Güney Koreli yönetmen Bong Joon-ho‘nun imzasını taşıyan ParazitParasite, geçtiğimiz sene küresel çapta sinema dünyasına damga vurdu. Cannes Film Festivali‘nde Altın Palmiye kazandıktan sonra BAFTA, Altın Küre gibi ödüllere layık görülen film, 92. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film dâhil olmak üzere 4 Oscar ödülünün sahibi oldu. Güney Kore yapımı film ayrıca En İyi Film Oscarı kazanan İngilizce olmayan ilk film olma başarısını da elde etti. Bu başarısını gişeye de taşıyan film, dünya genelinde 250 milyon dolardan fazla hasılata ulaştı.

Farklı sosyal sınıflardan iki ailenin kesişen hikâyesi üzerinden ekonomik ve sınıfsal eşitsizlik meselesine değiniyor Bong Joon-ho. Zengin bir ailenin kızlarına özel ders vermeye başlayan Ki-woo, daha fazla gelir elde etmek için ailenin şoförü ve hizmetçisi yerine kendi ailesini işe alır. Bir süre sonra eski hizmetçinin geri gelmesiyle işler çığırından çıkar. Filmin oyuncu kadrosunda Bong Joon-ho’nun Memories of Murder, The Host, Snowpiercer gibi filmlerde de beraber çalıştığı Song Kang-ho baba rolü ile karşımıza çıkıyor. Filmde ayrıca Park So-dam, Choi Woo-shik, Cho Yeo-jeong da yer alıyor.

Yönetmeninden hikâyenin oluşumuna, görsel efektlerden teknik detaylara kadar Parasite hakkında bilinmesi gereken 15 detayı derledik.

Parasite Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Filmin Orijinal İsmi

Filmin ismi ilk olarak Parasite değil The Décalcomanie olarak düşünülmüş. Dekalkomani olarak Türkçeleştirilen ve bir resim tekniğine verilen ad. İnce bir kağıt üstüne kalın bir fırçayla damlatılan boyanın kurumadan ikinci bir kağıtla sürtme işlemi uygulanarak dağılması sağlanır. Kavram sürrealizm akımının otomatizm kavramından hareketle oluşturduğu bir tekniğe deniyor.

Yönetmen Bong Joon-ho verdiği bir röportajda “Bir dekalkomaninin son hâline baktığınızda iki tarafında birbirinin aynısı gibi gözükür. Ancak daha yakından baktığınızda ise tamamen aynı şey değildirler. Bu da filmdeki iki aile ilgili bir şeyler söylüyor” ifadelerini kullandı.

Bong Joon-ho’nun Malikâne Çizimleri

Filmde Park ailesinin oturduğu ve Namgoong Hyeonja adında bir mimar tarafından tasarlandığı söylenen lüks malikâne, Bong Joon-ho tarafından çiziliyor. Evin bazı temel bölümlerini yönetmen kendisi tasarlıyor. Ancak daha sonra Bong Joon-ho’nun yaptığı açıklamalara göre filmin yapım tasarımcısı Ha-jun Lee‘nin evin çizimleri için danıştığı gerçek bir mimar, çizimleri gördükten sonra “Hiçbir aptal evi bu şekilde inşa etmez. Saçmalık!” şeklinde yorum yapmış.

Yapım Tasarımı ve Görsel Efektler

Kim ailesinin evi, sokak araları, mahalledeki evlerin hepsi set için inşa edilmiş. Filmin sanat departmanı ayrıca terk edilmiş ve yıkılması planlanan yerlerdeki mahallelere gidip oradaki evlerden film için aksesuar ve dekor amaçlı kullanılabilecek malzemeler toplamış. Kim ailesinin evi ise yarı gerçek yarı dijital olarak tasarlanmış. Evin ilk katı ve ön bahçesi, Güney Kore’nin Jeonju şehrinde boş bir alana inşa edilmiş. Evin üstüne yerleştirilen mavi perde ile ikinci kat ise dijital efektler ile eklenmiş. Bong Joon-ho bunun ile ilgili olarak “Neredeyse 480 efektli çekim vardı ancak filmde hiç fark edilmiyor” ifadelerini kullandı.

Hitchcock Göndermeleri

Filmde Alfred Hitchcock filmlerine ve Hitchcock-vari bir sinema diline de göndermeler bulunuyor. Evde bulunan merdivenlerin sembolik anlam taşıması, karakterlerin pencereden voyöristik bakışları ve bir anlık göze çarpan Alfred Hitchcock koleksiyonu buna örnek oluşturuyor. Mrs. Park’ın evlerini ilk kez ziyaret ettiği sırada Ki-Woo’ya, oğlu tarafından yapılmış kendi portresini gösterdiği sahne Hitchcock’un 1951 yapımı Strangers on a Train filminde Mrs. Anthony’nin, oğlu Bruno’nun gülünç bulduğu tablosuna benzerlik gösteriyor.

Siyah Beyaz Versiyonu

Bong Joon-ho öncülüğünde filmin tamamı siyah beyaz bir kurgusu da hazırlandı. Joon-ho’nun siyah beyaz sinematografiye olan saygısı ve düşkünlüğünden dolayı böyle bir karar aldığını açıklandı. Yönetmen ayrıca filmin siyah beyaz hâli ile zengin ve yoksul kesim arasındaki farkın daha net bir şekilde seyirciler tarafından görülebileceğini umduğunu söyledi. Filmin yeni versiyonunun ilk gösterimi bu yılın başında Rotterdam Film Festivali’nde yapıldı. Bu versiyon bazı ülkelerde sınırlı sayıda kopyayla sinemalarda da gösterildi.

Tiyatro Oyunu Planı

Bong Joon-ho Parasite’ı ilk olarak bir tiyatro oyunu olarak düşünmüş. Ancak sahnelerdeki replikler, yönetmeni olabilecek kamera açıları ve pozisyonları hakkında düşünmeye itmiş. Bong Joon-ho, bundan sonra bu hikâyeyi film olarak çekmeye karar vermiş. Başarılı yönetmen tiyatro oyunu yazmak için yola çıksa da yazmayı bitirdiğinde elinde bir film senaryosu olduğunu söylüyor.

Cannes ve Oscar Başarısı

Parasite filmi tarihte hem Altın Palmiye hem de Oscar kazanan üçüncü film. Daha önce aynı başarıyı Billy Wilder‘ın 1945 yapımı The Lost Weekend ve Delbert Mann‘in 1955 yapımı Marty filmleri elde etmişti. Aynı zamanda Cannes Film Festivali’ni kazanan İlk Güney Kore yapımı olan Parasite, En İyi Film Oscarı kazanan İngilizce olmayan ilk film olmayı da başardı ve tarihi bir başarıya imza attı.

Gişe Başarısı

Oscar, BAFTA, Altın Küre gibi popüler ödüllerin yanında uluslararası çapta toplam 265 ödül, 228 de adaylık kazanan film, tüm dünyada sinemaseverler tarafından ilgiyle karşışandı ve küresel çapta önemli gişe başarısı elde etti. Film, dünya genelinde 257 milyon dolar gişe hasılatına ulaştı. Türkiye’de ise toplam 21 hafta vizyonda kalan yapım 424.773 seyirciye ulaştı.

Pizza Kutuları

Pizza kutularını katladıkları sahnenin devamında, markanın görevlisi kutuların dörtte birinin geri çevrildiğini, ıskartaya çıkarıldığını ifade ediyor. Sonrasında ailenin tüm üyelerini bir süre gördüğümüz uzak plan çekimi ekrana geliyor. Filmin sonunda ise bu dört kişilik aile bir üyesini kaybediyor. Dörtten biri ıskartaya çıkarılıyor.

Taş Metaforu

Filmdeki taş metaforik olarak önemli bir yer tutuyor. Korece’de “suseok” olarak bilinen taşlar Doğu Asya tarihinde derin bir anlama sahip. İlgi çekici şekli olan bu taşların toplanmasının tarihi binlerce yıl eskiye dayanırken Joseun Hanedanlığı sırasında toplumda bir gelenek hâlini alıyor. Taş, sosyal sınıf sisteminde yükselmeye dair umudu ve bu umudu taşımanın yükünü temsil ediyor. Parti sekansından önce Ki-woo evlerini basan kanalizasyon suyu içinde taşı ararken, taşın dibe batmayıp suyun üstünde yüzdüğünü görmemiz, daha iyi bir hayat hayali gibi bu taşın da sahte, içi boş olduğunu gösteriyor ve ailenin çöküşünü önceden ima ediyor.

Şeftali Alerjisi

Filmde evdeki hizmetçinin şeftaliye alerjisi olması Bong Joon-ho’nun gerçek bir deneyiminden geliyor. Şöyle ki yönetmen üniversitede okurken bir gezi esnasında bir arkadaşının şeftaliye alerjisi olduğunu öğreniyor ve arkadaşının şaka yaptığını düşünüyor. Bir manavın yanından geçerken diğer çocuklardan birinin alerjisi olan çocuğa şeftaliyi şaka amaçlı atmasından sonra çocuk kıpkırmızı oluyor ve atak geçirmeye başlıyor. Yönetmen dışarıdan son derece zararsız ve güzel görünen şeftalinin birine saldırmak için kullanılabiliyor olmasını son derece ilgi çekici buluyor ve yıllar sonra bunu filminde kullanıyor.

Son Sahne

Geçtiğimiz yıl filmin finali hakkında verdiği bir röportajda yönetmen, filmdeki oğul Ki-Woo’nun evi satın alabilecek kadar zengin olup babasını yer altından kurtarabileceği fikri hakkında birtakım açıklamalarda bulundu. “Eğer film sarıldıkları anda bitseydi izleyiciler ‘Evet evi alması mümkünmüş’ gibi düşünebilirlerdi. Ancak kamera aşağı doğru iniyor. Oldukça üzücü bir sahne. Hepimiz biliyoruz ki bu çocuk o evi satın alamayacak. Üzücü olmasına rağmen film için bunun daha uygun olduğunu düşündüm” ifadelerini kullandı.

Storyboard‘lardan Oluşan Çizgiroman

Bong Joon-ho’nun film için hazırladığı storyboard‘lardan (görsel senaryo taslağı) oluşan bir çizgiroman yayımlandı. Gençliğinde karikatüristlik de yapan yönetmen, filmleri için kapsamları storyboard‘lar hazırlıyor. Çizgiroman 293 sayfadan oluşuyor. Bong Joon-ho çizgiromanın için yazdığı önyazıda, storyboard‘ların bir zorunluluk olmadığını, kendi kaygılarını dindirmek için hazırladığını ifade ediyor. Aksi takdirde kendisini güvende hissetmediğini belirtiyor. Bunların film ekibine yardımcı olduğunu ve ortaya çıkacak sonuca güvenmelerini sağladığını belirtiyor.

Bong Joon-ho’nun Hayatıyla Benzerlikler

Filmin hikâyesini oluşturan unsurlardan biri de Bong Joon-ho’nun kendisi. Yönetmen kendi hayatından bazı deneyimleri filme eklemiş. Yönetmen üniversite yıllarında zengin bir ailenin yanında özel ders vererek çalışmış ve genellikle onları gözetliyormuş gibi hissetmiş. Ayrıca Bong Joon-ho’nun özel ders verdiği ailenin oğlu ona evdeki özel saunayı bile göstermiş ki buna benzer bir sahne filmde de yer alıyor.

Dizi Uyarlaması

Dünya çapında ses getiren filmin HBO tarafından bir mini dizi uyarlaması hazırlanıyor. Bong Joon-ho’nun Adam McKay ile birlikte hazırladığı diziyi kimin yöneteceği henüz netlik kazanmadı. Oyuncu kadrosu için ise birtakım söylentiler dolaşıyor. Daha önce Bong Joon-ho’nun Okja ve Snowpiercer filmlerinde rol alan Tilda Swinton‘ın tekrar Güney Koreli yönetmenle beraber çalışabileceği konuşuluyor. Ayrıca filmde Song Kang-ho’nun canlandırdığı baba rolü için Mark Ruffalo ismi geçiyor. Dizinin, filmdeki hikâyeleri daha derinlemesine inceleyeceği tahmin ediliyor.

Kaynak: IMDB, BuzzFeed

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information