de tüm olay örgüsü boyunca aşağı yukarı bu tema etrafında dolanıyor: Erkek topluluklarının sahip olunabilecek her şeyin uğruna olan mücadelesi. Napoli’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana süren sosyo-ekonomik yapısını düşündüğümüzde bu çok anlaşılır bir durum. Zira Napoli, savaştan en çok zarar gören şehirlerin başında geliyor. Her ne kadar istatiksel olarak güçlü bir ekonomiye sahip olsa da sosyal çalkantıların eksik olmadığı bir şehir burası. Bu şartlar da suç yapılanmaları için uygun bir alan sunuyor. Fakat Piranhalar, şehrin bu gerçeklerine dair derinlikli doneler sunmuyor, seyirciden anlattığı suç dünyasının kökenlerine dair asgari düzeyde bir bilgi talep ediyor. Bu hâliyle Piranhalar, gerçeklik duygusundan asla taviz vermese de kanıksanmış suç anlatılarından fazlası olma noktasında bir miktar zorlanıyor. Yine de film, şehirdeki suç sarmalının başka bir yüzüne, bu çember içindeki çocuklara çeviriyor yüzünü, böylelikle benzerlerinden farklılaşıyor. Film boyunca açılışta izlediğimiz kavganın kazananlarının peşine düşüyor yönetmen Giovannesi. Başını 15 yaşındaki Nicola’nın çektiği bu grup, aslında filme adını da veren piranhalar olarak temsil ediliyorlar. Elde edebilecekleri her şeye gözlerini kırpmadan saldırıyorlar, karşılarına çıkan her fırsatı değerlendirmeye çalışıyorlar.

Piranhalar: Sokağın Sertliği

Tamamı ekonomik anlamda güçsüz ailelerden gelen bu gençler, hem ilgiye hem de maddi güce açlar. Film de tüm temelini bu gerçek üzerine kuruyor. Anlatının bu temelinin oluşturulduğu, bu olguların seyirciye sunulduğu bu sahnelerin, incelikten yoksunluğu, lafının fazla doğrudan oluşu ve aceleciliği -yönetmenin bunları bir an evvel söyleyip karakterlerini suç dünyasının içine çekmek konusunda bir arzusu yer yer yoğun bir şekilde hissediliyor- Piranhalar’ın sahip olduğu potansiyelin açığa çıkamamasının en büyük, belki de tek nedeni. Çünkü sıra, bu gençlerin suç dünyasının çarkı olmasıyla başlayan sürece geldiği zaman film, güçlü bir seyirliğe evriliyor. Claudio Giovannesi, Napoli’nin fazlasıyla hâkim olduğu suç dinamiklerini, gerçek olaylardan esinle yaratılan bu kurmaca anlatının içine başarıyla yediriyor. Böylelikle gerçeklik duygusundan bir an olsun taviz vermiyor. Zaten öncelikli gayesi, çocukluktan gençliğe geçiş yapan erkek grubunun, daha fazlasına sahip olmak için içine girdikleri suç sarmalının sertliğini seyircinin yüzüne vurmak olan Piranhalar’ın bu bağlamda güçlü bir film olduğunu söyleyebiliriz.

Ekonomik ve sosyal sorunların hüküm sürdüğü bir kent olan Napoli’nin sokakların suça yatkın yapısına daha önce izlediğimiz yapımlardan az ya da çok aşinayız. Piranhalar da bu dünyayı başarıyla ve amatör oyunculardan aldığı performansla aşkın ve yoğun bir şekilde aktarmayı başarıyor. Ama bu yapısının oluşumunda ve bu gençleri bu alana çeken güncel sorunları aktarma konusunda elini biraz korkak alıştırıyor. Bu durum da Piranhalar’ın sadece kalburüstü bir suç anlatısı olarak kalmasına neden oluyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi