Patrick Melrose’un 2. bölümü olan Never Mind’da, Patrick’in çocukluğunun derinliklerine iniyoruz. İlk bölümde oldukça başarılı bir performans sergilediğini gördüğümüz Benedict Cumberbatch bu bölümde bayrağı, yer aldığı her sahnede büyüleyen Hugo Weaving’e teslim ediyor.

***Bu yazı Patrick Melrose 2. bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Pek çok kaynağa göre insanlık tarihinden bile eski olan incir ağacı, bir nevi medeniyetin de sembolüdür aslında. Farklı dini metinlere ve kültürel folklore konu olan bu ilginç bitki, sık sık da bilimin konusu olmuştur. Güçlü, sarsılmaz ve pek çok diğer ağacın aksine bazen yeryüzüne uzanan kökleriyle hayatın bir simgesi olan incir, ayrıca ekolojik manada oldukça önem akseden kilittaşı türdür. Gelgelelim incirin o güçlü ve bazen metrelerce uzayan kökleri, aynı zamanda yıkıcı bir güçtür, insan elinden çıkan yapılar ve dolayısıyla insanın kendisi, onun karşısında çaresiz kalabilir. Hatta bizim dilimize yansıyan ‘ocağına incir ağacı dikmek’ deyimi de buradan gelmektedir.

Patrick Melrose’un 2. bölümü Never Mind, açılış jeneriğinin ardından bizleri 1967 Eylül’ünün Güney Fransa’sına götürürken ilk sahnede karşımıza bir bahçede, yerde duran 3 incir çıkıyor. Sırasıyla sağlam, çürümüş ve parçalanmış 3 tane incir… Bölüm içerisinde sık sık karşımıza çıkan incir imgesi, parçalanmaya yüz tutmuş, deyim yerindeyse ‘ocağına incir ağacı dikilmiş’ Melrose ailesinin üç bireyini temsil ediyor: Patrick, Eleanor ve David.

Patrick Melrose 2. Bölüm: Megalomanyak Bir Babanın Egemenliğinde Geçen Sorunlu Bir Çocukluk

patrick-melrose-2-bolum-nevermind-3-filmloverss

Dizinin ilk bölümü olan Bad News’un aksine Never Mind’da, Patrick’in uyuşturucuyu bırakma sancıları yaşadığı sahnelerin dışında, Benedict Cumberbatch’i pek fazla göremiyoruz. Bunun yerine Melrose ailesinin geçmişine giderek olayların Patrick için sarpa sarmaya başladığı 1967 yılına gidiyoruz. Fransa’nın güneyindeki Lacoste’ta, lüks bir evde yaşayan Melrose ailesinin iki üyesi Eleanor ve Patrick, ellerinden geldiğince ailenin babası David’ten kaçınmaktadırlar, tıpkı evin işlerine bakan Yvette gibi. Bunun nedeni, karşısındaki insanı sürekli olarak manipüle edip küçük düşüren ve bundan büyük bir zevk alan megalomanyak David’in ta kendisidir. Kendisini en tepede görüp her şeyin en iyisini isteyen David, kendi çevresinde kurduğu korku imparatorluğuyla yalnızca ailesini değil, çevresindeki hemen herkesi itaat altına almıştır. 3 farklı tarafın konuk olduğu yemek masasında bahsi geçen 3 Roma imparatoru, Caligula, Galba ve Tiberius, tıpkı incir imgesinde olduğu gibi masadaki tarafları yani sırasıyla David, Sir Victor ve Nicholas’ı işaret ederken David’in ‘Kişinin hedef aldığı şey bıkkınlıktır.‘ sözüyle birlikte ahlaki olarak çökmüş olduğu gerçeği yüzümüze çarpılır. Bölümün geneline bakarak usta oyuncu Hugo Weaving’in muazzam bir performans ortaya koyduğunu söylemek gerekiyor. Zira karakterin suskun kaldığı zamanlarda bile ortama olan hakimiyeti ya da karşısındakine kurduğu psikolojik baskıdan aldığı sadistik zevk, seyirciye iliklerine kadar hissettiriyor kendini. Dolayısıyla ilk bölümde Benedict Cumberbatch’in oyunculuğuyla ön plana çıkan dizi, bu kez de Weaving’in kişisel şovuna dönüşüyor adeta.

Gördüğü psikolojik şiddeti unutmak istercesine sürekli olarak alkol içen bir anne ve oğluna gösterdiği fiziksel şiddet ve hatta tecavüzü onu geleceğe hazırlaması için yaptığını söyleyerek meşrulaştırmaya çalışan bir babanın varlığının Patrick’i daha küçük yaşlarda kendine zarar verme eğilimine soktuğunu görüyoruz. Psikanalitik açıdan konuya yaklaşacak olursak, kişinin ‘süper ego’ olarak adlandırılan ön bilinç seviyesi çocuğa anne-baba tarafından kazandırılan davranışların tümü olarak değerlendirilir ve kişilerin çocukluklarında yaşadıkları cinsel tecrübeler onların erişkin hâldeki bilinçlerini derinden etkiler. İşte daha çocukken bunca ağır deneyimle karşı karşıya kalan Patrick, tıpkı çocukluğunda olduğu gibi ilerleyen yaşlarda da, gerek alkol gerekse de uyuşturucu aracılığıyla, kendine zarar verme eğilimine devam eder. Bu noktada Edward St Aubyn’nin beş romanlık serisinin ilki olan Never Mind’ın dizide 2. bölüm olarak karşımıza çıkmasının oldukça doğru bir tercih olduğunu fark ediyoruz. Zira Patrick’in ilk bölümde gözlemlediğimiz bozuk halet-i ruhiyesi ve kendine olan nefreti Never Mind ile birlikte daha anlamlı bir hâl alıyor.

Bizleri Patrick Melrose’un 1982 yılındaki hâline geri götürüp uyuşturucuyu bırakma yolundaki savaşını konu edinecek 3. bölüm fragmanı için sizleri şöyle alalım.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi