Son filmi Cold War’la En İyi Yönetmen Oscarı’na aday olan Paweł Pawlikowski’den 6 yönetmenlik tavsiyesi!

İlk yönetmenlik çalışmalarına Britanya televizyonları için çektiği belgesellerde başlayan Polonya doğumlu Paweł Pawlikowski, ikinci uzun metrajlı kurmaca filmi Last Resort ile adını uluslararası alanda duyurdu, başta BAFTA olmak üzere birçok ödüle layık görüldü. Yönetmenin 2013 yapımı Ida filmi ise Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı’nı kucakladı. Bu filmden beş yıl sonra Cold War‘u çeken Pawlikowski, Cannes’dan En İyi Yönetmen ödülünü kazandı. Siyah-beyaz görselliğiyle dikkat çeken film, gerek eleştirmenler gerek seyirciler tarafından övgüyle karşılanırken; izleyiciyi Paweł Pawlikowski’nin sinemasına hayran bıraktı. 1950’lerin Soğuk Savaşı sırasında, iki insanın tutkulu ve bir o kadar da imkânsız aşkını konu edinen film, hem göz alıcı sinematografisiyle hem de o dönemde yaşananları arka planına alan katmanlı hikâye yapısıyla hafızalara kazındı.

Yeni projelerini dört gözle beklediğimiz, dramatik yapısı güçlü hikâyeleri karşımıza çıkaran Pawel Pawlikowski’nin yönetmenlik konusundaki 6 tavsiyesini aşağıda bulabilirsiniz.

Pawel Pawlikowski’den 6 Yönetmenlik Tavsiyesi

Senaryonuzla Esnek Olun

“Bir senaryo elbette faydalı bir şey olabilir. Yapının bir yaklaşımı, belki bazı iyi sahneler ve kullanışlı diyaloglar hakkında size genel bir fikir verir. Ancak Tanrı, onu çok ciddiye almayı ve senaryoda yazıldığı gibi çekilmeyi yasaklar. Olanakları daraltmayan ve sizi kendi kendine hizmet eden bir film programına kilitlemeyen 25 sayfalık bir taslaktan çok çalışmayı tercih ederim. Endişelendiğim kadarıyla, gerçekten ihtiyacınız olan, ilginç bir alanda ilginç bir şekilde dolaşmış iki veya üç ilginç karakterli bir hikâye. Ayrıca sizi tüm süreç boyunca taşımak için aşkın bir fikir, duygu veya dürtüye ihtiyacınız var. Bunu ilk başta yapıyor olmanızın nedeni de bu. ”

Film Çekmek Heykel Yapma Süreci Gibidir

“Film çekerken kendinizi filmin ve oyuncuların gerçekliğine bıraktığınızda bir sürü şey ortaya çıkar, ve hatta oyuncuları aramak bile yazarken pek düşünemediğiniz şeyleri fark etmenizi sağlar – mekan aramak […] yeni yerler bulmak için mekan araştırması yapmak filminizi farklı şekilde yeniden yaşamanızı sağlar. Provalar bile bir nevi düşünme ve şekillendirme zamanıdır.”

Seyircilerin Bir Şeyleri Anlamak Zorunda Olmasına Gerek Yok

Pawel Pawlikowski, özellikle Cold War’da Soğuk Savaş dönemin Avrupa’sında yaşanan dönüşümleri ustalıkla filmin içerisine yerleştirmiş ve filmde Avrupa’nın yakın tarihinin etkileyici bir portresini çizmişti. Bu filmde tarihsel arka planı kullanan yönetmen, çekeceğiniz filmi tarih dersine dönüştürmemeniz gerektiğinin altını çiziyor:

“Tarih hakkında bir film çekerken, birçok diyalog ve sahnenin dönemin tarihi hakkında bilgisi olmayan izleyicilere açıklanması için çekildiğini görürsünüz. Ben bunu yapmak istemedim. Bu tarihsel bir andır, üzerinde çokça durulur ve bunu bir mantığa oturtursanız harika ama oturtamazsanız hâlâ evrensel bir amaca hizmet eder. Açıklamaya çalışmayacağım, çünkü zaten tarihin bir açıklaması yok ve bunu açıklamak sinemanın işi değil. Sinema, bir dünya yaratan ve izleyiciyi içine çeken büyülü bir egzersizdir ve izleyicilerin duygusal olarak bir şeyleri deneyimlemesi gerekir.”

Akademi Oranını Düşünün

Siyah-beyaz çekilen, Oscar ödüllü Ida için geniş ekran formatı yerine 1:37:1 ölçeğindeki Akademi oranını kullanan yönetmen, standartların dışında kalmayı tercih ediyor ve bu konudaki düşüncelerini şu şekilde ifade ediyor:

“Ama bana yardım eden şey, zaten Ida’da ve burada, görüş alanını sınırlandırmak, izleyicinin tam olarak nereye bakacağını yönlendirmek ve çerçevenin dışında olduğunu önererek çok fazla şey göstermeden çalışmak. […] Portreler ve çift portreler için mükemmel bir formattır. Gösterdiklerim üzerinde daha fazla kontrol sağlıyor. İki taraftan kaybettiğimiz şeyleri çok derinden telafi ediyoruz.”

Açıklamalarla Şiirselliği Öldürürsünüz

Pawel Pawlikowski, kendi ebeveynlerinin hikâyesinden ilham alarak çektiği Cold War filminde, neden bilinçli olarak daha parçalı bir anlatım tarzı seçtiğini açıkladı ve bunu yaparken de bazı yararlı tavsiyeler verdi:

“A’dan B’ye, B’den C’ye giden sıradan biyografi tarzında bir film çekmeyecektim. Biyografi filmlerinde, tüm neden-sonuç ilişkileri içerisinde bulunan yapı uzun süredir beni çok rahatsız ediyor. Aslında birçok farklı sebep ve sonuç varken, öznenin hayatındaki her şeyin net bir nedeni ve sonucu olduğunu ortaya koyuyor gibi görünüyor, sadece tabloyu bu zaman dilimlerinde göstermeyi ve buradan oraya nasıl geldiğimizi tam olarak açıklamamayı tercih ederim. Çoğu insan bunu kendileri için hayal edebilir ve görülmeyen şeyleri açıklamaya başlarsam her şey azalmaya başlar. Bir film anlatmaya başladığınızda, filmdeki tüm şiirselliği öldürürsünüz, bu yüzden asla açıklamayın. Asla özür dilemeyin. ”

(Psikolojik) Bir Akıma Girin

“Filmi yönetirken, zamanınızın yarısında depresif olursunuz ve beklenmedik şeyler ortaya çıkmasına rağmen pratik işlerinizi yapmaya devam edersiniz. Ancak, dünyayla ilgili bildiklerim ya da hissettiğimle ilgili daha büyük bir akımdan geçtiğimi bilmem gerekiyor. Hayatınızın üç yılını bir filme harcıyorsunuz, bu yüzden sizi bir yere çekecek bir akımın içerisine girseniz iyi olur. Film çekmek, mühendislik ya da su tesisatı gibi bir şey değildir. Endüstriyel hiç değildir. Psikolojiktir. ”

Kaynak: Film School Rejects

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi