Advertisement
LHtOHAL_RmQ


Parasite ile Bong Joon-ho’nun önceki filmleri arasındaki benzerliklere odaklanan video, yönetmenin toplumsal sorunlara değinirken görsel motifleri ne kadar ustaca kullandığını gözler önüne seriyor.

Memories of Murder, The Host, Mother gibi filmleri sinema dünyasına kazandıran, yakın dönem Güney Kore sinemasının en önemli isimlerinden Bong Joon-ho, geçtiğimiz yıl Parasite ile sinema dünyasına damga vurdu. Altın Palmiye’ye layık görüldüğü Cannes Film Festivali’nde gösterildiği günden itibaren adından övgüyle söz ettiren film, ödül sezonunun sonunda başta En İyi Film olmak üzere dört dalda Oscar kazanarak tarihi bir başarıya imza attı.

Joon-ho’nun sınıf meselesine yenilikçi bir bakış getirdiği Parasite, hayatlarını zor şartlarda idame ettiren Kim ailesinin fertlerinin, zengin Park ailesinin evine hile ve türlü türlü oyunlarla teker teker sızmasını ve bu iki ailenin iç içe geçen hikâyesini anlatıyor. Joon-ho farklı sosyoekonomik sınıflardan olan bu iki aile arasındaki keskin çizgileri gözler önüne sererken, set tasarımlarından kamera hareketlerine pek çok görsel motiften faydalanıyor.

Bong Joon-ho’nun görsel motiflerle kurduğu bu nüanslı anlatı ve filmlerindeki karakterlerin topluma dair söyledikleri en çok Parasite’ta dikkat çekmiş olsa da aslında yönetmenin önceki filmlerinde de benzer ögeler karşımıza çıkıyor. Insider tarafından geçtiğimiz günlerde paylaşılan video da, Parasite ile Bong Joon-ho’nun önceki filmleri arasındaki bu benzerliklere ışık tutuyor.

Parasite ile Bong Joon-ho’nun Önceki Filmleri Arasındaki Benzerlikler

Her iki filme yakından bakıldığında özellikle Parasite ile Snowpiercer arasında önemli benzerlikler olduğu görülüyor. Bunun en önemli örneklerinden biri, Park ailesi eski hizmetçisini kovduktan hemen sonra Kim Ki-taek ile şoförlüğünü yaptığı Park Dong-ik’in arabada konuştuğu sahne. Karakterlerini arabanın içine çaprazlama yerleştiren Joon-ho, iki karakteri farklı yönlerden çekerek aynı sinematik düzlemde buluşmalarını engelliyor. Böylece aynı arabada olmalarına rağmen aralarındaki çizgi belirgin bir şekilde görülüyor. Ta ki keskin bir panla çizgi ortadan kalkana kadar. Bu görsel kırılmanın tam da Ki-taek patronuna kişisel bir soru sorduğu sırada yaşanması, karakterler arasında da bir çizginin aşıldığını gösteriyor. Bu sahneden hemen önce Park Dong-ik, eski hizmetçisinin hiçbir zaman çizgiyi aşmadığından, haddini aşan insanlara tahammül edemediğinden söz ediyor. Bu yüzden Ki-taek eşiyle ilgili kişisel bir soru sorup çizgiyi aştığında bundan rahatsız olduğu açıkça görülüyor. Joon-ho’nun kamera hareketi de bu değişimin altını çizmek için etkili bir araç olarak karşımıza çıkıyor.

Önemli Bir Çizginin Aşıldığını Haber Veren Pan Çekimi

Oldukça benzer bir kamera hareketi, Snowpiercer’da da benzer bir anda karşımıza çıkıyor. Dünyanın buzlar altında kaldığı bir gelecekte geçen Snowpiercer, felaketten sağ kurtulan insanların, asla durmayan ve sınıf düzenine göre bölümlere ayrılmış bir trenin içindeki yaşam mücadelesini anlatıyor. En arka vagondakiler sefalet için yaşayıp, trenin yoluna devam etmesi için köle gibi çalışırken, ön vagondakiler lüks içinde yaşıyor. Bu çarpık düzene karşı ayaklanma başlatan Curtis, vagondan vagona geçerek en öne doğru ilerlerken, Bong Joon-ho da kamerasıyla çizgisel bir doğrultuda ilerliyor. Ta ki karakterlerden biri farklı bir yöne gitmeyi teklif eden kadar. Curtis’in vagon vagon ilerleyip trende kontrolü ele geçirme planı yerine Namgoong Minsoo trenin dışa doğru açılan kapısını havaya uçurmayı teklif ediyor. Hem karakterlerin hem de kameranın çizgisel ilerleyişi de tam bu anda gelen pan ile bozuluyor. Her iki filmde de kameranın pan hareketi karakterler sisteme karşı hamle yaptığında veya sosyoekonomik bir çizgiyi aştığında devreye giriyor.

Bilginin Ölümcül Bir Silah Gibi Kullanılması

Parasite ile Snowpiercer’ı birbirine bağlayan bir diğer görsel motif de bilginin ölümcül bir silah gibi kullanılması. Parasite’ta Kim ailesinin sırlarını ifşa edecek bir video çeken eski hizmetçi, bu videonun olduğu telefonu adete bir silah gibi doğrularak Kim ailesini fiziki olarak zapt ediyor. Snowpiercer’da ise Curtis isyanın başarıya ulaşabilmesi için hayati önem taşıyan bilgileri mermi şeklinde kapsüllerle alıyor. Curtis önünde duran orduları alt edebilmek için bu bilgiye bel bağlıyor. Curtis’is isyanını başlatan da onları kontrol altında tutan askerlerin silahında mermi olmadığı bilgisi oluyor. Her iki film de bilgiyi ölümcül bir silaha dönüştürerek, psikolojik kısıtlamaların da en az fiziki kısıtlamalar kadar etkili olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.

Makine Parçaları Olarak İnsanlar

İki filmi birbirine bağlayan üçüncü görsel motif, psikolojik kısıtlamaların insanlar üzerindeki etkisini daha da net bir şekilde ortaya koyuyor. Her iki filmde de ana karakterler daha önce gördükleri mekanik işleyişin ardında sıkışıp kalmış insanlar olduğunu öğreniyor. Kim Ki-taek, Park ailesinin üyeleri eve geldiğinde yanan lambaların aslında kendiliğinden yanmadığını, eski hizmetçinin bodrumdaki sığınakta yaşayan kocasının bunları yakıp söndürdüğünü öğreniyor. Snowpiercer’da ise Curtis trenin çalışmaya devam edebilmesi için vagonların altında küçük çocukların çarklıları hareket ettirdiğini görüyor. Benzer bir imge 2006 yapımı The Host’ta da karşımıza çıkıyor. Bir salgının yarattığı paniğin önüne geçmek isteyen hükûmet filmin ana karakterini bir obje gibi paketliyor, damgalıyor ve istediği gibi itip kakıyor. The Host, Okja, Snowpiercer gibi filmlerde ana karakterleri onlara insan değillermiş gibi davranan kapitalist ve otoriter düzenden kurtulmak için öfkeyle mücadele verirken görüyoruz. Buna karşın bu sistemin kurbanlarını ise adeta kendi istekleriyle bu insanlıktan çıkarmaya hizmet ederken görüyoruz. Snowpiercer’da vagonun duvarlarından çıkan çocuk, Curtis’in tüm çabasına rağmen adeta zombi gibi ilerleyerek çarklıların içindeki yerini alıyor. Parasite’ta ise eski hizmetçinin kocası, ekonomik sıkıntıları nedeniyle bir bodrumda yaşamaya mahkum edilmiş olmasına rağmen her gün kendi isteğiyle ışıkları yakıp söndürerek zenginlik içinde yaşayan Park ailesine saygılarını sunuyor.

Öte yandan Kim Ki-woo, ya da Park ailesine kendisini tanıttığı adıyla Kevin, hayalleri defalarca yıkılsa ve zenginlerin absürt davranışlarına defalarca şahit olsa da bir gün onlardan biri olmanın hayalini kurmaya devam ediyor. Bong Joon-ho, Parasite’ın son anlarında izleyiciyi de Kevin’in bu fantezisine ortak ediyor.

Sonuçta Parasite, insanların sosyal hiyerarşiye direnç veya şefkatle değil, arzu ve tiksintiyle yaklaştığı gerçeğini incelikli bir anlatıyla gözler önüne seriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information