Advertisement

Karantina sürecinde günlük niteliğinde denemeler kaleme almaya devam eden usta yönetmen Pedro Almodóvar, bu kez izolasyonun cinsel arzular üzerindeki etkilerinden söz etti. Bir kez daha film tavsiyelerinde bulunmayı da ihmal etmedi.

“Üzgün bir gün daha. Akşam altıya kadar yataktan çıkamadım. Neden dün değil de bugün? Avrupa Birliği’nin en çok ihtiyaç olduğu anda işlemediğinin açıkça görülmesinin yarattığı atmosferik baskı yüzünden mi? Kutsal Perşembe olduğu hâlde sokaklarda inananlardan ve azizlerden eser olmadığı için mi? Bir önceki gün ölen yedi yüzden fazla kişiye kıyasla optimistik bir rakam olsa da dün açıklanan 683 ölüm yüzünden mi?”

Koronavirüs salgınından en kötü şekilde etkilenen ülkelerden biri olan İspanya’da karantina nedeniyle evine kapanmak zorunda kalan usta yönetmen Pedro Almodóvar, bu süreçte neler yaşadığını ve neler izlediğini anlattığı günlük türünde denemeler yazmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde paylaştığı ilk günlük yazısında karantina sürecini nasıl karşıladığından ve izlediği filmlerle canlanan anılarından söz eden, ikinci yazısında ise kitap ve film tavsiyelerinde bulunan usta yönetmen, bu kez de

“Sosyal hayatın eksikliğiyle yüz yüze gelince insan eve kapanmadan önce pek dikkate almadığı etkinlikleri ve kutlamaları özlemeye başlıyor, Çile Haftası gibi dini geçit törenleri mesela. Ne inançlı ne de puta tapan bir insanım ama sanırım önümüzdeki yıl geleneklerin oldukça güçlü olduğu memleketimdeki geçit törenine katılacağım, ya da Antonio’nun beni defalarca çağırdığı Málaga’dakine.”

Pek çoğumuz için sıkıntılı geçen bu sürecin bazıları için olumlu sonuçlar doğurmuş olabileceğine dikkat çeken usta yönetmen, bu konuda İspanya’daki göçmenleri örnek gösteriyor. Daha iyi bir hayat umuduyla farklı ülkelerden gelen bu göçmenlerin en azından bu süreç boyunca kalacak bir yer bulma gibi derdi bulunmuyor. Zira Per amor a l’art gibi özel vakıflar bu süreçte ülkedeki göçmenlerin barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılıyor.

“Aktör olan bir arkadaşım da bana benzer bir durumda olduğunu söylüyor. Aradığımda kendisinin, partnerinin ve kedilerinin sıhhatini sormanın yanı sıra izolasyon altındayken libidosunun ne durumda olduğunu da sordum, bana normal, hatta daha iyi olduğunu söyledi. Stresin azalması partneriyle olan ilişkisine iyi geliyor. Bana, psikolog arkadaşının online olarak çalışmaya devam ettiğini, hastalarının büyük bölümünün her zamankinden daha iyi hissettiğini söylüyor. Genel kaos ve endişe (stresin olmamasıyla birleşince) pozitif semptomlar doğuruyor; günlük ihtiyaçları karşılamak gerekmiyor ve bu onları daha özgür hissettiriyor. Böylesine sorunlu, acı dolu bir dünyayla kıyaslandığında kendi sorunlarının ufak görünmesini anlayabiliyorum. Bunu nasıl açıklayacağımı bilmiyorum ama her şey alt üst olurken psikologun hastalarının her zamankinden daha iyi hissetmesini anlayabiliyorum.”

“İyi olmayanlar ise cinsel olarak izole olanlar (özellikle de çok kişiyle yatıp kalkıp bir partneri olmadan yaşayanlar). Bu yüzden gazetede ‘insan teması için açlığı giderme stratejileri’ ile ilgili bir makale okuyunca arkadaşımı aradığımda libidosunu sordum. Bu makaleye göre insanlar seks oyuncaklarını her zamankinden daha çok kullanıyor; kendi başlarına özgürce yaşayanların bazılarında, eve kapanınca arzularını tatmin ettikleri her zamanki rutinleri sınırlandığı için hakiki bir çaresizlik söz konusu. Her zamankinden daha çok sexting var gibi görünüyor, mesajlar ve aramalar pornografi malzemeleriyle ve literatürü ile dolu.”

Pedro Almodóvar: “Sanırım Erotik Fantezilerin Yerini Üzüntü ve Endişe Aldı”

Şu anda cinsel içerikli kitapların en çok satanlar arasında yer aldığına ve çiftler için olan seks oyuncaklarının satışında patlama yaşandığına dikkat çeken usta yönetmen, bu makaleyi okuduktan sonra cinsel iştahlarından ne durumda olduğunu öğrenmek hem erkek hem de kadın pek çok arkadaşını aradığını söylüyor:

“Çaresiz durumda olan ve süper marketlerde buluşup tuvalette seks yapmak için online buluşma ayarlayan biri dışında aradıklarımın büyük bölümünde salgın ve peşi sıra gelen izolasyon erotik ihtiyaçlarını azaltmıştı. Mesela benim açımdan, izolasyon başladığından beri libidom beni terk etmiş durumda. Sanırım erotik fantezilerin yerini üzüntü ve endişe aldı.”

“Ama seksin bir ihtiyaç ve iş kolu olduğunu anlıyorum. Gazetede seks işçilerinin içinde olduğu sıkıntılı durum hakkında bir makale okudum.”

“Alicante’den kadın bir seks işçisi ‘Çaresiz durumdayız’ diyor. ‘Hiçbir zaman kimse bizi düşünmedi, ama hiç şu anki kadar görünmez olmamıştık’ Bazı iş arkadaşları karantinayı indirimli bir ücret karşılığında bir müşterileriyle geçiriyor.”

Bunu okuduğunda otomatik olarak aklına bir senaryo fikri geldiğini söyleyen Almodóvar, tamamen pragmatik bir kararla karantinayı birlikte geçirmeye karar veren bir seks işçisiyle müşterisinin ilişkisini oldukça ilgi çekici buluyor. “Bu karantina sırasında müşterinin cinsel arzularının karşılanacağı anlamına gelmiyor, bunun yerine evliliğe oldukça benzer bir durum içinde bir profesyonelle yaşayacak; konuşmak, paylaşmak, çocukluklarından ve ailelerinden söz etmek, fiziki ve psikolojik olarak soyunmak ve birbirlerini keşfetmek için her gün 24 saatleri olacak. Bir şeyler çıkarmak için gerçekten zengin bir durum. Karantinadan sağ çıkarlarsa, bu çiftleri oldukça sağlam bir geleceğin beklediğini tahmin ediyorum.”

İspanya hükûmetinin “kültür endüstrisi”ne yardım etme konusunda diğer Avrupa ülkelerinden ne kadar geri kaldığına dikkat çeken usta yönetmen, Fransa Kültür Bakanlığı’nın sektörü desteklemek için 22 milyon avro ayırdığını, Almanya’nın kültürü temel bir ihtiyaç olarak sınıflandırarak sektöre sınırsız finansal destek sunduğunu, İspanya’nın ise bu konuda hiçbir destekte bulunulmayacağını açıkladığını belirtiyor.

“Son derece farklı, son derece anlamlı üç reaksiyon. Saygın sinema salonu direktörü Lluís Pasqual, Kültür Bakanlığı’na yazdığı mektuba bu ülkenin sanatçılarını sevmediğini söyleyerek başlıyor. Onları takdir ediyor, kıskanıyor, hatta tapıyor olabilirsiniz ama sevmek başka bir şey. Ve kesinlikle haklı…”

Pasqual’ın kaleme aldığı bu uzun mektupta İspanya’daki kültür çalışanlarının tarihi savunmasızlığını detaylı bir şekilde anlattığını söyleyen Almodóvar, Kültür Bakanlığı’nın da bir o kadar savunmasız olduğunu ve kendilerini nadiren temsil ettiğini belirtiyor. Yeni hükûmet eski Kültür Bakanı José Guirao‘yu görevden aldığında bunun İspanya için büyük bir kayıp olduğunu düşündüğünü söyleyen usta yönetmen, yaşananların bu endişelerini haklı çıkardığını belirtiyor. Yeni Kültür Bakanı Rodríguez Uribes’in bir “parti adamı” olduğunu ve bu bakanlığın ona verilebilecek herhangi bakanlıktan biri olduğunu söyleyen Almodóvar, İspanya’nın tarihi boyunca hiçbir zaman kültür sektörüne yardım etmek için politik bir arzuya sahip olmadığına inanıyor.

Pedro Almodóvar’dan Zamansız Biten Aşkları Anlatan Film Önerileri

Yazısını yine film tavsiyeleriyle bitiren usta yönetmen, bu günkü yazısına üzüntüden söz ederek başladığı için tavsiye ettiği filmleri de zamansız bitmiş aşklara odaklanan filmlerden seçiyor:

Strangers When We Meet (Richard Quine ile ilham perisi Kim Novak; Richard Yates’in romanlarında yazdığı türden bir hikâye)

The End of the Affair (Neil Jordan. Graham Greene’in muhteşem romanından uyarlama, Ralph Fiennes’ın canlandırdığı çaresiz aşık yıllar önce onu terk eden kadının anısıyla boğuşuyor, hiçbir zaman anlayamadığı bir şey. Her zaman “birisinin” yollarında durduğunu düşündü ve aslında hatalı değildi; ama düşünemediği şey o birisinin Tanrı olduğuydu)

Letter from an Unknown Woman (Max Ophüls… Romantik sinemanın timsallerinden)

Lift to the Scaffold (Louis Malle. Sırf Jeanne Moreau’nun Paris sokaklarında yürüdüğünü görmek bile bu filmi izlemeye değer. Miles Davis’in Paris yıllarında bir gösterim sırasında doğaçlama bir şekilde bestelediği soundtrack’inde bahsetmiyorum bile. Ve Maurice Ronet, her daim gizemli ve sıcak. Ve üzgün. Ama bu listede üzüntünün değeri var.)

Bonjour Tristesse (Otto Preminger)

La Notte (Antonioni… Jeanne Moreau’nun son monoloğu aklıma gelen en üzücü ve en güzel şeylerden biri.)

I Vitelloni (Fellini)

The Soft Skin (Truffaut ve tüm ihtişamıyla Françoise Dorléac. En sevdiğim Truffauts filmlerinden.)

In a Lonely Place (Nicholas Ray)

“Boş sokaklarla bir Paskalya haftasına veda ederken, yine boş sokaklarla geçecek çok sayıda şenliği bekliyoruz. Buna alışmam mümkün değil.”

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information