Ruhunu şeytana satan ya da şeytanla pazarlığa oturan insan temasını içeren birçok edebi eserin yanında Johann Wolfgang von Goethe’nin yazımı bir ömür süren Faust, hem edebiyatta hem de sinemada tekrar tekrar uyarlanan bir dünya klasiği. Goethe’den de önce birçok edebiyatçının konu edindiği bu temayla yaratılan anlatılardan en yaratıcı biçimde esinlenerek eseri sinematografinin olanaklarıyla şekillendiren ve orijinal metne farklı açılardan yaklaşan 7 Faust uyarlamasını sizin için derledik.

Orijinal Metne Farklı Açılardan Yaklaşan 7 Faust Uyarlaması

Der Student von Prag (1913)

Sinema tarihinin ilk korku filmleri arasında sayılabilecek, Paul Wegener ve Stellan Rye’ın birlikte yönettiği Der Student von Prag’ın anlatısında göze çarpan Faust etkisinin yanında, Edgar Allen Poe’nun William Wilson isimli kısa öyküsünden de izler taşır. Anlatının merkezinde Balduin isimli genç ve yetenekli bir kılıç ustası vardır. Fakat bu karakter, maddi zorluklar sebebiyle hayatına devam etmekte zorlanmaktadır. Tam da bu sırada gönlünü zengin bir kadına kaptıran Balduin, mevcut durumla nasıl baş edeceğini düşünürken, yaşlı bir adamla tanışır ve adam ruhunu ona vermesi karşılığında genç adamı zenginleştirmeyi teklif eder. İlkin işler Balduin için yolunda gitmesine rağmen, bu durum uzun sürmeyecektir. Seyirciyle buluşmasının sonrasında birçok kez yeniden sinemaya aktarılan Der Student von Prag, korku türü ve bağımsız sinemanın gelişimi açısından önemli bir adım olmasının yanında sinemadaki Faust uyarlamalarının ilk örneklerindendir. Ayrıca filmin başrolünde izlediğimiz ve yönetmenlerinden olan Paul Wegener, sonraki yıllarda Alman Dışavurumculuğu’nun en önemli yönetmenlerinden biri olmuştur.

Faust: Eine deutsche Volkssage (1926)

1926 tarihli Faust, Alman Dışavurumculuğu’nun en önemli yönetmenlerinden F.W. Murnau’nun kariyerini sürdürmek üzere Amerika’ya gitmeden önce ülkesi Almanya’da çektiği son film olma özelliğini taşır. Ruhunu şeytana satan bir profesörün hikâyesini anlatan bu klasik anlatıyı beyazperdeye yansıtma konusuna son derece başarılı bir iş ortaya koyan Murnau’nun filminin asıl öne çıkan yönü teknik ustalığıdır. Film, çarpıcı görüntü yönetimi, muazzam sanat tasarımı ve özel efektlerin etkisiyle zamanının çok ötesinde bir görsellik yakalar. Özellikle şeytanın dünyaya hâkim olmak adına yaydığı veba salgınını görselleştirmekte nefes kesici bir ustalık sergiler Faust. Genel itibarıyla bir insanın içsel çelişkisini ele alırken, tasarlanan benzersiz dış dünya Murnau’nun teknik maharetlerini sonuna kadar sergiler. Bu bağlamda -çekildiği dönem de göz önüne alınarak düşünüldüğünde- Faust: Eine deutsche Volkssage, Goethe’nin metninin teknik anlamda en dikkat çekici uyarlamalarından biridir.

The Devil and Daniel Webster (1941)

Murnau’nun uyarlamasının oyuncu kadrosunda yer alan William Dieterle’nin yönettiği The Devil and Daniel Webster, Avrupa çıkışlı filmlerde izlemeye alıştığımız Faust anlatısını Amerika kırsalına taşır. Stephen Vincent Benet’in filmle aynı adı taşıyan kısa öyküsünden uyarlanan yapımın merkezinde ekonomik anlamda zor günler geçiren bir çiftçi yer alıyor. Bu çiftçi, ticari başarı kazanmak üzere şeytanla anlaşma yapar; bu anlaşma uyarınca yedi yıllık başarının ardından ruhunu şeytanın vücut bulmuş hâli olan Mr. Stratch’e verecektik. Avrupa kökenli bir anlatıyı dönemin Avrupa sinemasının biçimsel özellikleriyle Amerika’ya taşıyan The Devil and Daniel Webster, teknik anlamda da oldukça dikkat çekici bir noktada duruyor. Ayrıca Mr. Stracth’e hayat veren Walter Huston’ın tedirgin edici performansı ve efsanevi besteci Bernard Herrmann’ın Oscar ödüllü müziklerinin de filme seviye atlattığını söyleyebiliriz. 

La beauté du diable (1950)

Fransız sinemasının en önemli yönetmenlerinden René Clair’in imzasını taşıyan La beauté du diable’ın başrollerini çok önemli iki oyuncu Michel Simon ve Gérard Philipe paylaşıyor. Bu yapımda Faust yaşlanmış bir simyager olarak karşımıza çıkarken, Mefistopheles ise genç ve çekici bir dış görünüşle yer alıyor. Philipe’in canlandırdığı şeytan, yaşlı adamla vücutlarını takas ettiğinde, Simon’un canlandırdığı karakter hayatında ciddi bir dalgalanma oluyor bekleneceği üzere. Bu bağlamda Clair’ın Faust yorumunun, orijinal metinde olduğu gibi açgözlülük odaklı bir anlatıdan ziyade, zamanını bilime adarken, hayatın kendisini, gündelik hayatın dinamiklerini göz ardı etmiş bir karakterin yaşadığı dönüşüme odaklandığı söylenebilir. II. Dünya Savaşı’nın hemen ardından çekilen filmin, faşizmin gölgesinde şekillenen Avrupa toplumunun mevcut durumuna dair güçlü bir alt metne sahip olduğunu da söyleyelim.

Bedazzled (1967)

Singin’ in the Rain, On the Town gibi efsanevi müzikallerin yönetmeni Stanley Donen’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Bedazzled, iki efsanevi İngiliz komedyen Peter Cook ve Dudley Moore’un başrollerinde yer aldığı bir Faust uyarlaması. Stanley Moon (Dudley Moore) bir lokantada çalışan hızlı sipariş aşçısıdır ve Margaret adlı garsona sırılsıklam aşıktır. Margaret’la bir şekilde ilişki yaşamak için her yolu deneyen Moon, en sonunda intihar edecek raddeye gelince, George Spiggott (Peter Cook) nam-ı diğer şeytan olarak film evrenine teşrif eder ve ruhunu kendisine satması karşılığında ona yedi dilek hakkın vereceğini söyler. Ancak Stanley’nin yalnızca tek bir dileği vardır; o da Margaret’le birlikte olmak. Filmin senaryosunun büyük bir kısmı Cook ve Moore’un doğaçlamalarıyla şekillendi ve büyük oranda dolaylı bir mizah kurgusuyla bir İngiliz komedisi anlatısı ortaya çıktı.

Faust (1994)

Daha çok yaratıcı kısa filmlerinden tanıdığımız multidisipliner sanatçı ve eşsiz yönetmen Jan Švankmajer’in animasyon ve stopmotion teknikleriyle de desteklediği yaratıcı anlatımı ile Faust filmi, sinema tarihindeki en özgün Faust efsanesi uyarlamalarından biri olarak görülebilir. Faust efsanesinin birkaç versiyonundan esinlenilerek yaratılmış filmin klasik anlatı çerçevesinin dışında seyreden hikâyesinde Faust oynatılan bir tiyatroya gitmek üzere harita bulan bir adamın yolculuğu gerçeküstü bi evren yaratılarak seyirciye aktarılıyor. Çekimlerin Prag’da gerçekleştiği ancak filmin genelinde gerçek bir mekân hissinden çok, adeta bir rüyada geçen bir masal hissi yaşatan bir anlatım mevcut. Her ne kadar uyarlama örnekleri arasında, Faust efsanesine en az bağlı kalan hikâye tasarımını içerse de, film Svankmajer’in sinemasına aşina olanlar için heyecan verici bir tonda ilerlerken daha önce yönetmenin sinemasıyla karşılaşmayanlar için şoke edici ve merak uyandırıcı bir moda sahip.

Faust (2011)

68. Venedik Uluslararası Film Festivali’nden Altın Aslan Ödülü alan film en ciddi Faust uyarlamaları arasında yer alıyor. Rus Hazine Sandığı – Russkiy Kovcheg, Güneş – Solntse, Ana ve Oğul – Mat i Syn gibi güçlü yapımlarıyla Rusya’nın en önemli yönetmenleri arasında yer alan Aleksandr Sokurov’un yönettiği bu yapım, “Güçlü Adamlar” isimli bir dörtlemenin son halkası olarak tasarlanmış. İlk üç film Molokh (Hitler), Taurus (Lenin) ve Solntse’den (Hirohito) sonra gelen Faust, aslında içeriğindeki bazı unsurlarla Stanley Donen’ın Faust uyarlaması Bedezzled’a da göndermeler yapıyor. Goethe’nin metnine de sadık kalmaya gayret gösteren uyarlamalar arasında yer alan Sokurov’un Faust’u yer yer kanusu andıran fantastik bir seyirde ilerliyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi