Antalya Film Forum Direktörü Olena Yershova Yıldız, bu yıl 5-7 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen 7. Antalya Film Forum’a dair sorularımızı yanıtladı.

57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ortak yapım marketi ve proje geliştirme platformu Antalya Film Forum, bu yıl yedinci kez düzenleniyor. 5-7 Ekim tarihleri arasında, pandemi nedeniyle tüm etkinliklerin çevrimiçi gerçekleşeceği Forum’un direktörü Olena Yershova Yıldız ile 7. Antalya Film Forum üzerine konuştuk.

Bu yıl hemen hemen her şeyi olduğu gibi sinemayı da pandemi sürecinden bağımsız düşünemiyoruz. Sektörün ciddi anlamda yara aldığı bu süreçte Antalya Film Forum bu yıl nasıl bir motivasyonla, hangi amaçlarla yola çıkıyor?

Film endüstrisi her zaman gergin çünkü pek çok faktöre bağlı: politikaya, ekonomiye, bu sefer de pandemiye… Bağımsız film endüstrisinden söz ettiğimizde aynı zamanda butik bir iş alanı, ticari sinema için bile durum zorlayıcı. Sadece özgün yetenekler ayakta kalacak…

Bizim için yetenekleri destekleyebilme fikri bir motivasyon kaynağı ve seçkide yetenekler var. Ve bazılarının ortaklar bulma ihtimali var. Film sektörünün bir krizin içinde olduğu konusunda haklısınız ama pandemi aynı zamanda dijital yayın platformlarının (OTT) önemini gösterdi, izleyicileri artıyor, bu da içeriğe ihtiyaçları olacağı anlamına geliyor. Ne tarz içerikler? Bu büyük bir soru işareti… Ortak amacımız daha sofistike, daha yaratıcı ama seyirci için de cazip içerikler yaratmak. Ve Forum’un rolü bu tarz içerikleri bulmak ve desteklemek. Bu yüzden yeteneklere hâlâ ihtiyaç var…

Antalya Film Forum’un bu yıl çevrimiçi düzenlenecek olmasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz? Bu durumun ne gibi avantaj ve dezavantajları olacak sizce?

Dezavantajı, ortak yapım ilişkilerinde çok önemli olan insani bağ faktörünü kaybediyoruz. Ortak yapım uzun bir serüven. Birlikte çalışacağımız insanları tanımamız gerekiyor. Bu bir evlilik gibi, ortak değerleriniz ve fikirleriniz olduğunu anlamanız gerekiyor. Sadece online bağlantıdan bu bilgiyi elde etmek güç.

Diğer taraftan ilişkinin başlangıcı için bu sorun değil. Avantajları ise bu yıl Kuzey Amerika dâhil dünyanın farklı yerlerinden daha fazla konuğumuz var, projelere daha odaklanmış durumdalar. Bazıları muhtemelen meşgul olurdu ve üç günlüğüne Antalya’ya gelemezdi ama bir gün pitching‘i izleyip bir sonraki gün projelerin sahipleriyle birkaç toplantı yapabilecekler, sonuç olarak daha az vakit alıyor. Katılımcıların önceden video çekip bizden geri dönüş alması mümkün oldu, açık sunumda olduklarından daha rahatlar.

Dünyadaki sektör etkinliklerinin pek çoğu bu yıl online gerçekleşti, bu durum pandemiden sonra da ortak yapım marketlerini yapısını değiştirecek. Bence insanlar daha az seyahat edecek ama seyahat ettiklerinde daha verimli ve odaklı olacak.

Bunun dışında pandemi süreci bu yılki planlarınızı nasıl etkiledi? Geçen yıllarla karşılaştırırsak ne gibi yenilik ve değişiklikler bizleri bekliyor?

Gördüğünüz gibi yeni bir platform başlattık: Dizi/Kısa Dizi. Bu bir test sürümü. Umarım devam eder çünkü sektör hızla değişiyor ve bizim de bu değişimi yansıtmamız gerekiyor. Bildiğimiz gibi Türkiye’nin pembe dizilerle muhteşem bir iş alanı var. Fakat drama dizileri ile Avrupa formatını sunmaya çalışıyoruz, bunlar televizyon kanalları için değil dijital yayın platformları (OTT) ve internet için diziler. Şu anda Avrupa’da drama dizilerini kimler çekiyor? Arthouse film yönetmenleri ve yapımcıları drama dizilerine geçiyor. Kreatif vizyonları var, daha iyi bir zevke sahipler, pembe dizilerden daha iddialı içerikler sunuyorlar. Dijital yayın platformları TV kanallarına da rakip oluyor, bu yüzden zeki TV kanalları kendi dijital yayın platformlarını açıyorlar. Klasik TV dönüşüm geçirecek, yeni jenerasyon dijital yayın platformlarını izliyor.

Avrupalı fonların ve yayıncıların başkanlarıyla konuştuğumda, finansal kaynaklarda bir azalma var, bu yüzden daha az filmin çekileceğini düşünüyorum.

Başvuru sayısı bu süreçten etkilendi mi? Başvuru sayısını geçtiğimiz yıllarla kıyasladığınızda karşınıza nasıl bir sonuç çıkıyor ve bu sonuç sektörün geleceğine dair herhangi bir fikir veriyor mu?

Yalnızca geçen yılın Forum’u ile kıyaslayabilirim. Work in Progress için daha az uzun metraj kurmaca film başvurdu, elbette bazı filmler pandemi nedeniyle ertelendi. Yapım aşamasında daha az proje var: geçen yılki 96 projeye kıyasla bu yıl 64 proje başvurdu.

Fakat hoş bir sürpriz olarak Belgesel Work in Progress için geçen yıl 20 iken bu yıl 32 proje başvuruda bulundu. Yedi tanesini seçmek zor bir seçimdi ama karar oybirliğiyleydi. Seçilen tüm projeler oldukça ilham verici. Ve bunlara dikkat çekmek için elimizden geleni yapıyoruz. Belgesel jürisinde IDFA (Amsterdam Uluslararası Belgesel Film Festivali)’dan Adriek van Nieuwenhuyzen ve en güçlü satış ajanslarından Cinephil’den Philippa Kowarsky var. Sektör konukları olarak; önde gelen belgesel satış ajanslarından Autlook, Deckert Distribution ve Sheffield, IDFA gibi önemli festivaller var. Birkaç yıl önce uluslararası festivallerde Türkiye’den belgesellerde bir eksiklik olduğunu söyleyebilirim. Bu durumun değişeceğini umuyorum ki şimdiden değişiyor ve Antalya Film Forum buna yardımcı oluyor. Kadın yönetmenlerin ve yapımcıların sayısının arttığını söyleyebilirim ve bu yıl 29 projede 11 kadın yönetmen ve 21 kadın yapımcı olmasından mutluluk duyuyoruz.

Başvurular nasıl bir eleme sürecinden geçti?

Pandemi nedeniyle Forum’un bütçesi kısıtlıydı o yüzden başta projelerin sayısını düşürmeye karar verdik ama sonunda seçme kurullarının isteği doğrultusunda üç bölümde projelerin sayısını arttırdık, sonuç olarak bu yıl Forum’da yine 29 proje var.

Farklı seçkilerin farklı yönleri var ama her seçkide verimli ve ilham verici bir seçme süreci gerçekleşti. Uluslararası potansiyeli olan projeler belirleyebilmek için, Festival Scope’ta sunumu yapılacak dört platformun seçme kurullarında Türkiye’den bir ya da iki temsilci ve iki yabancı temsilci vardı. Seçimdeki faktörlerden biri bu olduğu için böylesi mantıklı geliyor.

Pandeminin film yapım şartlarını olumsuz olarak etkilediği açık. Sektörün toparlanabilmesi adına hem Antalya Film Forum’un hem de benzer organizasyonların ne gibi misyonları var sizce?

Misyonumuz yetenekler bulmak ve yetenek derken yapımcıları da kast ediyorum ve profesyonel bir düzlemde buluşmalarına yardım etmek. Geçtiğimiz yılın sonuçlarını gördük: Bazı projeler satış ajansları buldu, bazıları ortaklar, bazıları festival organizatörleri ile buluştu. Bu uluslararası film endüstrisiyle bağlı kalmakla, yabancı film profesyonelleriyle fikir alışverişinde bulunabilmekle alakalı. Bu tür bir platformun eğitici bir yanı da var: Gelen tüm bu başvurulara bakınca bazı insanların ortak yapım marketleri hakkında en ufak fikri olmadığını görüyorum ama bu tarz etkinlikler sayesinde bu durum değişiyor. Bu yıl geçtiğimiz yıla kıyasla daha az sektör etkinliğimiz var -dört pitching ve bir birebir toplantı- ama övgü toplayan drama dizisi The Bridge’in BAFTA adayı yönetmeni Charlotte Sieling ile bir masterclass‘ımız olacak.

Son olarak sizin eklemek istedikleriniz var mı?

Sosyal ve ekonomik baskılarla yüzleşirken sektörün güçlü ve birlikte olması gerekiyor. Bu yüzden profesyonel birliklerin, sendikaların, festivallerin, ortak yapımların birbirleriyle konuşmaları, sektördeki değişimleri tartışmaları ve yarışmak yerine birbirlerini desteklemeleri çok önemli.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information