Advertisement


Geçtiğimiz yıl Sharp Objects ile adından söz ettiren Patricia Clarkson, karmaşık karakterler canlandırmanın kariyeri üzerindeki etkileri hakkında konuştu. Özellikle kablolu TV ve dijital platform dizilerinin son dönemde kadın oyunculara sunduğu imkânlardan söz etti.

Far From Heaven, Pieces of April ve The Station Agent gibi filmlerde etkileyici performanslara imza atan Oscar adayı oyuncu Patricia Clarkson, Karlovy Vary Film Festivali’nde Variety yazarı Peter Debruge ile bir araya geldi. Variety’nin Critics Corner adlı röportaj serisine konuk olan Clarkson, kariyeri ve bir oyuncu olarak Hollywood’daki deneyimi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Çekya’daki sinemaseverlerin ülkede düzenlediği master class‘a gösterdiği yoğun ilginin kendisini şaşırttığını söyleyen Clarkson, “orada dört kişi olur diye düşünüyordum” diyerek şaşkınlığını dile getirdi. Dünya sinemasına sunduğu katkıları onurlandırmak için bu yıl Karlovy Vary Film Festivali’nde Kristal Küre ile ödüllendirilecek olan Clarkson, yıllarca düzenli olarak çalıştıktan sonra artık üstlendiği roller konusunda seçici olabildiğini, hatta zaman zaman ara vermekten de çekinmediğini ifade etti.

Kariyerinin bir döneminde “klasik anne figürü” olarak tanımladığı rollere sıkışıp kalan Clarkson,  Lisa Cholodenko’nun High Art filminde kendisine farklı bir rolde şans vererek bu kalıbı kırmasına yardımcı olduğunu belirtti. Sonraki yıllarda The Kids Are All Right ile ilk Oscar adaylığını kazanacak olan Cholodenko’nun 1998 yapımı filminde uyuşturucu bağımlısı, lezbiyen bir Alman’ı canlandıran Clarkason, bu rolün kendisini bulunduğu yoldan çıkarıp, kariyerini değiştirdiğini ifade ederken, genç oyunculara tavsiyesinin de bu olduğunu söylüyor: “Uyuşturucu bağımlısı, lezbiyen bir Alman’ı oynayın.”

Patricia Clarkson: “İnsanlar Benim Farklı Rollere Bürünebileceğimi, Değişebileceğimi Fark Ettiler.”

Sinema dünyasında nasıl algılandığınızın çok önemli olduğunu söyleyen Clarkson, High Art’ta rol aldıktan sonra daha karmaşık karakterleri canlandırması için tekliflerin gelmeye başladığını ifade etti. Clarkson bu durumu: “İnsanlar benim farklı rollere bürünebileceğimi, değişebileceğimi fark ettiler. Göründüğüm gibi olmadığımı anladılar.” sözleri ile açıkladı. Bu noktadan sonra bağımsız sinemadan teklifler geldiğini söyleyen Clarkson; Far From Heaven, Pieces of April ve The Station Agent’ı “hayatımı değiştiren filmler” olarak tanımladı.

Kablolu TV ve dijital platform dizilerini eski bağımsız filmlere benzeten başarılı oyuncu, Six Feet Under’da rol alırken sanki ufak filmler çekiyorlarmış gibi hissettiğini belirtirken, her ne kadar büyük bir bütçeye sahip olsa da House of Cards’ın da bağımsız bir filmi andırdığını ifade etti. Kablolu TV ve dijital platformlarda yayınlanan dizilerin oyunculara sunduğu imkânlara dikkat çeken Clarkson: “Bununla birlikte kadınlar için, özellikle de 25 yaşın üzerindeki kadınlar için daha kayda değer roller ortaya çıkmaya başladı. Karmaşık karakterler canlandırmak isteyen karakterler için oldukça verimli bir saha.” ifadelerini kullandı.

Big Little Lies, Sharp Objects ve Feud gibi kadın karakterleri merkezine alan dizilerin son yıllarda televizyon dünyasına kazandırdığı karmaşık kadın karakterler göz önüne alındığında, Clarkson’ın kablolu TV kanalları ve dijital platformlarla ilgili yaptığı bu yoruma katılmamak elde değil.

Kaynak: Variety

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information