Grindhouse, Otel, Inglourious Basterds filmlerinden tanıdığımız oyuncu, yönetmen Eli Roth’un yönettiği son film olan Death Wish bir yeniden çekim. Brian Garfield’ın romanından Wendell Mayes tarafından uyarlanan aynı isimdeki 1974 yapımı filmin yeniden çekiminde senarist olarak Joe Carnahan’ın imzası da bulunuyor. Filmin başrollerinde Bruce Willis, Vincent D'Onofrio, Elisabeth Shue ve Camila Morrone yer alıyor. İkircikli toplumun en büyük hassaslığı bireysel olan ile toplumsal olanın sınır aşamasıdır. Daha da açarsak onun ikircikli yapısı tam da buradan gelmektedir. Toplumun tüm normlarına uyum sağlayan, ne var olan iktidarla ne de toplumsal sistemle hiçbir uyum sorunu yaşamamış, belirli bir statü sahibi olan bir bireyi düşünelim. Konformizmin en tepe noktasında, sosyal ve siyasal saygıyı kazanmış bu birey, gıptayla gösterilen statüsünü kayba uğratacak ya da övündüğü ve örnek teşkil eden herhangi bir aitliğine zarar getiren bir adaletsizlikle karşılaşırsa, içerisinde daha önce yeşermese bile bir öç alma duygusunu hissedecektir. Daha önce büyük bir uyum içinde yaşadığı, severek veya inanarak baktığı topluma olan inancını yitirecektir. İşte tam bu noktada bireysel olan, toplumsal olana karşı çıkacaktır. Bu his, özellikle bizim gibi Orta Doğu ülkelerinde artan adaletsizliklerle birlikte bireyler tarafından sıkça hissedilmektedir. Zira topluma, asayiş sarmalına, adalete olan güvenin sarsılması büyük kitleler halindeki bireylerin birlikte yaşıyormuş yanılsamasını yaratarak onları gittikçe içe kapanık ve ürkek hale getirmektedir. Özellikle Amerikan sinemasında ve ondan etkilenen ülkelerin sinemasının ana akım türlerinde silahın varlığı, senaryodaki ağırlığı hissedilir. Öldürme eyleminin varlığı bu tür için neredeyse bir gereklilik olmuş, onun sunumu ise sıradan bir görüntü haline gelmiştir. Elbette insan doğasını tavlayacak en temel güdülerin seks ve şiddet olduğu düşünülürse kitleleri hedefleyen bir sinemanın da senaryolarında bunları kullanması normaldir. Ancak, dünyada hızla artan bireysel silahlanmada filmlerin etkisinin düşünülmesi gerekiyor. Bu filmdeki silah dükkanı sahnesi ise dikkatle izlenmesi gereken ayrı bir kısım. Burada film sanki, bireysel silahlanmaya karşı bir şeyler söylüyormuş gibi oluyor ancak özellikle final kısmında filmin buna cevabının ne olduğunu anlıyorsunuz. Boy boy, sıra sıra dizilmiş bir market ürünü haline gelmiş silahlar, sanki bir gofret satıyormuşçasına gösterilen bu silahların reklamları ve bu dükkanların satış elemanlarının genelde dekolteli, Rambo görselliğinde sunulan kadınlardan oluşması Amerikan filmlerinde hiç de yabancısı olmadığımız ve artık eleştirmeyi unuttuğumuz silah sunumu klişeleri. Death Wish: Öldürerek Kahraman Olan Bir Doktor Bireyler kanunlardan bulamadığı adaletsizlikle birlikte öç alma duygusunu net bir şekilde içinde besliyor artık, çoğunluğu Hristiyan inançlı insanlardan oluşan bir toplum bile sağ yanağına vurana sol yanağını çevirmiyor. Death Wish, öldürme güdüsünü, böyle bir adaletsizlik duygusundan doğan bir eylem olarak açıklıyor. Tam bu noktada izleyicisine de bolca katarsis duygusu yaşatmayı deniyor. Çünkü toplumun çoğunluğu tarafından sevilen bir doktorun eşini kaybetmesi, çocuğunun yaralanması gibi olayların sonrasındaki şiddet eylemlerini seyir zevki olarak istemeye başlıyoruz. Bir doktor olan filmin baş karakteri Paul Kersey (Bruce Willis), yaraları iyileştiren, acil operasyonlarda hayat kurtaran bir konumda olması nedeniyle şiddetle ilişki kurabilecek son insan olarak görülmektedir. Doğadaki besin zincirini toplumdaki meslek zinciriyle bağdaştırırsak eğer, doktorun ne denli kabul görülen bir kutsallığı olduğunu anlamak zor değil. Bu bakımdan film, öldürme güdüsünü yaşayan bir doktorun çatışmasını anlatırken bu zincirin nasıl kırıldığının da altını çiziyor. Özetle film, insanın en temel dürtüsünü oldukça özendirici bir biçimde bir doktorun…

Yazar Puanı

Puan - 40%

40%

Death Wish, insanın en temel dürtüsünü oldukça özendirici bir biçimde bir doktorun üzerinden anlatmayı deniyor. Yer yer bireysel silahlanmaya karşı eleştiriler yapar gibi olsa da final sahnesiyle bu konuyu o kadar da ciddiye almadığını gösteriyor.

Kullanıcı Puanları: 3.43 ( 2 votes)
40

Grindhouse, Otel, Inglourious Basterds filmlerinden tanıdığımız oyuncu, yönetmen Eli Roth’un yönettiği son film olan Death Wish bir yeniden çekim. Brian Garfield’ın romanından Wendell Mayes tarafından uyarlanan aynı isimdeki 1974 yapımı filmin yeniden çekiminde senarist olarak Joe Carnahan’ın imzası da bulunuyor. Filmin başrollerinde Bruce Willis, Vincent D’Onofrio, Elisabeth Shue ve Camila Morrone yer alıyor.

İkircikli toplumun en büyük hassaslığı bireysel olan ile toplumsal olanın sınır aşamasıdır. Daha da açarsak onun ikircikli yapısı tam da buradan gelmektedir. Toplumun tüm normlarına uyum sağlayan, ne var olan iktidarla ne de toplumsal sistemle hiçbir uyum sorunu yaşamamış, belirli bir statü sahibi olan bir bireyi düşünelim. Konformizmin en tepe noktasında, sosyal ve siyasal saygıyı kazanmış bu birey, gıptayla gösterilen statüsünü kayba uğratacak ya da övündüğü ve örnek teşkil eden herhangi bir aitliğine zarar getiren bir adaletsizlikle karşılaşırsa, içerisinde daha önce yeşermese bile bir öç alma duygusunu hissedecektir. Daha önce büyük bir uyum içinde yaşadığı, severek veya inanarak baktığı topluma olan inancını yitirecektir. İşte tam bu noktada bireysel olan, toplumsal olana karşı çıkacaktır. Bu his, özellikle bizim gibi Orta Doğu ülkelerinde artan adaletsizliklerle birlikte bireyler tarafından sıkça hissedilmektedir. Zira topluma, asayiş sarmalına, adalete olan güvenin sarsılması büyük kitleler halindeki bireylerin birlikte yaşıyormuş yanılsamasını yaratarak onları gittikçe içe kapanık ve ürkek hale getirmektedir.

Özellikle Amerikan sinemasında ve ondan etkilenen ülkelerin sinemasının ana akım türlerinde silahın varlığı, senaryodaki ağırlığı hissedilir. Öldürme eyleminin varlığı bu tür için neredeyse bir gereklilik olmuş, onun sunumu ise sıradan bir görüntü haline gelmiştir. Elbette insan doğasını tavlayacak en temel güdülerin seks ve şiddet olduğu düşünülürse kitleleri hedefleyen bir sinemanın da senaryolarında bunları kullanması normaldir. Ancak, dünyada hızla artan bireysel silahlanmada filmlerin etkisinin düşünülmesi gerekiyor. Bu filmdeki silah dükkanı sahnesi ise dikkatle izlenmesi gereken ayrı bir kısım. Burada film sanki, bireysel silahlanmaya karşı bir şeyler söylüyormuş gibi oluyor ancak özellikle final kısmında filmin buna cevabının ne olduğunu anlıyorsunuz. Boy boy, sıra sıra dizilmiş bir market ürünü haline gelmiş silahlar, sanki bir gofret satıyormuşçasına gösterilen bu silahların reklamları ve bu dükkanların satış elemanlarının genelde dekolteli, Rambo görselliğinde sunulan kadınlardan oluşması Amerikan filmlerinde hiç de yabancısı olmadığımız ve artık eleştirmeyi unuttuğumuz silah sunumu klişeleri.

Death Wish: Öldürerek Kahraman Olan Bir Doktor

Bireyler kanunlardan bulamadığı adaletsizlikle birlikte öç alma duygusunu net bir şekilde içinde besliyor artık, çoğunluğu Hristiyan inançlı insanlardan oluşan bir toplum bile sağ yanağına vurana sol yanağını çevirmiyor. Death Wish, öldürme güdüsünü, böyle bir adaletsizlik duygusundan doğan bir eylem olarak açıklıyor. Tam bu noktada izleyicisine de bolca katarsis duygusu yaşatmayı deniyor. Çünkü toplumun çoğunluğu tarafından sevilen bir doktorun eşini kaybetmesi, çocuğunun yaralanması gibi olayların sonrasındaki şiddet eylemlerini seyir zevki olarak istemeye başlıyoruz. Bir doktor olan filmin baş karakteri Paul Kersey (Bruce Willis), yaraları iyileştiren, acil operasyonlarda hayat kurtaran bir konumda olması nedeniyle şiddetle ilişki kurabilecek son insan olarak görülmektedir. Doğadaki besin zincirini toplumdaki meslek zinciriyle bağdaştırırsak eğer, doktorun ne denli kabul görülen bir kutsallığı olduğunu anlamak zor değil. Bu bakımdan film, öldürme güdüsünü yaşayan bir doktorun çatışmasını anlatırken bu zincirin nasıl kırıldığının da altını çiziyor.

Özetle film, insanın en temel dürtüsünü oldukça özendirici bir biçimde bir doktorun üzerinden anlatmayı deniyor. Yer yer bireysel silahlanmaya karşı eleştiriler yapar gibi olsa da final sahnesiyle bu konuyu o kadar da ciddiye almadığını gösteriyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi