24. Saraybosna Film Festivali’nin onur konuğu olan Nuri Bilge Ceylan, katıldığı bir etkinlikte son filmi Ahlat Ağacı’na ve kendi sinema anlayışına dair merak edilenleri anlattı.

Nuri Bilge Ceylan, şu sıralar düzenlenmekte olan 24. Saraybosna Film Festivali’nin bu yılki onur konuğu. Festivalde hem yönetmenin filmleri gösteriliyor hem de onun fotoğraflarından oluşan bir sergi katılımcılarla buluşuyor. Tam da bu vesileyle Ceylan, katıldığı bir etkinlikte son filmi Ahlat Ağacı hakkında açıklamalarda bulundu, aynı zamanda kendi sinema anlayışından da bahsetti.

Bilindiği üzere Nuri Bilge Ceylan imzalı Ahlat Ağacı, dünya prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde yaptı. Festivaldeki gösterimi sonrasında dakikalarca ayakta alkışlanan film, olumlu geri dönüşler almasına rağmen festivalden eli boş döndü. Üniversiteyi bitirdikten sonra kasabasına geri dönen Sinan’ın hayatını konu edinen film, baba-oğul ve aile ilişkilerine odaklanıyor.

Senaryosunu Nuri Bilge’yle birlikte Ebru Ceylan ve Akın Aksu‘nun yazdığı filmde, özellikle diyalog ağırlıklı sahnelerin oldukça ön planda olduğunu söyleyebiliriz. Yönetmen, bu tercihin sebebinin içgüdüsel olduğunu ve bu tarz bir anlatımı asla planlamadığını, sürecin kendiliğinden geliştiğini dile getiriyor. Filmi çekerken bu duruma dair bir korku yaşadığını ve bu korkunun da kendisini motive ettiğini söylüyor. Ahlat Ağacı’nın ana karakteri Sinan’ın, çok kitap okuyan ve yazan bir insan olması da zaten filmdeki diyalog kullanımının fazla olmasında önemli bir etken.

Nuri Bilge Ceylan: “Bir Filmin Çekim Aşaması, Film Yapmanın En Stresli Ama En Yaratıcı Süreci.”

Ahlat Ağacı’nın yapımcı ülkeleri arasında Saraybosna Film Festivali’nin gerçekleştiği Bosna-Hersek de yer alıyor. Tam da bu noktada yönetmen ilginç bir açıklamaya da imza atarak filmi çekerken Türkiye’de hiçbir şekilde sansürle karşılaşmadığını söyledi. Konuyla ilgili görüşlerini de şu şekilde dile getirdi: “Bir filmi eleştirmek kolay bir şey değil. İnsanlar hükümetten para aldığınızda artık özgür olmadığınızı düşünüyorlar fakat bu doğru değil. Parayı veriyorlar, ama filmin nasıl olması gerektiğine dair tek bir söz bile söylemiyorlar. Eğer söyleselerdi, filmi tartışmak zorunda kalacaklardı ve oradaki insanlar, sinema hakkında bir şey bilmiyor. Yani bu durum bağımsızlığınızı hiçbir şekilde etkilemiyor.” Buradan anlaşıldığı üzere yönetmen, filmin çekim aşamasında herhangi bir sansürle karşılaşmamış.

Öte yandan filmin ortaya çıkmasında kurgu çok büyük bir etken. Nuri Bilge de özellikle kurguya çok önem veren ve filmin kurgu aşamasında fazlaca zaman harcayan bir yönetmen. Yönetmen, filmin kurgu ve çekim aşamaları arasındaki zıtlığı da şu şekilde yorumluyor: “Çekimde, en çok sevdiğiniz şey genellikle kurguda en az sevdiğiniz şey oluyor. Kurguda size güzel gelen şey de, çekimde beğenmediğiniz bir sahne olabiliyor. Çekim aşaması film yapmanın en stresli ama en yaratıcı süreci. Kurguda ise elinizdekiyle yetinmek ve bunu etkili bir şekilde kullanmanız gerekir.”

Öte yandan Ceylan, filmlerini oluştururken hiçbir zaman storyboard kullanmadığına dair bir açıklamada bulundu. Bu durumun vizyonunu kısıtladığını, setteyken özgür olmak istediğini ve aklında bir fikir varsa bile sette her şeye sıfırdan başladığını söyledi. Buradan hareketle bir yönetmenin asla hiçbir şeyden emin olmaması, olaylara her zaman şüpheyle yaklaşması ve aynı zamanda korkması gerektiğinin de altını çizdi. Bu açıklamalar, 188 dakika uzunluğundaki Ahlat Ağacı’nın yapım aşamasının titiz bir süreçten geçtiğini gözler önüne seriyor. Ahlat Ağacı’nın eleştirisine buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: Variety

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi