Sürekli tekrar edilen bir gerçek artık, Hollywood'un yaratıcılık konusunda çöküşte olduğu. Sadece son birkaç ayda vizyona giren yapımlara baktığımızda herhangi bir devam filmi, yeniden çevrim ya da daha önce beyazperdeye uyarlanmış bir metnin yeni bir versiyonuyla karşılaşmamış sürpriz değil. Hâl böyle iken ana akım sinemanın, özellikle de korku türünün sık sık başvurduğu yazarlardan, edebiyatta bu türün ustası Stephen King'in eserlerinden uyarlanmış filmlerle de sık sık karşılaşıyoruz. Yazarın romanından daha önce 1989'da sinemaya aktarılmış Hayvan Mezarlığı - Pet Sematary'nin 2019 model uyarlaması Nisan ayında vizyona girmişti örneğin. Şimdi sıra, özellikle 1990 tarihli ilk uyarlaması ile o yıllarda çocukluğunu yaşamış neslin palyaçolardan korkmasına sebep olan O ya da orijinal adıyla It romanın yeni sinema versiyonunun ikinci bölümünde. Evet, kulağa karmaşık geliyor; şöyle toparlayalım: King'in It romanının, daha önce 2013 tarihli Mama ile dikkat çeken Andy Muschietti imzalı yeni uyarlaması iki bölüm olacak şekilde tasarlanmıştı. İki yıl önce izlediğimiz ilk bölümün yarım bıraktığı hikâye, bu hafta vizyona giren O Bölüm 2 - It: Chapter Two ile nihayete eriyor. Yönetmen Andy Muschietti, serinin ilk filminde, özellikle bağımsız Amerikan sinemasının meramını anlatmak için sıklıkla kullandığı Amerikan banliyölerinden birini, bu mekânın güllük gülistanlık dış görünüşünün altında yatan karanlık gerçeklerle, buraya musallat olan şeytani palyaço Pennywise arasında güçlü bir parallelik kurmak adına başarıyla kullanıyordu. Zaten anlatı da, Derry isimli bu banliyöde bir şekilde baskılanan ergenlik arifesindeki gençlerin, baskı unsurları -ve tabii Pennywise- karşısında kendilerini ispatlamaları temeline dayanıyor. Anlatının 2017'de vizyona giren ilk bölümünde tacizci baba, dini eğitim ya da ırkçılık gibi unsurlarla baskılanan gençlerin yaşadıkları korkunun kökenini bu unsurlardan alışı, kasabaya musallat olan lanet ve Pennywise'ta vücut olan kötücüllük arasında güçlü bir paralellik kurmuştu Muschietti. O Bölüm 2, Derry'nin üzerinde gezinen lanetin 27 yıl sonra yeniden ortaya çıkışına, ilk bölümde tanıştığımız "Losers Club"ın kasabada kalan tek üyesi Mike'ın çağrısıyla yarım bıraktıkları işi tamamlamak üzere çocukluk travmalarını yaşadıkları yere dönmelerini konu alıyor. O Bölüm 2: Senaryonun Boşluğunda İlk filmin ardından geçen 27 senede Derry'de yeni bir şey yok. Filmin açılış sekansı da bu durumu bariz bir şekilde gösteriyor. Lunaparkta açılan bu sekans, ilk başta her şeyin yolunda olduğuna dair bir izlenim oluştururken odağına eşcinsel bir çifti alıyor. Bu çift bir süre sonra, kasabanın "ahlak bekçileri"nce taciz ediliyor; kavgaya dönüşen olay, çiften Kanadalı yönetmen-oyuncu Xavier Dolan'ın canlandırdığı karakterin öldürülesiye dövülmesinin ardından bir köprüden ırmağa atılmasıyla sonuçlanıyor. Tam bu esnada ırmağın kenarında Pennywise'ın belirmesi, O Bölüm 2'nin metinsel anlamdaki zirvesine işaret ediyor belki de. Zira bu sahne, ilk bölümüm en iyi yaptığı şeyin, kasabanın kendi kötücüllüğüyle Pennywise arasında kurulan eşliği devam ettirme eğilimine alan açmasına rağmen, yönetmen bu alanı kullanmak yerine, karakterin yeniden bir araya gelişlerine ve yaşadıkları travmalarına odaklandıkça anlatının odağı oldukça daralıyor. Mike'ın eski arkadaşlarını Derry'ye yeniden çağırmasıyla birlikte, bu karakterlerin yetişkinlik hâllerini, hayatlarının nasıl seyrettiğini izliyoruz uzun uzun. Görüyoruz ki şu an neyle meşgul olursa olsunlar, mesleklerinde yüksek mertebelerde de yer alsalar travmalarından arınamamışlar. Bu sebeple travmalarıyla yüzleşip yeni bir hayata başlama şansı sunan Mike'ın çağrısı ve tabii 27 yıl önce birbirlerine verdikleri söz onları yeniden Derry'de bir araya getiriyor. Aslında filmin de sorunları bu noktadan sonra…

Yazar Puanı

Puan - 50%

50%

Yönetmen Muschietti, iyi tasarlanmış korku ya da dehşet sekanslarına daha çok ağırlık vermiş gibi görünüyor. Ama senaryonun bu sahnelerle aynı seviyede olmaması ve -söylemeden geçemeyeceğim- neye hizmet ettiği anlaşılamayan komedi anları, O Bölüm 2'yi yasat bir korku filmi seviyesine çekiyor.

Kullanıcı Puanları: 3.6 ( 21 votes)
50

Sürekli tekrar edilen bir gerçek artık, Hollywood’un yaratıcılık konusunda çöküşte olduğu. Sadece son birkaç ayda vizyona giren yapımlara baktığımızda herhangi bir devam filmi, yeniden çevrim ya da daha önce beyazperdeye uyarlanmış bir metnin yeni bir versiyonuyla karşılaşmamış sürpriz değil. Hâl böyle iken ana akım sinemanın, özellikle de korku türünün sık sık başvurduğu yazarlardan, edebiyatta bu türün ustası Stephen King’in eserlerinden uyarlanmış filmlerle de sık sık karşılaşıyoruz. Yazarın romanından daha önce 1989’da sinemaya aktarılmış Hayvan Mezarlığı – Pet Sematary’nin 2019 model uyarlaması Nisan ayında vizyona girmişti örneğin. Şimdi sıra, özellikle 1990 tarihli ilk uyarlaması ile o yıllarda çocukluğunu yaşamış neslin palyaçolardan korkmasına sebep olan O ya da orijinal adıyla It romanın yeni sinema versiyonunun ikinci bölümünde. Evet, kulağa karmaşık geliyor; şöyle toparlayalım: King’in It romanının, daha önce 2013 tarihli Mama ile dikkat çeken Andy Muschietti imzalı yeni uyarlaması iki bölüm olacak şekilde tasarlanmıştı. İki yıl önce izlediğimiz ilk bölümün yarım bıraktığı hikâye, bu hafta vizyona giren O Bölüm 2 – It: Chapter Two ile nihayete eriyor.

Yönetmen Andy Muschietti, serinin ilk filminde, özellikle bağımsız Amerikan sinemasının meramını anlatmak için sıklıkla kullandığı Amerikan banliyölerinden birini, bu mekânın güllük gülistanlık dış görünüşünün altında yatan karanlık gerçeklerle, buraya musallat olan şeytani palyaço Pennywise arasında güçlü bir parallelik kurmak adına başarıyla kullanıyordu. Zaten anlatı da, Derry isimli bu banliyöde bir şekilde baskılanan ergenlik arifesindeki gençlerin, baskı unsurları -ve tabii Pennywise- karşısında kendilerini ispatlamaları temeline dayanıyor. Anlatının 2017’de vizyona giren ilk bölümünde tacizci baba, dini eğitim ya da ırkçılık gibi unsurlarla baskılanan gençlerin yaşadıkları korkunun kökenini bu unsurlardan alışı, kasabaya musallat olan lanet ve Pennywise’ta vücut olan kötücüllük arasında güçlü bir paralellik kurmuştu Muschietti. O Bölüm 2, Derry’nin üzerinde gezinen lanetin 27 yıl sonra yeniden ortaya çıkışına, ilk bölümde tanıştığımız “Losers Club”ın kasabada kalan tek üyesi Mike’ın çağrısıyla yarım bıraktıkları işi tamamlamak üzere çocukluk travmalarını yaşadıkları yere dönmelerini konu alıyor.

O Bölüm 2: Senaryonun Boşluğunda

İlk filmin ardından geçen 27 senede Derry’de yeni bir şey yok. Filmin açılış sekansı da bu durumu bariz bir şekilde gösteriyor. Lunaparkta açılan bu sekans, ilk başta her şeyin yolunda olduğuna dair bir izlenim oluştururken odağına eşcinsel bir çifti alıyor. Bu çift bir süre sonra, kasabanın “ahlak bekçileri”nce taciz ediliyor; kavgaya dönüşen olay, çiften Kanadalı yönetmen-oyuncu Xavier Dolan’ın canlandırdığı karakterin öldürülesiye dövülmesinin ardından bir köprüden ırmağa atılmasıyla sonuçlanıyor. Tam bu esnada ırmağın kenarında Pennywise’ın belirmesi, O Bölüm 2’nin metinsel anlamdaki zirvesine işaret ediyor belki de. Zira bu sahne, ilk bölümüm en iyi yaptığı şeyin, kasabanın kendi kötücüllüğüyle Pennywise arasında kurulan eşliği devam ettirme eğilimine alan açmasına rağmen, yönetmen bu alanı kullanmak yerine, karakterin yeniden bir araya gelişlerine ve yaşadıkları travmalarına odaklandıkça anlatının odağı oldukça daralıyor.

Mike’ın eski arkadaşlarını Derry’ye yeniden çağırmasıyla birlikte, bu karakterlerin yetişkinlik hâllerini, hayatlarının nasıl seyrettiğini izliyoruz uzun uzun. Görüyoruz ki şu an neyle meşgul olursa olsunlar, mesleklerinde yüksek mertebelerde de yer alsalar travmalarından arınamamışlar. Bu sebeple travmalarıyla yüzleşip yeni bir hayata başlama şansı sunan Mike’ın çağrısı ve tabii 27 yıl önce birbirlerine verdikleri söz onları yeniden Derry’de bir araya getiriyor. Aslında filmin de sorunları bu noktadan sonra ortaya çıkmaya başlıyor. Zira karakterlerin birbirleriyle girdikleri diyaloglar, aralarındaki ilişki dinamikleri ve Pennywise’a karşı mücadeleye kalkışma noktasındaki karar alma anları yeterince iyi işlemiyor senaryo içerisinde. Yönetmenin karakterin ve mevcut durumlarının köklenmesini sağlayabilecek bu anları oldu bittiye getirmesi, filmin omurgasını zayıflatıyor.

Filmin karakterlerin geçmişleriyle yüzleştikleri sekansları, bir tür kabuslar galerisi olarak tasarlanmış ve bu kabusların hemen hemen hepsinin çok iyi düşünülerek çekilmiş sekanslar olduğunu belirtmekte fayda var. Lakin senaryo çatısının yeterince güçlü kurulmamış olması, bu anların etkileyiciliğinin tüm filme yayılması konusunda güçlü bir engel teşkil ediyor. Bu sekansların hikâyenin tamamına hizmet etmesi konusundaki eksiklik, filmin üç saate yaklaşan süresini doldurmak için yeterli malzemesi olmadığını da hissettiriyor yer yer. Bu durum, özellikle filmin son bloğunda ayyuka çıkıyor. Son derece merhametsiz süren ve dehşet duygusunu yaşatmayı başaran bu blok seyir keyfi hiç fena olmasa da uzadıkça hikâyeden kopuk seyrediyor. Böylece anlatının bütünlüğünde güçlü bir esneme ortaya çıkıyor. Filmin bu sorunlu senaryo matematiğinin ilk akıllara getirdiği şey de, It’in 1990 tarihli uyarlaması oluyor istemez. Yeni uyarlama ile hemen hemen benzer bir izleği takip eden iki bölümlük bu mini dizinin toplam süresi 192 dakika iken, Muschietti’nin iki bölümlük anlatısının süresi 300 dakikayı aşan bir süreye sahip. Hâl böyleyken, karakterlerin çocukluk ve yetişkinlik dönemlerini flashback‘ler üzerinden anlatan eski uyarlamanın senaryo anlamından daha işlevsel bir yol izlediği çıkarımı yapılabilir pekâlâ.

Mama’nın ardından, 2017 tarihli O ile korku janrasında önemli bir konuma yükselme konusunda ciddi bir noktaya gelmiş Muschietti, bu yükselişin verdiği özgüvenle, iyi tasarlanmış korku ya da dehşet sekanslarına daha çok ağırlık vermiş gibi görünüyor yine filmin bütününe bakınca. Ama senaryonun bu sahnelerle aynı seviyede olmaması ve -söylemeden geçemeyeceğim- neye hizmet ettiği anlaşılamayan komedi anları, O Bölüm 2’yi yasat bir korku filmi seviyesine çekiyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi