15 Şubat 2019 akşamı, herhangi bir cuma akşamından farksız bir şekilde devam ederken, Netflix Türkiye’nin sosyal medya hesaplarından yaptığı bir paylaşım hem sosyal medyaya hem de ülkemizin sinema gündemine -en klişe tabirle- bomba gibi düştü. Vizyondaki ilk haftasında 2,5 milyondan fazla seyirci tarafından izlenmiş, ülkedeki sinema salonlarının yarısına yakınında gösterilen ve Yılmaz Erdoğan’ın en yüksek gişe getirisine ulaşması beklenen filmi Organize İşler Sazan Sarmalı, nasıl olmuştu da hâlâ sinema salonlarında gösterimi sürerken bir online yayın platfromunda da yayınlanmıştı? Bunun cevaplarına geçmeden önce, son birkaç ayda sinema sektöründe yaşanan tartışmaları kısaca hatırlamakta fayda var.

Hatırlanacağı üzere Türkiye’deki sinema salonlarının çok büyük bir bölümünü elinde bulundurması yetmiyormuş gibi kendi filmlerini üreten ve dolayısıyla sektörde bir tekele dönüşmüş olan CGV Mars Entertainment Group ile Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve Yılmaz Erdoğan gibi gişe canavarı filmlerin yaratıcıları arasında kapalı kapılar ardında süregelen sürtüşme kamuoyu önüne taşınmıştı. Mars Group’un sinema biletleri üzerinde düzenledikleri kampanyalarla kendi kârlılıklarını artırırken, bu kampanyalar sebebiyle gelirlerinin düştüğünü ifade eden yapımcılar bir boykota giderek filmlerini Mars Group’a ait salonlarda vizyona sokmama kararı almışlardı. Bu durum da Cem Yılmaz imzalı Karakomik Filmler ve Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği Organize İşler Sazan Sarmalı gibi yapımların vizyon tarihlerinin ertelenmesine sebep olmuştu. Sonrasında devlet bu konuda devreye girdi ve ilgili kanunda yapılan değişiklikle bu tartışma film yapımcılarının lehine sonuçlandı. Ve bu karar söz konusu kanunda sansüre ve filmlerin derecelendirilmesine dair feci maddeler içermesine rağmen, bu “önemli” sinema insanları tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı; iş başkanlık sistemini övmeye kadar vardı.

Bu tartışma esnasında Mars Group’un elini güçlendiren konu, sektördeki tekel konumundan ileri geliyordu elbet. Kendi faaliyetlerinden geri adım atmayacaklarını söyleyen şirketin yetkilileri, içinde bulundukları güç zehirlenmesinin de etkisiyle olacak, kendi Cem Yılmazlarını dahi çıkarabileceklerini açık açık ilan ettiler. Bu esnada kapalı kapılar ardında konuşulanlar arasında şu iddia dikkat çekiciydi: Netflix çok yüksek gişe potansiyeline sahip bu filmlerin yayın haklarını almak için yapımcılarla temasa geçmişti ve yapımcılar, taraflar arasındaki pazarlıklarda bu kozu oynasalar da Mars Group bu durumu pek ciddiye almamıştı. İlgili yasanın çıkmasının ardından bu tartışmalar rafa kalktı, Organize İşler Sazan Sarmalı da bir ay gecikmeyle de olsa vizyona girdi.

Organize İşler Sazan Sarmalı’nın Netflix’te Yayınlanması Bir Devrim mi?

Dün akşamki gelişme, yani filmin hâlâ çok fazla sayıda salonda vizyondayken Netflix’te yayınlanmış olması ne ifade ediyor? Söylemekte sakınca yok, bu Organize İşler Sazan Sarmalı filminin yapım şirketi olan BKM’nin bir ticari zaferi. Zira on beş günde 40 milyon TL gibi görkemli bir gişe başarısı yakalamış olan filmin, bir de Netflix’e -cüzi olmadığını tahmin etmek için alim olmaya gerek olmayan- yüksek bir meblağ karşılığı satıldığını düşünürsek, BKM’nin kendi kazancını garanti altına almış olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Fakat burada önemli olan nokta şu ki, Habertürk’ten Mehmet Çalışkan’ın haberine göre film; Netflix’e vizyon tarihinden önce, hatta ilgili yasa değişikliği yapılmadan önce satılmış. Yani atı alan Üsküdar’ı çok önceden geçmiş aslında. Dolayısıyla filmin gişeden elde ettiği kazanç, pastanın üzerinde krema tadında şu an.

Bu gelişmenin Türkiye sinema sektöründe bir devrim olduğu gibi görkemli iddiaları ortaya atmak için ise henüz biraz erken. Zira durumun, BKM’nin film üzerinde elde ettiği getiriyi artırması dışında herhangi bir sonuç yok önümüzde. Filmin bu hafta sonu gişe performasının nasıl olacağını, sosyal medyadaki “O zaman evde Netflix’ten izlerim” türevi tepkilerin nasıl bir sonuç doğuracağını gördükten sonra bu durum üzerinden yorum yapmak daha doğru olur. Ama BKM ticari anlamda, ki filmin Yılmaz Erdoğan’ın sanatsal kaygıları en geri planda tuttuğu filmi olduğunu da düşünürsek -en azından ortaya çıkan sonuç bunu düşündürüyor- başarıya imza attığı aşikâr.

Konunun kaybedeni ise Mars Group olacak gibi görünüyor. Bunu doğrudan gişe gelirinin düşeceğini varsayarak söylemiyorum. Tekel konumlarından güç alıp sinema sektörüne yön vermeye girişmenin, hele ki içinde bulunduğumuz dijital çağda, yön vermeye çalışmanın ne kadar köhne bir düşünce yapısının sonucu olduğu ortaya çıkmış oldu. İnsanları alternatifsizliğe hapseden bu yapı, elindeki en değerli ürünü, içinde birçok alternatif barındıran Netflix’e doğrudan kaptırmadı belki ama, bu ürünü onunla paylaşmak zorunda kalacağı aşikâr. Bu da sinemaya gitme ve film izleme pratiklerinin her geçen gün değiştiği bir çağın sonucu ve şirketin hâlihazırda yaşanan gelişmelerden habersizmiş gibi bir politika gütmesi açıkçası biraz gülünç.

Tam da bu noktada Türkiye sinema sektörünün durumuna dair tartışmayı tekrar açmakta fayda var; daha doğrusu kurumsallaşmış sektör olmayışını. Bağımsız filmler yapmaya çalışan sinemacılar senelerdir Mars Group’un tekelleşmesinden şikayet ederken, bu şikayetleri görmezden gelen “büyük” yapımcılar işin ucu kendilerine dokunduğunda sektörle birlikte olmak yerine, soluğu Saray’da almayı tercih ettiler. Bu da bu yapımcıların gayesinin sinema değil, daha çok ve biraz daha çok kazanç olduğunu bariz bir şekilde ortaya koyuyor. Şayet, kişisel çıkar peşinde koşan girişimler yerine, tüm oyuncularıyla tek vücut olabilecek bir sektörden bahsedebilseydik, Mars Group’un kendi Cem Yılmazlarını çıkarması yerine, sektörün kendi Cinemaximum’unu kurabilme ihtimalinden söz edebilirdik. İşte bu gerçek bir devrim anlamına gelirdi.

Tüm bu tartışmaların kazananlarından bir diğeri ise Netflix olmuş gibi görünüyor. Bir süredir Türkiye yapımı orijinal dizilere ciddi yatırımlar yapan şirket, Orta Doğu pazarına açılırken Türkiye’yi amiral gemisi olarak kullanmak istiyor gibi görünüyor. Türkiye çıkışlı dizilerin bu pazarda ne kadar başarılı olduğunu göz önüne alırsak, bunu gayet anlaşılır bir strateji olarak değerlendirebiliriz. İşin sinema ayağına ise Organize İşler Sazan Sarmalı gibi büyük, iddialı bir yapımla el atmak hiç de fena bir fikir değil gibi. Zira Mars Group güç zehirlenmesinin etkileriyle faaliyetlerini sürdürürken, Organize İşler Sazan Sarmalı Netflix aracılığıyla şu an 190’dan fazla ülkede yayında.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information