Advertisement

2017 yılında ilk sezonu yayınlanan ve kimileri tarafından ivedilikle “Yeni Breaking Bad” ilan edilen Ozark, üçüncü sezonuyla Netflix’e teşrif etti.

1900’lü yılların başında edebiyat dünyasında başlayan, William Faulkner, Carson McCullers gibi yazarların da temsilcisi olduğu Amerikan Güneyli Gotiği akımına dâhil edebileceğimiz bir anlatının uzantısı aslen Ozark. Sıklıkla orta batı ve güney eyaletlerinin sınırında dolanan, karakterlerin kâbusvari, dehşetli gizemlerle sınandığı, bunda coğrafyanın da etkili olduğu bir tarz bu. Yaratıcı kadrosunda Hesaplaşma – The Accountant (2016) filmine imza atan Mark Williams ve Bill Dubuque’ün yer aldığı, başrollerinde (ve zaman zaman yönetmen koltuğunda) Jason Bateman ile Laura Linney’nin yer aldığı Ozark, ilk sezonda Chicagolu mali müşavir Marty Byrde’ün hikâyesine odaklanıyor, sıradan bir hayatı, sıradan bir ailesi olan Marty’nin aslında uyuşturucu kartelinin parasını aklayan bir paravan olduğunu öğrenmemizle birlikte ilk çengeli atıyordu izleyicisine. Ardından Marty’nin ortağının kartel tarafından öldürüldüğü, Marty ve ailesinin hayatınınsa ABD’nin güney eyaletlerinin sınırında bulunan, daha çok ABD taşrası olarak görülen Ozark adlı bir bölgeye gidip burada beş yılda 500 milyon dolar aklamanın bir yolunu bulmak suretiyle bağışlandığı bir aksa giriyorduk.

Dizi birinci sezonunda Marty, eşi Wendy, çocukları Charlotte ve Jonah’ın, Missouri ve Tennessee’ye sınırı bulunan, göller bölgesinde yer alan Ozark’ta hiç de hoş karşılanmadıkları yerleşim sürecini anlatıyordu. Marty burada yılda 100 milyon dolara varan kara parayı nasıl aklayacağının yollarını ararken, Snell Ailesi gibi sert bir kayaya çarpıyor, uyuşturucu imal eden bu ailenin psikopat liderleri Darlene ve Jacob’la çatışıyor, yerel bir adi suç şebekesi gibi çalışan Langmore Ailesi’yle, bilhassa bu ailenin en parlak üyesi Ruth’la yakınlaşıyor, bölgenin politik ve dini dokusuna uyum sağlamaya çalışıyordu.

İlk sezonu Ozark’a yerleşme ve irili ufaklı yatırımlarla kartelin güvenini kazanmakla geçiren Byrde Ailesi, ikinci sezonda Langmorelar ve Sneller’le birlikte karteli kızdırmadan ilerlemenin yollarını ararken, FBI’a karşı ciddi bir yakalanmama mücadelesi veriyor, kanlı hesaplaşmalar sonucunda yakayı ucuz kurtarıyordu. Hikâyenin tadını kaçırmadan özetlersek Ozark’ın ilk iki sezonu aileyi bu redneck diyarında yerleşik kılmak ve en nihayetinde bir kumarhanenin işletmesini ele geçirecek kadar politik ve maddi anlamda kudretli hâle getirmekle meşguldü. Marty’nin, daha en baştan kendisini aldattığını öğrendiği (ve neredeyse öldürtmeye çalıştığı) eşi Wendy’le, çocuklarıyla olan çalkantılı ilişkisini de, bir nevi işlevsiz kalan aile draması kıvamında anlatmayı başaran, yer yer zorlama, yer yer şok ediciliği ikna ediciliğe tercih eden bir kurgu söz konusuydu yine ilk iki sezonu baz aldığımızda. Ancak Ozark, ilk iki sezonunda Byrde Ailesi’nin birbiriyle olan ilişkisini yeteri kadar sömürmüş, tüketmiş bir görünümdeydi. Ayrıca Ruth başta olmak üzere Langmore Ailesi’nin de iç dinamikleri, aile içi cinayetlerle epey tükenmişti. Bu bağlamda üçüncü sezonun hikâyeyi de, karakterler arası ilişkileri de derinleştiren, ana aksı görece daha çıkışsız bir noktaya ulaştıran bir sezon olması bekleniyordu. Ayrıca bugüne dek gerekli anlarda tanrısal müdahale işlevi gören kartele dair daha çok şey öğrenmeyi de umuyorduk.

Ozark 3. Sezon: Modernin Altında Yatan Dehşete Dair

Dizinin üçüncü sezonu kartel savaşları dâhilinde gerçekleşen son derece sert bir katliam sahnesiyle açılıyor. Güney eyaletlerinin sınırındaki Ozark’ta Byrde Ailesi’nin işleri yolunda gidiyor gibi görünse de, anlıyoruz ki ABD sınırının diğer tarafında karteller arası şiddetli bir savaş söz konusu. Bu savaşın ABD içine sirayet etmesi de, Marty ile Wendy’nin patronu, kartelin lideri Navarro’nun uç noktada kararlar alması da mümkün. Navarro’nun elçisi konumundaki avukat Helen da bu sezon daha sık gördüğümüz, daha çok hayatımızda yeri olan bir karakter olarak dikkat çekiyor. Çünkü Helen da Ozark’ta yaşamaya başlıyor, hem de her şeyden bihaber kızı Erin’le beraber (ki Erin’in hiçbir şey öğrenmemesi Helen için çok önemli ve bu da bir başka gerilim unsuruna dönüşüyor). Üçüncü sezonu hareketlendiren yeni karakterlerden ve Ozark’ın yeni simalarından biri de Wendy’nin kardeşi Ben oluyor. Bipolar bir karakter olarak ne yapacağı öngörülemeyen Ben de, yine Marty ve Wendy’nin yaptıkları işi gizlemek zorunda kaldıkları (en nihayet bunda muvaffak olamadıkları) bir karakter olarak ortalığı bir hayli karıştırıyor. Ayrıca Ben, Byrde Ailesi için kendi ailesinin karşısına alan, bilhassa Marty için kurşun atıp kurşun yiyecek kadar sadık bir üçüncü evlada dönüşen Ruth’la da (hafif zorlama olmakla birlikte) bir aşka da yelken açıyor ki, bu da yine işleri karıştıran bir başka unsur oluyor.

Ancak sezona damgasını vuran temelde iki şey oluyor: Birincisi, kartel savaşları nedeniyle köşeye sıkışan büyük patron Navarro’nun yaşamak için kime tutunacağı sorusunun cevabı. İkincisi, Wendy’nin bir karakter olarak neredeyse tüm sezonun akışını değiştirmesi.

İkincisinden devam edersek Wendy, Marty’nin başını öne eğip para aklamayı sürdürdüğü müddetçe kendilerinin güvende olacağına inanmasından memnun değil. Daha da büyük işlere kalkışmak, kartelin patronu Navarro’yu kendilerine daha da muhtaç hâle getirmek için legal işletmeler kurmayı, politik alana adım atmayı, belki de Ozark öncesi hayatında hep geri planda kaldığı politik arenaya gerçek bir politikacı olarak dönmek suretiyle toplumda saygı görmeyi, dokunulmazlık kazanmayı umuyor. Marty ve Wendy’nin zaten hiçbir zaman iyi gitmeyen evliliği bu nedenle yine bir çıkmaza, yine bir çatışmaya dönüşüyor. Kumarhanede de işler yolunda gitmiyor. Çünkü Maya adlı yeni bir FBI ajanı Byrde Ailesi’ne ait kumarhaneye ve onların bölgedeki aksiyonlarına takıntılı biçimde, akıllıca hamlelerle saldırıyor. Bir yandan kartel savaşı, bir yandan Kansas City mafyasıyla başını belaya sokan Ruth, beri yanda yeniden güçlenmeye çalışan deli cesaretinin simgesi Darlene Snell… Marty ve Ailesi sezon boyunca bir hayli sıkışıyor.

Bu sezon, Ruth’un da iki sınavı oluyor. Birisi Ben’le yaşadığı aşk, diğeriyse babasını öldürdüğünü öğrenen Wyatt Langmore’la olan dargınlığı. Wyatt, herkesten uzaklaşıp en nihayetinde hapse düştükten sonra Darlene Snell tarafından kurtarılıyor ve sezonun sürpriz aşklarından biri, 20’li yaşlarındaki Wyatt’la, 60’lı yaşlarındaki Darlene arasında gelişiyor. Şüphe yok ki Darlene, Wyatt’ı hem Ruth’u yanına çekmek, hem de bu vesileyle Byrde Ailesi’ne zarar vermek için kullanıyor. Ruth bir yandan bipolar aşığı Ben’in, Wendy’nin ve Marty’nin yaptığı işleri öğrendikten sonra verdiği devcileyin tepkiyle baş etmeye çalışırken bir yandan da ailesinden kalan yadigar kıvamındaki Wyatt’ı kaybetmemeye çalışıyor ki bu da yine karakterler arası türlü yarılmalara sebebiyet veriyor.

Ozark 3. sezonunda karakterlerini daha da derin bir çukura batırmanın yolunu, Wendy’nin birden ortaya çıkan bipolar kardeşi gibi zorlama dış etkenlerle de olsa buluyor. Ancak ilk sezonda ortaya attığı bazı soruları da unutmuş görünüyor. Örneğin Marty’nin hayatta kalabilmek için beş yıl süreyle aklaması gereken meblağ 500 milyon dolardı. Bu rakama ne oldu? FBI’ın gözünün önünde bunu aklamak nasıl mümkün kılındı gibi başlangıçta ortaya atılan sorular ve karakter motivasyonları, Ozark’taki varoluş mücadelesi içinde eriyip gitmiş gibi görünüyor. Buna rağmen dizi, kartlarını bu sezon Wendy’nin üzerine oynamak suretiyle önemli bir viraj alıyor. Wendy’nin kişisel hırsıyla bu işte daha derine inmek, kartelin en zirvesine oynamak gibi eylemlerinin sonucunda müthiş bir kayıpla sınanması, Ozark’ı bu sezon seyirlik kılan unsurların başında geliyor. Kaldı ki bu sezon Laura Linney de bir başka oynuyor Wendy’i ve muhtemelen yılın en muazzam performanslarından birine imza atıyor. Dizinin hiçbir anında karakterinden kopmayan, karaktere dair her detayı daha da keskin biçimde izleyiciye hissettiren muazzam bir performans bu. Benzer şeyleri Jason Bateman için, yer yer overacting’e kaçsa da yine de kendisinden gözlerimizi alamadığımız Julia Garner ve Helen rolündeki buz gibi oyunuyla her daim ürkütücü olmayı başaran Janet McTeer için de söyleyebiliriz, onlar da performansı hiç düşmeyen isimler. Bu sezon hayatımıza giren Ben karakterinde Tom Pelphrey’in performansıysa ödül sezonunda karşımıza çıkacak cinsten, güçlü bir performans yine. Ben, dizinin akıllardan çıkmayacak birçok anının müsebbibi.

Ozark, karakterlerin korkunç kararlar almak, karakterlerin canları ve malları pahasına insani olan her şey uzaklaştığı, karanlık, kabus gibi bir modern güneyli gotik hikâyesi sunuyor Missouri ve Tennessee eyaletlerinin sınırında… Dizi, paranın, gücün satın aldığı şatafatlı dünyanın modern görünümünün altını kazıyınca ortaya çıkan dehşeti izleyicisine sunmaktaki başarısını sürdürüyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information