Türkiye’de ilk kez !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında gösterilen Partilerde Kız Tavlama Sanatı, Neil Gaiman’ın öyküsünden beyazperdeye John Cameron Mitchell tarafından uyarlanmış olmasıyla dikkat çekiyor. Yanı sıra, punk, uzaylı ve aşk gibi birbirinden çok farklı kelimeleri komedi merkezinde bir araya getirerek bir anlatı kurgulayan Partilerde Kız Tavlama Sanatı, yılın ilginç deneyimlerinden biri.  Rabbit Hole ve Shortbus filmleriyle tanıdığımız John Cameron Mitchell, yeni filmiyle Nicole Kidman’a Oscar adaylığı getiren Mutluluğun Peşinde (2010)’den ziyade Shortbus (2006) filminin cinsellik tanımına daha yakın bir noktada konumlanıyor. Sofia Coppola’nın yönetmenliğinde izlediğimiz The Beguiled’da güzel bir kimya yakalayan Elle Fanning ve Nicole Kidman’ı bu yıl bir kez daha birlikte izleme şansı buluyoruz, hem de oldukça uç bir hikâyeyle. Enn (Alex Sharp), 1970’lerin İngiltere’sinde Sex Pistols’ın kısa ancak etkili kariyerinin dillerden düşmediği bir dönemde punk olmaya çalışan bir grup gençten biri olarak karşımıza çıkıyor. Arkadaşlarıyla birlikte kendisini beklenmedik bir partinin içinde bulan Enn, orada karşılaştığı Zan (Elle Fanning)’e aşık olmasının ardından punk ve uzaylı olmanın ortak noktalarını keşfe başlar. Uzaylıların asileriyle, insanların asilerini bir araya getirebilen punk kültürü ise filmin merkezinde konumlanır. Partilerde Kız Tavlama Sanatı: Punk Olmak da Ayıp Değil Uzaylı Olmak da Elle Fanning, son yıllarda yükselen genç bir yetenek olarak punk kültürünün tuhaflığına uyum sağlayabilecek kadar tuhaf olan Zan karakterini başarılı bir biçimde canlandırıyor. Alex Sharp ile kimyalarının tuttuğunu da söylemek mümkün. Nicole Kidman’ın, genç ekibin lideri konumunda bulunan Boadicea karakterinde yer yer inandırıcılığını kaybettiği ise ne yazık ki bir gerçek. Rabbit Hole üzerinden Nicole Kidman ile John Cameron Mitchell’ın bir bağ kurmuş olabileceğini tahmin etmek elbette pek zor değil ancak yönetmenlerin farklı oyuncularla çalışma durumunu da riskli projelerde gündeminde bulundurması gerektiğini söyleyebiliriz. Yanı sıra, filmin çekim tekniklerinin ve kurgusunun da şaşırtıcı derecede hızlı olduğunu belirtmek gerekiyor ancak bu hızlılık ve ani değişimler punk kültürünün keskin yapısı göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli. Hızlı ve keskin cutlar, sahneleri beklemediğiniz açılardan izleme deneyimi filmin punk ruhunu yansıtmaya çalıştığı nosyonlardan biri ancak bu durum ne yazık ki izleyicinin filmden sık sık kopmasıyla sonuçlanabilecek kadar yoğun bir biçimde kullanılıyor. Punk ile bu kadar içli dışlı ilerleyen bir filmin elbette müziklerine de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Öncelikle filmin anlatı yapısında Enn’in de grup üyelerinden biri olduğu The Dyschords’un müziklerinde Martin Tomlinson ve Bryan Weller imzası görüyoruz. Filmin müziklerinde ise James Stewart, Matmos ve Nico Muhly isimlerini görmek mümkün. Kağıt üzerinde bir hayli ilginç ve farklı bir film izlemek isteyenleri heyecanlandırabilecek gibi görünen Partilerde Kız Tavlama Sanatı, 6 ayrı koloninin bir araya geldiği mekânda sergilenen cinsellik de içeren danslar ve latex kostümlerle, bir uzaylı vurgusu yapmaya çalışsa da izlediğimiz sahneler uzaylılardan ziyade 1970’lerde alışılmışın dışında yönelimleri olan bir grup insanın olası partisine daha yakın bir noktada konumlanıyor. Film, son 20 dakikasında teslim olduğu sevgi temasıyla, anlatının başından beri kurgulamaya çalıştığı farklı olma hâlini, sevme ve sevilme ihtiyacının içinde yoğurarak farklılıklarıyla birbirini kabul edebilmenin mükemmelliği üzerine yeni bir söylem geliştiriyor. 

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Punk, uzaylı ve aşk gibi birbirinden çok farklı kelimeleri komedi merkezinde bir araya getirerek bir anlatı kurgulayan Partilerde Kız Tavlama Sanatı, yılın ilginç deneyimlerinden biri.

Kullanıcı Puanları: 3.68 ( 3 votes)
60

Türkiye’de ilk kez !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında gösterilen Partilerde Kız Tavlama Sanatı, Neil Gaiman’ın öyküsünden beyazperdeye John Cameron Mitchell tarafından uyarlanmış olmasıyla dikkat çekiyor. Yanı sıra, punk, uzaylı ve aşk gibi birbirinden çok farklı kelimeleri komedi merkezinde bir araya getirerek bir anlatı kurgulayan Partilerde Kız Tavlama Sanatı, yılın ilginç deneyimlerinden biri.  Rabbit Hole ve Shortbus filmleriyle tanıdığımız John Cameron Mitchell, yeni filmiyle Nicole Kidman’a Oscar adaylığı getiren Mutluluğun Peşinde (2010)’den ziyade Shortbus (2006) filminin cinsellik tanımına daha yakın bir noktada konumlanıyor.

Sofia Coppola’nın yönetmenliğinde izlediğimiz The Beguiled’da güzel bir kimya yakalayan Elle Fanning ve Nicole Kidman’ı bu yıl bir kez daha birlikte izleme şansı buluyoruz, hem de oldukça uç bir hikâyeyle.

Enn (Alex Sharp), 1970’lerin İngiltere’sinde Sex Pistols’ın kısa ancak etkili kariyerinin dillerden düşmediği bir dönemde punk olmaya çalışan bir grup gençten biri olarak karşımıza çıkıyor. Arkadaşlarıyla birlikte kendisini beklenmedik bir partinin içinde bulan Enn, orada karşılaştığı Zan (Elle Fanning)’e aşık olmasının ardından punk ve uzaylı olmanın ortak noktalarını keşfe başlar. Uzaylıların asileriyle, insanların asilerini bir araya getirebilen punk kültürü ise filmin merkezinde konumlanır.

Partilerde Kız Tavlama Sanatı: Punk Olmak da Ayıp Değil Uzaylı Olmak da

Elle Fanning, son yıllarda yükselen genç bir yetenek olarak punk kültürünün tuhaflığına uyum sağlayabilecek kadar tuhaf olan Zan karakterini başarılı bir biçimde canlandırıyor. Alex Sharp ile kimyalarının tuttuğunu da söylemek mümkün. Nicole Kidman’ın, genç ekibin lideri konumunda bulunan Boadicea karakterinde yer yer inandırıcılığını kaybettiği ise ne yazık ki bir gerçek. Rabbit Hole üzerinden Nicole Kidman ile John Cameron Mitchell’ın bir bağ kurmuş olabileceğini tahmin etmek elbette pek zor değil ancak yönetmenlerin farklı oyuncularla çalışma durumunu da riskli projelerde gündeminde bulundurması gerektiğini söyleyebiliriz.

Yanı sıra, filmin çekim tekniklerinin ve kurgusunun da şaşırtıcı derecede hızlı olduğunu belirtmek gerekiyor ancak bu hızlılık ve ani değişimler punk kültürünün keskin yapısı göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli. Hızlı ve keskin cutlar, sahneleri beklemediğiniz açılardan izleme deneyimi filmin punk ruhunu yansıtmaya çalıştığı nosyonlardan biri ancak bu durum ne yazık ki izleyicinin filmden sık sık kopmasıyla sonuçlanabilecek kadar yoğun bir biçimde kullanılıyor.

Punk ile bu kadar içli dışlı ilerleyen bir filmin elbette müziklerine de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Öncelikle filmin anlatı yapısında Enn’in de grup üyelerinden biri olduğu The Dyschords’un müziklerinde Martin Tomlinson ve Bryan Weller imzası görüyoruz. Filmin müziklerinde ise James Stewart, Matmos ve Nico Muhly isimlerini görmek mümkün.

Kağıt üzerinde bir hayli ilginç ve farklı bir film izlemek isteyenleri heyecanlandırabilecek gibi görünen Partilerde Kız Tavlama Sanatı, 6 ayrı koloninin bir araya geldiği mekânda sergilenen cinsellik de içeren danslar ve latex kostümlerle, bir uzaylı vurgusu yapmaya çalışsa da izlediğimiz sahneler uzaylılardan ziyade 1970’lerde alışılmışın dışında yönelimleri olan bir grup insanın olası partisine daha yakın bir noktada konumlanıyor. Film, son 20 dakikasında teslim olduğu sevgi temasıyla, anlatının başından beri kurgulamaya çalıştığı farklı olma hâlini, sevme ve sevilme ihtiyacının içinde yoğurarak farklılıklarıyla birbirini kabul edebilmenin mükemmelliği üzerine yeni bir söylem geliştiriyor. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi