Magnolia, Usta – The Master ve Kan Dökülecek – There Will Be Blood gibi başarılı filmlere imza atan yönetmen Paul Thomas Anderson’un 2017 yılında vizyona giren son filmi Phantom Thread, Londra’da 50’li yılların önemli bir moda tasarımcısı olan Reynolds Woodcock ile küçük bir kasabada garsonluk yapan Alma arasındaki sınırları zorlayan bir aşkı ele alıyor. Reynolds’ın hayatında yalnızca birer model olarak yer alan kadınlara bakışının hayatına aniden giren Alma’yla nasıl değiştiğini gözler önüne seren film, yalın fakat çarpıcı diliyle de dikkatleri üzerine çekmişti. Phantom Thread hakkında mutlaka bilinmesi gereken 15 detayı sizler için derledik.

Hikâyenin Temelinde Yer Alan Fikri, Paul Thomas Anderson Hasta Yatağındayken Buldu

Filmin temelinde yer alan fikir, yönetmen Paul Thomas Anderson’un aklına bir gün çok hasta bir hâldeyken, eşi Maya Rudolph’un ona uzun zamandır bakmadığı bir aşk ve şefkatle baktığını farkettiği an geldi. Uzunca bir süre yatakta kalan Anderson izlediği filmlerin de etkisinde kalarak eşinin onu zehirliyor olabileceği üzerine düşünmeye başladı. Böylece de Phantom Thread’in senaryosunun arkasındaki fikir de ortaya çıkmış oldu.

Paul Thomas Anderson Moda Tasarımcısı Cristóbal Balenciaga’nın Hayatından Esinlendi

İspanyalı moda tasarımcısı Cristóbal Balenciaga’nın işiyle arasındaki ilişki ve yaşam tarzı, Anderson’un kendi sözleriyle Balenciaga’nın “keşiş hayatı”, Reynolds Woodcock karakteri için Anderson’a ilham olmuş.

Reynolds Woodcock İsmi Aslında Bir Şakaydı

Daniel Day-Lewis’in canlandırdığı Reynolds Woodcock karakterinin ismi bizzat Lewis tarafından bir şaka olarak Anderson’a sunuldu. Anderson bu şakaya o kadar güldü ki, isim en sonunda senaryoda yerini buldu.

Phantom Thread Daniel Day-Lewis’in Son Filmi

Phantom Thread, 20 Haziran 2017’de oyunculuğu bırakacağını açıklayan Daniel Day-Lewis’in yer aldığı son film.

Daniel Day-Lewis ve Lesley Manville’in Arkadaşlığı

Daniel Day-Lewis ve filmde kız kardeşi rolünde oynayan Lesley Manville, Cyril ile Reynolds arasındaki yakın ilişkiyi filmde daha iyi yansıtabilmek adına çekimler başlamadan altı ay önce gerçek hayatta da arkadaş oldular. Manville Londra’da, Day-Lewis ise İrlanda ve New York’da yaşıyor olmalarına rağmen arkadaşlıklarını mesajlaşarak devam ettirdiler.

Day-Lewis’in Method Oyunculuğu Krieps’i Zorladı

Filmde Alma karakterine hayat veren Vicky Krieps, çekimin ilk gününe kadar Daniel Day-Lewis’le tanışma fırsatı bulamadı. Day-Lewis, filmin çekim aşamasında karakterde kalmayı tercih ettiği için, çekim süresince Krieps Lewis’a Reynolds olarak hitap etti. Tanıtım sürecinde verdikleri birçok röportajda Krieps bu yüzden Day-Lewis’e Reynolds olarak seslendi.

Anderson, Krieps’i Kiraladığı Bir Alman Filmi Sayesinde Keşfetmiş

Anderson, Vicky Krieps’i iTunes’da kiraladığı bir Alman filmi sayesinde keşfetti. Menajeri aracılığıyla gelen maili okuyan Krieps, Paul Thomas Anderson’un kendisiyle çalışmak isteyen bir sinema öğrencisi olduğunu düşünmüş. Bu hatasını Krieps, deneme kaydını yönetmene gönderene kadar farketmemiş.

Anderson ve Day-Lewis Senaryoyu Birlikte Kaleme Aldı

Paul Thomas Anderson senaryoyu Daniel Day-Lewis ile birlikte yazdı. Hatta Day-Lewis’in bu aşamadaki rolü o kadar büyük ki, Anderson bunun için Day-Lewis’in adının filmin sonunda ayrıca yer alması gerektiğini ifade etti.

Paul Thomas Anderson’un Filmdeki En Sevdiği Replik

Paul Thomas Anderson’un filmdeki en sevdiği replik “Çayı götürüyorsun. İşimi bölmen ise burada benimle kalıyor.” Bu satırlar da Day-Lewis tarafından kaleme alınmış.

Evdeki Çalışanların Çoğu Gerçek Terzilerden Oluşuyordu

Woodcock moda evinin çalışanlarından birçoğu profesyonel oyuncular tarafından değil, gerçek terziler yahut moda dünyasıyla ilgili kişiler tarafından canlandırıldı.

Phantom Thread, Day-Lewis ile Anderson’un Bir Araya Geldiği İkinci Film

Phantom Thread, Daniel Day-Lewis’in 2012 yılında yönettiği Lincoln’dan sonraki ilk filmi. Ayrıca film Anderson ve Day-Lewis’in, Kan Dökülecek- There Will Be Blood’dan sonra birlikte çalıştıkları ikinci film. Day-Lewis Reynolds karakteriyle En İyi Erkek Oyuncu dalında ikinci Oscar adaylığını edinirken, Anderson da En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Film dallarında Oscar’a aday gösterildi.

Daniel Day-Lewis Rolü İçin Dikiş Dikmeyi Öğrendi

Rolüne hazırlanırken Daniel Day-Lewis, 1940 ve 1950 yıllarından moda defilelerinin arşiv görüntülerini izleyerek, başarılı modacıların hayatlarını çalışmış, Londra’daki Victoria ve Albert Müzesi’nin moda küratörlerine danışmış. Tüm bunlarla yetinmeyen Day-Lewis,  bir süreliğine New York Şehir Balesi’nin kostüm departmanının başı Marc Happel’in çıraklığını yaptı. Dikiş dikmeyi öğrenen Day-Lewis okul üniformasından esinlenmiş bir Balenciaga elbisesini eşi Rebecca Miller’in üzerinde yeniden dikmeye çalışarak birçok alıştırma yaptı.

Alma İsmi İçin Hitchcock’un Eşi Alma Reville’den Esinlenildi

Krieps’in canlandırdığı karakterin adının en başta Agnes olmasına karar verilmişti. Daha sonraları bu isimden memnun olmayan Anderson’a Vicky Krieps, Alfred Hitchcock’un eşi Alma Reville’den esinlenerek, Alma adını önerdi.

Paul Thomas Anderson, Filmdeki Doğaüstü Unsurların İngiliz Yazar M.R. James’in Etkisinde Kalınarak Yazıldığını Söyledi

Film yapımcısı Terry Gross’la yaptığı bir röportajda Paul Thomas Anderson filmin tarzının, özellikle doğaüstü unsurları düşünüldüğünde, İngiliz yazar M.R. James’in yazdıklarından esinlendiğini söyledi.

Luca Guadagnino’ya Göre 2017 Yılının En İyi Filmi Phantom Thread

Yönetmen Luca Guadagnino, Phantom Thread’in 2017’nin en iyi filmi olduğunu söyledi. Bu açıklamayla aynı zamanlarda, Anderson Reddit sitesindeki bir soru-cevap oturumunda 2017 yılının en iyi filminin Guadagnino’nun Beni Adınla Çağır- Call Me By Your Name olduğunu açıklamıştı.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi