Being John Malkovich, Adaptation ve Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi filmlerin arkasındaki yaratıcı beyin olarak tanıdığımız Charlie Kaufman’ın senaryoları, yazarın kişiliğinin özgün bir yansıması olarak da dikkat çeker. Ancak birazdan değineceğimiz New York Yanılsamaları, Charlie Kaufman’ın kariyerindeki ilk yönetmenlik denemesi olması bakımından da ayrı bir önem arz eder. Charlie Kaufman’ın zihnini karmaşık yapısına alışık olsak da, yönetmenliğin de kendi ellerinde olduğu bir filmde ortaya çıkabilecek sonucu anlamaya çalışmaktan önce hissetmek daha büyük önem arz ediyor.

“Çelişkin bir biçimde, kendileri için bir yaşama nedeni olan (yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de) düşünceler ya da düşler uğrunda ölüme giden başka insanlar görüyorum. Böylece ivedilikle yanıtlanması gereken sorunun yaşamın anlamı olduğu yargısına varıyorum.” New York Yanılsamaları’nın ana karakteri Caden Cotard, yaşama nedenini aynı zamanda ölme nedeni yapabilen bir karakter. Bu neden o kadar güçlüdür ki, yaşamak için yanılsamaları da beraberinde getirir. Kaufman’ın her şeyiyle kendi zihninin bir yansıması olduğunu söyleyebileceğimiz bu dünyada, gerçekle oyun olan iç içe geçer. Gerçekte olan oyunda canlanır, oyunda olan gerçeğe sirayet eder. Caden tüm bunları düşünür hem de ölümüne düşünür, ölümünü düşünür. “Düşünmeye başlamak, için için yenmeye başlamaktır.” der Albert Camus Sisifos Söyleni adlı kitabında. Bu yüzden de “Kendini öldürmek, bir anlamda melodramlarda olduğu gibi içindekini söylemektir.” Peki her an ölüyor olma korkusuyla Cotard’ın yaptığı gibi yıllarca yaşamak içindekini hiçbir zaman söyleyememiş olmak mıdır ya da aksine her gün tekrar tekrar bağırmak mı?

New York Yanılsamaları: Bütün Hisler Doğrudur

Caden nasıl hissediyorsa biz de izleyici olarak filmi öyle izleriz. Yıllar geçmesine rağmen yaşlanmış hissetmiyorsa, herkes yaşlanmış olsa da o genç hâliyle çıkar karşımıza. Bitip tükenmişse de tükenmişliği Caden’ın gözlerinden görürüz. Caden ile mutlu olamayıp kızları Olive’i de alarak Berlin’e yerleşen Adele’in aniden dünya çapında ünlü oluşu tam da kıskanç bir zihnin kurgusu gibidir. Her şey bitip de Caden gerçeklikle biraz daha çarpışmaya başladığı zaman Adele’in yaşadığı evin o kadar da muhteşem olmayabileceğinin ihtimalini Kaufman izleyicisine sunar ancak yine Caden’ın gözünden. Bu yüzden New York Yanılsamaları, tam bir yanılsamadır. Tüm bunlar annesine kızıyla pikniğe gideceğine yıllar önce söz veren Caden’ın eşcinsel olduğunu keşfetmesiyle yaşadığı suçluluğun bunalımından kurtulmaya çalışma yöntemi olabilir. Yine annesine söz veren Tammy’nin kocasıyla boşanmasının yarattığı bunalımı kurguladığı Caden karakteri üzerinden atmaya çalışmasının hikâyesi de. Birçok farklı okumaya açık olan New York Yanılsamaları için Charlie Kaufman’ın filmini “izleyiciye ne hissettiriyorsa onun filmi” olarak tanımlaması da sonsuz olasılıkları gündeme getirirmesi için yeterli bir sebeptir.

New York Yanılsamaları’nda karakterlerin isim ve soyisimleri de ayrı bir önem taşır aslında. Caden Cotard ismi mühimdir. Çünkü 1800’lü yılların sonlarında ilk kez tanımlanan Cotard Sendromu, tam da Caden’ın yaşadığı durumu tanımlar gibidir. Cotard Sendromu’nda birey öldüğüne ya da ölü olduğuna inanır ve bazen bunu ispatlamak için intihar edebilir. Caden da günden güne çürüdüğünün yanılsamasıyla, her an yakın hissettiği ölme hâliyle Cotard Sendromu’ndan muzdarip bir karakter olarak karşımıza çıkar. Yanı sıra orada olsa bile Caden’a uzak olan, hep eksikliği hissedilen, en nihayetinde de ülkeyi terk eden Adele’in soyisminin “Lack” (eksiklik) olması manidardır. Çünkü Adele hep eksikliği gözlemlenendir. Caden’ı sürekli takip ederek onu tam anlamıyla tanıyan ve o olarak yaşayan Sammy ve Sammy’nin ölümünden sonra Caden’ın yerine geçen Tammy’nin isim benzerlikleri de bir zihnin yansımaları olduğunu ortaya koyar gibidir.

Hayatta olan herkes, kendini gerçekleştirme batağına sağlanmıştır. Kendisinin özel olduğuna kanaat getiren her bir birey, bir noktada kendini gerçekleştirme serüvenini başarıyla tamamlayacağına inanır ve Kaufman’a göre bu hiçbir zaman gerçekleşmez. Çünkü saat şuan 7:44’tür ve birazdan 7:45 olacaktır. Yaşamak böyle bir şeydir. “İnsanla yaşamı, oyuncuyla dekoru arasındaki bu kopma uyumsuzluk duygusunun ta kendisidir.” Ancak Charlie Kaufman bunu bir adım ileriye taşır ve insan yaşamıyla dekor iç içe geçerek bambaşka bir uyumsuzluğun kapısını aralar.

“Maskelenen şey, anlatı zincirinin radikal olumsallığıdır, her noktada işlerin başka türlü gelişebileceğidir. Ama eğer bu yanılsama tam da anlatının çizgiselliğinin sonucuysa, olaylar zincirinin radikal olumsallığı nasıl görünür kılınabilir? Paradoksal cevap şudur: Tersten giderek olayları geriye doğru, sondan başa sunarak.” Slavoj Zizek’in bahsettiği bu lineer olmayan olay akışını Charlie Kaufman fiziksel olarak değil ancak zihinsel olarak gerçekleştirir. Aslında Caden Cotard’ın yaşamını lineer bir zaman akışında gençliğinden yaşlılığına izleriz. Ancak bu lineer zaman akışının içerisinde gerçekleşen durumlar, üzerine her gün verilen yeni bir kararla sondaki hâlini almaz, aksine filmin sonunda gerçekleşenler aslında en başa aittir. Çünkü bir zihnin içinde kurgulanan benlikler, tüm bu lineer zaman akışından çıkmamız ve olaylara daha bütünsel bakan bir bilinç tarafından karar verilmesiyle arzulanan gerçekliğin yanılsamasını yaratmak için oluşturulur.

Kaynak

Camus, A. Sisifos Söyleni, İstanbul: Can Yayınları, 2017

Frued, S. Bir Yanılsamanın Geleceği, Ankara: Alter Yayıncılık, 2011

Zizek, S. Yamuk Bakmak, İstanbul: Metis Yayınları, 2013

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi