CHp639vhUJg

Kendi anlattıklarını önemseyen ve karşısındakini neredeyse dinlemeyen karakterler… Noah Baumbach The Meyerowitz Stories ile bizlere aslında nasıl iletişim kur(a)madığımızı hatırlatıyor.

1995 yılında ilk uzun metraj denemesi Kicking and Screaming ile sinemanın basamaklarını hızla tırmanan Noah Baumbach birbirinden farklı filmlerle ilginç bir yönetmen olduğunu kanıtladı. The Squid and the Whale, Frances Ha ve Mistress America gibi yapımlara imza atan Baumbach kariyerini anlatılmaya değer hikâyelerle doldururken; kendine has bir tarz yarattı. Baumbach uluslararası etkinliklerin kapıları aralamakta sıkıntı çekmedi.

Cannes Film Festivali kapsamında Altın Palmiye için yarışan The Meyerowitz Stories ise yönetmenin son harikası ve güçlü projelerinden biri. Amerikan sinemasının yetenekli ismi bu başarıyı bir gecede elde etmedi tabii. Oyuncu kadrosunda Adam Sandler, Dustin Hoffman, Emma Thompson, Sigourney Weaver, Adam Driver ve Ben Stiller’ın yer aldığı yapım Baumbach’in 20 senelik deneyiminin bir parçası. Peki The Meyerowitz Stories’i güçlü kılan detaylar nelerdi? Öncelikle bir aile hikâyesi anlatması bakımından hızlıca özdeşim kurabileceğimiz The Meyerowitz Stories bunu ıskalamadan başarıyor çünkü Noah Baumbach’ın karakterleri bir ailede nasıl konuşulursa öyle konuşuyor, tam da yıllarca deneyimlediğimiz ve hâlâ da deneyimlemeye devam ettiğimiz gibi.

Gerçekçi Diyalog Yazma Sanatı

Edebiyatta, sinemada ve de televizyonda karşılıklı konuşan karakterlerin birbirini dinlemese de karşısındakinin sözlerini bitirmesini beklediğine şahit oluruz ki bu iletişimin sağlıklı bir biçimde gerçekleştirmesine olanak tanıyan yollardan biri. Bir karakter diyaloğunu tamamlar, diğeri konuyla ilgili düşüncesini dile getirir ve ortaya oldukça sağlıklı bir iletişim şekli çıkar. Ancak durum The Meyerowitz Stories’de pek de böyle işlemiyor. Film bu yüzden bu denli hayatın içinden ve böylesine gerçekçi bir his barındırmayı başarıyor içerisinde. Birbirini dinlemeyen baba-oğul öyle bir konuşma gerçekleştiriyor ki, kimse bir diğerinin sözünün bitmesini önemsemiyor ve kimse karşısındakinin problemini önemsemiyor. Bahsi geçen problemin hissiyatını alarak kendi hayatlarındaki benzer hissiyatlı problemleri ortaya döküyorlar. Çünkü gündelik hayatımızda bireyselliğimiz gereği her şeyin kendimizle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Bazen karşımızdakine “Seni anlıyorum.” demek yerine kendi başımıza gelenleri anlatarak onu anladığımız mesajını veriyoruz. Ancak bunu da yine her şeyin kendimizle ilgili olduğu düşüncesinden asla sıyrılmadan yapıyoruz.

Noah Baumbach, insanın iletişim kurarken içine düştüğü bu açmazları öyle başarılı bir biçimde analiz edip The Meyerowitz Stories’de karakterlerin birbiriyle olan ilişkilerini yansıtmak için etkin bir şekilde kullanıyor ki, filmin birçok sahnesi bu açıdan tekrar tekrar izlenesi ve üzerine düşünülesi. The Meyerowitz Stories’de diyalogların güçlü kullanımını analiz eden video çalışmasına aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi