Tren, Lumière Kardeşler'in 1896'da çektikleri sinemanın başlangıcına işaret eden Trenin Gara Girişi - L'arrivée d'un train à La Ciotat'nın ana unsuru olmasının yanında, Hollywood'un lokomotif janrlarından westernin de doğumunda önemli bir yere sahiptir. Zira tarihinin bilinen ilk westerni, Edwin S. Porter'ın 1903'te çektiği Büyük Tren Soygunu - The Great Train Robbery'dir. Bu tarihten bu yana tren, western filmlerinin vazgeçilmez unsurlarından biri hâline gelmiştir. Genel itibarıyla yükselmekte olan sanayileşmenin bir Amerika'nın "vahşi" bölgelerine yayılmasının bir simgesi yorumlanabilecek trenler, "medeni" ile vahşi olanı karşı karşıya da getirir bu bağlamda. Amerikan bağımsız sinemasının western gibi kuralları keskin çizgilerle belli türe attığı yapım olan Dead Man de yine bir trende başlar. Bu açılış Dead Man'ın bu tür içine yerleştirmesinin yanında, Jarmusch'un westernin formülize kurallarıyla işi olmadığını da açık eder. Zira bu trende Batı'ya doğru yolculuk etmekte olan ana karakter, cesur, gözü pek, filmin devamından kahramanlıklarına şahit olacağımız "kovboy"lardan değildir. Johnny Depp'in kariyerinin ilk döneminde canlandırdığı ikonik karakterlerinden biri olan William Blake -filmin anlatısında da yeri olan efsanevi İngiliz şairle aynı adı taşımasına rağmen- muhasebecidir ve "Makine Kasabası"ndaki faaliyet gösteren Dickinson Madencilik şirketinden bir iş teklifi almıştır. Yani özetle trende yolculuk eden, silahlarına özel ilgi gösterdikleri her hâllerinden belli olan, dış görünüş olarak "kirli" diğer kişilerden oldukça farklıdır. Temiz, saf ve eğitimli bir olarak Amerika'nın en batısına, silahların fikirlerden daha güçlü olduğu bir yere doğru yolculuk etmektedir. Dead Man: "Beyaz" Amerika İdealinin Sonu Jarmsuch'un kalıpların dışına çıkmak için gayret hâlinde gözüken westernin hemen hemen tüm unsurları, Batı'ya muhasebecilik yapmak için giden bir "beyaz" adamın bünyesinde taşıdığı ikilikler ve ironi üzerinde inşa edilmiş gibidir. Bu ironik yapı, Blake'in Makine Kasabası'na vardığında karşılaştığı durumlar bir kez daha görünür olur. Zira Blake'e iş mektubu iki ay önce gelmiş ama şirket mektubun gönderilmesinden bir ay sonra, Blake yerine başka birini işe almıştır. Kasabanın kendisi hakkında fikir sahibi olmaması şöyle dursun; dinamiklerine, sosyal yapısına son derece yabancı olduğu bir dünyada kalakalır. Kafka'nın Şato romanındaki kadastrocu gibi ne yapacağını bilemediği bir çevrede, oraya neden gittiğine ve daha önemlisi, orada ne yapacağına dair koca bir soru işareti ile karşı karşıyadır. Silahların ve fiziksel gücün hükmü bu dünyanın birincil kuralıdır âdeta. Dickicson Madencilik'in sahibi John Dickinson da "steril" bir iş insanı portre çizmekten çok uzaktır. Belki de kendine en yakın görebileceği kişinin bile kendi "temizliğinden" uzak olduğu bu dünyada William Blake de kirlenmek zorundadır. Tesadüfen karşılaştığı kadınla içine girdiği yakınlaşma esnasında yastığın altında silah bulması üzerine yaşadığı şaşkınlık karşısında aldığı cevap ziyadesiyle manidardır: "Burası Amerika" Blake'in devamında başına gelenler de Amerika'nın yüzyılın başındaki hâline işaret eder şekildedir. Blake önce yakınlaştığı kadının nişanlısını yastığın altında bulduğu silahla öldürür ve oradan kaçarken fiziksel olarak da kirlenir; camdan atlaması sonucu çamura düşer ve film boyunca -neredeyse- hiç trendeki kadar temiz görünmez yüzü. Bu olay sonucunda Blake için trenle çıktığı yolculuk, Amerika'nın derinliklerine doğru bir kaçışa dönüşür. Dickinson, Blake'in peşine Batı'nın en azılı üç ödül avcısını takar. Bu noktadan sonra anlatısının klasik western anlatılarına doğru seyretmesi beklenebilir doğal olarak. Lakin Jarmusch, Batı'ya medeniyet getiren beyaz adam efsanelerinden çok uzak bir noktada konumlandırır; durmaksızın kaçan bir esas adam…

Yazar Puanı

Puan - 80%

80%

Dead Man bir kahramanlık anlatısı değildir; Amerikan'ın gerçek yüzüyle karşılaştığından beri kalbinin yakınında bir kurşunla yaşayan yarı ölü bir adamın, hem bedeninin hem de üzerinde taşıdığı ideallerin seyrelerek Vahşi Batı'nın sularında yok oluşunun hikâyesidir.

Kullanıcı Puanları: 3.48 ( 9 votes)
80

Tren, Lumière Kardeşler’in 1896’da çektikleri sinemanın başlangıcına işaret eden Trenin Gara Girişi – L’arrivée d’un train à La Ciotat’nın ana unsuru olmasının yanında, Hollywood’un lokomotif janrlarından westernin de doğumunda önemli bir yere sahiptir. Zira tarihinin bilinen ilk westerni, Edwin S. Porter’ın 1903’te çektiği Büyük Tren Soygunu – The Great Train Robbery’dir. Bu tarihten bu yana tren, western filmlerinin vazgeçilmez unsurlarından biri hâline gelmiştir. Genel itibarıyla yükselmekte olan sanayileşmenin bir Amerika’nın “vahşi” bölgelerine yayılmasının bir simgesi yorumlanabilecek trenler, “medeni” ile vahşi olanı karşı karşıya da getirir bu bağlamda. Amerikan bağımsız sinemasının western gibi kuralları keskin çizgilerle belli türe attığı yapım olan Dead Man de yine bir trende başlar. Bu açılış Dead Man’ın bu tür içine yerleştirmesinin yanında, Jarmusch’un westernin formülize kurallarıyla işi olmadığını da açık eder. Zira bu trende Batı’ya doğru yolculuk etmekte olan ana karakter, cesur, gözü pek, filmin devamından kahramanlıklarına şahit olacağımız “kovboy”lardan değildir. Johnny Depp’in kariyerinin ilk döneminde canlandırdığı ikonik karakterlerinden biri olan William Blake -filmin anlatısında da yeri olan efsanevi İngiliz şairle aynı adı taşımasına rağmen- muhasebecidir ve “Makine Kasabası”ndaki faaliyet gösteren Dickinson Madencilik şirketinden bir iş teklifi almıştır. Yani özetle trende yolculuk eden, silahlarına özel ilgi gösterdikleri her hâllerinden belli olan, dış görünüş olarak “kirli” diğer kişilerden oldukça farklıdır. Temiz, saf ve eğitimli bir olarak Amerika’nın en batısına, silahların fikirlerden daha güçlü olduğu bir yere doğru yolculuk etmektedir.

Dead Man: “Beyaz” Amerika İdealinin Sonu

Jarmsuch’un kalıpların dışına çıkmak için gayret hâlinde gözüken westernin hemen hemen tüm unsurları, Batı’ya muhasebecilik yapmak için giden bir “beyaz” adamın bünyesinde taşıdığı ikilikler ve ironi üzerinde inşa edilmiş gibidir. Bu ironik yapı, Blake’in Makine Kasabası’na vardığında karşılaştığı durumlar bir kez daha görünür olur. Zira Blake’e iş mektubu iki ay önce gelmiş ama şirket mektubun gönderilmesinden bir ay sonra, Blake yerine başka birini işe almıştır. Kasabanın kendisi hakkında fikir sahibi olmaması şöyle dursun; dinamiklerine, sosyal yapısına son derece yabancı olduğu bir dünyada kalakalır. Kafka’nın Şato romanındaki kadastrocu gibi ne yapacağını bilemediği bir çevrede, oraya neden gittiğine ve daha önemlisi, orada ne yapacağına dair koca bir soru işareti ile karşı karşıyadır. Silahların ve fiziksel gücün hükmü bu dünyanın birincil kuralıdır âdeta. Dickicson Madencilik’in sahibi John Dickinson da “steril” bir iş insanı portre çizmekten çok uzaktır. Belki de kendine en yakın görebileceği kişinin bile kendi “temizliğinden” uzak olduğu bu dünyada William Blake de kirlenmek zorundadır. Tesadüfen karşılaştığı kadınla içine girdiği yakınlaşma esnasında yastığın altında silah bulması üzerine yaşadığı şaşkınlık karşısında aldığı cevap ziyadesiyle manidardır: “Burası Amerika” Blake’in devamında başına gelenler de Amerika’nın yüzyılın başındaki hâline işaret eder şekildedir. Blake önce yakınlaştığı kadının nişanlısını yastığın altında bulduğu silahla öldürür ve oradan kaçarken fiziksel olarak da kirlenir; camdan atlaması sonucu çamura düşer ve film boyunca -neredeyse- hiç trendeki kadar temiz görünmez yüzü. Bu olay sonucunda Blake için trenle çıktığı yolculuk, Amerika’nın derinliklerine doğru bir kaçışa dönüşür.

Dickinson, Blake’in peşine Batı’nın en azılı üç ödül avcısını takar. Bu noktadan sonra anlatısının klasik western anlatılarına doğru seyretmesi beklenebilir doğal olarak. Lakin Jarmusch, Batı’ya medeniyet getiren beyaz adam efsanelerinden çok uzak bir noktada konumlandırır; durmaksızın kaçan bir esas adam vardır hikâyenin merkezinde. Bu kaçış esnasında karşılaştığı Amerikan yerlisi Hiçkimse, Amerika’nın ya da genel itibarıyla Batı medeniyetinin kendinden olmayanlara karşı tutumunun vücut bulmuş hâli gibidir. Bir Amerikan yerlisi iken İngiliz askerlerince alınarak Doğu’ya götürülür, büyük şehirlerde kafes içinde gezdirilir, “beyaz adam”ın okullarında öğretim görür; kelimenin tam anlamıyla kimliksizleştirilmiştir. Bunun bu öğretim sırasında şair William Blake’le tanışması ise kendi “aydınlanmasını” yaşamıştır. Hiçkimse, muhasebeci William Blake’in kaçısındaki rehberi olur. Fakat, gerçek adı gibi “Yüksek sesle konuşur ama hiçbir şey söylemez” sanki. Söylediklerinin, yaptığı William Blake alıntılarının bir kısmı bu kaçış içinde manidar tınlasa da bir kısmı ise öylesine söylenmiş gibi. Bu Amerika yerlisi, ait olduğu topraklarda kafası karşılık -ya da güzel- gezerken Willam Blake’in kaçışının rehberi gibi görünürken aslen kendini yolunu kaybetmiş gibidir. Bu bağlamda Dead Man’in anlattığı kaçışın nereye varacağı her geçen dakika daha da muğlak hâle gelir. Kesin olan tek şey, Depp’in karakterinin, Hiçkimse’nin söylediği üzere şiirlerini artık kanla yazmaya başlamış olmasıdır. Blake peşindeki ödül avcılarını vurur ama bu onun için kurtuluşun değil, üzerinde ayakta durmaya çalıştığı bataklığın içine daha da gömülmesinin habercisi olur. Makine Kasabası’nda amacını kaybettikten sonra, silahların hükmettiği gerçek Amerika’da gidecek yeri, kurtuluş noktası kalmamıştır. Jarmusch’un “beyaz” Amerika ideallerinin sinematik karşılığı olarak yorumlanabilecek western türünü, ters yüz edişi burada başladığı gibi burada biter. Sanayileşmenin simgesi gibi bir isim taşıyan bir kasabada, silahların gölgesinde yönetilen bir şirkette çalışmak için çıktığı yolculuk, beyaz adamın bu topraklara medeniyet götürmesiyle değil, kendini kaybetmesiyle sonlanır. Dead Man bir kahramanlık anlatısı değildir; Amerikan’ın gerçek yüzüyle karşılaştığından beri kalbinin yakınında bir kurşunla yaşayan, kendi “aranıyor” ilanıyla yüzleşen, yarı ölü bir adamın, hem fiziksel hem de üzerinde taşıdığı ideallerin seyrelerek Vahşi Batı’nın sularında seyrelerek yok oluşunun hikâyesidir.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi