Doğum günü partisi, yılbaşı partisi, bekarlığa veda partisi, mezuniyet partisi ve daha bir sürü parti “türü”… Partileri seviyoruz, konu bir şeyi kutlamak adına parti yapmaksa nedenini bulmak kolay. Bulamadık mı, sorun değil. O durumda da sadece eğlenmek adına parti yapabiliriz. Zaten insanlığın gelişimine baktığımızda da, parti konseptinin neden bu kadar sevildiğini görebilmek zor değil. Tarihin ilk günlerinde dahi insanlar mevsim değişimini, yeni birinin doğumunu ya da birçok farklı olguyu kutlamak adına bir araya gelip türlü ritüeller gerçekleştirmiyorlar mıydı? Bu ritüelleri, günümüzdeki parti konseptinin ilkel bir formu olarak değerlendirmek çok mu zorlama bir çıkarım olur? Pek öyle değil gibi…

Parti olgusu, insanların çeşitli olayları kutlamak, bir şeyi bahane edip birlikte zaman geçirmek adına ya da sadece eğlenmek için sıklıkla başvurduklarını bir yöntem olmuş durumda. Hâl böyle iken, farklı duygu durumlarını kapsaması, birbirinden ilginç durumlar, eğlenceli hikâyeler ya da unutulmayacak anılar doğurması olasılığı sebebiyle partiler, birçok anlatının merkezinde yer alıyor uzunca bir süredir. Daha ilkel görünümlü ritüelleri bir kenara koyarsak, yazılmış birçok metinde partilere rastlamak tam da bu sebeple oldukça olası. Bu bağlamda F. Scott Fitzgerald’ın günümüzden yaklaşık 100 yıl önce, 1925’te yayınlanan romanı Muhteşem Gatsby’de karşımıza çıkan epik parti anları artık çok da sürpriz değil. Sinemanın da bu durumdan uzak kalması mümkün değildi elbet.

Olur Olmadık Anılar Çıksın

Sinema ve parti olgusunu birlikte düşününce aklımızda canlananlar, lise ya da üniversite öğrencilerinin mezuniyet, dönem sonu ya da sadece ebeveynleri şehir dışına çıktığı için verilen partilerde başlarına gelen komik, absürt zaman zaman da romantik olayları konu alan filmler oluyor ister istemez. Bu alt başlığın altında onlarca filmi değerlendirebiliriz; komedi filmlerinin usta yönetmeni John Landis’in yönettiği 1978 tarihli klasik Çılgınlar Okulu – National Lampoon’s Animal House, Richard Linklater’ın bir lise partisini varoluşsal kaygılar eşliğinde işlediği harika Genç ve Heyecanlı – Dazed and Confused, artık bir modern klasik olarak işaret edebileceğimiz Saksı Olmanın Faydaları – The Perks of Being a Wallflower… Ya da konuyu biraz daha gençlerin cinselliklerini keşfetmeleri üzerinden ele alan Porky’s ve Amerikan Pastası – American Pie gibi görece daha “sulu” yapımlar… Fakat bu kalıbın dışına çıktığımızda partileri farklı yönlerden anlatılarının parçalarına dönüştüren birçok farklı filmle de karşılaşmak mümkün. 80’lar Manchester’ının ya da özelleşmiş adıyla ifade edersek “Madchester”ın efsanevi parti kültürünü yaratan grup ve kişilere odaklanan 24 Saat Parti İnsanları – 24 Hour Party People, tek amaçları bahar tatilinde partilemek olan bir grup genç kadının bir suç örgütünün işine çekilişini ezber bozan tercihlerle anlatan Bahar Tatili – Spring Breakers ya da komedyen Dave Chappelle’in New York sokaklarını devasa bir hip-hop sahnesine çevirişini kayda alan Michel Gondry imzalı belgesel Dave Chappelle’s Block Party…

Örneklerin sayısını daha da arttırabileceğimiz bu “parti filmleri”nde, tıpkı gerçek partilerde olduğu gibi karakterlerin yaşadıkları sonucunda yeni yollara girmelerine, yeni deneyimlere yelken açmalarına neden olan, belki de değişmelerine, dönüşmelerine neden olan anılar biriktirdiklerine şahit oluruz. Biz de bu haftaki Spotify listemizde, bu türden anılar edineceğimiz parti ve etkinlerden ve Babylon’un bu ayki mood’u “Olur Olmadık Anılar Çıksın”dan aldığımız ilhamla parti filmlerinden unutulmaz şarkılara ayırdık. Keyifli dinlemeler!


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi