Peter Greenaway’in “Hikâye anlatmak istiyorsanız yazar olun, sinemacı değil.” cümlesinin, yönetmenin hem yapmak istediği filmleri hem de filmografisini daha iyi kavramak için ışık tutacak bir niteliğe sahip olduğunu düşünüyorum. Özellikle konvansiyonel anlatıya karşı derinden bir itirazı olan ve bu itirazı ideolojik bir tutumun etrafında şekillendiren Greenaway, farklı görsel ve işitsel araçların gücünden hem etkilenerek hem faydalanarak oldukça özgün ve bir ölçüde isyankâr bir sinema dili oluşturmayı başarmış durumda. Sinemada yazınsallığa karşı çıkan ve konvansiyonel sinemayı “görselleştirilmiş metin” olarak tanımlayan Greenaway kendisine göre gerçek olan bir sinemaya ulaşma çabasını her zaman sürdürmüştür. Bunu sürdürürken hem anlatısını hem biçimini, konvansiyonel sinemanın dayattığı bakışa bir alternatif oluşturmak üzerine kurgular. Konvansiyonel sinemanın hegemonyasına karşı bu itirazı, Greenaway’in iktidar ve onun çeşitli yansımaları ile olan probleminin sinema özelinde izdüşümü olarak nitelemek sanırım yanlış olmaz.

Greenaway’in ikinci uzun filmi olan ve onu dünya sineması sahnesine sokan Ressamın Kontratı – The Draughtsman’s Contract, Peter Greenaway’in bu hegemonik bakışla mücadelesinin ilk ve en kapsamlı örneklerinden biridir. İngiliz aristokrasisine hizmet eden bir ressam olan Neville, eşi seyahatteyken onun evini çizmesi için Virginia Herbert ile anlaşır. Neville, resim geleneğine uzunca bir süre hâkim olan akademizm geleneğinin bir temsilcisidir. Gerçekliği bir nevi dondurup, kağıda aktarmaya çalışır. Akademizmin temel temsil biçimi ve gerçekliğe bakışı, Rönesans’tan itibaren görünüşün rasyonalize edilmesi çalışmalarının giderek hız kazanması ile oluşan perspektivizmdir. Perspektivizim, tek rasyonel ve normal bakışın kendi bakışı olduğu iddiasındadır. Perspektivizmin bu rasyonalleştirme çabası bile başlı başına hegemonik tavrı için yeterli iken, perspektife dayandığı için bakışı önemli ölçüde sınırlayan doğası bu etkiyi kuvvetlendirir. Neville bağlı olduğu akademizm geleneği ve perspektif anlayışı nedeniyle gerçekliğin durağan kalmasına büyük önem gösterir fakat gerçeklik onun kontrol edemeyeceği kadar değişkendir. Kendisi de resim geleneğinden gelen Greenaway, yaratıcı sanatçının gerçeklik üzerine kurmaya çalıştığı iktidarı ve egemenlik isteğini Neville karakterinde simgeleştirir. Fakat Neville’ın acınası olan yanı inandığı tek rasyonel bakış olan perspektivizme sıkı sıkıya olan inancı ve büyük kibri sayesinde hem gerçekliğin çok küçük bir parçasını görebildiğini hem de kendisine karşı kurulan büyük komployu fark edemez. Birlikte olduğu kadınları kendi egemenlik alanının bir parçası olarak görürken de o kadınlar tarafından kullanıldığının ve bütün cinayet suçunun üzerine yıkıldığının farkına varamaz. Bütün film boyunca, kurduğuna inandığı egemenliğe dayanan kibri ile gerçekliği kontrol edebildiğini düşünen bir sanatçının acınası ve gülünç çabalarını izleriz. Greenaway, filmin biçimini de anlatısı ile uyumlu olarak kurgular. Kamera neredeyse hiç hareket etmez, Greenaway bütün filmi dönemin tablolarını hatırlatacak karelerden oluşturur. Perspektivizmi çağrıştıran sabit kamera, Neville’ın gerçekliği ve doğayı kontrol etmek için bir araç olarak kullandığı vizörün arkasından bakarak kareleri iyice sıkıştırır ve Neville’ın gerçeklik takıntısı ile paralellik kurar.

Perspektivizmin, Rönesans resminden uzun yıllar boyunca sürdürdüğü etkisi sinemada da kendini göstermektedir. Resim kökenli bir yönetmen olan Greenaway, perspektivizm ve onun dayattığı rasyonalite mücadelesini Prospero’nun Kitapları – Prospero’s Books ve Tual Bedenler – The Pillow Book’ta eklektisizm ile sürdürür. Bir egemenlik aracı olarak kullanılan, insana doğru bakışı dayatan ve bakış açısını daraltan bir aparat olarak perspektivizme karşı eklektisizm çokluğu ve çoğulluğu ön plana çıkarır. Kuşkusuz postmodernizm ve sinema denildiğinde akla gelen ilk sinemacılardan birinin Greenaway olması, bütün bu özellikleri bakımından değerlendirildiğinde tesadüfi değildir. Prospero’s Books ve The Pillow Book’ta görüntü üzerine bindirilen kareler alternatif çoğul bir bakışın mümkün olabildiğini izleyiciye gösterir. Bir düğün töreni ve seremonisi farklı bakışların üst üste bindirilmesi ile bir arada verilebilir örneğin. Perspektivizmin dayattığı tek bakış burada mevcut değildir. Özellikle Prospero’s Books’un her karesi oldukça çoğul bakışlardan oluşur. Greenaway’in iktidar karşıtı duruşu sadece perspektifin dayattığı tekil bakış açısı ile ilgili değildir. Shakespeare’in The Tempest adlı oyunun oldukça serbest bir uyarlaması olan Prospero’s Books, Greenaway’in bakış ve görüntü üzerindeki iktidara itirazının yanında görsel ve işitsel sanatların da birden fazlasından yararlanma eğilimini gösterir. Eklektisizm, sinemasal kareler, televizyon teknikleri ile çeşitli metinlerin üst üste bindirilmesinden oluşur. Prospero’s Books’ta adaya sürülen Prospero’nun elindeki kitaplar, onun adada doğa üzerinde kurduğu iktidarın aracıdır. Kitap, filmde bilginin dolayısıyla iktidarın kaynağı olarak görülür. The Pillow Book’ta ise iktidarın kaynağı bu sefer bedene işlenen yazıdır. Yayınevi sahibinin yazarlar üzerindeki, babasının Nagiko üzerindeki iktidarı hep yazı aracılığıyla kurulur. Gerek kağıda gerek bedene işlenen yazının her iki filmde de bir iktidar aparatı olması paralellik gösterir. Prospero, doğa hakkındaki gizemleri öğrenmeye çalışarak sadece bilinmeyeni bilmekle kalmaz, bu bilgi aynı zamanda onun doğa üzerinde egemenlik kurma aracı hâline gelir. Prospero’nun adanın doğası ile uyumsuz bedeni ve hareketlerine karşın onun sürekli mücadele hâlinde olduğu Caliban doğa ile uyumlu (Caliban’ı canlandıran Michael Clark bir dansçıdır) dans figürleri ve çıplak bedeni ile bir kontrast sergiler. Prospero’nun egemenlik kurma isteği hiç dinmez; kızı, damadı, Caliban, ada halk..ı. Bu egemenlik isteği bilgiye sahip olmanın ayrıcalığı ile doğru orantılıdır.

Eril İktidar ve Peter Greenaway

Greenaway’in filmlerinde iktidar ve erkeklik arasında paralellik kurulur. Kadınlar üzerinde egemenlik kurmaya çalışan, çoğu zaman bu egemenliği tesis etmenin güveniyle hareket eden erkekler pervasızca davranırlar. The Draughtsman’s Contract’da Neville’ın kadınlar üzerinde kurduğunu düşündüğü hâkimiyet, kadınların düzenleyicisi olduğu bir komplo sonucunda hemcinsleri tarafından öldürülmesi ile sonlanır. Prospero’s Books’ta ise filme adını veren karater, kızı üzerinde hâkimiyetini asla kaybetmek istemez. Kızının âşık olduğu adam ile ilişkisinde kontrolü asla elden bırakmaması, kızı üzerindeki gücünü kaybetmek istememesi ile paraleldir.

Sayılarda Boğulmak – Drowning by Numbers, kocalarını boğarak öldüren Cissie adındaki üç kadın arasındaki dayanışmayı anlatır. Kasabanın adli tabibi (Madgett) ile aralarındaki dostluk nedeniyle cinayetlerin üstlerini örterler. Fakat kocalarının boyunduruğundan kurtulan kadınlar bu sefer Madgett’ın onlar üzerinde iktidar kurma çabasıyla karşı karşıya gelir. Bilimle oldukça haşır neşir bir adli tabip olarak Madgett’ın ve oğlu Smut’ın çeşitli oyunlar ve ritüeller aracılığıyla doğa ve insanlar üzerinde kurmaya çalıştığı hâkimiyet, doğaya karşı rasyonel ve mesafeli tavırları onların sonunu getirir. Smut, böcekler ve kıyıya vuran balıklar dahil gördüğü her ölü canlıyı numara ve renge göre sınıflandırırken âşık olduğu kadın için bunu yapamaz, onu kurtarma fırsatını da saniyelerle kaçırır. Smut böylelikle doğanın ve dünyanın kontrol edilemeyeceği ile acı bir şekilde yüzleşir. Madgett ise kibrinin kurbanı olur. Cissielere kurduğu komplo, kendi sonunu getirir. Drowning by Numbers’da gerçekten birbirine karşılıksız yardım edenler sadece Cissielerdir.

Oldukça stilistik bir tiyatro oyununu andıran biçimi ile Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı – The Cook, the Thief, His Wife & Her Lover’da ise eril iktidar, pervasızlıkta ve öfkede grotesk bir hâl alır. Kişisel zevki için restoran işleten bir mafya üyesi olan Albert, iktidarından kaynaklanan kudretini, kadrajda olduğu her an tüm öfkesi ve groteskliği ile izleyiciye sunar. Daha onu ilk kez gördüğümüz açılış sahnesinde ona borcu olan birini dövüp çırılçıplak soyar, vücudunu dışkıyla kaplar ve üzerine işer. Albert’ın kabadayılığı sadece ona borcu olanlara karşı değildir. Eşi Georgina’yı fırsat bulduğu her an aşağılar, ona fiziksel saldırıda bulunur. Restoranın aşçısı Richard ise Albert’a karşı bir koruma alanına sahiptir. Bu koruma alanı yine yemekler üzerine sahip olduğu bilgi ve yemek pişirebilme gücü sayesindedir. Albert’ı iğneleyebilen, mutfağında ona karşı güvenli bir alan kurabilen tek kişi Richard’dır. Georgina, Albert’ı aldatmaya başladığında onun hâkimiyetinden bir parça olsun korunabilen tek alan olan Richard’ın mutfağını kullanır. Albert, onun iktidarını sarsan her diyalogda, onun zayıf hissettiren her karakter karşısında çılgına döner. Restoranda sürekli olarak kitap okuyan ve sırf bu hâliyle Albert’ı cahil ve eksik hissettiren Michael (Aynı zamanda Georgina’nın sevgilisi), Albert’ın sataşmalarına maruz kalır. Albert bir noktada kendi kudretini görmesi için Michael’ı masasına çağırır. Eşi Georgina’dan Michael’a, ona aldığı elbiselerden, yaşadıkları lüks evden bahsetmesini ister. Georgina bütün bunlardan sonra bir türlü çocuklarının olmadığını söylediğinde Albert çılgına döner. İktidarının sarsıldığı her an, Albert’ın zayıf ve kırılgan karakterini gözler önüne serer. Harikulade final sahnesinde Albert’ın bütün iktidar araçları elinden alındıktan sonra kendi restoranında düştüğü acınası durum, iktidarın zehirli doğasının altını çizer.

Sanatın farklı kollarından yararlanarak oluşturduğu, egemen ve konvansiyonel anlatıya karşı olan sinema diliyle Peter Greenaway oldukça kişisel filmler çekmeye devam ediyor. Sinemaya dair çılgın fikirleri, yenilikçi ve stilistik biçimi, hem biçimde hem anlatıda sahip olduğu iktidar karşıtı tutumu, post-modern estetiği ile farklı bir sinema dili arayanlar için hâlâ önemli bir sanatçı olmayı sürdürüyor.  The Cook, the Thief, His Wife & Her Lover gibi bir başyapıtın yanında pek göz önünde olmayan The Draughtsman’s Contract ve Prospero’s Books gibi hazineler de henüz keşfetmemiş sinemaseverler için büyük bir vaha niteliği taşıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi