The A24 Podcast’te bir araya gelen Paul Thomas Anderson ve Safdie Kardeşler; Uncut Gems’ten Boogie Nights’a, ANIMA’dan Robert Altman’a birçok konu hakkında görüşlerini paylaştı.

Heaven Knows What ile sinema dünyasına etkileyici bir giriş yaptıktan sonra Robert Pattinson’ın başrolünü üstlendiği Good Time ile dikkatleri üzerine çeken Safdie Kardeşler, bu yıl yeni filmleri Uncut Gems ile sinemaseverlerin karşısına çıktı. Adam Sandler’ın başrolünü üstlendiği film beğeniyle karşılanırken, ABD’de vizyondaki ilk hafta sonunda gişede sergilediği performansla A24’un bugüne kadar en iyi açılış yapan filmi oldu.

A24 adına büyük bir başarıya imza atan Safdie Kardeşler, geçtiğimiz günlerde The A24 Podcast’te usta yönetmen Paul Thomas Anderson ile bir araya geldi.

Şu sıralar Uncut Gems’teki etkileyici performansıyla adından övgüyle söz ettiren Adam Sandler’la Punch-Drunck Love‘da çalışan Paul Thomas Anderson, Safdie Kardeşler’e New York sokaklarında çektikleri Uncut Gems’te Sandler gibi büyük bir yıldızı nasıl halkın arasına karışmış bir şekilde çekebildiklerini sordu. Bunun zaman zaman sorun olabildiğini söyleyen Safdie Kardeşler, bu soruna oldukça ilginç bir çözüm bulmuşlar. New York sokaklarında yaptıkları çekimler sırasında ne zaman birisi Adam Sandler’ı tanıyıp ona bakmaya başlasa, bir set çalışanı veya figüran o kişiye yanaşıp bir adres sorarak dikkatlerini dağıtmış. Bu önlem yeterli olmadığı zamanlarda ise Adam Sandler kendisine yanaşan insanlara karakterden çıkmadan cevap verip, “şunu halledip hemen döneceğim” gibi bir şeyler söyleyerek çekimin kesilmeden tamamlanmasını sağlamış.

Paul Thomas Anderson ise Punch-Drunk Love’ın çekimleri sırasında pek bu tarz sorunlarla karşılaşmadıklarını söylüyor. Bir gün havaalanıda çekim yaparken birinin Sandler’ı tanıdığını ama Ben Stiller ile karıştırıp “Hey, Ben Stiller!” diye bağırdığını anlatıyor.

Punch-Drunk Love’ı hazırladığı dönemde Big Daddy ve Happy Gilmore gibi filmlerini severek izlediği Adam Sandler’la çalışmak istediğini söyleyen Paul Thomas Anderson, başarılı oyuncuyla ilk olarak Little Nicky’nin setinde tanıştığını anlatıyor. Yapımcı Michael De Luca’dan kendisini Sandler ile tanıştırmasını istediğini söyleyen Anderson, Little Nicky‘nin çekimlerini o sırada yemek yedikleri restorana yakın bir yerde gerçekleştiğini ve direk sete giderek Sandler ile tanışma fırsatı yakaladığını söylüyor. Anderson, ayrıca Sandler ile tanışıp yeni filminde rol teklif etmesinin Quentin Tarantino tarafından pek hoş karşılanmadığını söylüyor. Anderson ile yakın arkadaş olan Tarantino, o dönem senaryosunu yazdığı Inglourious Basterds’ta Donny Donowitz rolü için Sandler’ı düşünüyor. Ancak Anderson hızlı davranınca Sandler ile çalışma şansı yakalayan da o oluyor.

Paul Thomas Anderson, sinemaseverleri oldukça hareketli, temposu hiç düşmeyen bir yolculuğa ortak eden Uncut Gems’in sanki bir senaryo olmadan çekilmiş gibi göründüğünü söylüyor. Safdie Kardeşler bunun kasıtlı olduğunu ama aslında bir senaryo olduğunu, hatta Ronald Bronstein ile birlikte bu senaryo üzerinde neredeyse 10 yıl çalıştıklarını söylüyor. Ancak Adam Sandler’ın işe dâhil olmasının ardından senaryo okumaları yaptıklarını ve bu provaların ardından senaryoda bazı değişiklikler yaptıklarını belirtiyorlar.

Paul Thomas Anderson ve Safdie Kardeşler, Görüntü Yönetmeni Darius Khondji’den Övgü Dolu Sözlerle Bahsetti

Hem Paul Thomas Anderson’la hem de Safdie Kardeşler ile çalışan tek isim Adam Sandler değil. Yönetmenlerle birlikte çalışan bir diğer isim de Oscar adayı görüntü yönetmeni Darius Khondji. Uncut Gems’te görüntü yönetmeni koltuğuna oturan Darius Khondji, Paul Thomas Anderson’ın Thom Yorke’lu kısa filmi ANIMA‘nın da görüntü yönetmeni.

Her üç yönetmen de Khondji’den övgü dolu sözlerle bahsediyor. Ancak arzuladığı görüntüyü elde etmek isteyen Khondji’le başa çıkmanın bazen zor olabileceğini de belirtmeden geçmiyorlar. Paul Thomas Anderson, her zaman ve sıcak kanlı bir şekilde konuşan görüntü yönetmeninin çekimler sırasında beğenmediği bir şey olduğunda yanına gelip “Ama bu iğrenç olmadı mı” gibi şeyler söyleyebildiğini belirtiyor.

Khondji’nin inanılmazı başararak Uncut Gems’te kendilerine 360 derece ışıklandırma sağladığını belirten Safdie Kardeşler, bu sayede kameralarını istedikleri yöne çevirmelerinin mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Khondji’nin kameralara ve lenslere oldukça farklı bir yaklaşımı olduğuna dikkat çeken Safdie Kardeşler, görüntü yönetmeninin lenslere bilimkurgu hikâyelerinden çıkma makine parçaları gibi yaklaştığını belirtiyor.

Safdie Kardeşler’in övgüyle bahsettiği bir diğer isim de Uncut Gems’teki kamera operatörleri olan Maceo Bishop. Bishop’ın kendisine yükledikleri her zorlu görevin altından kalktığını belirten kardeşler, Darius Khondji’nin Bishop’ın özellikle ekipte istediğini açıkladı. Öyle ki Uncut Gems’in Afrika’daki çekimleri sırasında Khondji ANIMA’nın çekimleri ile meşgul olduğu için görüntü yönetmenliğini kısa süreliğine Maceo Bishop devralmış ve Khondji ile sürekli iletişim hâlinde kalarak kilometrelerce uzakta olduğu hâlde istediği görüntüyü elde etmesini sağlamış.

Safdie Kardeşler, ANIMA’yı ve Thom Yorke’un filmdeki hâlini çok dokunaklı bulduklarını söylüyor. İkilinin Paul Thomas Anderson filmografisinde en çok etkilendiği sahnelerden biri ise Boogie Nights’taki uyuşturucu alışverişi sahnesi. İkili, Anderson’a arkada sürekli fişek seslerinin duyulduğu bu sahneyi nasıl kotardığına hayret ettiklerini söylüyor. Stanley Kubrick‘in bir filmde istediği silah sesini bulmak için yüzlerce silah sesi dinlediğini iddia eden bir şehir efsanesi olduğunu söyleyen Anderson, kendisinin de bir sürü fişek sesi dinlediğini ve sonunda hoşuna giden bir tane bulduğunu söylüyor. Sonra o sahne sırasında ne zaman bir boşluk olsa o fişek sesini oraya sıkıştırdıklarını belirtiyor. Sohbet sırasında Paul Thomas Anderson’ın Eyes Wide Shut’ın setinde Kubrick ile tanışması ve aralarında geçen diyalog da gündeme geliyor. Anderson bunun inanılmaz bir deneyim olduğunu ifade ediyor.

Robert Altman ve Ses Miksajı Konusundaki Alışılmadık Tercihleri Safdie Kardeşler’e İlham Vermiş

Boogie Nights’taki bu sahneden bahsedilmesi konuyu Robert Altman‘a ve ses miksajı konusundaki tuhaf tercihlerine getiriyor. Filmlerinde ekstraların da konuşmasına izin veren Safdie Kardeşler, bu konuda Robert Altman’ın öncü olduğunu belirtiyor. Öyle ki Safdie Kardeşler, Altman’ın yıllar önce analog kayıtlarla yaptığını bugün dijitalde yapmak istediklerinde, bunun neredeyse imkânsız olacağı söylenerek bu istekleri geri çevrilmiş. Altman’ı akıl hocası olarak gören ve usta yönetmenle oldukça yakın bir ilişkiye sahip olan Anderson, her zamanki gibi Altman’dan övgüyle söz ediyor. Ancak ses bandındaki bu cümbüşe Safdie Kardeşler kadar hayranlıkla bakmıyor ve şakayla karışık bir şekilde California Split’teki kumarhane sahnelerinde bazen söylenen hiçbir şeyin anlaşılmadığını belirtiyor.

Uncut Gems’te Howard (Adam Sandler)’ın insanların pek değer vermediği kesilmemiş elmasların değerli olduğunu anlatmaya çalışmasının yönetmen olarak karşılaştıkları durumlarla benzerlik taşıdığını belirten Safdie Kardeşler, çoğu zaman sinemacıların anlatmak istedikleri hikâyeyi insanların çekilmeye ya da finanse etmeye değer bir şey olarak görmediğini belirtiyor. Safdie Kardeşler, bu noktada Rocky’i örnek veriyor. Sylvester Stallone’nin hazırladığı ilk versiyonun kariyerinde sıkıntılar yaşayan bir aktörle ilgili olduğunu anlatan Safdie Kardeşler, Stallone’ye bunun kimsenin izlemek istemeyeceği bir şey olduğunun söylendiğini ve bu yüzden filmi bir boksöre odaklanacak şekilde değiştirdiğini anlatıyor.

Safdie Kardeşler, Uncut Gems ile Phantom Thread’in ana karakterleri arasında benzerlikler olduğunu düşünüyor. Her ikisi de bir an bile durmayan, bir şeye odaklanmış karakterler. Bu karakterlerin yönetmenlerden izler taşıdığını düşünen üçlü, bu karakterleri birlikte oldukları kişi ile birlikte izlemenin tuhaf olabildiğini belirtiyor. “Ne alakası var canım. Ben hiç de öyle yapmıyorum.” gibi şeyler söyleme ihtiyacı duyduklarını belirtiyorlar.

Bir filmin çekimleri tamamlandıktan sonra sinemacıların üzerine çöken hüzne de değinen yönetmenler, birlikte zaman geçirdikleri, ortak bir amaç için çalıştıkları ekiple artık bir arada olmayacaklarının farkına varmanın ve bunun da ötesinde hazırladıkları işin artık ellerinde çıktığını fark etmenin melankoli hissini beraberinde getirdiğini belirtiyor.

Paul Thomas Anderson ve Safdie Kardeşler’in keyifli sohbeti buradan dinleyebilirsiniz.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information