Pan’s Labyrinth; 1944 yılında, iç savaştan beş yıl sonra hâlâ toparlanamamış olan İspanya halkını konu alıyor. Tarih kitaplarında hiçbir zaman yer verilmeyen köylüleri, masumları, çocukları anlatıyor. Yakınlarını savaşta kaybeden insanların dramını gözler önüne sererken; savaşın içinde büyümüş bir çocuğun bilinçaltında yatan korkulu dünyayla insanın kanını donduruyor. Kocası savaşta ölen Carmen, küçük kızı Ofelia’yla birlikte yaşam savaşı verirken; Yüzbaşı Vidal, Carmen’le evlenmeyi kabul ederek onları koruması altına alıyor. Annesinin çaresizce evlendiği bu sadist adamı, Ofelia hiç sevmiyor. Her gün üvey babasının, gözlerinin önünde öldürdüğü onca insanı görmemek için kendini peri masallarına gömüyor küçük Ofelia. Onun zihninde canlandırdığı fantastik dünya, bizim düşlediğimiz rengarenk çiçeklerle dolu, şirin peri kızlarının prenseslerle oyunlar oynadığı toz pembe dünyanın aksine; kapkaranlık ve korku dolu bir yer. Savaşın yarattığı dehşeti 11 yaşında bir kızın bilinçaltındaki etkileri üzerinden inceleyen modern başyapıt Pan’s Labyrinth hakkında mutlaka bilinmesi gereken 15 detayı derledik.

Pan’s Labyrinth Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gereken 15 Detay

Takside Unutulan Not Defterleri

Guillermo del Toro, aklındaki fikirleri hayata geçirmeden önce defterler dolusu not alması ve çizim yapmasıyla bilinen bir yönetmen. Başarılı sinemacı Pan’s Labyrinth üzerine çalışırken, bu notların bulunduğu defterleri bindiği bir taksinin arka koltuğunda unutmuş. Bu durumu fark ettiği anda, çok güçlü bağlar kurduğu bu projenin sona erdiğini dahi düşünmüş. Lakin taksi şoförü, bu notları bulduğunda, müşterisi için ne kadar önemli olduğunu fark etmiş ve onun izini sürerek defterleri del Toro’ya ulaştırmış. Del Toro bu olayın bir mucize olduğunu düşünüyor ve bu olay onu filmi bitirmesi yolunda ekstra motive etmiş.

Charles Dickens Referansı

Pan’s Labyrinth’ta Charles Dickens’ın klasik romanı David Copperfield’a yapılan bir gönderme bulunur. Ofelia, Yüzbaşı Vidal’ın evine gelmesinin ardından onunla el sıkışmaya gittiğinde kendisine “diğer el!” şekilde sertçe bir uyarıda bulunulur. Bu durumun çok benzeri David Copperfield’da da vuku bulur. Kitabın ana karakteri, yakında annesinin eşi olacak adamla tanışırken de benzer bir diyalog yaşanır. Hem bu adamın hem de Yüzbaşı Vidal’in ne denli zalim karakterler olduğunu düşündüğümüzde, bu gönderme daha da anlamlı hâle geliyor.

Hollywood’dan Gelen Tekliflerin Reddedilmesi

Guillermo del Toro, filmin İngilizce çekilmesi yönünde Hollywood’un önemli şirketlerinden gelen teklifleri, kendisine iki kat bütçe sunulmasına rağmen tekrar tekrar reddetmiştir. Bunun sebebi, yönetmenin “pazar beklentileri” sebebiyle filmin içeriğinde herhangi bir değişiklik yapmak istememesidir. Filmin İspanyolca olmasının yaratılan otantik etkide önemli bir paya sahip olduğunu düşünürsek, del Toro’nun bu teklifleri geri çevirmesinin ne denli yerinde bir karar olduğu ortaya çıkıyor.

Stephen King’in Tepkisi

Usta gerilim ve korku yazarı Stephen King, filmin bir gösterimine katılmış ve gösterimde Guillermo del Toro’nun tam yanından oturmuş. Yönetmenin ifadesine göre King, The Pale Man karakterinin Ofelia’yı kovaladığı sahnede yerinde duramamış ve heyecandan kıvranmış. Del Toro, Stephen King gibi bir ismin filmine böyle bir tepki vermesini Oscar kazanmakla eşdeğer görüyor.

Guillermo del Toro’nun Fedakârlığı

Yönetmen del Toro, bu projenin bütçe problemleri olmadan hayata geçebilmesi için kendi maaşından dahi vazgeçmiştir. Filmin son hâlini gördüğünde bu fedakârlarına değdiğinin düşünen sinemacının bu hareketi, Pan’s Labyrinth filmiyle nasıl derinlikli bir bağ kurduğunun da bariz bir işareti olarak görülebilir.

Anlatıyla Bağlantılı Görsel Tercihler

Filmin birçok noktasında, Ofelia’nın çevresinde daha yuvarlak hatlı imajlar ve sıcak renklerin olduğunu görürüz. Bunun zıttı olarak Yüzbaşı Vidal ve savaşı çağrıştıran etmenler ise daha dik ve keskin hatlara ve soğuk renklere sahiptir. Fakat anlatının gittikçe karmaşık ve kompleks hâle geldikçe bu iki zıt uç birbirine karışarak filmin görsel yapısı da daha katmanlı olacak biçimde dönüşür.

İngilizce Altyazılar

Del Toro, kariyerinin özellikle başlarında, ülkesi Meksika’da İspanyolca çektiği filmlerin İngilizce altyazılarında yapılan hatalardan ötürü bazı anlam kayıplarının olduğunu düşünüyormuş. Bu sorun, yönetmenin çevirmenlere güvenmemesine ve dolayısıyla Pan’s Labyrinth’ın İngilizce altyazılarının bizzat kendisi tarafından çevrilmesine sebep olmuş.

Filmin Orijinal Adı

Her ne kadar dünya genelinde Pan’s Labyrinth ya da Pan’ın Labirent’i olarak bilinse de, filmin orijinal dili olan İspanyolcadaki adı ise El laberinto del fauno ya da Faun’un Labirenti’dir. Faun, tıpkı Pan gibi mitolojik bir karakterdir. Yarı keçi yarı insan olan bu karakterin doğayı temsil ettiğine inanılır. Pan da keçiye benzer bir figürdür, lakin Faun’a göre çok daha vahşidir, dolayısıyla bir kızla arkadaş olması beklenmeyecek bir yapıdadır. Buna rağmen, filmin İngilizce adında Faun yerine Pan’ın kullanılmasının sebebi, İngilizce konuşulan ülkelerde Pan’ın daha çok bilinen bir figür olmasıdır. Filmde bu yaratığın adının hiçbir noktada Pan olarak geçmemesinin sebebi budur.

Doug Jones’un İspanyolca Öğrenmesi

Hellboy, Mimic, The Shape of Water gibi filmlerde del Toro ile birlikte çalışan, bu yapımlarda kostümlerle yaratılmış canavarlara hayat veren Doug Jones, Pan’s Labyrinth’te Faun ve The Pale Man isimli karakterlere hayat vermiştir. Bu roller için İspanyolca öğrenmek isteyen Jones’un bu isteği, yönetmen tarafından kabul görmese de oyuncu çekimler esnasında makyaj masasında geçirdiği uzun saatlerde İspanyolca çalışmış ve filmde bu dilde oynamıştır. Lakin del Toro, sonuçtan memnun kalmamıştır ve Jones’un oynadığı karaktere tiyatro oyuncusu Pablo Adán tarafından dublaj yapılmıştır.

The Devil’s Backbone Bağlantısı

Guillermo del Toro; Pan’s Labyrinth’ı 2001 yapımı filmi Şeytanın Belkemiği – The Devil’s Backbone’a bağlantılı olarak tasarlamıştır. İki film, yapısal benzerliklerinin yanında İspanya İç Savaşı ile alakalı olmaları sebebiyle de benzerlikler taşır. Hatta verdiği bir röportajda del Toro, Pan’s Labyrinth’te ormanda vurulduğunu gördüğümüz isimsiz askerlerin, The Devil’s Backbone’daki yetimhaneden sağ çıkmayı başaran çocuklar olduğuna dair imalarda bulunmuştur. Filmin aynı zamanda, İspanya İç Savaşı’yla ilgili bir üçlemesinin, The Devil’s Backbone’u takip eden ikinci halkası olduğu düşünülmektedir. Ama del Toro’nun kısa vadede gerçekleştireceği projeler, bu üçlemenin son filmini kapsamıyor. Pan’s Labyrinth ve The Devil’s Backbone’un 1993 yapımı, yine ürkütücü bir masal olan Cronos’la birlikte ele alınmasıyla bir üçleme oluştuğuna dair varsayımlar da bulunuyor. Del Toro’nun Pan’s Labyrinth’in öyküsünü 1993 yazmaya başladığını söylemesi, bu iddiayı güçlendiriyor.

The Pale Man’in Yansıttıkları

Filmin yönetmenliği yanında senaristliğini de yapan del Toro, filmin en akılda kalıcı figürlerinden The Pale Man’i, çarmıha gerilme eylemine yapılan bir gönderme olarak tasarladığını ve onun soluk yara izlerinin kendini tanrıya adamanın ve zerafetin yansımaları olduğunu ifade etmiştir. Aynı zamanda peri formunda perdeye yansıyan çocukları yiyen The Pale Man’in İç Savaş döneminde faşistlerden yana saf tutan kiliseyi simgelediğini de belirtmiştir del toro.

“Pneumonia”

İzlandalı usta müzisyen Björk, filmi izlediğinde çok etkilenmiştir. Sinemadan çıkar çıkmaz eve giden sanatçı, filmden aldığı ilhamla Pneumonia şarkısını yazmıştır. Şarkının “Kederin üstesinden gel kızım, dünya her zaman bunlardan yapılmış olacak” mısralarıyla başlayan sözleri, Pan’s Labyrinth’ın Björk üzerindeki etkisini görünür kılıyor.

Filmin Müziği

Filmde yaratılan masalsı atmosferde, Byzantium ve The Devil’s Backbone gibi filmlerin de müziklerini besteleyen Javier Navarrete’nin katkısı büyüktür. Filmin müziklerinin yapısını bir ninni etrafında şekillendiren besteci, böylelikle seyircinin Ofelia’nın dünyasına -ya da hayal dünyasına- girişinin önünü açmıştır. Navarrete’nin Pan’s Labyrinth için yaptığı bestelerin En İyi Film Müziği kategorisinde Oscar adaylığı kazandığını da belirtelim.

Ailelere Uyarı

Anlatının merkezinde 11 yaşında bir kızın olması, insanları yanıltmış olacak ki özellikle Meksika’da aileler küçük çocuklarını bu film için sinemaya getirmişler. Lakin sinema salonu yöneticileri filmin gösterime girmesinden bir hafta sonra, posterler üzerine filmin grafik şiddet içerdiğine dair ibareler yerleştirerek olası yanlış anlaşılmaların önüne geçmiştir.

Ivana Baquero ve İçerikte Yapılan Değiklikler

Filmin merkezindeki Ofelia karakterini canlandıran Ivana Baquero, o dönem 11 yaşındadır. Lakin senaryonun ilk hâlinde sekiz-dokuz yaşlarında olan karakteri, çok etkilendiği Ivana Baquero’nun oynamasını istemiştir del Toro. Ve bu doğrultu da filmin senaryosunu revize etmiştir.

Kaynak: IMDb, Mentel Floos

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi