xbZNkMn3PvQ


Guillermo del Toro’nun büyülü gerçekçiliğe örnek başyapıtlardan biri olarak değerlendirilen Pan’ın Labirenti filmi hakkındaki videoda filmin hikâye evreni ve yönetmenin klasik masal yapısını nasıl bozguna uğrattığı inceleniyor.

Guillermo del Toro’nun 2006 yapımı filmi Pan’ın Labirenti’nin hikâyesi, Ofelia’nın dünyasını merkezine alıyor. Ofelia, İspanya’nın tarihindeki Falanjist rejimden kurmaca komutan Vidal’in üvey kızı. Annesi Vidal’in çocuğuna hamileyken Ofelia, annesi ve Vidal tarafından kendi dünyasına terk ediliyor. Ofelia’nın kaçtığı dünya masalsı olduğu kadar karanlık bir yeraltı dünyası. Bu dünyadaki canavar görünüşlü canlılar Ofelia’ya yeraltı dünyasının kayıp prensesi olduğunu söylüyorlar. Yeryüzündeki faşist dünyada bir yeri olmayan, annesi tarafından bile ikinci plana atılan Ofelia, kendi karanlık masal dünyasının kayıp prensesi. Ofelia’nın böyle bir distopik yeraltı dünyasına kaçması, yer üstündeki totaliter dünyayı temsil eden üvey babası Vidal’e bir isyan niteliği taşıyor. Bütün totaliter rejimler, kendi anlatısını toplumuna dayatmaya çalışır. Ofelia kendine yeni bir anlatı kurarak, içinde yaşamak zorunda bırakıldığı baskıcı dünyanın anlatısını kabul etmiyor. Filmin hikâyesi, masal dünyası ve gerçek dünya arasındaki keskin fark üzerine kurulmuş. Bu analizin aktarıldığı Pan’s Labyrinth: Disobedient Fairy Tale isimli YouTube videosunda, filmin anlatı ve anlatım unsurları detaylıca incelenmiş.

Pan’ın Labirenti: İsyankâr Bir Masal

Pan’ın Labirenti’ndeki dünyanın klasik masal anlatısından farkını anlamak için, masal anlatısını tekelleştiren Disney’in hikâyelerini analiz etmek gerekiyor. Masalların yeniden üretimine en çok katkı sağlayan, masallar üzerine en otorite sahibi kaynak olan Disney, Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel, Külkedisi gibi halk hikâyelerini filme uyarlayıp bu uyarlamalarını haklarını satın alarak masallar üzerindeki otoritesini kurdu. Disney bu masalları, Charles Perrault ve Grimm Kardeşlerin popülerleştirdiği orijinal hikayelere sadık kalarak filme uyarladı. Disney filmleri hep bir masal kitabının açılması görüntüsüyle  başlar, bu da orijinal hikâyeye sadık kalındığını işaret eder. Prensin her zaman yardıma muhtaç prensesi kurtarmaya gittiği, modası geçmiş, muhafazakâr ve ataerkil hikâyeleri değiştirmeyerek Disney bu toplumsal normları korumakla kalmadı, bu normların yeniden üretiminde aktif bir rol oynadı. Tek tip bir yapıya oturan filmleriyle peri masallarını tekelleştiren Disney, aynı zamanda peri masalının ne olup ne olmadığını da tanımlar bir konuma geldi. Pan’ın Labirenti’nde Guillermo del Toro, masal kavramına vurgu yaparak etkili bir tezatlıktan besleniyor. Film, bu klasik masallara sıkça gönderme yapıyor. Ofelia’yı kalın kapaklı büyük hikâye kitapları okurken görüyoruz, tıpkı masallardaki prensesler gibi kısa topuklu parlak kırmızı ayakkabıları var. Fakat Ofelia’nın dünyası, renkli ve sevecen masallardan son derece farklı.

Ofelia’nın annesi sebebiyle dahil olmak zorunda kaldığı acımasız dünyada Ofelia önemsiz, bu dünyada kendine bir yer bulamıyor. Ofelia, önemsiz olduğu bu dünyadan, “kayıp prenses” olduğu karanlık bir masal dünyasına kaçıyor, fakat bu masal dünyası kitaplardaki masallara benzemiyor. Bu dünyanın canlıları, masallardaki gibi canayakın periler değil, bunlar daha çok Francisco Goya’nin Çocuklarını Yiyen Satürn tablosundaki Satürn’e, Noel mevsiminde yaramaz çocukları cezalandıran mitolojik karakter Krampus’a, çocuklarının kendi yerine geçmesini engellemek için çocuklarını yiyen Yunan mitolojisinden Kronos’a benziyorlar.  Yeraltı dünyası her ne kadar Ofelia’nın, Vidal’ın dünyasından kaçışı da olsa, Vidal’ın dünyasından bambaşka değil; aksine o dünyanın bir yansıması. Yeraltı dünyasındaki uzun masa ve masanın üstündeki şölen sofrası Vidal’ın diğer askerlerle oturup yemek yediği sofranın bir tezahürü. Masanın yanındaki sütuna yaslanmış duran ayakkabı yığını, bir başka faşist rejime, Nazilerin toplama kampına yapılan bir gönderme.

Ofelia’nın yeraltı dünyası, filmde net bir şekilde gerçek veya gerçek dışı olarak gösterilmiyor, aksine bu çizgi belirsiz kalıyor. Filmin sonunda Ofelia Vidal’ın suyuna yüksek miktarda uyku ilacı katıyor ve yeni doğan küçük kardeşini alıp Pan’ın labirentine doğru ormana giriyor. Vidal ilacın etkisinde, Ofelia’nın peşinden gidiyor. Ofelia Pan ile konuşurken Vidal’ın gözünden baktığımız planda Pan’ı değil, kardeşini kucaklamış duran Ofelia’yı görüyoruz. Vidal ilacın etkisinde olduğu için mi Pan’ı göremiyor, yoksa Pan’ı yalnızca Ofelia mı görebiliyor? Yer üstündeki dünyanın yer altındaki dünyadan daha gerçek olması için hiçbir sebep yok.

Bütün masallar, ‘son’ kelimesiyle kesin bir sona bağlanır. Pan’ın Labirenti ise bunun aksine, karakterlere bazı başlangıçlar sunuyor. Ofelia’nın filmdeki sonunun onun yeraltı dünyasındaki hayatının başlangıcı olduğunu, yer üstündeki hikâyeninse döngüsel olduğunu görüyoruz.  Film böylelikle klasik hikâye kalıplarının göstergesi olan keskin bir sondan kurtululp, başın ve sonun birbirini takip ettiği bir anlatıma kavuşuyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi