1 Mayıs’ta Netflix’te yayınlanan ve izleyiciler tarafından ilgiyle karşılanan Into the Night dizisindeki en dikkat çekici 10 detay!

Uluslararası yapımlarının sayısını hızla artırmaya devam eden Netflix‘in Belçika yapımı ilk orijinal dizisi olan Into the Night, 1 Mayıs’ta izleyici ile buluştu. İlk sezonu altı bölümden oluşan dizi ilgiyle karşılandı ve karantina sürecinin de etkisiyle geniş izleyici kitlesine ulaşması başardı.

Hakan: Muhafız ve Atiye dizilerinin de senaristleri arasında yer alan Jason George‘un yaratıcısı olduğu dizi, Brüksel’den kalkmak üzere olan bir yolcu uçağının, NATO’da görevli olan İtalyan bir subay tarafından kaçırılmasıyla başlıyor. Silah zoruyla uçağa bindikten sonra o sırada uçakta olan az sayıdaki yolcuyu ve uçuş görevlilerini rehin alan subay, pilottan güneş doğmadan önce batıya doğru yol almasını ister. Çünkü güneş doğduğu anda herkes ölecektir. Uçaktaki insanların bir yandan bu rehin alma olayından sağ kurtulmaya çalışırken, bir yandan da bu iddianın gerçek olup olmadığını öğrenmesi gerekecektir.

Uluslararası bir oyuncu kadrosunu bir araya getiren dizinin başrollerinde Pauline Etienne, Mehmet Kurtuluş, Jan Bijvoet, Laurent Capelluto, Stefano Cassetti, Nabil Mallat, Alba Gaïa Bellugi, Regina Bikkinina, Astrid Whettnall, Vincent Londez, Babetida Sadjo ve Ksawery Szlenkier yer alıyor.

***Yazının bundan sonraki bölümü Into the Night ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Into the Night, merak uyandıran hikâyesi ve izleyiciyi diken üstünde tutan yüksek aksiyon dozu ile ilgi çekmiş olsa da, hikâyenin çıkış noktası olan tehdidi sağlam bir zemine oturtmak için zaman harcamayarak daha en başta hikâyede önemli kusurlar olmasına kapı aralıyor. Hâl böyle olunca ilk sezonun sonunda cevapsız kalan soruların senaryodaki bu açıklardan mı kaynaklandığını, yoksa sonraki bölümlerde çözülecek konulara zemin mi hazırladığını anlamak güç oluyor. Yine de bu sahnelerin varlığı önümüzdeki bölümlerde yaşanabileceklere dair teorileri beraberinde getiriyor. İlk sezonda açıklanmayan olaylara dair bu teorileri ve dizinin ilk sezonundaki dikkat çekici detayları aşağıda bulabilirsiniz.

Into the Night Dizisindeki En Dikkat Çekici 10 Detay

Neden Güneş Işığı Almayan Bir Yere Gitmiyorlar?

Uçaktakiler gün ışığına karşı yarışıp bir ülkeden bir ülkeye giderek karanlıkta kalmaya çalışırken, izleyicinin aklında neden kutuplar gibi uzun süre gün ışığı görmeyen bir bölgeye gitmedikleri sorusu belirebilir. Ancak kutupların her zaman gün ışığından mahrum olmadığını unutmamak gerekiyor. Gün ışığının doğrudan gelmediği, sadece bir alacakaranlık hâlinin yaşandığı Kutup Alacakaranlığı her iki kutupta yaklaşık iki ay süreyle yaşanıyor. Brüksel’den yola çıkan karakterlerimiz Kuzey yarımkürede yer alıyor. Dizide gördüğümüz şehirlerde karşılaştığımız manzara -özellikle Kanada gibi soğuk bir ülkede bile yağmur veya kar ile karşılaşmamaları- dizinin geçtiği dönemde Kuzey yarımkürede yaz olduğunu gösteriyor. Bu da karakterlerin Kutup Alacakaranlığına sığınmak için için Güney kutbuna gitmesi gerektiğini gösteriyor ki içinde oldukları tipte bir uçakla bu yolculuğu gerçekleştirmeleri neredeyse imkânsız.

Airbus A320

Karakterlerin yolculuk boyunca içinde oldukları uçaktan bahsetmişken, dizinin yaratıcıları verdikleri bir röportajda bu uçağın Airbus A320 ailesinden bir uçak olduğunu belirtiyor. A320 dar gövdesiyle kargaşa hâlindeki havalimanlarına inmelerini kolaylaştırıyor olsa da, Güney kutbuna yapılacak bir seyahat gibi uzun mesafe uçuşlarına pek uygun olmamasıyla karakterlerin seçeneklerini kısıtlıyor.

Zümrütler

Ayaz’ın gruptaki “iyi adam” algısını kaybedip bir suçlu olarak görülmesine, tarihi değeri olan zümrütleri Türkiye’ye götürmek istemesi neden oluyor. Bu zümrütleri Türkiye’ye geri götürmek isteyen Ayaz, bunun için başka birisine zümrütleri yutup uçağa binmesi için para ödüyor. Ancak bu kişi zümrütleri yutmadan önce doğru şekilde hazırlamadığı için ölüyor. Bu durum ortaya çıkınca da Ayaz kendisini grubun hedefinde buluyor. Yaptığı şeyi haklı çıkarmak için bu zümrütlerin son Osmanlı padişahı Vahdetttin tarafından ülkeden çıkarıldığını, tekrar ait oldukları yere dönmesi için kaçak yollarla Türkiye’ye götürmeye çalıştığını söylüyor. Ancak işin aslı şu ki Vahdettin tarafından götürülen, Avrupa’da müzelerde sergilenen zümrütlere dair tarihi bir anekdot bulunmuyor. Zümrütlerin kaçırılması, dizideki pek çok şey gibi hikâyenin istenen şekilde ilerlemesi için yaratılmış kurmaca bir olay.

Güneş’in Manyetik Kutuplarında Yaşanan Değişim

Güneşin doğduğu yerlerdeki tüm canlıların ölmesine neden olan bu küresel fenomenin neden kaynaklandığı açıklanmıyor. Ancak karakterler ellerindeki bilgiler ışığında bu konuda fikir yürütüyor. Bu fenomene Güneş’in manyetik alanında yaşanan değişimin neden olduğu teorisi karakterlerden kabul gören açıklama oluyor. Bilimsel konularda grubun bel bağladığı Horst, bunun birkaç yıl önce Güneş’in manyetik kutuplarında yaşanan alışılmadık değişimden kaynaklanıyor olabileceğini söylüyor. Türkiye’den kaçırılan zümrütlerin aksine burada dizi gerçek bir olaya referansta bulunuyor. Zira 2018 yılında Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanan bir araştırma, Güneş’in manyetik kutuplarında yaşanan son değişimde alışıldık olmayan bir tablonun ortaya çıktığını gösterdi. Güneş’in Kuzey yarımküresinde manyetik alanın değişimi 2012’nin haziran ayında başlarken, Güney yarımkürede değişim 2013’ün ortalarına kadar başlamadı. Her 11 yılda bir gözlemlenen manyetik kutup değişiminin bu kez eş zamanlı olarak gerçekleşmemesi merak uyandırdı. Ayrıca yine aynı araştırmada Güneş’in manyetik alanının dış çeperinin son 20 yılda belirgin şekilde zayıfladığı belirtildi. Elbette gerçekte bu durumun dizideki gibi küresel bir felakete neden olacağına dair bir öngörü bulunmuyor.

The Old Axolotl Romanından Esinleniyor

Into the Night doğrudan bir uyarlama olmasa da Polonyalı bilimkurgu yazarı Jacek Dukaj’ın The Old Axolotl adlı romanından esinlenerek hazırlandı. The Old Axolotl insanlığın sonunu getiren küresel bir felaketin sonrasında geçiyor ve okuyucuları robotların mesken tuttuğu siberpunk bir dünyaya davet ediyor. Romanın bu kısmıyla bir alakası olmayan Into the Night ise sadece kitabın çıkış noktası olan küresel felaket hikâyesini kullanıyor.

The Langoliers ile Benzerlikler

The Old Axolotl romanından esinlenerek hazırlanan Into the Night, aslında The Old Axolotl’dan çok Stephen King imzalı The Langoliers ile benzerlikler taşıyor. Stephen King’in kısa hikâyelerden oluşan Four Past Midnight kitabında yer alan The Langoliers, yolcuların bir kısmının aniden kaybolduğu bir uçakta geçiyor. Kalan yolcular gittikleri yere vardıklarında Dünya’da hayatın adeta yok olduğunu keşfediyor. Başka hiç kimsenin olmadığı bu dünyada yemeklerin tadı yoktur, ses yankılanmaz, havada bir donukluk vardır ve onları yok etmeyi kafaya koymuş şeytani güçler peşlerindedir. The Langoliers, 1995 yılında iki bölümlük bir mini diziye de uyarlanmıştı.

The Langoliers dışında Into the Night ile benzerlikler taşıyan diğer yapımlar arasında Flight World War II, Snakes on a Plane, Flightplan, Red Eye, Sunshine, Daybreakers, The Happening ve Last Night yer alıyor.

Dağ Gelinciği

Into the Night’ın ilk sezonundaki en büyük soru işaretlerinden biri hastaneye yapılan ziyaret sırasında ortaya çıkıyor. Mathieu’ün enfeksiyon kapan elini tedavi etmek ve Dominik’in ilaçlarını bulmak için hastaneye yapılan bu yolculuk sırasında su bulmak için annesinden ayrılan Dominik, bir çantanın içinde sıkışıp kalmış bir dağ gelinciğine denk geliyor. Güneşin doğmasının ardından tüm canlıların öldüğü bu şehirde bir dağ gelinciğinin hayatta kalması “nasıl” sorusunu doğuyor. Çünkü dizide daha önce ölü kuşlar görmemiz hayvanların da bu durumdan etkilendiğini gösteriyor. Biyolojik olarak da dağ gelinciğinin Güneş’ten etkilenmemesi için özel bir neden bulunmuyor. Bu yüzden bu dağ gelinciğinin hayatta kalmasının başka bir sebebi olduğu düşünülüyor.

Bu tuhaf olaya dair ortaya atılan teorilerden biri, dağ gelinciğini çantada bulunan köpek mamalarının koruduğu yönünde. Çünkü Zara ile Horst bu konu hakkında konuşurken Horst laf arasında çantada köpek mamalarının olduğu teneke kutular olduğunu söylüyor. Bu detayın izleyiciyle paylaşılmış olması ve dışarıdaki yiyecekler bozulurken konserve kutulardaki yiyeceklerin bozulmuyor olması, bu teneke kutuların bir şekilde hayatta kalmak için hikâyede rol oynayabileceği şeklinde yorumlanıyor. Bilimsel olarak bu teoriyi destekleyecek bir bilgi bulunmuyor, ancak ilk sezonda gördüğümüz kadarıyla bu durum Into the Night için çok da anlam ifade etmiyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu

İlk sezonun ardından cevaplanmasını beklediğimiz bir diğer konu da Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’nda yaşayan kozmonotun nasıl hayatta kaldığı sorusu. Alçak Dünya yörüngesinde yer alan Uluslararası Uzay İstasyonu, Dünya çevresindeki dönüşünü yaklaşık 90 dakikada tamamlıyor ve gün içinde defalarca Güneş ışığına denk geliyor. Aksi yönde ateşleme yapmadan sabit durduğu takdirde yerçekiminin etkisiyle Dünya’ya çakılacağı için belli bir yerde uzun süre durup Dünya’nın arkasına saklanma gibi bir şansı da bulunmuyor. Bu da istasyondaki bu kozmonotun nasıl hayatta kaldığı sorusunu doğuruyor.

Bu konuda iki teori ön plana çıkıyor. Birincisi, uçak telsizinin yakaladığı bu konuşmanın aslında Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan değil Dünya’dan geldiği. Çünkü bu yayını yapanın bir kozmonot olduğu sonucuna varılmasında “yıldız” olduğu düşünülen Stara 17 ifadesi etkili oluyor. Ancak daha sonra Stara 17’nin aslında Bulgaristan’da bir üs olduğunu öğreniyoruz. Ortaya atılan bir diğer teori ise dünyada yaşanan bu fenomenin Güneş’ten gelen gama ışınlarıyla ya da bilimsel açıklama getirilecek herhangi bir olayla bağlantısı olmadığı ve uzayı etkilemeyen daha tuhaf, belki de paranormal bir olayla açıklanacağı yönünde.

Yaklaşan Bu Felaket Önceden Biliniyor

Terenzio’nun yaşanacak bu olayı NATO’da duymuş olması yetkililerin yaklaşan tehlikenin farkında olduğunu açıkça gösteriyor. Daha sonra NATO’ya gidip konuşma kayıtlarını dinlediklerinde, yetkililerin vakitlerinin tükendiğini söylemesi ise, bu durumun ne kadar süredir bilindiği sorusunu akıllara getiriyor.

NATO’daki sahnede akıllara gelen bu soru, dizinin finaliyle birlikte daha da anlam kazanıyor. Zira grubun sığınakta karşılaştığı askerler, bu yaşananları çözmek için gruptan yardım istiyor. Yaşanan bu küresel felaketi çözmek için bir plan hazırlanmış olması, bu olayın yaklaştığının bir süredir bilindiği teorisini destekliyor.

2. Sezona Açık Kapı Bırakan Finali

Gerek sığınaktaki askerlerin finalde gruptan yardım istemesi, gerekse ilk sezonun sonunda cevapsız bırakılan sorular 2. sezona açık kapı bırakıyor. Netflix diziye henüz resmi olarak 2. sezon onayı vermemiş olsa da, dizinin gördüğü ilgi bu onayın yakında geleceğini düşündürüyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi close-cookie-information