Amerikan sinemasının tartışmasız en başarılı yönetmenlerinden biri olan; The Master, Magnolia, Inherent Vice gibi kült filmlerin yönetmeni Paul Thomas Anderson, Phantom Thread’de 1950’lerin Londra’sından ünlü terzi Reynolds Woodcock (Daniel Day-Lewis) ve güçlü iradeli bir kadın olan Alma (Vicky Krieps) arasında geçen tutkulu ilişkiyi anlatıyor. Film, tam 6 dalda Oscar adaylığı elde edip 1 de Oscar kazanırken kimilerine göre yönetmen, kariyerindeki en iyi işlerinden birine imza atmıştı. Phantom Thread esasında ünlü bir terzinin ve Alma adındaki bir kadınla yollarının kesişmesinin hikâyesini anlatsa da ikilinin arasında gelişen aşk ve en nihayetinde ilişki modeli alıştığımızdan farklı gibi görünen ancak oldukça tanıdık nosyonlar barındıran bir duygu pratiği. Biz de aşka yönelik ikircikli çıkarımlarda bulunmayı ihmal etmeyen Phantom Thread’den aşkın hastalıklı yapısına dair öğrenebileceğimiz 5 hayat dersini sizler için sıraladık.

Phantom Thread’den Aşkın Hastalıklı Yapısına Dair Öğrenebileceğimiz 5 Hayat Dersi

Ne Yaparsan Yap, Dikkatle Yap

Phantom Thread - FilmLoverss

Reynolds’tan hem Alma’nın hem de izleyici olarak bizlerin öğrendiğimiz en önemli hayat derslerinden biri, yapılan her şeyi dikkatle yapmak olabilir. Takıntılı kişiliğinin bir getirisi olarak yaptığı her işe ayrı bir özen gösteren Reynolds, ortaya her zaman mükemmel olanı çıkarır. Reynolds ile yaşadığı ilişkinin dinamiklerinden çıkarımlar yapan ve kendi yolunu çizen Alma da, Reynolds’ın hayatında olmak ve yaşadığı aşkı kaybetmemek adına giriştiği zehirleme işlemini benzeri bir dikkatle yapar ve ikili kendi tanımladıkları hastalıklı mükemmelliğe bir kez daha ulaşırlar.

Aşk Doğası Gereği Hastalıklıdır

phantom-thread-filmloverss

Bu aşkın mümkünatı üzerine bir tartışma değil, adına aşk dediğimiz herhangi bir duygunun ne denli sağlıklı olabileceğinin tartışması. Ne kadar benzer olsak da farklılıklarımızın olduğu, ne kadar farklı olsak da benzerlikler taşıdığımız bir insanla ya da insanlarla paralel bir hayat pratiği geliştirmek elbette çatırdamalara sebep olur. Aslında hastalıklı olana aşkın kendisi demektense nasıl yaşamamız gerektiğinin adeta öğretildiği ilişki modeli olduğunu söylemek de mümkün. Birbirini geliştiren, çoğaltan hissiyatların etrafına sınırlar çizdiğimiz ilişki modeli git gide kısıtlayan ve azaltan bir forma evrilir.

Bir Şeyi Gerçekten İsterseniz, Bir Yol Bulursunuz

phantom-thread-soundtrack-FilmLoverss

Başarının önündeki en büyük engelin vazgeçmek olduğunu söyleyebilir miyiz? Okuduğumuz, dinlediğimiz onlarca, yüzlerce başarı hikâyesinde kilit nokta vazgeçmemektir aslında. Filmde Alma da vazgeçmeyen, inatçı bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. İstediği Reynolds, belki de Reynolds’ın sevgisi bile değil yalnızca Reynolds. Bu isteğini elde etmek için de önce bildiği tüm yollara başvuruyor ardından bilmediği patikalarda bir keşfe çıkıyor. Belki bir yol bulamıyor ama kendi yolunu yaratıyor.

Kırgınlıklarımız Bizden Kaynaklanır

phantom-thread-filmloverss

Aslında kırılmak karşımızdaki insanla ilgili değildir. Kırılmak iki kişinin arasında değil tek bir kişinin içinde gerçekleşir. Bir başkasının gerçekleştirdiği hiçbir eylem bizi kıramaz, biz başkalarının gerçekleştirdiği bir eyleme kırılabiliriz. Eğer kendimize bu denli dışarıdan gelecek bir değerle önem atfetmeseydik ve karşımızdaki insanlardan bu önemin altını çizmesini beklemeseydik hiçbir zaman kırılmazdık. Alma, Reynolds ile ilişkisine belirli beklentiler çerçevesinde başlıyor ve sık sık kırgınlıklar yaşıyor çünkü beklediği gibi sevilme hâlini yaşamaktan çok uzak içinde bulunduğu dinamikler. Ne zamanki bu beklentili ilişki yapısından sıyrılıyor ve sevgisini tamamen istediği şekilde yaşamaya başlıyor o noktada Reynolds da bu sevgiye beklenmedik bir karşılık veriyor. Alma’nın bu karşılığı beklediği anda değil de eylemlerinin sonucunda en beklemediği şekilde aldığında Alma artık nasıl kırılmayacağını da öğrenmiş oluyor.

Başkalarının Yanlışı Sizin Doğrunuz Olabilir

phantom-thread-filmloverss

Phantom Thread öyle ikircikli bir sona sahip ki, aşk olarak tanımladığımız herhangi bir hissiyatı hayatının bir döneminde tatmış insanlarsak eğer, varılan bu sonucu yargılasak da anlayabiliyoruz. Çünkü her aşk, her ilişki bir noktada hastalıklıdır. Bu hastalıklı hâli yadırgayarak anlamamızın sebebi ise, aşkla ilgili verdiğimiz tuhaf kararların dışarıdan bakışlarla muhakkak yargılanmış olmasıdır. Aslında Phantom Thread’in sonunda karakterlerin birbirini aşkla zehirlemesi hâli bize bir noktada yanlış gelebilse de karakterleri yargıladığımız anda bu yargılanma hâlinin getirdiği hissiyatı içselleştirebiliyoruz. Çünkü başkalarının yanlışı, bizim doğrumuz olabilir ve o noktada diğer tüm yargılar önemini yitirir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi