J. R. R. Tolkien’in Orta Dünya’sı pek çok bakımdan kusursuzdur. Onun yarattığı alegorik dünya, içine titizce yerleştirilmiş ögelerle birlikte Orta Dünya’yı eşsiz yapmak için yeterlidir. Fakat Tolkien’in dünyasını diğer fantazi dünyalardan ayıran en temel fark bu değildir bana kalırsa.

Tolkien, en sığ mânâda ‘macera romanı’ olarak niteleyebileceğimiz The Lord of the Rings ve The Hobbit’te -daha sonra Silmarillion ve diğer kitaplarda da elbette ki- yarattığı dünyaya bir kimlik kazandırır, oradaki ahaliye dil ve dolayısıyla kültür verir. Yazarın hâlihazırda dil bilgisi profesörü de olmasının da etkisiyle her halk için bir dil çıkar ortaya, hatta Elfler için birden de fazla. Tolkien, bununla da yetinmez kitapların her yerini söz oyunları, bilmeceler, şarkılar ve ağıtlarla doldurur. Dolayısıyla şarkı Orta Dünya’nın doğal bir elementi olagelmiştir.

Tolkien’in kitaplarını daha küçük yaşlardayken yalayıp yutan Peter Jackson, muhtemelen bunun da bilincinde olarak The Lord of the Rings üçlemesinin yalnızca göze de değil kulağa da hitap etmesini ister. İşte burada da devreye usta besteci Howard Shore giriyor. Filmin görsel diline uygun şekilde tamamen özgün onlarca beste çıkaran Shore, şarkılar ve sahneleri adeta birbiri içine kazır. The Bridge of Khazad Dum’u dinlerken akla incecik bir köprü boyunca koşan Yüzük Kardeşliği’nin görüntüsü gelmesi işte bundandır.

Sözü fazla uzatmadan sizi Orta Dünya’nın kollarına bırakalım. İyi pazarlar.

Orta Dünya’dan Şarkılar


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi