Farklı elementlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir kültür ve sanat hareketi olan hip-hop’ın ortaya çıkışı 60’ların sonları, 70’lerin başlarında gerçekleşmiştir. Break dance, DJ’lik, grafiti ve tabii rap müzik olmak üzere dört ana elementten oluşan bu hareket öncelikle bir sokak sanatı formu olarak görünürlük kazanır, fakat asıl patlama 1979 yılında yaşanır. The Sugarhill Gang grubunun orijinal versiyonu yaklaşık 15 dakika olan Rapper’s Delight isimli şarkısının, 1980’in Ocak ayında bunu başaran ilk rap şarkısı olarak Billboard listesine girmesiyle birlikte hip-hop’ın popüler kültürle buluşmasının önü açılır. Özellikle 80’lerin ikinci yarısıyla birlikte sadece birkaç heceden oluşan kafiyeli sözlerin değil, gerek müzikal altyapıları, gerek daha kompleks kafiye şemaları ve parti kültüründen sosyal sorunlara kadar son derece geniş bir alana yayılan içerikleriyle rap müzik önlenemez bir yükselişe geçer. Run-DMC, Salt-n-Pepa, N.W.A. gibi erken dönem hip-hop ikonları bayrağı Tupac, Notorious B.I.G., Jay-Z gibi isimlere devreder ve 90’lardan itibaren rap, tüm dünyada kabul görmüş bir müzik türüne dönüşür.

Hip-hop kültürünün bu yükselişi kendini sinema alanında da gösterir kaçınılmaz şekilde. Başarılı rap müzik sanatçıları sinema filmlerinde rol almaya başlar, doğrudan bu kültürün unsurlarına odaklanan hip-hop filmleri yapılır, bu kültürle doğrudan bir bağlantısı olmasa da rap şarkıları çok farklı türlerden filmlerin soundtrack’lerinde kendilerine yer bulmaya başlar.

Perdede Hip-Hop Ritimleri

Klasik hip-hop filmleri deyince akla gelecek ilk iki örnek olarak, bir grafiti sanatçısının yaşadıklarına odaklanırken bu kültürün tüm elementlerini kapsayan bir yapı kuran Asi Tarz – Wild Style ve hip-hop kültürünü video kasetleri aracılığıyla Türkiye’yle tanıştıran yapım olarak da bilinen Beat Sokağı – Beat Street gösterilebilir. Bu iki filmde de old school rap müziğin güzide örnekleriyle tanışmak mümkün. Bu türden yapımların daha yakın tarihli ve en bilinen örneklerinden biri de şüphesiz ki 8 Mil – 8 Mile. Tüm zamanların en başarılı rapçilerinden Eminem’in kendi öyküsünden güçlü esintiler taşıyan ve başrolünde de yine kendisinin oynadığı bu filmdeki Lose Yourself parçası En İyi Orijinal Şarkı dalında Oscar kazanması sebebiyle sinema ve hip-hop ilişkisinin de zirve noktası işaret eder bir bakıma. 8 Mile dışında, efsanevi isimlerden Tupac’ın rol aldığı Juice ve Ice Cube’un son derece başarılı bir oyunculuk sergilediği Artık Çocuk Değiller – Boyz n the Hood, hip-hop ruhunun yoğun şekilde hissedildiği yapımlardan bazıları.

Hip-hop ritimlerinin varlığının büyük ölçüde tahmin edilebilir olduğu bu filmlerin dışında, öncelikle olarak böyle bir beklenti yaratmayan, ama bu türdeki müzikleriyle, kurduğu dünyayı zenginleştiren yapımlardan da bahsedilebilir. Spike Lee’nin başyapıtı Doğruyu Seç – Do the Right Thing’in unutulmaz sahnelerinden birinde Public Enemy’nin Fight the Power şarkısının kullanması bu konuda gösterilebilecek ilk örnek belki de. Benzer şekilde Paris’in gettolarında yaşayan üç göçmenin başından geçenlere odaklanan Protesto – La haine’de sokakların ruhunu yansıtmak konusunda hip-hop şarkıları kilit rol üstlenir. Bu alanda verilebilecek en şaşırtıcı örnek ise kültleşmiş video oyunu Street Fighter’ın Van Damme’lı sinema uyarlamasının şaşırtıcı derecede güçlü bir rap soundtrack’ine sahip olmasıdır.

Biz de bu haftaki Spotify listemizi bazen duyuldukları sahnenin eğlence dozajını yükselten, bazen de sokakların ruhunu filmlere yansıtmak için çok güçlü birer araç olan hip-hop şarkılarına ayırdık. Keyifli dinlemeler!


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information